YÖK’ün yayımladığı yazının yürütmesini durduran Danıştay kararı, başörtüsünü yasaklamıyor.
Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Danıştay’ın YÖK başkanının ‘yazı’sına karşı aldığı karar, zihinleri bulandırmakla birlikte, ‘Gerçek nedir? Bu karar ne işe yarar?’ sorusunu sorma zahmetine kimse katlanmıyor.
Türkiye’de uzun zamandır hukuk, hukuk olarak değil, politikanın bir malzemesi olarak kullanıldığından dolayı, Danıştay’ın kararı, fırsat bekleyen bazı rektörler tarafından sömürülüyor. Danıştay’ın aldığı karar, hukuk tekniği açısından doğru olmakla birlikte ne getiriyor, ne götürüyor? Doğrusu, bu karar, üniversitelerde başörtüsü serbestliğine ilişkin hukukî bir değişiklik meydana getirmiyor.
KARAR GENELGE’YE YÖNELİK
Danıştay’ın kararı, YÖK başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan’ın yazısını ‘genelge’ olarak addederek, bu genelgenin ‘yürütmesi’ni durdurmaktadır. Halbuki yazı, Anayasa’nın 10. ve 42. maddelerinde yapılan değişiklikle ortaya çıkan hukuksal duruma bir açıklık getirmekte ve bu yeni duruma uygun tedbirlerin alınmasını talep etmekteydi.
YÖK başkanının yazısına ‘genelge’ ismini takan Danıştay, bu kararla Prof. Dr. Özcan’a “tek başına genelge yayımlama yetkiniz yok” demiş oldu. Hepsi bu… YÖK genel kurulu bugün toplanıyor. Prof. Dr. Özcan bu genel kuruldan önceki yazısını aynen tekrar eden bir genelge çıkarırsa, Danıştay’ın kararına da uyulmuş olacak. Çünkü, üniversitelerin bir çoğu, Meclis’ten çıkan ve Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan anayasa değişikliğini doğru yorumlayarak, başörtüsü yasağını zaten kendiliğinden kaldırdı.
Şimdi Anayasa Mahkemesi’nin vereceği nihaî karar beklenmekte. Böylece hukukî süreç de tamamlanmış olacak. Zaten Anayasa Mahkemesi’nin yetkileri arasında anayasa değişikliklerini denetleme bulunmuyor. Eğer, Anayasa Mahkemesi hukuk ile siyaset arasında var olması gereken mesafeyi korursa, ana muhalefet partisinin yaptığı müracaatın sonucunda, başörtüsü mağduru genç kızlarımız okullarına rahatlıkla gidebilecekler.
Danıştay, Büyük Millet Meclisi’nin tarafından çıkarılmış anayasa değişiklikleri ve kanunlar konusunda karar verme yetkisine sahip olmadığından, başörtüsü yasağına sahip çıkan rektörlerin suç işledikleri gayet açıktır.
Ayrıca, başörtüsü özgürlüğü YÖK’ün genelge olarak adlandırılan yazısına dayanmamaktadır. Bu serbestlik, anayasa değişikliğine istinat etmektedir.