Cumhuriyet Gazetesine cevap
Mart 12, 2008
indirmek için linkler
flv olarak indirin
download from www.depositfiles.com
download from www.megaupload.com
download from www.uploaded.to
Cumhuriyet Gazetesinin çalıntı reklamı
Mart 12, 2008
Çalıntı reklamın amerikan seçimlerinde kullanılan versiyonu.
Çalıntı doktorumuz çalıntı rektörlümüz vardı cumhuriyet gazetesi sayesinde nur topu gibi çalıntı provokasyonumuz oldu.
Laiklik Farkı
Mart 10, 2008

Şehit cenazesi, Hürriyet, YÖK Başkanı
Åžubat 29, 2008

Dün Ankara’da yapılan şehit cenaze törenine katılan resmi yetkililerden birisi Hürriyet’in özel dikkatini çekti.
Bu yetkili YÖK başkanı idi.
Gazete, YÖK Başkanı’nın törende yalnız kaldığını, kimsenin kendisinin
yanına gelmediğini ve konuşmadığını belirtti. Bir anlamda onun
dışlandığını söylemeye getirdi.
Müsaadenizle şimdi ben de bu haber üzerine birkaç madde ile düşüncelerimi belirtmek istiyorum.
1. Her şeyden önce bir kahvehane muhabbetinde değiliz, bir
şehit cenaze törenindeyiz değil mi? Neden o anda herkes o anın vakar
beklentisine uygun olarak sessizce töreni ifa etmesin de birbiriyle
çene çalmaya girişsin? Bu mu yani Hürriyet’in beklentisi.
2. Anladık, üstdüzey yetkililerin bir araya geldiği
toplantılarda beden dilinin, yer konumlanmasının vs özel bir diplomatik
dili vardır. Tamam da YÖK Başkanı’nın bütün suçu özgürlük yanlısı
olmaktan başka nedir ki ona böyle bir törende bile dışlanmış görüntüsü
vermeye çalışarak, kamuoyunda sözümona onu “yalnızlaştırıyor�sunuz.
3. Bal gibi biliyorsunuz aslında o sırada asıl yalnızlaşmış
olanın ÜAK toplantısı olduğunu…o toplantıda sadece 30 rektör vardı ve
23’ünün görev süresi Temmuz’da doluyor. Dün Ankara’da bir yalnızlar
toplantısı varsa bu yasakçı otoriter ve kamuoyunun ezici bir çoğunlukla
hoşlanmadığı ÜAK toplantısı idi.
4. Şu da ihtimal dahilinde: YÖK Başkanı’nın yanına birisi gelip
konuşsaydı, bu defa da şöyle bir başlık: Şehit cenazesinde saygısızlık!
5. Gazetenin çektiği fotoğrafın bir saniye öncesi ya da sonrası
gazetenin bütün argümanını yerle bir edebilirse de sorun bu değil.
Sorun bakıştaki saçmalık ve kötü niyet maalesef… Sorun, birilerinin
hâlâ çok temel bir özgürlüğü kaos olarak görmesi, göstermeye çalışması.
6. Hürriyet’in objektifinin objektif olduğu anlar nadirdir.
7. Dün YÖK Başkanın yanında yer alan en az 50 milyon kişi daha
vardı. Belki de 70 milyon. Bu kadar büyük bir desteği ne Hürriyet’in ne
de başka bir gazetenin objektifinin kapsamasını da hazmetmesini de
beklemiyorum zaten.
8. Sonuç olarak ben ortada Yusuf Ziya Özcan’ın yalnızlaşması ile
ilgili bir durumun zerresini bile görmedim. Aksine, gazetenin bu haberi
de tıpkı darbe özlemcilerini destekleyip AKP’nin aleyhine yaptığı
yayınlarda olduğu gibi tam tersi bir sonuç verdi. Ben gördüm bunu,
bekleyin siz de göreceksiniz…
Notlar: Haklı çıkmaktan, önde gitmekten bıktım:)))) Ben kaç
gün önceki yazımda söylemiştim “Savcılar Göreve� diye. Şimdi bakar
mısınız, herkes aynı şeyi söylemeye başladı.
Yorumlarınız için teşekkür ederim ama bazen sapla samanın karıştığını da görmüyor değilim. Yapmayın böyle.
“Bari bir çarÅŸaflı yaksaydınız!”
Åžubat 5, 2008
Cumartesi günü düzenlen “başörtüsü karşıtı eylemler” içinde bir eylem vardı ki hem çok tehlikeli hem de komikti. İzmir’de düzenlen eylemde bir grup çarÅŸaf yaktı. Keditörümüz bu konuda sessiz kalmadı ve bu eylemde bulunanlara “eylem nasıl olur” dersi verdi…
Cumartesi günü İzmir’de evlere şenlik bir protesto mitingi vardı.
Miting dediğime bakmayın, hepi topu tek tek sayılabilecek bir guruptan oluşuyordu bu protestocular.
Sayının azlığı benim için mühim değil, küçümsediğimi sanmayın bu gurubu.
Hayır, sayıları azdı ama yaptıklarının simgesel anlamı epey problemliydi.
Efendim bu gurup başörtüsüne üniversiteyi serbest bırakacak düzenlemeyi protesto için önce çarşaflar giydiler, sonra da -haberler uydurma değilse- İstiklâl Marşı okunurken bu çarşafları çıkarıp yaktılar.
Gelelim bu eylemin problemlerine…
1. Diyelim ki başörtüsüne karşısın, anladık bunu. Ama bu karşıtlığı çarşaf örtünmek suretiyle gerçekten ispat ettiğini mi düşünüyorsun? Şimdi ben şekere karşıysam baklava taşımam mı gerekiyor, nedir?
2. Bizim bildiğimiz İstiklâl Marşı okunurken bir eylem yapılmaz, saygı içinde dinlenilir. Yapılan çarşaf yakma işinin İstiklâl Marşının lafzına da, ruhuna da aykırı olması bir yana, dinleme usulüne bile aykırılık gibi bir kabalığı, saygısızlığı içinde taşımasına ne diyeceğiz?
3. İstiklâl Harbiyle ilgili okul kitaplarındaki resimlerde değişik çarşaflı nineler vardır. Bu çarşaflı ninelerimizin kimi cephe gerisinde bir atölyede bir şey üretir, kimi kağnı ile cepheye mühimmat veya erzak taşır. Siz çarşafları yakarken bu ruhtan, bu maziden, bu memleketten, bu değerlerden bu kadar uzak olmayı nasıl başarıyorsunuz? Nerede yetiştiniz, kökleriniz İstiklâl Harbi duyarlılığı ile dahi ters düşecek kadar yabancılaşmışsa bize ne bundan? Bize ne? Neden yabancılaşmanın verdiği rahatsızlığınızı bize de dayatmaya çalışıyorsunuz?
4. Bence çarÅŸaf yerine çarÅŸaflı birini ‘yaksaydınız’ bari! De eyleminiz ‘tam’ olsaydı!… Herhalde aklınıza gelmedi. Ya da birkaç çarÅŸaflı nine bulup ‘İzmir’de denize dökseydiniz’…
5. Bana göre bu kafanın kullanma süresi geçti. Sosyal ve zamansal referanslar bunu net biçimde gösteriyor. Sadece anakronik olsanız yanmayacağım, ayrıca eylem yapma mentalitesi bakımından da dökülüyorsunuz. “Sokma akılla akıl olmaz� demiş halkımız ama, bir daha eylem yapacağınız zaman önceden haber verin, size biraz zerafet, biraz da şıklık göndereyim.
DTP’den Kemalist güçlere çaÄŸrı, islama karşı bizimle birleÅŸin!
Åžubat 5, 2008
DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, ‘Kemalist, sol, muhalif ve aydın çevreler’ olarak nitelediği kesimleri, bakın neye çağırdı.
DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, ‘Kemalist, sol, muhalif ve aydın çevreler’ olarak nitelediği kesimleri, ‘kendileriyle hesaplaşacağı aşikar ‘gerici güçlere’ karşı Kürtlerin desteğini aramaya’ çağırdı. Tuğluk, Radikal gazetesinin pazar ekinde yayımlanan yazısında şunları kaydetti:
‘… Toplumsal yaÅŸamımızı, geleceÄŸimizi ve yönetme-yönetilme biçimimizi ilgilendiren ortak sorunlardan hareketle sol çevreler, laik, aydın ve (güncelleÅŸtirilmiÅŸ sol-demokrat karakteriyle) Kemalist güçlerle demokratik Kürt siyasetine karşılıklı tanıma ve tanışma çaÄŸrısı yapmak gerekmiyor mu?
Kemalistler, sol, muhalif ve aydın çevreler Kürtlerle uzlaÅŸmanın kaçınılmazlığına inanıyorsa, ılımlı İslam denilen ve aslında ne olduÄŸu, nasıl tanımlanacağı çok da belli olmayan ve tamamen ‘imparatorluk’ güçlerinin imalatı bu projeye karşı modern aklın ve demokratik kültürün birbirini kabul eden zemininde buluÅŸabilmelidir…’
CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman’ın yeni baskını
Ocak 24, 2008
`Sümerlerde türbanı fahiÅŸeler takardı´ diyerek büyük tepki toplayan CHP İzmir Milletvekili Canan Arıtman, seri baskınlarını sürdürüyor. TBMM’de yeni açılan ikinci kuaförü “türbanlılar için açıldı” diyerek basan, geçen hafta da mahallesindeki bir evde fazla kalabalık olunca “ayin yapılıyor” diye baskın yapan Arıtman bu sefer tongaya bastı.
Muzip bir vatandaşın ihbarı üzerine önceki gece yanına bazı medya mensuplarını ve CHP’li milletvekillerini alarak Cinnah yokuÅŸundaki bir villayı basan Arıtman, karşılaÅŸtığı manzara karşısında ÅŸoke oldu. Kukuletalı, özel siyah giysili adamların bir çeÅŸit ayin yaptığını gören Arıtman “Sizi gidi mürteciler. Artık Cinnah’a kadar çıktınız demek. Åžimdi göstereceÄŸim size yobazlar. Haaayt, savulun ulen!” diyerek ortaya atıldı ve baÅŸkan konumunda gözüken adama tokat atarak bir hamlede kukuletasını çıkardı.
Ancak karşısında kocası Yetkin Arıtman’ın simasını gören Bayan Canan utancından ne diyeceÄŸini ÅŸaşırdı. Kocasının “Hayrola Canan. Tanımadın mı, ben senin kocan. Bu ne ÅŸiddet, bu ne heyecan. Burası irtica yuvası deÄŸil Mason Locası. Biz irticai deÄŸil laikliÄŸe uygun ayin yapıyoruz. Ancak ayinimize bayan girince gıcık kapıyoruz. Sahi, ne iÅŸin var burada? Buraya deÄŸil bir kadın diÅŸi sinek bile giremez. Åžimdi yanındakilerle beraber çabuk ayinimizi terk et.” diye fırça atmasından sonra locadan apar-topar ayrılan Arıtman, çıkışta gazetecilere “N’olursunuz bu durumu yazmayın. Karizmamı çizdirmeyin. Yuvamı bozmayın. Beni milletvekilliÄŸimden etmeyin. Söz, sizin için daha sonra çok güzel irticai baskınlar düzenleyeceÄŸim.” diye yalvardı. Ancak ÅŸimdi okuduÄŸunuz üzere araÅŸtırmacı-karıştırmacı muhabirimiz Alemdar Haberdar, haber kaynaklarından gelen bilgiyi sizler için haberleÅŸtirdi.
(Rıfat Yörük - habervaktim / Mizah)
