“PKK terörü”nün hortlatılabilmesinin nedeni, bizim vaziyeti görüntü’yle idare edeceğimizi sanmamızdır. Ama unutmayalım ki, görüntü, hiç bir zaman gerçek değildir. Aksine, gerçeğin, yeniden gerçeğe dönüşmesinin önündeki yegâne engeldir. O yüzden artık “PKK terörü” diye bir şey yoktur. Sadece “ABD’nin PKK terörü” vardır.
ykaplan@yenisafak.com.tr
Artık “PKK terörü” bitmiştir. En vahşî terör eylemlerinde, “gerçek”te PKK’nın imzası olsa bile, bu, sadece bir “görüntü”den ibarettir; PKK, bu eylemlerde bir “aktör” değil, bir “figüran”dır; gölge-figür’dür; parazit’tir; “yem”dir, tabiî yerseniz! Ama Türkiye’de bu yem’in yenildiği gözleniyor!
Burada bir komplo teorisi filan geliştirmiyorum: Görülemeyen bir gerçeğe dikkat çekiyorum: ABD’nin, (İsrail’in ve AB’nin de), bölgeyle ilgili, özelde PKK üzerinden, genelde ise bütün Kürt unsurlar üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı büyük hedefleri vardır.
Görünenler ve görünmeyenler, bizim kafamızın karışmasına neden oluyor. ABD’nin, İsrail ve AB’nin de desteğini alarak, İran PKK’sı PJAK’ı silahlandırdığı ve İran’a karşı açıkça bir “asset” / “malzeme” olarak kullandığı bir gerçektir.
ABD, İran’a açıkça düşman olduğu için ABD’nin PJAK’ı açıkça desteklediğini ve kışkırttığını biliyoruz. Bu, AB’nin de, İsrail’in de işine geliyor; bunu da biliyoruz.
Ama görmekte zorlandığımız ve zaman zaman da bilemediğimiz yakıcı gerçek şu: ABD, İsrail ve AB, Türkiye’ye karşı açıkça düşman olan, düşmanlıklarını ilan etmiş “aktörler” değildir; hatta “görünüşte” Türkiye’nin “dostları” ve “müttefikleri”dir. Ama sadece görünüşte.
Görünüşte diyorum; çünkü Türkiye, sadece görünenden ibaret bir ülke değildir. Görünen Türkiye’nin siyaseti, ekonomisi, kurumları laiklik ilkesi üzerinden tarif edilmişir. ABD’nin de, İsrail’in de, AB’nin de yegâne hedefi, bu görüneni, tek gerçek hâline getirmektir. O yüzden, bütün Batılı ülkelerin liderleri, Türkiye’nin laik olduğunu ve laik kalması gerektiğini ifade etmişlerdir. Bu ifade, sadece bir ifade değildir; bir “emir”dir. Eğer bu “emir”, yerine getirilmezse, Türkiye’nin başına her türlü çorabı örmekten çekinmeyeceklerini örtük ya da açık şekillerde telafuz ettiler Batılı liderler bugüne kadar.
Gerçek Türkiye, görünen Türkiye’ye biçilen bu rolü ve oynaması tayin edilen “emri” hayata geçirmemek için direnen bir Türkiye’dir: Gerçek Türkiye, esaslı bir tarihi, kültürü, medeniyet birikimi olan ve gerçekten de tarih yapmış bir Türkiye’dir.
İşte, bu gerçek Türkiye’nin gerçekliğinin yeniden gerçeğe dönüşmesi, Batılıları fena hâlde ürkütüyor. Türkiye’nin yeniden tarih yapacak, esaslı bir medeniyet yürüyüşüne öncülük edebilecek bir imkân ve ihtimalinin her zaman mevcut olduğunu, şu geçtiğimiz süreçte, bunun her zamankinden daha fazla gerçekleşme vasatı bulmak üzere olduğunu Batılılar çok iyi biliyorlar.
Laik Türkiye, ister kabul edelim ister etmeyelim; doğrudan ve dolaylı yollarla sadece “emir alan” bir ülkedir. Irak’ın Kuzey’ine giremeyişimizin nedeni, ABD’den gerekli izni / emri alamayışımızdır. (Sadece karşılaştırmak için söylüyorum: İran, “emir alan” bir ülke olmadığı için, PJAK’ın Irak’taki terör kamplarını bombalayabilmiştir.)
Özetle, Batılıları ürküten şey, Türkiye’nin yeniden tarihsel ben’ini, kültürel ben’ini, medeniyet ben’ini hatırlayıp, gerçek Tükiye’nin dinamiklerini harekete geçirerek “emir / izin alan” konumundan, “emir / izin veren” konumuna geçebileceği korkusudur. (Fazla değil, bir asır önce, gerçek Türkiye’nin tarihsel, kültürel ve medeniyet ben’inin en güçlü temsilcilerinden Sultan Abdülhamid, Yahudiler’e Filistin’e yerleşme izni vermemiş; oraya aslâ yerleşemeyecekleri “emrini vermişti”).
Nietzsche, (Kasım ayının ilk haftasında Külliyat Yayınları’ndan yayımlayacağımız) Putların Alacakaranlığında başlıklı kitabında şöyle der: “Almanlar için, yalnızca bir ruha sahip olmak yeterli değildir; bir Alman, aynı zamanda, bir ruha sahip olma cesaretine de sahip olmalıdır…”
Türkiye’nin bir ruhu yoktur; laiklik Türkiye’nin bir ruhu değildir. Ayrıca laiklik / dolayısıyla Batılılaşma, Türkiye’ye bir ruh da ver/e/mez. Aksine laiklik Türkiye’nin bir ruha sahip olmamasının, bir ruha sahip olmaya kalkışmamasının; dolayısıyla görünen Türkiye’nin gerçek Türkiye’ye dönüşmemesinin, “emir alan” konumundan, tarih ve medeniyet dinamiklerini harekete geçirerek “emir veren” konumuna geç/e/memesinin Batılılar için yegane teminatıdır.
“PKK terörü”nün hortlatılabilmesinin nedeni, bizim vaziyeti görüntü’yle idare edeceğimizi sanmamızdır. Ama unutmayalım ki, görüntü, hiç bir zaman gerçek değildir. Aksine, gerçeğin, yeniden gerçeğe dönüşmesinin önündeki yegâne engeldir. O yüzden artık “PKK terörü” diye bir şey yoktur. Sadece “ABD’nin PKK terörü” vardır.
Nietzsche’nin yukarıda alıntıladığım sözü, fenâ hâlde kışkırtıcı; o yüzden, bu söz üzerinde biraz durmak istiyorum…
{ 6 comments… read them below or add one }
Söylediklerinizde doğruluk payı olsa da ben ABD ‘yi artık süper bir güç olarak görmüyorum. Sonuç her ne olursa olsun olan yine Kürtlere oluyor güneydoğu yaralanıyor güneydoğu feryat ediyor ve bu kimin umrunda. Gündem oluşturarak terör içimizi yakıyor diye yüzlerce yazı yazılacağına. PKK niye var neden Kürtler destek veriyor ve neden PKK ‘nın %99 Kurd diye bir soru sorulsa sorun kökten çözülür.
Eğer bütün bunlar bir oyun ise PKK bir piyon olarak kabul edersek sizce Türk-Kürd düşmanlığını artıran binlerce yazıyı yazanlar da bu oyunun içinde değil mi?
Parmagın yuzunde iyi baslamıssın ama kotu bitirmissin. Laik Turkiye milletcidir. Laik olmayan ise ümmetci. Biz Ümmetci sekilde yonetilirken en buyuk kazıgı diger ümmetci araplardan yedik. ABD ile ilgili yorumların haklı ama diger kısmın hic alakası yok laik olmakla. genc beyinleri bulandırma. Su anda hukumet tek güc.Kafa yapılarıda laık degil. RTE ABDnin emrinde degilse (TC nin hicbir cıkarıyla ortusmeyen BOP nin esbaskanı olarak mumkun degil ya!) emir almasında görelim. Emir aldıgına göre bu cıkarımın cok hatalı sayın yazar bey.
pkk. pejak.kürdistan-israil.ermenistan-türkiyeyi küçültmek istiyen uss.ab-ülkelerinin taşoranlarıdır.saygılarımla hümmet aydın zong.
laiklik hakkındaki düşüncelerinizi acıkca dile getirdiginiz için sizi tebrik ediyorum zira toplumumuzda laikliğe karşı cıkamama taassubu var. oysa ki laiklik sadece, milleti müslüman olmayan devletler için faydalı olabilir. İslamiyet in ve laikliğin ne demek olduğunu anlayabilenler, müslüman bir halkın laik bir yönetim anlayısıyla yönetilmesine ihtiyac duymadığını bilirler. Ancak Türkiye’de ne İslamiyet ne de yönetimin nasıl olması gerektiği şu an için anlasılmış degildir. Gerçek İslam’ı anlayanların ülkesinde ne laikliğe ne de yobazlığa meydan bırakılır. Büyük önder Atatürk de sırf bu yüzden, İslamiyet’i ve dolayısıyla yönetimin nasıl olması gerektiğini (ogünün şartları içinde ve bugün de) anlayamayan bir milletin yönetiminin sağlıklı olması için laikliği elzem görmüştür. laiklik bizim için gereklidir.
herkes salak
bu ülkenin ordusunun yönetiminde sadece türkler var dili türkçe eğitimi türkçe bu ülkenin vatandaşlarından bahsederken türkler deniyor ve kürtler sadece azınlık öylemi?burda kendini kandırma hissediyorum.ülke ilk kurulduğunda evet kürtler azınlıktı fakat şimdilerde nerdeyse türklere yaklaşmış durumdalar kürtler 10 çocuk yapar türkler en fazla 3…eğer TC yakın bi zamanda kürtlere diğer azınklara oranla bi torpil yapmazsa daha başı çok ağrıcak gibi.çözüm ne mi?3 yol var 1*ülke bölünür 2*kürtlere özerklik sağlanır 3*türkler ırkçılıkdan ve PKK şiddet ve terörden vazgeçer!benim fikrim mi?geleceğini düşünen ve güçlü bir ülke isteyen bir kürt kökenli TC vatandaşı olarak tabikide 4*hiçbiri :) şaka şaka 3