Kolayı içtikten sonra vücudumuzda ne gibi değişiklikler olur?
Haziran 5, 2008

Prof. Dr. Ayşe Akın bir bardak Kola içtikten sonra vücudumuzda meydana gelen sürecin sağlığımıza etkilerini anlattı.
İlk 10 dakika:
10 çay kaşığı şeker vücudunuza girer (Günlük almanız gereken şeker
miktarının tamamı kadar). Fosforik asit tat alma duyunuzu keser ve aşırı şeker yüklemesinden dolayı kusmanızı engeller.
20 dakika:
Kan
şekerinizde ani bir yükselme olur, yüksek miktarda insulin patlamasına
neden olur. Karaciğeriniz vücudunuzdaki şekeri yağa çevirerek buna bir
yanıt verir. Bu sadece bir kaç dakika içinde olur.
40 dakika:
Kafein emilimi tamamlanır. Göz bebekleriniz büyür, kan basıncınız
yükselir, karaciğeriniz kana daha fazla şeker pompalamaya başlar.
Beyninizdeki adenozin reseptörleri rehaveti önlemek için bloke olur.
45 dakika:
Beyninizde dopamin salgısı artar.Bu tıpkı eroinin vücuta yaptığı tepkimelere benzer.
60 dakika:
Kafeinin diüretik özellikleri baş gösterir (tuvalet ihtiyacı). Bu da
vücutta depolanmış kalsiyum, magnezyum ve çinko’nun da beraberce dışarı atılması demek.
Bir
süre sonra şeker ihtiyacını tekrar duymaya başlayacaksınız, kendinizi
halsiz ve bitkin hissedeceksiniz. Vücudunuzda kola ile aldığınız bütün
su tekrar dışarı atıldığı için susuzluğunuzu tekrar hissedeceksiniz.
Şeker ihtiyacını takiben, kafein isteği de başlayacak (sigaradaki gibi)
cosmoturk
Bilgisayar ekranları görme güçlüğüne, göz yorgunluğuna ve göz kurumasına neden olabiliyor.
Mayıs 11, 2008
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ümit Kamış, bilgisayar ekranlarının sürekli
titreşen yapıda olmaları ve saniyede 40-80 kez yanıp sönüyor olmasının,
bilgisayar başında fazla kalınması halinde görme güçlüğüne, göz
yorgunluğuna ve göz kurumasına neden olabildiğini söyledi.
Doç.
Dr. Kamış, AA muhabirine yaptığı açıklamada, televizyon ve
bilgisayarların yaygınlaşmasıyla gözle ilgili rahatsızlıkların ciddi
oranda artış gösterdiğini söyledi.
Yüzyılın en yaygın meslek
hastalıklarından biri olan ”Bilgisayara bakma sendromu”nun her geçen
gün yayıldığını ifade eden Doç. Dr. Kamış, gözlerde ağrı, yorgunluk,
rahatsızlık, kızarıklık, bulanık görme, çift görme gibi belirtileri
olan hastalığın bilgisayar kullanıcıları arasında yaygınlığının yüzde
88,5 olduğu belirtti.
Doç. Dr. Kamış, bilgisayara bakma sendromunun modern dünyanın yarattığı yeni bir durum olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
”Yani
bilgisayara bakma sendromu, halk arasındaki ifadeyle gözü bozmaz. Ancak
genellikle 60-80 santimetre mesafeden ekrana bakılıyor olması ve
saatlerce çalışılıyor olması, bazen kırılma kusurlarının kendini
hissettirmesine neden olur. Bunun dışında bilgisayar ekranlarının
sürekli titreşen yapıda olmaları ve saniyede 40-80 kez yanıp sönüyor
olması, görme güçlüğüne, bu da dikkatle izlemekte olan kişilerde göz
yorgunluğuna ve göz kurumasına neden olur. Normalde 12-16 defa olan
dakikadaki göz kırpma sayısının dikkatli bakış sırasında 5-6 defaya
kadar düşmesi, kırpma yoluyla gözümüzün kurumasını önleyen mekanizmayı
yavaşlatır.”
Büro gibi klimalı ortamlarda göz yaşı buharlaşma
hızının artması ve ortam neminin azalmasının da göz yüzeyinin
kurumasını artırıcı diğer bir faktör olduğunu belirten Doç. Dr. Kamış,
bilgisayar kullanıcılarının göz yorgunluğu ve göz kurumasını önlemek
için ekran başında uzun süre durmaması gerektiğini bildirdi.
-BİLGİSAYAR KULLANIRKEN-
Doç.
Dr. Ümit Kamış, uzun süre ekran başında kalmak zorunda olanların da
bilgisayar ekranının üst seviyesinin, göz seviyesini aşmamasına özen
göstermesi ifade ederek, şunları söyledi:
”Bu sayede gözümüz
çalışma sırasında hafifçe aşağı bakar pozisyonda olacak, bu durum kapak
aralığının bir miktar dar kalması yoluyla göz yaşının buharlaşabileceği
göz yüzeyini azaltacaktır. Ekrana 60-80 santimetre mesafeden bakan bir
kişi için ekran boyu ile ekran çözünürlüğü dengesi de çok önemlidir. 14
inç ekran boyutu için 640×480, 15 inç ekran boyutu için 600×800, 17 inç
ekran çözünürlüğü için 1024-768 ideal seçimdir. Bu durum görüşü çok
daha kolaylaştırır. Ayrıca dikkatli çalışma ve keskin görüş çabası, göz
kırpma sayısını istemsiz olarak düşürecektir. Bu nedenle 45 dakika
ekran karşısında geçirildiğinde, 15 dakika süreyle daha az görsel
dikkat gerektiren bir işlev yapılacak şekilde ara verilmelidir.”
Bunun
dışında bilgisayarın bulunduğu mekanın havasının mutlaka belli
aralıklarla nemlendirilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Kamış, ekran
filtresi kullanmanın da bir diğer koruyucu önlem olduğunu bildirdi.
AA
Saç dökülmesinin sebepleri ve korunma yolları…
Mart 17, 2008
Prof. Dr. Kerim
Alpınar, bilinçsizce yapılan diyetlerin yol açtığı kansızlığın,
saçların güçsüzleşmesiyle birlikte hızla dökülmesine neden olduğunu
bildirdi.
Prof. Dr. Alpınar yaptığı yazılı açıklamada,
özellikle hanımların güzelleşmek uğruna neredeyse ölüm diyetlerine
girdiğini, yanlış uygulanan diyetler nedeniyle pek çok kişinin
saçlarından olduğunu belirtti.
Sağlıklı ve dökülmeyen saçlar için gıdalarda protein, çinko, B12
vitamini, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına dikkat edilmesi ve
sebze-meyve gibi yiyeceklerin bol bol tüketilmesi gerektiğini kaydeden
Alpınar, ”Bilinçsizce yapılan diyetlerin yol açtığı kansızlık,
saçların güçsüzleşmesiyle birlikte hızla dökülmesine neden oluyor.
Düzenli ve dengeli beslenme saç sağlığını korumak için birinci önceliği
taşıyor” dedi.
Kerim Alpınar, bunun yanı sıra kalıtsal, hormon bozukluğu, mevsimsel
şartlar, hava kirliliği, uygunsuz saç bakımı ve stres gibi faktörlerin
de saç dökülmesine neden olduğunu dile getirerek, Türkiye’de her 100
kişiden 58′inin daha 38 yaşına gelmeden saçsız kalma tehlikesiyle karşı
karşıya bulunduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Alpınar, saç bakımında kullanılacak ürünlerin etkinliği ve
güvenilirliğinin klinik deneylerle kanıtlanmış olmasının önemine işaret
etti.
Bitkisel özlü ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Alpınar, sağlıklı bir saç için şu önerilerde bulundu:
”Temiz ortamlarda bulunun. Çok sigara içilen, kimyasal madde
buharlarının bulunduğu ortamlar, saçları yıpratır ve sağlıksız kılar.
Saçların uzun süre güneş ışığına ve deniz suyuna maruz kalmaması
gerekir. En azından bir şapkayla saçlar güneşten korunabilir. Denizden
çıkar çıkmaz da duş almak gerekir. Yağlı saçlar her gün bir kez, kuru
saçlar ise iki günde bir yıkanmalı ve muhakkak çok iyi durulanmalı.
Zaman zaman da saç diplerinin zeytinyağı kullanarak beslenmesi de çok
önemli. Zeytinyağı en kolay ulaşılabilir, basit ve etkili bir madde.
Saç bakımı ile ilgili ürünlerde de zeytinyağının bulunması bu açıdan
önemli.”
Saç dökülmesinin sebepleri ve korunma yolları…
Mart 16, 2008
Prof. Dr. Kerim
Alpınar, bilinçsizce yapılan diyetlerin yol açtığı kansızlığın,
saçların güçsüzleşmesiyle birlikte hızla dökülmesine neden olduğunu
bildirdi.
Prof. Dr. Alpınar yaptığı yazılı açıklamada,
özellikle hanımların güzelleşmek uğruna neredeyse ölüm diyetlerine
girdiğini, yanlış uygulanan diyetler nedeniyle pek çok kişinin
saçlarından olduğunu belirtti.
Sağlıklı ve dökülmeyen saçlar için gıdalarda protein, çinko, B12
vitamini, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına dikkat edilmesi ve
sebze-meyve gibi yiyeceklerin bol bol tüketilmesi gerektiğini kaydeden
Alpınar, ”Bilinçsizce yapılan diyetlerin yol açtığı kansızlık,
saçların güçsüzleşmesiyle birlikte hızla dökülmesine neden oluyor.
Düzenli ve dengeli beslenme saç sağlığını korumak için birinci önceliği
taşıyor” dedi.
Kerim Alpınar, bunun yanı sıra kalıtsal, hormon bozukluğu, mevsimsel
şartlar, hava kirliliği, uygunsuz saç bakımı ve stres gibi faktörlerin
de saç dökülmesine neden olduğunu dile getirerek, Türkiye’de her 100
kişiden 58′inin daha 38 yaşına gelmeden saçsız kalma tehlikesiyle karşı
karşıya bulunduğunu bildirdi.
Prof. Dr. Alpınar, saç bakımında kullanılacak ürünlerin etkinliği ve
güvenilirliğinin klinik deneylerle kanıtlanmış olmasının önemine işaret
etti.
Bitkisel özlü ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Alpınar, sağlıklı bir saç için şu önerilerde bulundu:
”Temiz ortamlarda bulunun. Çok sigara içilen, kimyasal madde
buharlarının bulunduğu ortamlar, saçları yıpratır ve sağlıksız kılar.
Saçların uzun süre güneş ışığına ve deniz suyuna maruz kalmaması
gerekir. En azından bir şapkayla saçlar güneşten korunabilir. Denizden
çıkar çıkmaz da duş almak gerekir. Yağlı saçlar her gün bir kez, kuru
saçlar ise iki günde bir yıkanmalı ve muhakkak çok iyi durulanmalı.
Zaman zaman da saç diplerinin zeytinyağı kullanarak beslenmesi de çok
önemli. Zeytinyağı en kolay ulaşılabilir, basit ve etkili bir madde.
Saç bakımı ile ilgili ürünlerde de zeytinyağının bulunması bu açıdan
önemli.”
Zencefilin kökü bin derde deva
Mart 16, 2008
ABD’deki Michigan
Üniversitesi’nde yapılan bir dizi araştırma, zencefilin yakın gelecekte
kanser tedavisinde de kullanılabileceğini ortaya koydu.
ABD’li
uzmanlar, zencefilin yumurtalık kanserinin tedavisinde
kullanılabileceğini duyurdu. Zencefil ile ilgili yapılan çalışmalar
sonucunda tedavi maksatlı kullanılmasını destekleyen ve olumlu sonuç
vermiş araştırmaların önemli bir kısmını, bulantı ve kusmayla seyreden
hastalıklar oluşturuyor. İşte zencefilin kanıtlanmış etki ve faydaları:
NELERE İYİ GELİYOR?
Ameliyat sonrası görülen bulantı ve kusmalar, kemoterapide; mide
bulantılarının azalmasında çok etkili. Deniz ve taşıt tutmasında ortaya
çıkan bulantı ve kusmalara, hamileliğe bağlı bulantı ve kusmalarda da
etkili. Diabette kan şekerinin dengede tutulmasında etkili. Zayıflama
tedavisinde etkili. Zayıflama tedavisinde kan şekerini dengede tutmakta
olan etkisinden dolayı tok tutucu ve metabolizmanın yavaşlamasını
engelleyici etkisi ile rahat kilo verimini sağlıyor.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarında ve soğuk algınlığında kullanılıyor.
Kolestrolü düşürücü ve kanın pıhtılaşmasını engelleyici etkisi var.
Beynin çalışması ve gücü üzerine de etkili. Kan şekerinin dengede
tutmaktaki etkisi ile kanda beynin enerji kaynağı olan glikoz yani kan
şekeri sürekli kullanılabilir olduğundan pozitif etkisi var.
Sigara içenlerin felç olma riskini azaltan ürünler…
Mart 16, 2008
İsveç’in başkenti
Stockholm’deki Karolinska Tıp Kurumu’nda yapılan 13 yıllık araştırmada,
magnezyum elementinin özellikle sigara tiryakilerinin felce yakalanma
tehlikesini azalttığını ortaya koydu. Nobel Ödülü veren Karolinska
Enstitüsü’nden Dr. Susanna Larsson’un tütün tiryakisi 26 bin erkek
üzerindeki araştırmasında, magnezyumun yararı açık olarak kanıtlandı.
Tansiyonu düşüren magnezyumun günde 589 mg alınması damar tıkanması
felci tehlikesini yüzde 15 düşürüyor. Magnezyum, tüm tahıl ürünleri
olmak üzere baklagiller, karnıbahar, ıspanak, barbunya ve yerfıstığında
yüksek oranda bulunuyor
Çocuklarda dikkat dağınıklığı ve çözüm yolları
Mart 16, 2008
“Ayşe çalışma masasında oturmuyor. Söylediklerimi hep eksik anlayıp cevap
vermekte gecikiyor. Derse çalışmaya başladıktan 5 dakika sonra nereye
çalışacağını, nerede kaldığını hatırlamıyor. Ödevini bitirmesi saatler
sürüyor. Ders esnasında her şey dikkatini dağıtabiliyor. Oynadığı bir
oyundan hiçbir zaman tam anlamıyla hoşnut kalmıyor. Okurken sıkça
hatalar yapıyor. Okuldan eve hep eşyalarını kaybetmiş olarak geliyor…”
İyi ama gayet sağlıklı görünen Ayşe’nin sorunu ne olabilir? Bu şikâyetler dikkat dağınıklığını düşündürüyor.
Dikkat;
duygularla düşünceyi bir nokta üzerinde toplama, uyanıklık hali olarak
tanımlanmaktadır ve öğrenmenin en önemli unsurlarındandır. Eğitimde
dikkat, algılama ve anlamlandırma sürecidir. Bu süreçte yaşanan
problemler dikkatsizlik olarak adlandırılır. Çocukların okulda, arkadaş
ortamlarında dikkat sorunu yaşamaları, hem ders başarısını hem sosyal
ilişkilerini olumsuz etkiler. Başarısızlıkları düşük benlik algısı
geliştirmelerine neden olur. Her zaman başarısız olacakları,
beceremeyecekleri inancıyla işlerine başlayınca bu düşünce kısır döngü
olarak onları başarısızlığa sevk eder. Yetersizlik duyguları,
ilişkilerindeki bozukluk içlerinde büyük üzüntüye sebep olur ve öfke
duygularını uyandırır. Bu öfkelerini ya içlerine
atarak kendilerine zarar verme yolunu seçerler ya da herkesi rahatsız
edecek biçimde, saldırganlıkla çevreye yöneltirler.
Dikkatsizlik
özel adıyla ‘dikkat dağınıklığı’ bebeklikten başlayabilen ve
erişkinlikte de görülebilen bir sorundur. Dikkat dağınıklığı, çocuğun
zekâ puanıyla yani üstün zekâlı veya normal zekâlı olup olmadığıyla
doğrudan ilişkili değildir. Zekâsı normal ya da üstün olduğu halde,
dikkati dağınık olduğu için kendini derse veremeyen birçok çocuk ve
genç başarısız olabilmektedir.
Dikkat
dağınıklığının okul öncesi, okul çağı ve ergenlik dönemindeki
belirtileri genel hatlarıyla aşağıdaki gibidir. Ancak bu özelliklerin
bulunduğu her çocukta dikkat dağınıklığı olduğu düşünülmemelidir.
Saydığımız noktaların ne sıklıkta ve hangi alanlarda yaşandığı da çok
önemlidir.
- Sık sık bir oyundan diğerine geçerler.
- Belirli bir şeyle çok kısa süre ilgilenebilirler.
- Sakardırlar, sık sık yaralanabilirler.
- Faaliyetleri sürdüremez, yarım bırakırlar.
- Dersi dikkatle dinleyemezler, etrafı ile daha çok ilgilenirler.
- Ev ödevlerini almayı unuturlar ya da eksik alırlar.
- Eşyalarını tam olarak getirmezler, kaybederler.
- Dağınıklıkları vardır, defter vb. gereçlerinin düzenleri bozuktur.
- Gelişim düzeyi içinde geç olgunlaşırlar.
- Öğretmenlerle ilişkilerinde sorunlar yaşarlar. Karşılık veren, saygısız, ilgisiz bir öğrenci olabilirler.
- Zekâlarına uygun hayat başarısı gösteremezler.
- Algıladıklarını
örgütlemede, organize etmede mesela okuduklarını anlamlandırmada güçlük
çekerler. (”p, b, d” harflerini çoğu kez karıştırırlar.) - İyi arkadaş ilişkileri kurmada zorlanırlar.
NEDENLER
Ø Beyindeki bazı alanlardaki hormonel dengesizlik (DEB gösterenlerin promotor korteks ve üst prefrontal kortekste daha düşük serebral glukoz metabolizmasından söz edilmektedir.)
Ø Doğum öncesi ve doğum sırası etkenler
Ø Duyu organlarında (görme – işitme organları) patolojiler
Ø Psikolojik etkenler.
Ø Genetik ve çevresel faktörler.
TAVSİYELER
Dikkat
dağınıklığı olan çocukların bu durumları erken fark edilebilir ve
kendilerine yardımda bulunulabilinirse başarıyı yakalayabilirler. Anne
ve babalar çocuklarına şu şekillerde yaklaşmalıdırlar:
Ø Öncelikle dikkat dağınıklığı hakkında bilgi sahibi olun.
Ø Çocuğun davranışlarını ya da derslerle ilgili yaşadığı sıkıntılarını yaramazlık ya da tembellik olarak yorumlamayın.
Ø Evde
vereceğiniz görevlerle ( ilk önce onun da hoşuna giden görevleri tercih
etmelisiniz) dikkat yoğunluğunu ve süresini artırın.
Ø Davranışları ile ilgili daha sık geri bildirimde bulunun, sonuçlarını paylaşın.
Ø Dikkatli
davranışlarını ödüllendirin (ödülün her zaman maddi olması gerekmez,
ebeveynin ilgisi ve mutlu olduğunu göstermesi yeterli olabilir).
Ø Çocuk
kendisinden beklenilenin ne olduğunu tam anlamıyla bilmelidir. Bu
nedenle beklentilerinizi açıklayın. Ve beklentilerinizde tutarlı olun.
Ø Büyük resimli kitaplar alın ve okutun.
Ø Bilmece çözmek, resimleri eşlemek gibi hafıza ve dikkat üzerine olumlu etkiler yapacak etkinlikler tercih edin.
Dikkat
dağınıklığının tedavi sürecinde özel eğitim programlarının uygulanması
gerekebilir. Olumsuz davranışların düzeltilmesi ve yerine olumlu
davranışların konulması için çeşitli destekleyici ve davranışçı tedavi
teknikleri uygulanabilir. Aile terapisi önerilebilir. Dikkat
dağınıklığının çok yüksek olduğu durumlarda hekim kontrolünde ilaç
tedavisi de söz konusu olabilir.
(Bayrampaşa Bilgi Merkezi tarafından hazırlanmıştır.)
Kansere karşı sarımsak
Mart 16, 2008
Çiğ ya da pişirilmiş sarımsak tüketenlerde, mide, bağırsak, prostat, gırtlak ve meme kanserinin daha az görüldüğü bildirildi.
Haberin devamı »
Cumhuriyet’in filmine, filmle cevap
Mart 12, 2008
İngiliz bilim adamları, zatürreye sebep olan bakterinin ilaca nasıl dirençli hale geldiğini saptadılar. Bilim adamları böylece, penisilinin etkisini tam olarak yeniden sağlamayı ümit ediyorlar.
Warwick Üniversitesi’nden bir ekip, yılda 5 milyon çocuğun ölümüne yol açan “Streptokokus Pnömoni” bakterisi üzerinde çalıştılar. Bu bakteri, son yıllarda penisiline dirençli hale gelen bakteriler arasında bulunuyor. Haberin devamı »
Nasıl Kanser olunur?
Mart 7, 2008
“Gerçekleri açıklarsam Türkiye sarsılır” diyen Prof. Topuz, öyle şeyler söyledi ki; göz göre göre kanser oluyoruz…
‘Gerçekleri anlatırsam Türkiye sarsılır’
Prof. Dr. Erkan Topuz, yine herkesi ekran başına kilitleyen açıklamalar yaptı… Haberin devamı »
İnternet bağımlılığının nedenleri ve çıkış yolları
Mart 6, 2008
Bilgisayar bağımlılığının sebepleri ve çözüm yolları
Son yıllarda özellikle gençlerin ve çocukların aşırı ilgi gösterdiği bilgisayar kullanımı, bağımlılığa neden oluyor. İnsanî ilişkilerin zayıflamasına sebep olan bilgisayar bağımlılığından kurtulmanın yolları.
SEBEPLERİ
Çok renkli, hızlı, görsel ve işitsel, farklı uyaranlar ile zenginleştirilmiş bilgisayar oyunları ve internet çocuğun ya da ergenin bilgisayar başında keyifli ve uzun zaman geçirmesine yardımcı oluyor. Günlük sıkıntılardan uzaklaşmak isteyen çocukları cezbediyor. Haberin devamı »
Kilo vermenin en etkili yolu!
Şubat 16, 2008
Az kilolu olduğunuzda, gün boyunca daha az kalori kullanırız. Çünkü az kilo ile daha rahat hareket edebiliriz.
Ayrıca, çabucak kilo kaybetmediğinizde, ilginizin dağılması ve fazla yemek yemeğe başlamanız çok kolaydır. Metabolizmanızın hızını arttırmak ve hedefiniz doğrultusunda emin adımlarla ilerlemek için bu tavsiyeleri deneyin.
1- Egzersize daha çok zaman ayırın. Toplam her gün en azından 60 dakika egzersiz ve enerjik aktiviteler yapmayı hedefleyin.
2- Daha çok egzersiz yapın. Yürüyüşlerinize tepeleri ekleyin, adımlarınızı hızlandırın, bisikletin pedallarını daha hızlı çevirin veya günlük yürüyüşlerinize 1 veya 2 dakika koşma periyotları ekleyin. Ne kadar çok egzersiz yaparsanız o kadar çok kalori yakarsınız.
3- Haftalık egzersiz rutininize ağırlık kaldırma antrenmanını ekleyin. Ağırlık kaldırmak, kalorileri yakarken kaslarınızda arttırır. Ne kadar çok kasınız varsa vücudunuz gün boyunca o kadar çok kaloriye ihtiyaç duyar.
4- Yiyecek porsiyonlarınızı ölçün. Her gün 200 veya 300 ekstra kalori almanıza neden olan porsiyonlarınızın büyüklüğünü abartmanız ve sadece “ bir ısırık daha “diyerek yemeye devam etmeniz çok kolaydır. En iyi sonuca ulaşmak için yemeye başlamadan önce yiyeceklerinizi tartın.
5- Yediğiniz lif miktarını arttırın. Lif bakımından zengin olan yiyecekler daha çabuk doymanızı sağlayacaktır ve böylelikle daha az yemek yemenize neden olacaktır. Meyvelerde, sebzelerde, bütün tahıl ekmeklerinde, gevreklerde ve baklagillerde lif vardır. Her gün 25 veya 35 gram lif yemeyi hedefleyin.
6- Bol miktarda su içtiğinizden emin olun. Hedefiniz her gün 3 litre su içmek olmalıdır eğer egzersiz yapıyorsanız daha çok su içmelisiniz. Gün boyunca su içmek atıştırmalarınızı sınırlandırmanıza yardım eder, vücudunuza zindelik katar ve sıfır kalori ekler.
7- Günlük yiyecek kaydı tutun. Gün boyunca yediğiniz ve içtiğiniz her şeyi not edin. Yaptığınız her şeyi siyah-beyaz görebilirseniz hedefinizde ilerlemeniz daha kolay olacaktır. Ayrıca bu yöntem nedeniyle çoğu kişi daha az yemek yer çünkü yedikleri her şeyi yazmak istemezler.
8- Alkolü sınırlandırın. Alkollü içecekler besin değeri taşımazlar fakat kalori almaya neden olurlar.
9- Tüketiminizi haftada bir kere olarak tutun.
10- Yatmadan iki saat önce yemek yemeyi bırakın.
11- Günlük ek multivitamin alın.
12- Yemekleri ve atıştırmaları her lokmanın tadına vararak yavaş yavaş yiyin. Açlığı önlemek için her 3 veya 4 saatte bir öğün veya atıştırmalık yiyin.
Beyninizi nasıl zinde tutabilirsiniz?
Şubat 14, 2008
Siz yaşlandıkça beyniniz de yaşlanır. Gözleriniz nasıl eskisi kadar iyi görmüyor, kulaklarınız iyi işitmiyorsa, kaslarınız, kalbiniz 10-15 yıl önceki gücünü korumuyorsa beyniniz de kapasitesinin bir kısmını kaybeder.
Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU’nun Hürriyet gazetesinin Kelebek ekindeki yazısı…
Bu normal, beklenen, olması gereken doğal bir süreçtir. Korkmayın, telaşlanmayın! Bu hafif kayıpları yaşlanmanın size yaptığı küçük oyunlar, hoşluklar gibi algılayın. Eğer bu doğal gidişi az da olsa yavaşlatmak istiyorsanız, aşağıdaki 10 öneriden yararlanın.
1. Düzenli aktivite yapın, hareketli bir yaşam sürün: Özellikle açık havada yapılan aerobik egzersizler sadece kaslarınıza değil, belleğinize de güç katar. Beynin, yeni beyin hücresi filizlendirme ve mevcut hücreler arasında daha yoğun ve daha etkin kavşak noktaları oluşturmasında aktif bir hayat ilaçlar kadar etkilidir. Bunun için ne yapın edin haftada en az 4-5 gün 30-45 dakika yürüyün, yüzün veya başka egzersizler yapın. Fırsatınız yoksa 1-2 gün de idare eder!
2. Beyin alkol ve sigaradan kesinlikle hoşlanmıyor: Sigarayı hiç içmeyin. Alkolü çok az kullanın. Araştırmalar, fazla alkolün beyin hücrelerini tahrip ettiğini gösteriyor. Günde 1-2 kadehten fazla alınmadığında, yani çok az miktarda tüketildiğinde bu zararlar görülmeyebiliyor. En doğrusu ikisini de kullanmamak.
3. Damarlarınızı genç tutun: Özellikle tansiyon ve kolesterol yüksekliğiniz varsa mutlaka kontrol altına alın. Kan şekerinizi dikkatle izleyin. Bu üçlü, damarları yaşlandıran en etkili problemlerdir. Beyin damarlarının daralıp tıkanması ise beyne giden oksijeni ve besinleri azaltmakta, onu aç ve susuz bırakmaktadır.
4. Stresinizi iyi yönetin: Stres, ölçülü ve iyi yönetildiğinde dikkati ve odaklanmayı güçlendiriyor, belleği destekliyor. Ama yoğun ve sürekli hale geldiğinde endişe, korku, sıkıntı yüklediğinde stresin zararları başlıyor, beyin hücrelerinizin canına okuyor!
5. Beyne etkili ilaçlardan uzak durun: Yatıştırıcı ve uyku ilaçları, antihistaminikler, antidepresanlar ve diğerlerini doktorunuz önermedikçe asla kullanmayın. Doktorunuz kesince hemen bırakın. Doktorunuzun belirttiği dozun üzerinde almayın. Mide ilaçları, alüminyum içeren antiasitler, aşırı miktarda kafein ihtiva eden ağrı kesiciler de zararlı olabilir.
6. Uykuyu ihmal etmeyin: İyi bir gece uykusu kadar beyni besleyen etkili ilaç hálá bulunamadı. Kaliteli bir gece uykusu beynin sütüdür. Beyni dinlendirir, yeniler, güçlendirir. Beyin yaşlandıkça, uykusuzluğa karşı direnci azalır. Yaşlı beyinde uyku kaybı bellek hatırlama- sorunlarını hızlandırır. İyi bir gece uykusu beyni canlandırır.
7. Hergün yeni bir şeyler öğrenin: Gazete okuyun. Kitap okuyun. Bulmaca çözün. Sudoku oynayın. Briç-satranç-tavla partilerine katılın. Yeni bir dil öğrenin. Şiir ezberleyin. Öğrenmek beyninize iyi gelecektir.
8. Hayatı sevin: Huzura, keyfe önem verin. Endişeden, korkudan, telaştan uzak durun. Yetinmeyi bilen, kendini güvende hisseden, seven, sevilen, ailesiyle işinde yaşadığı toplumda manevi duygularla güçlü bağlar geliştiren biri olmaya gayret gösterin. Huzurlu bir hayat sürmek belleği koruyan en etkin ilaçlardan biridir.
9. Vitamin-mineral ve antioksidan desteklerden faydalanın: Folik asidin, B12 vitaminin, C vitaminin belleği güçlendirebileceği biliniyor. Omega-3 yağ asitleri özellikle DHA bellek bozukluklarını geciktirmede etkili olabilir.
10. Sağlığınıza bir bütün olarak özen gösterin. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Vücudunuz sağlamsa belleğiniz size daha az ihanet eder.
Hürriyet-Kelebek
Kalp krizinin önüne geçin
Ocak 20, 2008
Yaşam şartları kalp krizine davetiye çıkartıyorsa küçük önlemlerle hayati riskten kurtulmak mümkün. Neticenin uzun hayat olduğu düşünülürse bu önlemleri almak hiç de zor değil.
Bir kişinin hiçbir riski olmasa bile hayatı boyunca kalp krizi geçirme riski yüzde bir. Ancak yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, sigara, ailede kalp hastalığı öyküsü, hareketsiz yaşam ve 40 yaş üzerinde olma gibi faktörler, kişinin kalp krizi geçirme riskini yüzde 50 oranında artırıyor. Memorial Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Deniz Şener, kalp krizi riskini azaltmanın en kolay altı yolunu anlattı:
1- BOL BOL GÜLÜN:
Gülmek ve ağlamak aslında aynı şey. Her ikisi de duyguların boşalması anlamına geliyor. Gülmek, keyif hormonları salgılar ve stres hormonlarının baskılanmasına yardımcı olur. Bu sayede kalbe zararlı olan faktörler ortadan kalkar.
2- DERT ETMEYİN:
Çevredeki olayların çok fazla etkisi altında kalmak ve onlar için kederlenmek, kalbe oldukça zararlı. Çünkü kişinin sürekli kendini memnun ve mutlu edecek bir şeyler bulması, kalp krizi geçirme riskini azaltmaktadır. Bunun için, bahçe işleri, hayvan besleme gibi mutluluk verici detaylarla beyni doldurmak gerekli.
3- MUTLU EVLİLİK:
Düzenli ve mutlu bir evlilik, kalp krizi riskini düşürür. Mutlu bir evlilik ve düzenli bir yaşam, kişinin kafasındaki birtakım sorumlulukların eve yönlendirilmesine neden olur.
4- HAREKET EDİN:
Sürekli masa başında olan insanların kalp hastalıklarına yakalanma riski çok yüksek. Hareketsiz olarak iki saati masa başında geçirmek ciddi bir kalp krizi riski oluşturmakta. Öncelikle günlük 45 dakikalık yürüyüş yapmak çok önemli.
5- SİESTAYA ALIŞIN:
Öğle saatlerinde ya da öğle sonrası bir saatlik uyku, son derece dinlendiricidir ve vücuttaki bütün stresi alır. Uyuduktan sonra geri kalan zamanı daha verimli değerlendirmeyi sağlar. Çünkü uykuda beden ile birlikte ruhsal dinlenme de vardır. Ruhsal gerilim de vücutta zararlı hormonların salgılanmasına neden olur ve bu da kalp krizi riskini tetikler.
6- DOĞUM KONTROL HAPI ALMAYIN:
Doğum kontrol hapı kullanımı, kalp damarlarında pıhtılaşma meylini artırıyor. Bu pıhtının damarların dışında akciğerlerde ve beyinde oluşma riski de çok yüksektir. Hele ki kişide kalp hastalığı söz konusu ise doğum kontrol hapından kesinlikle uzak durması gerekir. Çünkü uzun kullanımlarda damar içinde pıhtı oluşma riski de artmaktadır
Sabah
Gönüllü doktorlar şimdi de Doğu’ya gidiyor
Ocak 19, 2008
Türkiye’nin doğusundaki köylere ve Afrika’daki ihtiyaç sahibi bölgelere gitmek için hazırlıklarını tamamlayan doktorlar, sağlık seferberliği başlatacak.
Kimse Yok mu Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nin öncülüğünde Kurban Bayramı’nı Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile çeşitli ülkelerde geçiren işadamlarından sonra şimdi de doktorlar benzer bir uygulama yapıyor. Haberin devamı »
Bu zulüm cezasız kalmasın! Türkçe bilmiyorsan hasta olma
Ocak 18, 2008
Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Hastanesi’nde inanılmaz işgüzarlık. 65 yaşındaki şeker hastası Hikmet Aktaş adlı yaşlı kadın bakın nelerle karşılaştı?
VAKİT GAZETESİ’NİN HABERİ
“Türkçe bilmiyorsan hasta olma”
Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Hastanesi’nde inanılmaz işgüzarlık. 65 yaşındaki şeker hastası Hikmet Aktaş adlı yaşlı kadın, tedavi olmak için gittiği hastanede işgüzar doktorun hakaretlerine maruz kaldı.
Uzman Doktor Filiz Bulduk’un, tedavi için yanına gelen kadına Kürt olduğu ve Türkçe bilmediği için hakaret ettiği öğrenildi.
“TÜRKÇE BİLMİYORSAN MAĞARADA YAŞA”
Önceki gün kızı tarafından Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Hastanesi’ne getirilen Mardinli yaşlı kadın, doktorun sağlığı ile ilgili sorularına Türkçe bilmediği için cevap veremeyince, kızı devreye girerek “Annem Türkçe bilmiyor. Ben cevap vereyim” dedi. Bunun üzerine küstah Doktor Bulduk, “Gidin mağarada yaşayın o zaman. Burası Türkiye, Türkçe bilmiyorsanız burada ne işiniz var? Önce Türkçe’yi öğrenin” dedi. Yaşanan tartışmadan sonra başka uzmanlarca tahlilleri yapılan yaşlı kadının yakınları, Bulduk hakkında Sağlık Bakanlığı’na şikâyette bulundular. Şikayet üzerine Bakanlık doktor hakkında soruşturma başlattı. Olayın ardından saatlerce beklememize rağmen küstah doktor ortadan kaybolurken, mesai arkadaşları yemek saati olmamasına rağmen “Yemeğe çıkmıştır” dediler.
“BU ZULÜM CEZASIZ KALMASIN”
Olayı öğrendikten sonra hastaneye gelen yaşlı kadının oğlu İbrahim Aktaş ise, annesine yapılanın açıkça ayrımcılık olduğunu dile getirerek, “Biz hepimiz kardeşiz. Dedelerimiz bu topraklar için cephede omuz omuza çarpmış. Anlaşılan halen bu kardeşliği içine sindiremeyenler var. Bu zulümdür ve asla cezasız bırakılmamalıdır. Biz hukuki tüm haklarımızı sonuna kadar arayacağız. Böyle işgüzar insanlar yüzünden devletimize küsmeyiz ama, devlet de üzerine düşen görevi yapıp, hesabını sormalıdır” dedi.
“SAĞLIKÇI AYRIMCILIK YAPAMAZ”
Olayla ilgili Vakit’e konuşan Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim Hastanesi Başhekimi İrfan Şencan da, “Olayı araştırmaya başladık. Anlaşılan çok büyük bir hak ihlali var. Bir sağlıkçının ayrımcılık yapması asla kabul edilemez. Hiçbir tereddüttünüz olmasın, gereken ne ise o yapılacaktır” dedi.
Strese Karşı Pratik Öneriler
Ocak 17, 2008
Mehtap Kayaoğlu
İş yaşamı, günlük hayatın bitmek tükenmek bilmeyen koşuşturmaları, gün içinde yapılacak işlerin sayısındaki çokluk, stres faktörlerimizi artırmaya başladı. Sıkıntı, stres, gerginlik neredeyse herkesin şikayet konusu olmaya aday hale geldi.
Sizlerden gelen maillere bakılırsa, özellikle iş hayatında olan ve kendisini stresten uzak tutmaya çalışanlar için acilen bazı öneriler yazmak gerekiyor. Siz istersiniz de ben yazmaz mıyım? Hemen sıralamaya başladım bile… Haberin devamı »
Ağız kokusu nasıl önlenir?
Aralık 25, 2007
Günümüzde birçok insanda görülen ve ortama rahatsızlık veren ağız kokusu birkaç yöntemle ortadan kaldırılabiliyor. Sebepleri dişeti hastalığı, diş çürüğü, problemli dolgu ve ağzında tükürüğün az bulunması olan kokuyu gidermenin yolları ise…
Çağlar Avcı’nın haberi
Uzmanlar dişeti hastalığı, diş çürüğü, problemli dolgu ve ağzında tükürüğün az bulunmasını sebepleri arasında gösterdiği ağız kokusunun, düzenli fırçalama ve diş hekimine gidilmesiyle ortadan kaldırılabileceğini ifade ediyor. Haberin devamı »
Gaz şikayeti ve nedenleri
Aralık 24, 2007
Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, korunması ve çözümü çok zor olmayan bir sorun olan mide-bağırsak gazının, herkesin her zaman yaşadığı ve toplumda en sık rastlanan şikayetlerden biri olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, korunması ve çözümü çok zor olmayan bir sorun olan mide-bağırsak gazının, herkesin her zaman yaşadığı ve toplumda en sık rastlanan şikayetlerden biri olduğunu söyledi. Haberin devamı »
Kuran’da zikredilen incirin sayısız faydaları
Aralık 13, 2007
Taze ve kuru incirin yenilmesi insan bedenine ne gibi fayda sağlar. İçerdiği yüksek orandaki kalsiyum ve fosforla kemik ve dişlerin oluşumu ile sağlıklarını garantiler. İşte incirin faydaları:
* Taze ve özellikle kuru incirin yenilmesiyle insan bedeninin hücreleri yenilenir. İncir, içerdiği yüksek oranlardaki protein, vitamin ve minerallerle hücrelerin yenilenmesini sağlayan bir besindir.
Sözgelişi, 100 gr. kuru incir yenilirse bedenin günlük gereksinimlerinden kalsiyumun yüzde 17’si, demir ve magnezyumun yüzde 30′u, fosforun yüzde 20’si, B1 vitamininin yüzde 5′i ve B2 vitamininin yüzde 4′ü alınmış olur.
* İncir, içerdiği yüksek orandaki liflerle bedene giren kolesterolün kana karışmadan atılmasını sağlar. Haberin devamı »
