Gavurdan bile beter bunlar
Eylül 30, 2007
Yusuf KAPLAN
Küçük bir azınlık, büyük çoğunluğun canına okuyor. Türkiye’nin iflahını söküyor. Gece gündüz geriyor Türkiye’yi. Türkiye’ye gavurların, sömürgecilerin yapamayacağı zulümler yapıyor.
Küçük bir azınlık bu… Sayıları siz deyin beş bin, ben diyeyim on bin. Kahir ekseriyeti gayr-ı Türk ve gayr-ı müslim bu küçük azınlığın. Türkiye’yi işte bu bir kaç bin kişilik azınlık evirip çeviriyor ve deviriyor.
Türkiye’nin ekonomisine bu gayr-ı Türk ve gayr-ı müslim azınlık çeki düzen veriyor. Sadece kendi çıkarını düşünüyor bir azman azınlık bu.
Hatta öyle ki, kendi çıkarları için Türkiye’yi cinnet toplumuna dönüştürecek çılgınlıklar yapmaktan çekinmiyor bile! Gözünü kırpmadan milleti vuruyor. Millete vuruyor. Milletin kaderiyle oynuyor.
Haberin devamı »
Örtülü Öyküler!
Eylül 30, 2007
Sivil anayasa ve başörtüsü yasağının kaldırılması tartışmaları sürerken, bu konuda yaşanmış dramlar hiç konuşulmadı.
Okuyamayan öğrencilerin çaresizliği bir yana, yurtdışına gidenlerin çektiği çileler de görmezden gelindi. Yasak mağduru kızlar, o günleri anlatırken gözyaşlarına boğuluyor. Bunlardan birisi Betül Üzer… Konya Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi 3. sınıfta okurken, yüksek ders notlarıyla dikkat çekiyordu. Ancak başörtüsü sebebiyle okuldan uzaklaştırma aldı. Durumu, kanser tedavisi gören babasına anlatamadı. Çözümü, pek çok yasak mağduru gibi Viyana’ya gitmekte buldu. Bir süre sonra gelen acı haberle sarsıldı. Babası vefat etmişti. Onu dünya gözüyle bir kez daha görememenin verdiği acı, eğitiminin her gününü boğazına düğümledi. Artık diplomasını almıştı; ama onu göstereceği babası yoktu. Haberin devamı »
Gri savaşın mimarları kimler?
Eylül 29, 2007
Müslümanlara ve islama karşı yürütülen geniş bir karalama kampanyası var.İslamı ve müslümanları rencide eden sitelerin sayısı giderek artıyor.Avrupalı politikacılar bir yandan özgürlük diye bağırırken diğer yandan ellerindeki ilmekleri müslümanların boğazına dolayorlar.Yukarıdaki sorumuzun cevabını bu kampanyayı yönlendiren merkezlerde aramak gerekiyor.İsterseniz ortak özelliklerinden başlayalım. Bir Amerika taraftarı iki İsrail taraftarı üç islam karşıtı.
Farklı şekillerde ve farklı yoğunluklarda sürdürülen bu savaşın amacı müslümanları barbar, islamı ise terör dini olarak göstermek.
Yani kısacası yarın çıkacak bir muhtemel bir savaşta müslümanları böcek gibi ezmenin caizliğini ispat etmek.İran ve suriye ile devam edecek ve yoğunluğu artacak haçlı seferleri için Avrupadaki hristiyan toplumun desteğini almak, en azından pasif kalmasını sağlamak.
İşin diğer bir boyutuda batı ülkelerinde yaşayan müslüman toplumu göçe mecbur ederek muhtemel büyük bir savaşta iç tehditlerin önüne geçmek.Tüm bunları yazarken bildiğimiz fakat sorumluluk gerektiren bazı bilgileri sizinle paylaşamıyoruz.Fakat sizlere yolu gösteriyoruz.
uyanık kalmanız temennisi ile…
gazeten.com
Üniversiteye kafa ile girmek de yasaklansın!
Eylül 28, 2007
Tamer Korkmaz
aşörtüsü yasağı nedeniyle peruk takan öğrencilere Gazi Üniversitesi “dur” demiş: Fakülte binalarının girişindeki “görevliler” öğrencilerin saçlarını kontrol ederek perukla içeriye girmek isteyenleri engellemişler!
Türban yasağı faşizminin hangi boyutlara vardığını gözler önüne seren bu “Peruk Avı” Ankara’daki Gazi Mahallesi’nde cereyan etmiyor; yasakçı rektör Prof. Kadri Yamaç’ın üniversite mahallinde/”Gazi”de yaşanıyor…
Şimdi şöyle bir düşünün: Türban zaten yasak, üstüne bir de akıllara ziyan peruk yasağı…
Bir yerden sonra bu da kesmeyecektir, yasakçıları…
Haberin devamı »
Şehidin son isteği: Fitre ve zekatımı ödeyin
Eylül 28, 2007

Bitlis’te şehit olan Piyade Uzman Çavuş Ramazan Us’un, babasına ”Fitre ve zekatımı ödeyin” dediği öğrenildi.
Bitlis’te mayın patlaması sonucu şehit olan Piyade Uzman Çavuş Ramazan Us’un babası Nazım Us, ”Fitre ve zekatını ödememi isteyip ‘Ben bayramda geldiğimde size veririm’ dedi. Ama sabah acı haberi ulaştı” dedi.
Edinilen bilgiye göre, dün akşam saatlerinde,
Dünyayı sarsan 50 gerçek
Eylül 28, 2007

Dünyayı sarsan 50 gerçek Çin’de 44 milyon kadın kayıp, 150′den fazla ülkede de işkence var.
BBC programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekti. Tespitlerini ise “Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek” adını verdiği bir kitapta topladı. Kitabın Türkiye editörlüğünü Seyfi Öngider, yayıncılığını da Aykırı Yayınevi yapmış. Piyasaya yeni sürülen bu kitap, oldukça ilginç ve okumanızı tavsiye ediyorum.
“Değişmesi gereken 50 gerçek” olarak sıralanan absürdlükler, yanlışlıklar ve/veya sorumsuzluklar ilk bakışta birbirinden bağımsız aykırıklar gibi görünse de kitabı okuduğunuzda dünyanın varoluşunu yok etmek için nasıl zincirleme hatalar ve vurdumduymazlıklar yapıldığına tanık olacaksınız.
“Yok oluş”a doğru hızla sürükleniyoruz. Kendi ikbalimiz için fır dönerken bir de dünyanın nasıl döndüğüne bakalım…
İşte,
Doğan Grubu’nun Malezya çıkartmasının sponsoru kim?
Eylül 27, 2007
Doğan Grubu bir anda ‘Türkiye Malezya mı oluyor?’ safarisi başlattı. Gruba bağlı gazete ve televizyonlar adeta Malezya’yı abluka altına almış durumda. Peki bir anda ortaya çıkan bu ‘Malezyalılaşma’ senaryolarının kaynağı ne?
Türkiye kamuoyunu çok meşgul eden olayın ipuçlarına ABD’de ulaşıldı. İşte Türk basınının en büyük okyanus ötesi çıkartmasının perde arkası ile ilgili çarpıcı ipuçları..
‘Senfonik ilahi’ skandalı
Eylül 27, 2007
Tasavvuf müziği sanatçısı Sami Özer, albümdeki kendine ait eserlerin bilgisi dışında alındığını söylüyor.
Alişan’nın geçen hafta Erol Köse Prodüksiyon’dan çıkan ‘Senfonik Çağdaş İlahiler’ albümünün altından skandal çıktı. Tasavvuf müziği sanatçısı Sami Özer, albümdeki kendine ait eserlerin bilgisi dışında alındığını söylüyor.
Erol Köse Prodüksiyon imzasıyla geçtiğimiz hafta yayınlanan ve ’senfonik ezan’ tartışmasıyla gündeme gelen Alişan’ın ilahi albümünde, büyük bir skandal ortaya çıktı. ‘Senfonik Çağdaş İlahiler’ adlı albümde Alişan’la birlikte ismi geçen tasavvuf müziği sanatçısı Sami Özer, buradaki 14 eserin, 2002 yılında yayınlanan ‘Sevdim Seni’ albümünden haberi olmadan alındığını söyledi. Özer, iddia edildiğinin aksine albümün hiçbir aşamasında yer almadığını belirterek, “Albüm tanımında, ‘Repertuarından, tasarımına kadar ünlü tasavvuf üstadı Sami Özer imzası taşıyor’ ifadeleri kullanılmış. Böyle bir şey söz konusu değil. Böyle bir albümün varlığını daha dün bir gazeteci arkadaşımdan öğrendim. Alişan’la hiçbir şekilde yan yana gelmedim.” dedi.
Haberin devamı »
Necaşi’nin yetimleriyle iftihar ettik
Eylül 27, 2007

İHH, Etiyopya’daki yetimler ile ihtiyaç sahiplerine çeşitli yardımlarda bulunulurken, 70 fakir aileye kumanya paketleri dağıtıldı.
Ramazan’la birlikte Afrika’nın fakir ülkesi Etiyopya’daki yetimler ile ihtiyaç sahiplerinin de yüzleri gülmeye başladı. 750 yetime çeşitli yardımlarda bulunulurken, 70 fakir aileye kumanya paketleri dağıtıldı.
İHH İnsani Yardım Vakfı, farklı coğrafyalarda ihtiyaç sahipleri ile yetimlerin yüzlerini güldürmeye devam ediyor. İHH,
Başörtüsü Komedyası
Eylül 26, 2007
Özgür-Der’in 2006 yılı ‘başörtüsü raporu’ndan alınmış birkaç örnek:
*YÖK ve ÖSYM tarafından fotoğraflara da başörtüsü yasağı getirildi. Fotoğraflarda başların fotomontaj ile açılmadığından emin olabilmek için kabinlerde gözetim altında fotoğraf çektirildi.
*Köşk Resepsiyonlarında, eşleri başörtülü olan milletvekillerine eşsiz davetiye gönderildi.
*Hatta olay çok fazla abartılarak eşi başörtülü olduğu için Afgan Cumhurbaşkanı Karzai’ye de eşsiz davetiye gönderildiği ortaya çıktı. (İşte bu. En çok güldüğümüz yani. Yoksa ağlamalı mıydık.)
*Atamaları Köşk’ten dönen bürokratların onay alamamasında eşlerinin başörtülü olmasının etkili olduğu anlaşıldı.
*Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde; eşleri başörtülü olan öğretim üyelerinin fişlendiği ortaya çıktı.
*İstanbul Üniveristesi’nde; başörtülülerin aslında kandırıldığı iddiasıyla ikna odaları kuruldu.
*Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi’nde; Akademik kadrolarla ilgili görüşmelere eşlerin de getirilmesi zorunlu tutuldu. Eşi başörtülü olan öğretim üyelerine hak ettikleri halde kadroları verilmedi.
*ÖSYM’nin hazırlattığı bir CD’de, sınava başörtülü gelen bir öğrencinin başının nasıl açtırılacağının ayrıntılı ve uygulamalı olarak anlatıldığı ortaya çıktı.
*Kayseri’de üniversite kampüsünde verilen bir iftar(!) davetinde “Başörtülü öğrenciler!” dışarı çıkarıldı.
Peki şimdi bir kısım medyada ne yaygarası var; “Başörtüsü yasağı kalkarsa, başı açıklar kendini baskı altında hissedebilirmiş!”
Hadi len ordan..Sende…
Kulis Ankara
kulisankara@gmail.com
Ahmedinejad’ı tacizler etkilemedi
Eylül 25, 2007
Ahmedinejad’a Columbia Üniversitesi’nde küstah karşılama. Kendisini davet eden rektör, Ahmedinejad’ı “dar kafalı ve gaddar bir diktatör” diye takdim edince bakın neler oldu?
Columbia Üniversitesi Başkanı Lee Bollinger, konuşma yapmak için yanıbaşında bekleyen İran Cumhurbaşkanı’nı öğretim üyeleri ve öğrencilere takdim ederken hiç de hoş olmayan bir dil kullandı.
Mahmud Ahmedinejad için “zalim diktatör” dedi. Salonda alkış ve protesto sesleri yükselirken Bollinger sözlerini sürdürdü; “Yahudilerin soykırıma uğraması, dünya tarihindeki en fazla dökümana sahip olaydır, bunu reddetmek saçmalıktır.”
Haberin devamı »
Aramıza fitne tohumları böyle atıldı!
Eylül 25, 2007
Zaman gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı’nın nasıl ayrıştırıldığımızın resmini çektiği yazısı…
Yeter be kardeşim!
80′li yıllara yaklaşırken bizim mahallede kavga yoktu; hiçbir mahallede olmadığı gibi. Sonra sert bir rüzgâr esti ve her birimizi bir cepheye savurup attı.
Tek bir kelime konuşamadan, hiç olmazsa vedalaşamadan, ayrılıverdik birbirimizden. Üç çalım atmadan pas vermeyen vefalı bir arkadaşımın (ki tek gıcık olduğum huyu buydu) Alevi olduğunu bilmiyordum o güne kadar. Nereden bilebilirdim ki; Unpazarı’nın girişinde alışveriş yaptığımız o narin ve nazik insanlara Alevi denirmiş. Az ötedeki berberin de öyle anıldığını fırtına sonrası fark edebildim. Haberin devamı »
Bir Yarbay’ın intihar mektubu
Eylül 24, 2007
“Artık, orduya iş yapan yolsuzluğa batmış şirketleri daha fazla kaldıramayacağım; sadece kendilerini düşünen komutanlar için de çalışmaktan bıktım.” dedi ve tetiği çekti.
Sabah gazetesi yazarı Umur Talu bir intiharın ortaya çıkardığı karışık ilişkileri yazdı.
Sistem bu
Yarbay 5 Haziran 2005′te intihar etti. 44 yaşındaydı. O gün önemli bir tartışma yaşamıştı. İntiharı da biraz şüpheli kaldı.
“Bıraktığı mektup” ta şu yazıyordu:
“Artık, orduya iş yapan yolsuzluğa batmış şirketleri daha fazla kaldıramayacağım; sadece kendilerini düşünen komutanlar için de çalışmaktan bıktım.”
Yarbay Ted Westhusing, ordusunun işgal ettiği Bağdat’ta, Irak’ta “çok özel kuvvetler” eğiten bir şirketle ilgili tartışmanın ardından ölü bulunmuştu.
Başörtüsü yasağı, from Israel with love
Eylül 24, 2007
Başörtüsü, yasağı bu vatana başlarını feda etmeye hazır evlatların, başlarından zorlu çekilip alınan örtünebilme hakları.
Peki yasağın en sıkı destekçisi ve takipçisi kimler?…
Tabiki Başkomutana makatını dönenler,
aynı şahışlar İsrail’e de makatlarını dönüyorlar mı?
Türkiye, örtülü kalabilmek için direnen kızların mücadelesini unutmadı.
Hani saçlarından tutulup terlerde sürüklenen, joplanan, keskin nişancıların çatılarda bekledikleri kızlar.
Biraz hafızamızı zorlarsak hatırlayacağız, Zulüm en katı şekilde devam ederken aynı zamanda israille büyük modernizasyon antlaşmaları imzalanıyordu.Bir çok bürokrat görevinin bırakıyor yada istifa etmek zorunda bırakılıyordu.
Bir kaç gün evvel İsrail uçakları geldiler ve gittiler, bizlerde misafirperverliğimizi bir kere daha kanıtladık.
Ya bu sefer yakıt tankı değilde bomba bırakırlarsa! Hani misafir bulduğunu değil umduğunu bırakır.
Şu lübnan savaşında hatırladıklarımızdan, from israel with love?
Görüşlerinizi ve yorumlarınız bekliyorum.
F. TAŞTEKİN
Sivil anayasa çalışmalarına karşı yüksek sesle bağıranlar, uygladıkları baskıyı unuttular
Eylül 22, 2007
Dünya Bülteni / Haber Merkezi
Gittikçe sesini yükselterek bağıranlar, “en vatansever benim” diye zannediyor. Ya da, ‘gece karanlığından korkanlar, yüksek sesle türkü çığırır’ misali bağırıyorlar bugünlerde. Oysa, yaptıklarını ne çabuk unuttular…
Fazla değil, birkaç yıl önce, üniversiteler başta olmak üzere, neredeyse hayatın bir çok alanında başörtüsü yasağını gerekçe göstererek, her türlü fiziki ve psikolojik baskı nedeniyle bir çok genç kızın hayatı karardı.
Okul sıralarında olması gerekenler, sırf başörtüsü taktıkları için, tedavi olmak için hastaneye gidip de tedavi olamayanlardan tutun, coplanarak okuldan uzaklaştırılanlara, polis karakollarında sabahlamalara ve adliye koridorlarında ders hocasını bekler gibi hakim karşısına çıkmayı beklemelere kadar… Bir çok örenek verile bilir. Bugün sivil anayasaya karşı linç girişimi kampanyalarını başlatanların eseri.
Gerçekte var olmayan bir vehimden hareketle ülkede bir korku rüzgârı estirmeye çalışanlar, aslında nasıl bir gerçeğin üzerini örtüyorlar.
Bugün ”yeni anayasa üniversitelerde kılık kıyafet yasağını kaldırmasın” diyenler aslında neyi savunuyorlar?
İşte bu sorulara günümüz Türkiye’sinden dramatik bir cevap…
Türk tarihinde Kürt isyanı var mı?
Eylül 21, 2007

Mehmet Ali Bulut‘un köşe yazısı
GÜL’ÜN DİKENİ KİME BATTI
Ben tarihçi değilim. Her ne kadar miladi 700 ila bin arasında İslam dünyasında Türklerin yoğun bulunduğu merkezlerdeki kültür faaliyetleri üzerinde uzun sürün bir doktora çalışması yapmışsam da, tamamlayamadığım için, tarihçiyim diyemiyorum.
Fakat biraz araştırma bilgisine sahip her insan, dönemin kaynaklarını okumayı da biliyorsa pekala bir konuyu ele alıp neticeye varabilir…
Ben de kendimce böyle yaptım ve gördüm ki, bugüne kadar “bu bir kürt isyanıdır” diyebileceğim bir tarihi hadiseyle karşılaşmadım.
İran Savaş Uçakları İsrail’i Korkuttu
Eylül 21, 2007
İran İslam Cumhuriyeti’nin kendi yaptığı asavşa uçakları, düşmanların saldırı tehditleri ve planlarına karşı bugün büyük bir gösteri ve tatbikat düzenledi.
Belirlenen hedefleri gerçek bombalarla bombalayan İran savaş uçaklarının tatbikatı Amerika ve İsrail taraından endişeyle izlendi.
Amerikan F 18 savaş uçaklarının benzeri olan İran yapımı “Saika” (yıldırım) adlı savaş uçakları Tahran’da yaptığı uçuşlarla İran İslam Cumhuriyeti hava kuvetlerine bağlı savşa uçaklarının düşmanın her hangi bir saldırısına karşı göreve hazır olduğunu gösterdi.
Mevcudiyetinizi Devlete ve Millete borçlusunuz.
Eylül 21, 2007
Washington Post, İsrail’in 6 Eylül’de Suriye’nin kuzeyinde gerçekleştirdiği hava saldırısında bir nükleer tesisin hedef alındığını, gazetenin bir yazarı ise İsrail uçaklarının hava sahasını kullanmasına TSK’nın izin vermiş olabileceğini öne sürdü.
Gazetenin muhafazakar yazarı Charles Krauthammer, köşe yazısında, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, Ankara’daki sivil hükümete haber vermeden, İsrail savaş uçaklarına bir geçiş koridoru sağlamış olabileceğini iddia etti.
82 anayasasını hazırlayanlar: Şartlar değişti
Eylül 21, 2007

Darbe anayasasını hazırlayan Abbas Gökçe ve Fahri Öztürk, sivil anayasanın Türkiye için şart olduğunda hemfikir.
Türkiye’nin en son anayasası askerî yönetim döneminde hazırlandı. 12 Eylül 1980′de idareye el koyan Silahlı Kuvvetler, 15 kişilik bir komisyon oluşturarak anayasa hazırlama talimatı verdi.
Milli Güvenlik Konseyi’nde son şekli verilen metin, Danışma Meclisi’nde onaylandı. Ardından da askerî idareden sivil yönetime geçişi sembolize eden referandumda halk tarafından kabul edildi. Aradan 25 yıl geçti. Türkiye şimdi ’sivil anayasa’yı tartışıyor. Bazı kesimler bu girişime ağır eleştiriler yöneltirken,
Türkiye babanızın malı değil…
Eylül 21, 2007
Tamam, anlıyoruz, seçim sonuçlarını hazmedemediniz… Özlenen tablo, 22 Temmuz’dan önce kader birliği etmiş görünen ‘iki sağ parti’nin, yani CHP’yle MHP’nin koalisyonuydu…
Olmadı.
Sandıktan başka bir şey çıktı.
O ‘başka bir şey’in ne olduğunu anlamak için de sabahlara kadar kafa patlatmak, ‘sosyolog yanım diyor ki’ mavralarıyla araya görüntü sokmak gerekmiyor. Hele, magazin röportajcılarını Şerif Mardin’e göndermek hiç gerekmiyor.
Sokağa çıkmak kafi…
Pazarda alışveriş yapmak…
Simitçiyle konuşmak…
Kapı komşusuyla selamlaşmak…
Rakip addedilen insanları anlamaya çalışarak dinlemek.
Bunlar, size, olmayan sosyolog yanınızdan çok daha fazlasını öğretecektir, daha salim kafayla muhasebe yapmanızı sağlayacaktır.
