ErdoÄŸan D-8′e gidiyor!
Haziran 23, 2008
BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın, Malezya’nın baÅŸkenti Kuala Lumpur’da 4-8 Temmuz tarihleri arasında yapılacak olan D-8 zirvesine katılacağı belirtildi.
BangladeÅŸ, Endonezya, İran, Malezya, Mısır, Nijerya, Pakistan, Türkiye’nin oluÅŸturduÄŸu D-8, geliÅŸmekte olan Müslüman ülkelerin dünya ekonomisi içerisindeki konumlarını iyileÅŸtirmek ve bu sayede kendi ülke halklarının yaÅŸam standartlarını arttırmak amacıyla 1997 yılında kurulmuÅŸtu.
BaÅŸbakan ErdoÄŸan’ın katılacağı Zirve’de 4-5 Temmuz tarihleri arasında üst düzey memurlar toplantısı yapılacak. 6 Temmuz 2008 tarihinde üye ülkeler DışiÅŸleri Bakanları Toplantısı, 08 Temmuz 2008 tarihinde ise, D-8 Zirvesi gerçekleÅŸtirilecek.
Zirvenin açılış konuÅŸmasını Malezya BaÅŸbakanı Abdullah Ahmad Badawı yapacak. Açılış konuÅŸmasının ardından, Endonezya CumhurbaÅŸkanı Susilo Bambang Yudhoyomo, D-8 baÅŸkanlığını, söz konusu görevi 2 yıl sürdürecek olan Malezya’ya devredecek.
Papyonlu Kocaseyit Çin’den geldi
Mayıs 27, 2008
Üstünde frakla ve papyonla 276 kiloluk mermiyi sırtlayan ’’Çin Malı’’ farklı bir Seyit Onbaşı heykellerinin satışa sunulması Balıkesir’de öğretmenleri şok etti.
Kamusen’e bağlı Türk Eğitim-Sen Balıkesir 2 nolu Şube Başkanı Süleyman Demir, Çanakkale’de hediyelik eşya satan dükkanlarda Çin’den getirilip satılan, üstünde frakla ve papyonla 276 kiloluk mermiyi sırtlayan ’’Çin Malı’’ farklı bir Seyit Onbaşı heykellerinin satışa sunulmasını sert dille eleştirdi.
YaÅŸamı savaÅŸlarla ve kahramanlıklarla dolu Balkan Savaşı, Çanakkale Savaşına topçu askeri olarak ve İstiklal Savaşına gönüllü katılan Çanakkale Kahramanı Havranlı Kocaseyit ’Topçu Onbaşı Seyit Çabuk’un odun köklemenin ve köklerden kömür üretmenin dışında baÅŸka bir iÅŸi de, geliri de olmadığını belirten Demir, “Bu nasıl bir ülkedir ki ?.. Tarihi ve manevi deÄŸerleri ile dalga geçilmesine izin verilir. Çanakkale gibi tarihimizin gurur tablosu olan Havranlı Topçu Onbaşı Seyit Çabuk’u böyle bilinçsiz ellere teslim edilir…
Kim bunun ithalatına izin vermiÅŸtir ve satanları da kınıyorum. 93 yıl önce 18 Mart 1915’de 276 kiloluk top mermisini sırtlayıp ateÅŸ eden ve İngilizlerin asla batırılamaz dediÄŸi Oceon Zırhlısını batırıp, Çanakkale Savaşını sona erdiren ve Türkiye Cumhuriyetinin temellerini buradan atan Çanakkale Kahramanı Kocaseyit ’Topçu Onbaşı Seyit Çabuk’un kemikleri yanı sıra bu olay Türk Milletinin de içini sızlatıyor” dedi. 276 kiloluk top mermisini sırtlama gücü evlat, aile, devlet, vatan, toprak ve Allah sevgisinden kaynaklandığını ifade eden Demir, “Heykelciklerin üzerinde Çanakkale Kahramanı Havranlı Topçu Onbaşı Seyit Çabuk görenler Çanakkale’de ÅŸaÅŸkınlıklarını gizleyemeyip, tepkilerini gösterdiler. Bende bir tanesini alıp kırarak olayı protesto ettim” dedi.
Çin Malı’ ’Seyit Onbaşı’ heykelleri artık Çanakkale’yi temsil etmesinin kabul edilemez bir olay olduğunu vurgulayan ATAM belgeselinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü oynayan genç oyuncu Oğuz Emre Karaca ile Koca Seyit’i canlandıran Hamza Nergiz ve arkadaşları ise olayı üzüntü ile protesto ettiler. Çanakkale Kahramanı Havranlı Topçu Onbaşı Seyit Çabuk’un büyükçe bir heykelini alıp Çanakkaleli esnafa bu heykelleri satmalarını ve Çin Malı heykellere ilgi göstermemelerini istediler. Çanakkale’de satılan Çin malı Kocaseyit heykellerini Gelibolu Yarımadası’ndaki hediyelik eşya satan esnafın ilgi göstermeyip olayı protesto ettiklerini açıkladılar.
Van Savaş Alanına Döndü
Åžubat 26, 2008
Terör örgütü PKK ve bölücübaşı Abdullah Öcalan lehine slogan atan gruba, polis müdahale etti. Polis, kendisine taÅŸ atan göstericilere cop, biber gazı ve tazikli suyla müdahale etti. Olaylarda, 4′ü polis onlarca yaralı var.Yaralanan göstericiler, grubun da desteÄŸi ile polisin elinden kaçmayı baÅŸarırken, ara sokaklarda bir süre kovalamaca yaÅŸandı. 9 gösterici gözaltına alındı. Haberin devamı »
Gazeteci-yazar Mehmet Altan, tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla kent dindarlığının nasıl kaybolduğunu anlattı.
Åžubat 13, 2008
Gazeteci-yazar Mehmet Altan, tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla birlikte dinin kültür kaynağından beslenen kent dindarı ve kent dindarlığının azaldığını söyledi.
Ekrem ALTINTEPE’nin röportajı
Moral Dünyası Dergisi’ne konuÅŸan Gazeteci-yazar ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Altan, günümüzde dinin kültürel ve sosyolojik boyutunun göz ardı edilerek siyasi bir mesele olarak algılandığını söylüyor. Altan’a göre din, toplumun varoluÅŸ temellerinden birisi ve belki de en önemlisi. Altan, dinin kültürel özelliklerini ön plana çıkaran kent dindarı ve kent dindarlığı kavramının yok olduÄŸunu, dini bir rant aracı olarak kullananların ön plana çıktığını ve dinin yozlaÅŸtırıldığını ifade ediyor. Haberin devamı »
Bilinçli evlilikler konusunda öneriler
Ocak 25, 2008
BoÅŸanma oranlarının hızla arttığı, parçalanmış aile sorunları nedeniyle uyuÅŸturucuya ve suça bulaÅŸan gençlerin sorunlarına dikkat çeken NPİSTANBUL Hastanesi’nden Nevzat Tarhan bilinçli evlilikler konusunda önerilerde bulundu
25 Ocak 2008 10:30
Yazı boyutunu büyütmek için
Bilinçli evlilik için..
KİŞİLİK ÇATIŞMASINA FIRSAT VERMEYİN
Evlilik genelde romantik bir ilişki ile başlar ve giderek güç mücadelesine dönüşür. Kişilikler çatışır, tarafların birisi hep verir sonuçta ruh sağlığı bozulur. Aile dışından sorunu çözmek için yapılan müdahaleler sorunu daha çok büyütür. Eğer taraflar akıllıysa veya şanslıysa yaşadıklarını kazanım haline dönüştürürler ve bağlılık gelişir.
ÇOCUKLARINIZA DOĞRU ÖRNEK OLUN
Çocukluk dönemlerinde ebeveynimizle birlikteyken içselleştirdiğimiz hayat senaryoları, düşünce ve davranış kalıpları vardır. Eşimiz ve çocuklarımızla beraberken bu içselleştirdiğimiz tecrübelerin etkisiyle bilinç dışı olarak yaşarız ve tepki veririz. Eğer kendimizi tanıyorsak ileri yıllarda çocukluğumuzda yazdığımız hayat senaryolarını ve içselleştirdiğimiz tecrübeleri yeniden yazabiliriz. Bu değişimi başarabilirsek hayat yolculuğunda gemimizi sağlıklı şekilde götürmüş oluruz.
REFAH TOPLUMLARINDA BOÅžANMA ARTIYOR
Dünya güzeli bir gelin, soylu bir prens peri masalındaki gibi bir evlilik, genç hanım soylu prense gönülden bağlı ve onu mutlu etmeye istekli. Kusursuz ve çok güzel iki erkek çocukları olur. Evliliğin 11. yılında mutsuz olduklarını söylerler ve evlilik biter.
Bu aşk macerası ve mükemmel bir aile tablosu; Prenses Dive, Prens Charles idi. Batıda ve refah toplumlarında boşanmalar artmıştı. Evliliklerin yarısı boşanma ile sonlanıyor ve çocuklar bu ortamda büyümek zorunda kalıyorlardı.
Demek ki evlilik sanıldığı kadar kolay değilmiş! Peki geçmiş asırlarda yaşanan evliliklerle bağlar niye daha güçlüydü? Aşklar böyle hüsranlarla sonlanmıyordu. İnsanlar birbirlerine katlanıyorlar mıydı? İnsanlık tarihinde boşanma bugün ki kadar hiç artmamıştı.
EVRENİ SEVGİ DÖNDÜRÜR
Modernizm neden aile baÄŸlarını yok etti? Bu sorular hep birer sosyo psikolojik araÅŸtırma konuları ancak ÅŸu gerçek tekrar keÅŸfedildi. “Evreni bir arada tutan ve döndüren güç sevgiymiÅŸ ” ama sevgi, aÅŸk iyi iliÅŸkinin sebebi deÄŸil sonucuymuÅŸ.
“Bilinçli Evlilik, Bilinçli Ebeveynlik ” olarak özetleyeceÄŸimiz hayatı en iyi ÅŸekilde yürütme, en doÄŸru kararları verme sonuçta mutlu ve baÅŸarılı olma, ” Ben yerine Biz ” olabilmeyi baÅŸarmak yolunda çeÅŸitli sorunlarla karşılaşıyoruz. Bu sorunlara iyi ve doÄŸru çözümler üretebilmek için donanıma sahip olmak gerekir.
BİRLİKTE YAŞAMAYI ÖĞRENİN
İlk ÅŸart ” öz bilinç “tir. KiÅŸinin kendisini tanımasıdır, güçlü yönlerini, zayıf yönlerini, olumlu – olumsuz yönlerini, yeteneklerini, farklılıklarını bilen kiÅŸi doÄŸru kararlar verebilecektir. KiÅŸi kendi duygusal özgeçmiÅŸini biliyorsa veya ailesi ile etkileÅŸim biçiminin farkında ise daha güçlü ve donanımlı olacaktır.
Olaylara ben merkezli tepkiler yerine ilişki merkezli tepkiler verebilmek için birlikte yaşamayı öğrenmek gerekir. Birlikte yaşamayı öğrenmek çoğu zaman alışılmadık ve zor bir durumdur. Düşünce katılığı olan yani inatçı kişilerde bu durum daha zorlaşır. Bilinçli ilişki için ilk şart inatçılığı terk etmektir. Bunun için değişimi talep eden birey olması gerekir.
YENİLENMENİN ÜÇ ŞARTI: İSTEMEK, BİLMEK, ÇABALAMA
Bir bina düşününüz taşıyıcı sistemi kolon ve kiriÅŸleri %30 – 40′ını oluÅŸturur, geri kalan %60 – 70′lik kısım sıva, boya tesisattır. %60 – 70′lik kısmı binanın iskeletini bozmadan deÄŸiÅŸecektir. İşte kiÅŸiliÄŸimiz de bina gibidir. Binanın temel mimari karakterini deÄŸiÅŸtirmeden yani baÅŸkalaÅŸtırmadan onu sürekli yenileyebiliriz. KimliÄŸimiz “Reframe ” edemeyiz ama “Restore ” edebiliriz. Bunun için, ilk ÅŸart istemektir. İkinci ÅŸart bilmek , üçüncüsü ise çabalamaktır.
Aslında deÄŸiÅŸim deÄŸil geliÅŸim demektir. Felsefede bir söz vardır. ” Evrende deÄŸiÅŸmeyen tek ÅŸey deÄŸiÅŸimdir. ” Bu insan içinde geçerlidir.
Kendimizi ve yakınlarımızı gerçek yönleri ile görüp tanıyabilmek, yanlışa düşmekten kaçınma ve kendimizi daha sağlıklı şekilde gerçekleştirmiş oluruz.
BİRİBİRİNİZİ TAMAMLAYIN
Bilinçli birlikteliğin ödülü genelde kendi içerisindedir. İlk ödül içimizde hissettiğimiz uyumdur. Aynı orkestrada olanlar; uyumlu olmanın aynı müzik ahenginde titreşmek olduğunu bilirler. Bir orkestrada hiçbir enstrüman diğerlerinden üstün değildir. Hepsi birbirini tamamlar. Her biri orijinaldir, benzersizdir. Bunun için hiç kimse diğerinden üstün değildir. Ama kendisini geliştirmiş kişi daha ilerdedir. Şunu bilmek gerekir; bilinçli evlilik özel yetenek gerektirmez özel çaba gerektirir.
Öğrenmek isteyen herkes bir müzik aletini çalabilir, mutlu ve başarılı çalmak için uyumun güzelliğini tatmak gerekir. Yaşamın zenginliğini, her gün yeni bir güzelliğini tatmak için aynı müzik ahenginde titreşmeyi amaçlamak gerekir.
Evrende titreşen ve salınan müziksel bir enerji değil mi? Evrende ki ahenge uymak insanın çıkarına değil mi? Varoluşa uygun davranmak insanın yararına değil mi? Kuşlar, ağaçlar, dağlar, taşlar, böcekler, sinekler, çiçekler hepsi evrenle aynı müzik ahenginde titreşiyorlar ancak insanın küçük iradesi evrendeki düzene kafa tutuyor sonuçta da mutsuzluk olarak bedelini ödüyor.
KENDİNİZİ GERÇEKLEŞTİRİN
İyi eş, iyi anne, baba olmak hayatımızda öncelikli bir yere sahip olmalı. İyi ev hanımı, iyi iş adamı olmak yeterli değildir. Sorunlarla karşılaştığımız zaman suçlamalarda bulunmak yerine ihtiyacımız olan bilgiyi edindikten sonra değiştirilebilir olanı düzeltmek eksiklerimizi tamamlamak ve kendimizi gerçekleştirmek bizim elimizdedir.
DUYGULARINIZIN FARKINA VARIN
Kişisel içgörü veya öz bilinç insana has bir yetidir. Kendini gerçekçi ve doğru biçimde tanımak duygularının farkına varmak olarak da tanımlanabilir. Bilinçli olmak yani farkındalık; güçlü bir duygu ancak mükemmellikten çok uzak bir kavramdır. Geliştirilmesi ve üzerinde çok çalışılması gerekir.
Öz bilince sahip olmak için bilinç dışını ve bilinç altını fark etmek gerekir. Bilinç altı beynin bir bölümündeki zihinsel içeriktir. Beynimiz çocukluk tecrübelerimizle ve duygusal yaÅŸantılarımızla programlanmıştır. Bu programların %60 – 70′ini deÄŸiÅŸtirme gücüne sahibiz. Bunun için istememiz gerekir. İstedikten sonra bilinç altına yazılmış programlarını deÄŸiÅŸtirmenin yolunu öğrenmeliyiz. Bu alışkanlıkları deÄŸiÅŸtirmek olduÄŸu için zor bir süreçtir. KiÅŸiliÄŸimizin bir parçası haline gelmiÅŸ yanlış programlarımızı iyileÅŸtirmek demektir.
Kişiliğimizin bize zarar veren ve bize hizmet etmeyen bir yönünü değiştirmek bilgisayar programı yazmak gibi bilgi ve donanım ve çaba gerektirir. Eğer biz beynimizi kendimiz programlamazsak dış uyaranlar bizi programlar. İnsanın kendisini programlaması zaman zaman sancılı bir süreçtir ama hayatta iyi ve güzel şeyler hep emek karşılığı verilmektedir.
ARKA PLANI ANLAMAYA ÇALIŞIN
Bir yakınımızın ” sen her zaman böyle yapıyorsun, ben ne zaman böyle yapsam, sen her zaman şöyle davranıyorsun” demesi farkındalık bilinci oluÅŸması için bir uyarıdır. Alışılmış tepkimizi sorgulamak için bir fırsattır.
Bir fikir bizi sinirlendiriyorsa o fikre ihtiyacımız var demektir. Bilinç altında belki bir çocukluk yaramıza dokunmuştur. Kendimizi tanımak için bir fırsat daha yakalamış oluruz.
Birisini çok sevmişsek arka planını anlamaya çalışmak önemlidir. Eş ve arkadaş seçiminde çocukken problem yaşadığı ebeveyne benzeme derecesi önemli rol oynar. Anne – babasına benzeyen bir eşle karşılaştığında ebeveynin hiç yapmadığı ölçüde onun ihtiyacını karşılama beklentisi olabilir.
En önemli psikolojik ihtiyaç olan sevgi ihtiyacını karşılayacak kişi onun dostu, arkadaşı, sevgilisi olacaktır. İnsan doğuştan öncelikle kendisini eşsiz eğilimindedir. Kendisini eşsiz ve benzersiz görme eğilimindedir. Bu eğilimi destekleyen değerler sevilir, desteklenmeyen değerlerden kaçınılır. Hiç kimse aynı beyne ve kişiliğe sahip olmadığına göre çatışma başlayacaktır.
HATALARA KARŞI OLGUNLUK GÖSTERİN
Evlenmeden önce tarafların her ikisinin de yeterli duygusal olgunlukta olduğunu söylemek doğru olmaz. Sağlam ve nitelikli ilişki gelişirken hatalar yapılır. Karşılıklı olarak birbirlerinin psikolojik ihtiyaçlarını anlamaya çalışırlar. Yaşanan sorunun nedenini, niteliğini tepkinin zaman ve zeminini ölçü ve şiddetini çoğu zaman kestiremeyiz. Kasıtlı olsun veya olmasın karşımızdakini psikolojik olarak yaralarız.
Azarlayarak, eleştirerek, bağımsızlaşma girişimini engelleyerek, kızmasına izin vermeyerek ruhunda hasarlar oluştururuz.
Karşılanmamış ihtiyaçlarımızı haksız yere eşimizden bekleriz. Sorunlar arasında kaygı verici bağlantılar kurarız. Ben merkezci yani bilinçsiz ilişki sorunun büyümesine neden olur. Kendisi üzerine düşmeyen benmerkezci bireyler ilişki sorunlarını yoğun yaşarlar.
Nevzat Tarhan
Memory Center
Leyal Dergisi 2. Sayısı Yayında
Kasım 25, 2007

17 Ekim’de sizlerin karşısına çıkan Leyal Dergisi ikinci sayısı ile artık yayında.
Malezyada eğitim hayatına devam eden iki hanım kardeşimizle yaptığım röportaj ile onları tanıyacak
İslam Medeniyetinin hayran kalınacak eserleri , kısaca Neyzen BaÅŸar Dikici’yi tanıyacak
Daha dolu içeriği , yemekden , giyime , sanattan , bilgisayara , yeni konu ve konuklarıyla sizlerle..
Okuyucularımız dergiye bu linkden ulaşabilirler.
Namaz ve başörtüsü baskısı haberi yalan
Kasım 22, 2007
Amasya’da türban takmaya ve namaz kılmaya zorlanan 4 kız öğrencinin okulu bıraktığı yönündeki haberlerin asılsız olduÄŸu ortaya çıktı. Dün bazı gazetelerin manÅŸetinde yer alan iddia, valilik ve il milli eÄŸitim müdürü tarafından yalanlandı.
Anadolu kız meslek lisesine baÄŸlı pansiyonda baskıya maruz kaldıkları ileri sürülen çocuklardan 3′ünün pansiyonda hiç kalmadığı belirlendi. DiÄŸer öğrenci de, dinî faaliyetle suçlanan müdür yardımcısı göreve baÅŸlamadan önce pansiyondan ayrılmış. “Dinci baskıya karşı çıkan öğretmenlere nöbet tutturulmuyor.” dediÄŸi ileri sürülen Türk EÄŸitim-Sen ÅŸube baÅŸkanı, böyle bir ifade kullanmadığını açıkladı. Haberin devamı »
Yufka açtı sergi gezdi
Ekim 19, 2007

İstanbul Modern’deki sergileri büyük bir ilgiyle gezen BeÅŸar-Esma Esad çiftine Oya Eczacıbaşı mihmandarlık yaptı.
Yufka açtı sergi gezdi
ALİ OKTAY / MÜSLÜM BAYBURS
Suriye Devlet BaÅŸkanı BeÅŸÅŸar Esad ile eÅŸi Esma Esad Ankara’nın Çubuk ilçesi AÅŸağı Çavundur köyünü ziyaret etti. Çocuklar tarafından çiçeklerle karşılanan Esad çiftine sevgi gösterileri yapıldı. Köylü kadınların sıcak ilgisiyle karşılanan Esma Esad, “Sizlerle olmaktan çok mutluyumâ€? dedi.
Haberin devamı »
Olmert İsraillileri Filistin’e çaÄŸrıyor
Ekim 19, 2007

Artan müslüman ve Arap nüfusun askısı altında olan İsrail yönetimi çare arıyor.
Entegrasyon Bakanlığı 2008 yılında 15 Bin Yahudi’yi ülkeye geri getirmeyi hedeflerken, İsrail BaÅŸbakanı Ehud Olmert de dünyadaki tüm Yahudileri İsrail’e dönmeye çağırdı. Geri dönüşü cesaretlendirmek ve yeni bir göç kampanyası baÅŸlatmayı amaçlayan Olmert, dünyadaki tüm Yahudileri İsrail’e yerleÅŸmeye çağırdı.
Haberin devamı »
Avrupa’da İslam tartışması
Ekim 18, 2007

Viyana’da ‘Sınır Tanımayan Kadınlar’ örgütü tarafından ‘Avrupa’daki Müslümanların Sorunları’na iliÅŸkin düzenlenen konferansta kültürlerarası çatışma konusu ele alındı.
Avusturya’da ”Sınır Tanımayan Kadınlar” örgütünün, ABD’nin Viyana büyükelçiliÄŸi himayesinde düzenlediÄŸi, “Avrupadaki Müslümanların Sorunları” konulu konferans, bugün Avusturya’nın baÅŸkenti Viyana’da gerçekleÅŸtirildi.
Haberin devamı »
26. İstanbul Kitap Fuarı’ında neler var?
Ekim 18, 2007

Bu seneki teması, ”Akdeniz’de Edebiyat; Edebiyat’ta Akdeniz”, onur yazarı ise Metin And olarak belirlenen 26. İstanbul Kitap Fuarı, ARTİST 2007-17. İstanbul Sanat Fuarı ile eÅŸ zamanlı olarak gerçekleÅŸecek
TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği tarafından 27 Ekim-4 Kasım 2007 tarihleri arasında düzenlenecek olan 26. İstanbul Kitap Fuarı, yazar-okur buluşmaları, söyleşiler, dinletiler ve çeşitli konulardaki sergiler ile birçok kültürel etkinliğe sahne olacak.
Haberin devamı »
Bu yemek sofraları ibretlik!
Ekim 2, 2007
Dünyadaki gelir dağılımının en çarpıcı görüntüsü. Bu fotoÄŸraflar ibretlik…
Dünyanın çeşitli ülkelerinden aileler bir haftada neler yiyor? Haftalık yiyecek içecek harcamaları ne kadar? “Aç Gezegen / Hungry Planet in kitabından kareler nelere sahip olduğumuzu hatırlatıyor.
Amacım Müslümanları aşağılamak
Eylül 19, 2007
Hz. Muhammed’e (SAV) yönelik karikatürü çizen Lars Vilks, karikatürü çizmesindeki asıl amacın “provokasyon ve Müslümanları aÅŸağılamak” olduÄŸunu itiraf etti. Vilks, karikatürlerin ortaya çıkardığı krizin saÄŸladığı ünle daha fazla para kazanmayı umduÄŸunu söyledi. Ressam Vilks, kendisine yönelik gelen ölüm tehditlerinin de kendisine daha fazla para getireceÄŸini umut ettiÄŸini ekledi.
İsveç’in Expressen gazetesine konuÅŸan Vilks, polisin ÅŸu an için evinde kalmasına izin vermediÄŸini söylerken, “Burada güvende olmadığıma inanıyorlar, sık sık polisin göstereceÄŸi adreslere taşınmak zorundayım” diye ekledi.
Avrupa Fetva Grubu’nun ölüm tehdidinden vazgeçtiÄŸine de deÄŸinen Vilks, “Bu iyidir fakat gerçek hayatta nasıl olur bilmiyorum” diye konuÅŸtu.
Ramazan’la hayra yolculuk baÅŸladı
Eylül 12, 2007

Ramazan bereketiyle geldi, Yardım kuruluşları hayırda birbirleriyle yarışmaya başladılar.
Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan vesilesiyle hayra yolculuk başladı. Türkiyeli yardım kuruluşları Ramazan seferberliği başlattılar. Yetimlerin, yoksulların ve kimsesizlerin sofralarına konuk olmak için yola çıkan yardım kuruluşları ekipleri dağıtacakları yardım paketleriyle mahzun yüzleri güldürecekler.
Ramazan bereketiyle geldi. Yardım kuruluşları, savaşların,
160 Sivil Toplum KuruluÅŸu İstanbul’da buluÅŸuyor
AÄŸustos 24, 2007

İstanbul’da yapılacak olan İnsani Yardım Dernekleri 3. Uluslararası Kongresi’nde “Teröre Karşı SavaÅŸ ve STK’ların Durumu” deÄŸerlendiriliyor.
Merkezi Paris’te olan ve Dünya’nın farklı ülkelerinden 160 sivil toplum kuruluÅŸu mensubu olan “İnsani Yardım Dernekleri Uluslararası Bürosu” İnsani Yardım Dernekleri 3. Uluslararası Kongresi İstanbul’da gerçekleÅŸiyor.
08-09 Eylül 2007 tarihleri arasında İstanbul’da yapılacak olan İnsani Yardım Dernekleri 3. Uluslararası Kongresi’nde, teröre karşı mücadelenin devam ettiÄŸi bir süreçte, insani yardımların karşı karşıya bulunduÄŸu zorlukları belirlemek, STK’ları savunmak ve aralarında her türlü diyalog, yardım ve dayanışmayı teÅŸvik etmeyi amaçlamaktadır .
Avrupa’daki Müslümanlar birleÅŸik bir güç deÄŸil
AÄŸustos 24, 2007
Avrupa’da yaÅŸayan Müslümanların organize olamadıkları ve bu yüzden bir güç oluÅŸturamadıkları öne sürüldü.
Financial Times gazetesi bu hafta Avrupa’daki Müslümanları konu alan özel bir diziye baÅŸladı.
Gazete bugünkü yazısında, Avrupa’daki Müslümanları radikal ve birleÅŸik bir güç olarak görenlerin yanıldıklarını belirtiyor.
Financial Times’a göre yapılan araÅŸtırmalar,
NecaÅŸi’nin ülkesine 58 su kuyusu
AÄŸustos 2, 2007

Türkiye halkının yardımıyla, NecaÅŸi’nin torunları olan Etiyopya’da ÅŸimdiye kadar toplam 58 su kuyu açarak halkın hizmetine sunuldu.
Türkiye, NecaÅŸi’nin torunlarının su özlemini sona erdirmeye çalışıyor. Hayırsever Türk halkının yardımlarıyla Etiyopya’da geçtiÄŸimiz günlerde 15 adet su kuyusu daha hizmete açtı. Bunlarla beraber ülkede açılan kuyu sayısı 58’e ulaÅŸtı.
2000 yılından beri Afrika ülkeleriyle yoğun bir şekilde ilgilenen ve birçok projeye destek veren İHH İnsani Yardım Vakfı,
Rütbeleri iptal edilen paşa Koç Yönetiminde
Temmuz 5, 2007
Haksız mal edindiÄŸi gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılan Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Erdil, Koç’a baÄŸlı bir ÅŸirketin yönetiminde olduÄŸu ortaya çıktı.
Haksız mal edindiÄŸi gerekçesiyle hapis cezasına çarptırılan Deniz Kuvvetleri eski Komutanı emekli Oramiral Erdil, artık sivil bir vatandaÅŸ olacak. Erdil, rütbesi de alındığı için “er” statüsüne düşmüş oldu. Mahkumiyet kararının kesinleÅŸmesinin ardından Erdil,
İşte Yeni Asgari Ücret
Haziran 29, 2007
Asgari ücrete Temmuz ayından itibaren yüzde 4 oranında zam yapılacak.
Yeni asgari ücret, 16 yaşından büyükler için 16.12 YTL’lik artışla net 419.15 YTL’ye yükselecek. Asgari ücret, 16 yaşından küçükler için de net 352.09 YTL olacak.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu kararı doÄŸrultusunda, yıl sonuna kadar geçerli olacak asgari ücrette 1 Temmuzdan itibaren düzenlenmeye gidilecek. Buna göre, halen 16 yaşından büyükler için brüt 562.50, net 403.03 YTL olan asgari ücret, brüt 585, net 419.15 YTL’ye yükselecek. Net asgari ücrette yapılan artış 16.12 YTL olacak.
Halen 16 yaşından küçükler için brüt 476.70, net 341.56 YTL olan asgari ücret, 1 Temmuzdan itibaren brüt 491.40, net 352.09 YTL’ye yükselecek.Okulda Kuran kursu, KKTC’yi gerdi
Haziran 24, 2007

KKTC, din eÄŸitiminin camilerden okullara alınması uygulamasıyla karıştı. Uygulamaya muhalefet eden Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası, KKTC Milli EÄŸitim ve Kültür Bakanlığı”nın düzenlediÄŸi yaz okullarında Türkiye”den gelecek din öğretmenlerinin ders vermesi fikrinin AK Parti iktidarı tarafından ortaya atıldığını öne sürerek “AKP, KKTC”deki laik düzeni tehdit ediyor. EÄŸitimde hurafelere yer yok�? açıklaması yaptı.
