Ak Parti’ye neocon tuzağı!

İbrahim Karagül | duha | Mayıs 9, 2007 at 12:02

Türkiye’deki darbe senaryosu ABD’de mi yazıldı? Bu önemli bir soru. “ABD Ak parti’yi destekliyorâ€? teziyle memleket kurtarmak için meydanlara çıkanların, senaryoyu kimin yazmış olabileceÄŸine, kimlerin figüranı olabileceklerine birazcık bakmalarında fayda var. “Bağımsız Türkiyeâ€? sloganlarını kimler için attıkları çok önemli. Çünkü, bilmeden atmış olabilecekleri bu sloganlarla farkında bile olmadan Türkiye’nin parçalanmasına zemin hazırlıyor olabilirler.

CumhurbaÅŸkanlığı seçim süreciyle baÄŸlantılı geliÅŸmeler, kullanılan dil, atılan sloganlar, meydanlardaki söylem, askerlerin çıkışı, CHP’nin izlediÄŸi politika uzun süredir izlediÄŸim ve bu köşede sık sık naklettiÄŸim tartışmalara o kadar benziyor ki… ABD’deki neoconların yürüttüğü bu kampanyayı, benzerliÄŸi ortaya koymak için, bir kez daha detaylı özetlemek istiyorum. Birlikte düşünmek için.

Åžu sorular önemli: Tahminlerin aksine, ABD’deki bazı çevreler AK Parti iktidarının sonunu mu hazırlıyor? Daha net bir ifadeyle neoconlar AK parti’ye tuzak mı kurdu? Askeri müdahale taraftarları, CHP, laiklik adına yürüyenler aslında bu senaryoyu mu uyguluyor? Ve bu geliÅŸmelerin Kuzey Irak’la ne ilgisi var?

Türkiye, AK Parti ve BaÅŸbakan Tayip ErdoÄŸan’a karşı ağır itham ve hakaretlerle adını duyuran bir kiÅŸi var, Mechael Rubin. İsrail aşırı sağına çalışıyor ve Neoconların mabedi American Enterprise Institute bünyesinde, Türkiye, İslam ve Kürt meselesi gibi konularda ABD’den çok İsrail istihbaratına bilgi topluyor, sansasyonel yazılar yayınlıyor.

Rubin’in Åžubat ayında yayınladığı Will Turkey Have an Islamist President (Türkiye’nin bir İslamcı CumhurbaÅŸkanı mı olacak) baÅŸlıklı yazısıyla bugün yaÅŸananlarla birebir örtüşüyor. Sanki 28 Åžubat’ta olduÄŸu gibi yeni bir iç kriz, yeni bir darbe senaryosu, yeni bir ithal projeyle karşı karşıyayız.

“CumhurbaÅŸkanlığı ve genel seçimlerin son elli yılın en önemli seçimleri olduÄŸunuâ€? iddia eden Rubin, AK Parti’nin yargı ve eÄŸitimde kadrolaÅŸtığını, ekonominin borçlanma ve yeÅŸil sermaye ile ayakta tutulduÄŸunu iddia ederek, “ekonomiye yeÅŸil sermaye giriÅŸi olmaması halinde Türkiye’nin 2001 yılındaki kadar sarsıcı bir devalüasyon yaÅŸayabileceÄŸiâ€? kehanetinde bulunuyor. AK Partili birinin cumhurbaÅŸkanı olamayacağını, buna izin verilemeyeceÄŸini, ErdoÄŸan’ın uyarıldığını söyleyen Rubin, ErdoÄŸan’ın uyarıları dikkate almaması durumunda sokaklarda tankların dolaÅŸmayacağını, ancak siyasal ve yargısal sürecin iÅŸletileceÄŸini iddia ediyor.

2006′da Newsweek dergisinde yayınlanan Zeyno Baran’ın, “darbe olacağıâ€?na iliÅŸkin yazısına da atıfta bulunan Rubin, tam bir felaket senaryosu çiziyor. Sanıldığı gibi askerlerin darbe yapmayacağını, sivil kuruluÅŸların bu “tehdideâ€? karşı duracaklarını söyleyen Rubin, AK Parti’nin gizli gündemi olduÄŸunu iddia ettikten sonra özellikle sermayeye dikkat çekiyor.

Konu sermaye olunca da, gerçek niyet, ideolojik kavganın bu niyeti örtmek için kullanıldığı gerçeÄŸi çıkıyor ortaya. Asıl dertleri, sermaye hareketliliÄŸinin ABD ve İsrail tarafından denetlenememesi. Tanklar yerine siyasi ve yargı sürecinin iÅŸletileceÄŸini, (tabii sokak gösterileriyle birlikte) ve direnirse AK Parti’nin bölüneceÄŸini söyleyen bu kahin, ABD yönetimine hükümete destek vermeme çaÄŸrısını da ihmal etmiyor.

Åžimdi dönüp Türkiye’ye bakalım: Süreç bu yazıda ifade edildiÄŸi gibi geliÅŸmiyor mu?

2 Åžubat 2007 tarihinde bu konuyu aynı baÅŸlıkla burada deÄŸerlendirdim. Ama bu çevrelerin birkaç yıldır yürüttükleri kampanyanın baÅŸka örneklerini de verdim ve amaçlarını sorguladım. 16 Aralık 2005′te “AK Parti Michael Rubin’e neden haddini bildirmiyor?â€? baÅŸlıklı bir yazı bile yazdım. Ama kimsenin dikkatini çekemedim.

Rubin ve çevresi, o kadar hasmane bir kampanya baÅŸlattılar ki, intikam hırsı ve 28 Åžubat’ın da mimarı olan İsrail aşırı sağının hırçınlığı her aÅŸamada kendini belli etti. Türkiye’nin ABD ile birlikte Irak’a girmemesine, Türkiye topraklarına ABD askeri yerleÅŸtirilmesini kabul etmemesine çok kızdılar. Ancak gerçek hedeflerinin, bütün OrtadoÄŸu ile birlikte Türkiye’yi de parçalara ayırmak olduÄŸu artık biliniyor. Fanatizmin zirvelerinde gezinen bu ırkçı ve istilacı ekip, bir yandan bütün dünyada İslam’a karşı savaÅŸ verirken diÄŸer yandan Müslüman dünya üzerinde yeni bir sömürge dalgasının da mimarlığını yapıyor.

Başımıza Türkiye uzmanı kesilen cemaat, bir yandan iç çatışma tezlerini Türkiye analizi olarak pazarlıyor. Şantaja varan kabus senaryoları ile Türkiye üzerinde baskı kurup istediklerini koparmaya çalışıyor.

Ama artık peÅŸinde koÅŸtukları, sadece, lobicilik adına milyonları cebe indirmek deÄŸil. Türkiye’de birileri tarafından cepleri doldurulan bu adamlar artık daha geniÅŸ bir hedef için, yeni OrtadoÄŸu haritası için, Türkiye’nin sınırlarının bu harita çerçevesinde yeniden çizilmesi için mücadele ediyorlar.

Kampanyanın çok daha vahim boyutları var. Darbe, müdahale, iç çatışma, laik-İslamcı kavgası, Kürt meselesi eksenli büyük projenin tek hedefinin Ak Parti olmadığını, aslında Türkiye olduğunu daha net göreceğiz.(yeni şafak)

Leave a Reply