Amerika ve israil Özbekistan büyük elçiliklerine saldırı.
Temmuz 30, 2004
İnterfaks haber ajansı, elçilik kaynaklarına dayanarak verdiği haberde, Amerikan büyükelçiliğindeki patlamanın intihar saldırısı olduğunu duyurdu. İsrail radyosu da İsrail büyükelçiliğindeki saldırının intihar saldırısı olduğunu ve yaralananlar bulunduğunu bildirirken, bir İsrailli yetkili, patlamada 2 kişinin öldüğünü söyledi. Bu arada, savcılık bürosunun dışında da üçüncü bir patlama olduğu, patlamada ölenler ya da yaralananlar bulunduğu belirtildi.
400 schwerbewaffnete Polizisten auf Geisterjagd
Temmuz 27, 2004
400 Polizisten waren diesen Freitag im Einsatz, um in mehreren Moscheen in Baden-Württemberg vermeintliche Extremisten dingfest zu machen. Worauf sie stießen waren aber nur unbescholtene Muslime, die ihrem Freitags-Gebet nachgingen. In der Nähe von über 18 Moscheen bezogen die Beamten mit Maschinengewehren bewaffnet Stellung. Unter diesen waren unter anderem auch Moscheen in Balingen, Waiblingen und Fellbach. Die Kontrollen geschahen unabhängig davon, welchem Verband die Moscheen angehörten.
Die Aktionen liefen unter dem Vorwand von Verkehrskontrollen ab. Jedoch wurden bei den vermeintlichen Kontrollen nur Muslime kontrolliert - diese jedoch umso gründlicher. Selbst neun und zehn jährige Kinder waren betroffen, auch ihre Personalien wurden aufgenommen. Gefragt wurde nach Name und Adresse, selbst den Arbeitgeber wollten die Beamten wissen. Inwieweit dies für eine Verkehrskontrolle nötig sei, war nicht feststellbar. In Waiblingen wurden zwei junge Männer mit auf die Wache geführt und mussten mehrere Stunden dort ausharren. Grund: Sie hatten ihre Ausweispapiere zu Hause vergessen. Nach dem Bericht dieser beiden Opfer harrten noch mehr als ein Dutzend weiterer Muslime auf der Wache aus.
Aversion der Deutschen gegen den Islam“ steigert die Religiosität
Temmuz 27, 2004
Nach einer Studie des Essener Zentrums für Türkeistudien stieg die Zahl der türkischstämmigen Migranten, die sich als religiös bezeichnen, im letzten Jahr um 14 Prozent im Vergleich zum Jahr 2000. Damit würden sie 71 Prozent der hier lebenden Türken ausmachen. Einen großen Zuwachs verzeichnete auch die Zahl derer, die sich als „sehr religiös“ einschätzten: Sie stieg von acht auch fast 20 Prozent. Erstellt wurde die Studie vom Leiter des Zentrums Faruk Sen. Befragt wurden in der repräsentativen Studie 1000 türkischstämmige Migranten aus Nordrhein-Westfalen.
Sen sieht in der steigenden Religiosität eine Reaktion auf die „Aversion der Deutschen gegen den Islam“. Bei der neuen Gläubigkeit gehe es aber weniger um eine „türkische, als um eine kulturelle, islamische Identität“. Ein Indiz für einen ansteigenden Fundamentalismus sei dies jedoch nicht. Einen weiteren Grund für den Anstieg sieht Sen darin, dass sich 80 Prozent der Befragten in Deutschland diskriminiert fühlten. Die mangelnde Akzeptanz in der neuen Heimat führe offenbar zu einer stärkeren Identifikation mit dem eigenen Milieu, so Sen. Während die Zahl derer, die sich auf einen dauerhaften Aufenthalt in Deutschland eingerichtet haben mit 60 Prozent immer noch sehr hoch sei, würden aber 30 Prozent der Migranten wieder in die alten Heimat zurück wollen, acht Prozent mehr als noch 2001.
Wieder Kontrollen vor einer Moschee – Repressalien gegenüber Muslimen gehen weiter
Temmuz 27, 2004
Heute gab es erneut eine Ausweiskontrolle vor einer Moschee. Nach dem Freitagsgebet waren die Besucher der „Balingen Fatih Moschee“ überrascht, als sie an der Tür von Polizisten empfangen wurden. Nach der Kontrolle der Ausweise, wurden auch einige Fahrzeuge der Moscheebesucher durchsucht.
Herausgekommen ist dabei nichts. Ohne Grund wurden wieder unbescholtene Moscheebesucher in ihrer Religionsausübung belästigt. Den Höhepunkt bildete die Aussage eines Beamten, die Ausweiskontrollen würden aufgrund des 11. Septembers erfolgen. Was eine kleine Moscheegemeinde mit dem 11. September zu tun haben soll, wurde jedoch nicht klar.
Ein genauer Grund für die Kontrollen wurde den Besuchern nicht mitgeteilt. Weder von den Dienst habenden Beamten, noch vom Landeskriminalamt Stuttgart war bis zum Abend eine Aussage zu der Aktion zu erhalten.
İş kazalarında üçüncüyüz
Temmuz 27, 2004
TMMOB Makine Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Yrd. Doç. Dr. Kalyoncu, “Ülkemiz, iş kazaları konusunda dünya üçüncüsüdür. İş kazalarının yüzde 72’si, 50’den az işçi çalıştıran işyerlerinde görülmektedir” dedi.
Türkiye’de her 6 dakikada bir iş kazası meydana geldiği, her 6 saatte 1 işçinin hayatını kaybettiği bildirildi.
TMMOB Makine Mühendisleri Odası Konya Şubesi Başkanı Yrd. Doç. Dr.Mete Kalyoncu, yaptığı açıklamada, dünyada her yıl 270 milyon iş kazası meydana geldiğini belirterek, bu kazalarda da her gün 5 bin kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi.
Dünyada 160 milyon kişinin meslek hastalığı geçirdiğini, 22 bin çocuğun iş kazalarında öldüğünü ifade eden Kalyoncu, toplam küresel gelirin yüzde 4’ünün de iş kazalarında kaybedildiğini bildirdi.
Türkiye’nin iş kazaları açısından Avrupa şampiyonu olduğunu ifade eden Kalyoncu, şunları söyledi:
‘’Ülkemiz, iş kazaları konusunda dünya üçüncüsüdür. İş kazalarının yüzde 72’si, 50’den az işçi çalıştıran işyerlerinde görülmektedir. Her 6 dakikada bir iş kazasının meydana geldiği, her 6 saatte 1 işçinin öldüğü ve 2,5 saatte 1 işçinin iş göremez şekilde sakat kaldığı ülkemizde, iş güvenliği mühendisliği kavramı henüz uygulamaya geçirilmemiş durumdadır. İş güvenliği mühendisliği uygulamasında, işyerlerinde, iş sağlığı ve iş güvenliğine yönelik tüm önlemlerin alınması ve eğitimlerin verilmesi yer almaktadır.’’
APO TALABANİ’YE ATEŞ PÜSKÜRDÜ
Temmuz 27, 2004
TERCÜMAN, Abdullah Öcalan’ın 21 Temmuz’da avukatlarıyla İmralı’da yaptığı görüşmenin notlarına ulaştı.IKYB lideri Celal Talabani’yi yerden yere vuran Öcalan, ” Geçmişte birçok toplantı yaptık. Bana Van’ı Kürdistan’ın başkenti yapmayı önerdi” dedi.
KÜRT feodallerinin l925′in intikamı peşinde olduğunu söyleyen Apo,”Kürt feodalizmi, Türk burjuvazisinden pay istiyor. Yarın ‘federasyon’ diyecekler. Irak’ta, Musul’da Kürtleri birleştirecek, bunu Kürt halkına, PKK’ya, Türkiye’ye karşı saldırtacaklar” diye konuştu.
‘BENİ RUHANİ LİDER OLARAK GÖRÜYORLAR’
Apo’dan yeni inciler
İmralı’dan terör örgütüne talimat yağdıran Abdullah Öcalan, kendini ‘ruhani lider’ ilan etti. Teröristbaşı, Celal Talabani’nin de Türkiye’ye karşı komplo içerisinde olduğunu öne sürdü
Bahadır Selim DİLEK
Abdullah Öcalan, avukatları aracılığıyla terör örgütüne gönderdiği mesajda, Iraklı Kürt lider Celal Talabani’nin Türkiye’ye komplo kurduğunu söyledi. İmralı adasında müebbet hapis cezasını çekmekte olan teröristbaşı, Talabani’nin “Büyük Kürdistan’ı” kurup, Van’ı da bu sözde ülkenin Başkenti yapma hesabı içinde olduğunu iddia etti. Öcalan, PKK/Kongra Gel’den kopan kardeşi Osman Öcalan’ı da Talabani ile işbirliği yaptığı için eleştirdi.
Avukatları ile yaptığı görüşmede, kendisini eleştiren Kürt muhalifleri de suçlayan Öcalan, “Kürt feodalleri 1925′in intikamını almaya çalışıyorlar. Biz milliyetçiliğin esiri, kurbanı olmayacağız. Kürt feodalizmi, Türk burjuvazisinden pay istiyor. Yarın ‘federasyon’ diyecekler. Irak’ta, Musul’da Kürtler’i birleştirecek, bunu Kürt halkına, PKK’ya, Türkiye’ye karşı saldırtacaklar” dedi. Kapatılan DEP’in eski milletvekili Leyla Zana ve eşi Mehdi Zana’yı da “ilkel milliyetçi” olmakla suçlayan Öcalan’ın görüşleri şöyle:
KEMALİZM’İ ÖVDÜ
- Kemalizm’in her şeyi de yanlış değil. Kemalizm’in yanlışı Kürt sorununu göremeyişiydi, aslında gördü de, ama İngiltere’nin de etkisiyle Kürt feodalleri Kemalizm’i oyuna getirdi.
- Eşitlik, özgürlük demokrasi temelinde Kemalizm’i güncelleştiriyorum. Aman bu oyuna girmesinler,
- Anlama gücümün gelişkin olmasını buraya gelen doktorlar da onaylıyorlar, “iyi görünüyorsun, iyi götürüyorsun” diyorlar. Psikologlar sık sık geliyor, kendi kendimi götürmemi başarılı buluyorlar.
- Beni ruhani lider olarak görüyorlar, yetkili olan bunu yapmaz, devletten hak alıyoruz, içimizdeki alçaklardan mı alamayacağız.
- Benim kardeşim ABD’ye diyor ki, ‘Öcalan olmadan biz sorunu çözelim.’ Bu bir oyundur, yarın onu eğitecekler Irak’ta örgütlendirecekler, ordu olarak beş sene sonra Botan’dan, Hakkari’den, Şırnak’tan içeri girip Türkiye’den taviz isteyecekler.
- Bunlar (Talabani ve PKK içinde kendisine muhalif olanları kastediyor) Türkiye’yi götürme peşindeler
- Asıl savaşı Kürt milliyetçileriyle ABD çıkarmaya çalışıyor.
VAN’I BAŞKENT YAPACAKTI
Abdullah Öcalan’ın Talabani hakkındaki görüşleri şöyle: “Talabani, Türkiye’ye karşı Osman Öcalan’ı örgütlemiş, hesabı var. Irak’ta federasyon kurduktan sonra, sıra Türkiye’de federasyon kurmaya gelecek. Aslında beni de kullanmak, oyuna getirmek istedi. Onu iyi tanırım. Van’ı başkent ilan etme hesabı vardı, bana da önermişti bunu, ben reddettim. Talabani, Türkiye’yi çok mu seviyor? Sevmiyor. Ama biz Türk halkına saygılıyız, biz orduya kesinlikle savaş ilan etmeyiz… Biz, böyle bir halka savaş ilan etmeyiz.”
Teziç çarpıtıyor…
Temmuz 27, 2004
AİHM’in Türkiye’deki başörtüsü yasağını onaylayan kararını “yeni bir Kopenhag kriteri” olarak niteleyen YÖK Başkanı, “Artık anayasa değiştirerek de bu konuyu çözme imkânı yok” dedi.
YENİ DÜZENLEME YAPILABİLİR
Anayasanın 90. maddesinde yapılan değişiklikle uluslararası anlaşmaların anayasa ve kanunlardan üstün bir yere getirildiğini hatırlatan Teziç, bu düzenlemeyle ilgisi olmadığı halde AİHM’in başörtüsüyle ilgili kararının da “adeta anayasa üstü bir bağlayıcılık“ taşıdığını iddia ederek, “Türkiye gelecekte anayasayı değiştirirken bu mahkemenin kararlarını görmezden gelemez” dedi. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Yard. Doç. Dr. Emre Öktem ise AİHM kararının Türkiye’deki uygulamaya dayandığını, ama Türk hükümetinin AB’den tarih aldıktan sonra bu konuda yeni düzenleme yapabileceğini söyledi.
YASAK AB HUKUKUNA AYKIRI
Teziç’in “Avrupa’nın kendisi de, diğerleri üzerinde baskı aracı olabilen ve ayrımcılığa yol açan bu giysi biçimini kademe kademe kurallara bağlama ihtiyacı hissediyor. Avrupa’da konu, önce kamu hizmeti verenler açısından değerlendirildi. Sonra öğrenci bazına gelindi. Ardından ortaöğretim kurumları dendi. Gelecek sene Fransa’da bunun üniversite boyutuna taşınacağı yönünde tartışmalar yapılıyor” sözleri ise, münferit örneklerden hareketle Avrupa’daki yasakçılara “akıl verme” ve temennî babında dile getirilen, ama AB Komisyonu yetkililerinin de uyardığı gibi AB hukukuyla çelişen beyanlar olarak yorumlandı.
Ecevit artık şiir yazacak
Temmuz 27, 2004
DSP’nin 6. Olağan Kurultayı’nda Bülent Ecevit’in yerine önerdiği Zeki Sezer, 576 oy ile partinin yeni genel başkanı seçildi. Son kez delegelere seslenen Ecevit, bundan sonra şiir, edebiyat ve resime zaman ayıracaklarını söyledi.
DSP’nin bugün toplanan 6. Olağan Kurultayı ile bir dönem kapandı. CHP’nin mallarına el konulmasını öngören yasa tasarısı ile CHP Çankaya Gençlik Kollarına üye olarak siyasete giren Ecevit, tam 50 yıl sonra siyasete veda etti.
Yapılan oylamanın ardından seçim sonuçları açıklandı. Buna göre kayıtlı 935 delegeden 851 oy kullandı. Zeki Sezer geçerli 840 geçerli oydan 576’sını, Şükrü Sina Gürel 239′unu, Atilla Mutman 20’sini, Aydın Tümen ise 5′ini aldı. Veysel Özer’e hiç oy çıkmazken, Teoman İnaner de son anda adaylıktan çekildi.
Sonuçların açıklanmasının ardından yeni Genel Başkan Sezer, kürsüye çıkarak bir teşekkür konuşması yaptı. Sözlerine, “Emanetinize en iyi şekilde sahip çıkılacaktır, korunup geliştirilecektir” diye başlayan Sezer, Ecevit’e gözünüz arkada kalmasın demeyeceğini, Ecevit’in kendileri ile birlikte olacağını söyledi.
DSP’nin Ecevit’in ışığında ve Atatürk’ün yolunda yürümeye devam edeceğini ifade eden Sezer, kürsüye Ecevit’i çağırdı.
Ecevitin veda konuşması
Sezer’in kısa konuşmasının ardından Ecevit, son kez delegelere seslendi. Eşi Rahşan Ecevit ile birlikte siyaseti bırakan Ecevit, kurultayın demokratik bir kurultay olduğunu ve sonuca şaşırmadığını, Sezer’in bu sonucu elde edeceğine inandığını söyledi. DSP’ye karşı oyunlar oynandığını ve parti grubunun bölündüğünü hatırlatan Ecevit, talihsiz bir kaza ile Meclis dışında kaldıklarını dile getirdi. Şu anda ne yaptığını bilmeyen bir iktidar ve bir muhalefet boşluğunun olduğunu söyleyen Ecevit, bu boşluğun DSP ile doldurulacağını savundu. Sezer’e köy köy, kapı kapı dolaşmasını tavsiye eden Ecevit, “Buna yaparsanız yeniden iktidara gelirsiniz, gelmek zorundasınız” dedi.
Ecevit, kendisinden yardım talebinde bulunulması halinde, seve seve yardımcı olacağını kaydetti. Kalan hayatlarında eşi Rahşan Ecevit ile birlikte kendilerine zaman ayıracaklarını ifade eden Ecevit, yarım asırdır vakit bulamadıkları şiir, edebiyat ve resimle ilgileneceklerini sözlerine ekledi.
Ecevit, 10. Yıl Marşı eşliğinde eşi Rahşan Ecevit ile birlikte platformdan indi.
Suçu raylarda, makinistte aramasınlar
Temmuz 27, 2004
Saadet Partisi (SP) Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, 59. hükümetin ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın dış siyasetteki tutumunu Kemal Sunal’ın bir kabadayı filmine benzetti.
SP Samsun İl Başkanlığı’nın merkeze bağlı Balaç Köyü’nde açık havada yaptığı Genişletilmiş İl Divan Toplantısı’na katılan SP Genel Başkan Yardımcısı Ertan Yülek, 59. hükümeti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı Kemal Sunal’ın bir kabadayı filmine benzetti. Hükümetin son 1 yıldaki dış politikasını değerlendiren Yülek, “Dış siyasette Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın durumu tam Kemal Sunal durumudur. Filmde Kemal Sunal’ı mafya öldürmeye çalışıyor, tam öldürecek olur, mafya silahını çeker ateş eder. O sırada Kemal Sunal eğilir ve ayakkabısının bağlarını bağlar. Mermi kafasının üzerinden geçerek, mafyanın diğer adamına isabet eder. Şimdi bunun öylemi öyle değil mi olmadığını görelim. Başbakan Erdoğan, ‘illaki ben Irak’a asker göndereceğim. ABD askerini Türkiye’de konuşlandıracağım’ diyor ve Meclis’ten tezkere çıkarmaya çalışıyor. İşte orada tam bir Kemal Sunal hadisesi oluyor. İç tüzüğün oyalamasından doğan bir nedenle Irak’a asker gönderilemiyor. Şimdi düşünün Türkiye Irak’a asker gönderseydi, AK Parti’nin yerinde yeller eserdi. Çünkü her gün 3-5 tane asker Türkiye’ye ölü gelecekti. Yine 1 yıl sonra ABD, Türkiye’ye ‘illaki Irak’a asker göndereceksiniz’ dedi.
Tezkere meclisten geçti, yine filmdeki hadise oldu. Bu sefer de Irak’taki Kürtler, ‘Türk askeri istemiyoruz’ deyince, hükümet kurtuldu” dedi.
Kendisinin Ulaştırma Bakanlığı eski müsteşarı olduğunu hatırlatan Yülek, Sakarya’da yaşanan hızlandırılmış tren faciasına da değindi. “Tren kazasını raylara bağlamak, makiniste bağlamak doğru değil. Bunun doğrudan hazırlığın eksik olduğuna bağlamak lazımdır” diyen Yülek, “Yani orada makinist 100 kilometre hız yerine 118 kilometre hız yaptı deniyorsa, bu yanlıştır. Dünyanın her yerinde trenin gideceği hızın en az 100 kilometre üstündeki hızla denemeler yapılır.
Uzun süre yapılan denemeler sonucunda tren 100 kilometre düşük hızla sefere konur. Örneğin, Japonya’daki hızlı tren saatte 240 kilometre hız yapmaktadır. Bu tren sefere konmadan önce 6 ay insan zayiatı olmasın diye içine torbalar konarak saatte 350 kilometre hızla denemeler yapıldı ve öyle sefere kondu. Burada da bütün ihtimaller göz önünde tutulup öyle sefere konmalıydı. Bu hazırlıklar yapılmamıştır. Yapılmadığı için ne raylarda hata aramak lazım, ne makinistte; bu hata baştan sona idari ve siyasi bir hatadır” şeklinde konuştu.
Hızlandırılmış trenin vagonlarının çok eski olduğunu kaydeden Yülek, “Bu vagonlarla bu kadar hızlı gidemezsiniz. Özellikler bu raylarda gidemezsiniz. Çünkü yolun rehabilitasyonu yapılmamıştır. Ankara-Eskişehir arası rehabilitasyon yapılması için ihaleye verilmiş, ancak tamamlanmamıştır. Eskişehir-İstanbul arası ise daha ihale bile edilmemiştir. Dolayısıyla ‘kaza geliyorum’ dedi.
Bu kaza ucuz atlatıldı. Ben daha önce uyarmıştım. Daha büyük facialar olabilir diye ikaz etmiştim. Burada tek suçlu şartlar yerine getirilmeden treni sefere koydurtandadır. Bu kadar sivil toplum örgütü, bu kadar teknisyen bunun suç olduğunu görüyorsa, kusurlu bir hareket olduğunu biliyorsa, bu kusurlu hareketin üzerinde toplanacağı siyasi otorite bakandadır. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın “Ben gerekli tedbirleri almadım” diye istifa etmesi lazımdır” şeklinde konuştu.
Bush’u eleştiren film rekora doymuyor
Temmuz 27, 2004
NEW YORK/ Michael Moore’un ‘Fahrenheit 9/11’ isimli tartışmalı filmi sadece ABD gösteriminde 100 milyon dolarlık bir hasılatı aşarak belgesel filmler arasında bir rekora daha imza attı.
11 Eylül saldırıları sonrası izlediği politikalardan dolayı ABD Başkanı George W. Bush’a sert eleştiriler yönelten filmin, bu hafta sonu elde ettiği 5 milyon dolarlık gelirle birlikte şu ana kadar ki toplam hasılatının 103,35 milyon doları bulduğu kaydedildi. Pazar günü yaptığı bir açıklamada, Beyaz Saray’ın son üç yıldır Amerikan halkına gerçeklerin tamamını söylemediğini kaydeden Moore, insanların gerçekleri görmek için sinemalara koştuğunu ve ülkede büyük ihtiyaç duyulan önemli konuları tartışmaya başladıklarını ifade etti.
Bundan önceki en fazla hasılat yapan belgesel filmin 21,6 milyon dolarla yine Moore’a ait olan Oscar Ödüllü “Bowling for Columbine - Benim Cici Silahım” isimli film olduğu kaydediliyor.
Allavi direnişi bölmeye çalışıyor
Temmuz 27, 2004
SİCİLİ BOZUK
New York Times gazetesi, Irak’ın yeni başbakanı İyad Allavi’nin, 1990’ların başında hükümet binalarını bombalamak için Bağdat’a ajan gönderen sürgündeki bir grubun başı olarak Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı (CIA) ile çalıştığını yazmıştı. Allavi’nin ayrıca Bağdat’ta Merkez Karakolu’nda elleri kelepçeli, gözleri bağlı 6 direnişçinin kafalarına birer el ateş ettiği belirtilmişti.
- Selman Öztürk
Amerikan işgal güçlerinin Irak’ta verdiği zayiatın her geçen gün daha da arttığı belirtildi.
Financial Times gazetesi, Irak’ta sözde iktidarın kukla hükümete devredilmesinden bu yana istikrarın sağlanmasında herhangi bir iyileşme olmadığını belirterek, son günlerde Amerikan işgal güçlerinin verdiği zayiatın daha da arttığına dikkat çekti.
Gazete, ABD tarafından atanan Başbakan İyad Allavi’nin, yine de, Irak’ta asayişi sağlama şansına sahip olduğunu iddia etti. Financial Times gazetesi, hakkında CIA ajanı suçlaması bulunan Allavi’nin her geçen gün etkisini artıran direnişi bölmek için adımlar attığını yazdı. İşgal güçlerine karşı savaşan Mukteda Sadr’ın Bağdat’ın varoşlarında güç bulan direnişini kırdığını öne süren Finansial Times, Sadr’ın görünüşe göre, siyasete ilgi duymaya başladığını iddia etti.
Direnişi engelleme oyunu
Kukla Irak hükümetinin Başbakanı Allavi’nin Bağdat’ta bazı milis gruplarını orduya katma çabalarının sonuç vermeye başladığı da iddia edildi. Allavi’nin af ilan etmesi durumunda, Sünni Arapları yanına çekecek önemli bir adım atmış olacağını öne süren Financial Times’a göre, Amerika’nın da işgaldeki, orduyu dağıtma gibi hatalarını artık kabul etmesi gerektiğini kaydetti. Gazete, affın direnişçileri tecrit edeceği görüşünü savunuyor. İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri’ni yönetenlerin seçim telaşına girdiğini hatırlatan Financial Times, Irak’ta böyle önlemler alırlarsa Irak’ın da gelecek yıl için planlanan kendi genel seçimlerini yapabileceğini ileri sürdü.
Allavi: Öncelik Arap ülkelerinde
Öte yandan, Allavi, Ortadoğu barışı çerçevesinde diğer Arap ülkelerinden önce İsrail ile ilişkileri normalleştirmek için hiçbir harekette bulunmayacaklarını söyledi.
Allavi, Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta Başbakan Refik Hariri ile görüşmesinden sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, İsraillilerin ABD’nin liderliğindeki işgalden sonra Irak’ta varlıklarını gösterdiklerine ilişkin basında çıkan haberleri yalanladı.
Nükleer sıkışma
Temmuz 27, 2004
“Hızlı tren, seferini başarıyla tamamladı”, sıra nükleer santrallara geldi! Başbakan’ın bugün için “dünyanın nükleer santral cenneti” Fransa’ya göz kırparken masaya koydukları.
Şu anda dünyada işleyen nükleer reaktörlerin sayısı şöyle: ABD 98, Fransa 59, Japonya 53, Rusya 30, İngiltere 24, Güney Kore 18, Almanya 17, Hollanda 16, Çin 15, Hindistan 14, Ukrayna 13, İsveç 11, İspanya 9, Belçika 7, Çek Cumhuriyeti 6, Slovakya 6, İsviçre 5, Finlandiya 4, Macaristan 4, Bulgaristan 4, Brezilya 3, Arjantin 2, Pakistan 2, Litvanya 2, G. Afrika 2, Meksika 2, Ermenistan 1, Hollanda 1, Romanya 1, Slovenya 1. Tekrar hatırlatayım: Bazı santrallar 2, 3, 4, 5 hatta 6 reaktörlü.
Peki, kimler yeni santral planlama aşamasında? Japonya 12, Güney Kore 6, İran 5, Hindistan 4, Rusya 2, Çin 2, Brezilya 1, Bulgaristan 1, Pakistan 1, Mısır 1, Endonezya 1, Kuzey Kore 1, Finlandiya 1… ve Akkuyu ile Türkiye. Plan tamam da, fiilen inşa edilmekte olanlar nerede? Hindistan 9, Çin 4, Rusya 3, Ukrayna 2, Güney Kore 2, Japonya 2, Slovakya 2, Romanya 1, İran 1, Kuzey Kore 1.
Sayılar nasıl küçülüverdi, Japonya ve biraz Rusya dışında coğrafya nasıl değişiverdi, değil mi? ABD neden onca reaktörü kapattı, fiilen “nükleer santral moratoryumu” ilan etti; Almanya neden sıvışıyor, Avusturya neden vazgeçti, İspanya neden kaçmaya çalışıyor, Norveç niçin hiç bulaşmadı, İngiltere niye hafifliyor?
Piyasa neden bu denli daraldı? Kala kala kimlerde heves kaldı? NEDEN!
26.7.2004/UMUR TALU/SABAH
Sıra İran’da (mı)!
Temmuz 27, 2004
Geçtiğimiz çarşamba günü 11 Eylül raporu yayınlandı.. Rapor; 11 Eylül eylemcileri ile İran ve Lübnan’daki Hizbullah arasında ilişkiden söz ediyor.. Oysa Başkan Bush; Saddam’ın Bin Laden ile ilişkisini bahane ederek Irak’ı işgal etmişti.. Daha sonra bunun bir istihbarat ‘hatası’ olduğu ortaya çıkmıştı..
Rapor yayınlanmadan önce Başkan Bush ve adamları İran’ı hedef alan demeçler verdiler. Dışişleri Bakanı Powell ‘Başkan İran’ın nükleer tesislerine karşı bir eylemi hiçbir zaman ihtimal dışı görmemektedir’ diyor..
Aynı günlerde İngiliz gazeteleri ‘İsrail’in bu nükleer tesisleri vurmaya hazırlandığını ve İsrail uçaklarının Türk hava sahasından geçerek İran’a ulaşacaklarını’ yazıyordu.. Bu arada İsrail medyası, askeri istihbarat dairesinin bir raporundan söz ediyordu. Rapor ‘ İsrail’in geleceği ve güvenliği için en büyük tehlike İran’dır’ diyor ve İsrail hükümetinden bu konuda acilen önlem almasını istiyordu.. İsrail ya direkt olarak 1981’de Irak’a yaptığı gibi İran nükleer tesislerini bombalayacak ya da Lübnan’daki İran destekli Hizbullah bölgelerine karşı saldırıya geçecek. Amerika’da başkanlık seçimleri yaklaştıkça bu çılgınlık ihtimalleri artacaktır… Şaron’dan başka bir şey beklenemez.. Gerekçesi de hazır.. İranlılar nükleer bomba yapmaya çalışıyor.. Tıpkı Saddam gibi..
Oysa Amerikan CIA raporlarına göre İran bu hızla gitse bile ancak 12 yıl sonra nükleer bombaya sahip olabilecek.. Peki İran’a bunca yaygara koparan bu iç ve dış çevreler acaba neden İsrail için bir şey söylemiyorlar.. İsrail’in elinde en az 400 nükleer, kimyasal, biyolojik ve daha bilmediğimiz bomba bulunmaktadır..
Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Baradei geçenlerde İsrail’e gitti.. Aslen Mısırlı olan bu utanmaz adam ‘İsrail’in güvenlik endişelerini anlayışla karşılıyorum’ diyerek bu ülkenin her türlü kitle imha silahlarına sahip olabileceğine onay verdi…. Yani İsrail her türlü bombaya sahip olabilir ama hiçbir Arap ve Müslüman ülkesi İsrail tehditlerine karşı kendini korumak ve savunmak için benzer şekilde silahlanamaz.. Çifte standardın bu kadar rezil ve aşağılık türü ancak İsrail için geçerli olabilir.. İsrail ve Amerika, Türkiye’nin önce Suriye şimdi de İran ile dostluk ilişkilerini geliştirmesine tahammül edemiyor.. Oysa Amerika, 1948’de kurdurduğu İsrail ile birlikte bölgedeki tüm ülke ve halklara karşı her türlü aşağılık işbirliğine girişti. Askeri darbeler, saldırılar, iç savaşlar, işgaller hep bu ikilinin ürünündür.. İran-Türkiye-Suriye birlikteliğinden rahatsız olacak birileri varsa o da Amerika-İsrail ikilisi ve hâlâ Türkiye’yi bu ikilinin yanına yerleştirmeye çalışan bazı çevreler..
26.7.2004/HÜSNÜ MAHALLİ/YENİ ŞAFAK
Gülen’den Ecevit’e ilanlı veda
Temmuz 26, 2004

‘Bülent Beyi Uğurlarken’ başlığıyla kaleme alınan ilanın tam metni şöyle..
Bülent Bey’i Uğurlarken
Onuruyla Yaşayan,
Onuruyla Ayrılan,
Devlet Adamı’na
Siyasi hayata atıldığı andan itibaren hep inandığı gibi yaşadı. İçinde bulunduğu siyasi ortamın hususiyetini her zaman aksettirdi.
Hususiyle son zamanlarda ulu orta sorgulanan ve saygısızca tecavüz edilen milli değerlerimize hep saygılı oldu. Ve başkalarını da saygılı olmaya çağırdı.
Doğru bildiği meselelerde en muannit baskıcı güçlere bile bildiğini söylemekten şaşmadı. Keşke başka devlet adamlarımız da bu tavrı gösterebilseydi.
O, şaşırtmak istendiğinde bile elini masaya vurup ‘Ben bunları doğru bulmuyorum’ demesini bildi. Onun bu ahlakiliğinin halefleri tarafından da, olduğu gibi temsil edileceği ümidiyle…
M. Fethullah Gülen
Kızılay’dan ilginç yöntem “döner ekmekli” kan kampanyası
Temmuz 23, 2004
Kan stokundaki azalmanın önüne geçmek ve stoku arttırmak için bağış kampanyası başlatan Kızılay, ilginç yöntemlere başvurdu. Kan bağışlayanlara “döner ekmek” ikram etmeye başlayan Kızılay, bağış merkezlerine de “Kan bağışçılarımıza ikramiyemiz döner ekmektir” dövizi astı.
Kan stokundaki azalmanın önüne geçmek üzere bağış kampanyası başlatan Kızılay, kan bağışını arttırmak için “döner ekmekli” kan kampanyası başlattı.
Kızılay Ankara Kan Merkezi, kan stokundaki azalmayı da dikkate alarak, şehrin merkezi alanlarına yerleştirilen gezici kan toplama araçlarının da kullanıldığı bir bağış kampanyası başlattı. “Kan ver, hayat kurtar”, “Kan hayattır, onu yalnız sen verebilirsin”, “Kanın tek kaynağı insandır” ve “Bir ünite kan bulunmadığı için kimse hayatını kaybetmesin” dövizleriyle vatandaşların kan bağışı yapmaya çağrıldığı kampanyada, insanların midesine hitap eden ilginç bir yöntem de izleniyor.
“DÖNER EKMEKLİ” ÖZENDİRME
Kan toplama merkezlerine, “Kan bağışçılarımıza ikramımız döner ekmektir” dövizini asarak kan bağışını özendirme adımı atan Kızılay, kan veren vatandaşlara ekmek döner dağıtmaya başladı. Kızılay kan merkezi yetkilileri, döner ekmek ikramının kan bağışını attırıp artırmadığı konusunda yorum yapmaktan kaçınırken, kan veren vatandaşların “döner ekmekli” uygulamadan memmun olduğunu belirtti.
habervakti
Futbolun yeni patronu
Temmuz 23, 2004
Futbol Federasyonu Başkanlığı’na Avukat Dr.Levent Bıçakcı seçildi. Mehmet Ali Yılmaz’a üstünlük sağlayan Levent bıçakçı rakibine 26 oy fark attı.
Bıçakcı, dün yapılan olağan genel kurula katılan 192 delegenin,
109′nun oyunu aldı.
Diğer aday Mehmet Ali Yılmaz ise delegelerden 83 oy alabildi.
Eski başkan Haluk Ulusoy, başkanlık seçimlerinde oy kullanmadı.
YILMAZ: BU SONUCU BEKLEMİYORDUM
Futbol Federasyonu Olağan Genel Kurulu’nda başkanlık seçimini kaybeden adaylardan Mehmet Ali Yılmaz, bu sonucu beklemediklerini söyledi.
Bekledikleri sonucun bu olmadığını vurgulayan Mehmet Ali Yılmaz, yaptığı değerlendirmede, ”Ama delegelerin takdiri böyle. Demokrasi bu. Herşey futbol için. Birilerinin üstünden şaibeyi kaldırmak için bu işe giriştik, Ama delege bunu istemedi. Yarışa sonradan katılmıştık. Çeşitli şaibeler vardı. Fakat seçimlerden sonra bunları konuşmak doğru değil. Kaybeden mi kazanıyor, kazanan mı kaybediyor?” diye konuştu.
ULUSOY: DÜN KAÇANLAR BUGÜN ADAY OLDU
Futbol Federasyonu Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, 7 yıl önce genel kurulun kendisine verdiği görevi onur ve şerefiyle sürdürdüğünü söyledi.
Ulusoy, şöyle dedi: ”7 yıllık görevim süresince, Futbol Federasyonu’nun bayrağını başarıyla taşıdım. Bu süre içerisinde eksiklerimiz, hatalarımız olmuştur. Ancak artılarım, eksilerimden her zaman fazladır. Bütün yaptıklarımızın tüm şeffaflıkla gözler önünde olduğunu görüyorum. Bunun aksini söyleyenler olsa da ben tarihi kimsenin silemeyeceğini söylüyorum.” Haluk Ulusoy, 7 yıl önce federasyonun mahkeme kapılarında ve büyük bir kaos içerisinde bulunduğunu ifade ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:
”O günlerde federasyonun buhranlı dönemini bırakıp kaçanlardan bazılarının bugün yönetime aday olduklarını görüyorum. Gönül isterdi ki o dönemde de federasyonda görev alsınlar ve bu kaostan federasyonu el birliğiyle kurtarmak için verdiğimiz mücadelede yanımızda olsalardı. Ben ve arkadaşlarım, inandığımız hiçbir davada ödün vermeden dürüstlüğümüzle çalışarak, federasyonu bugünkü haline getirdik.” Federasyon başkanlığı döneminde kulüplerin zararına olacak hiçbir şey yapmadıklarını vurgulayan Ulusoy, ”Adam gibi oturdum, adam gibi çekip gideceğim. Federasyonu hiç kimseye peşkeş çekmedim. Ben veda etmiyorum. Ben bir müddet aranızdan ayrılıyorum. Çünkü futbol benim hayatım ve her şeyimdir. Ben futbolun içinde olacağım. Ancak hangi kademesinde olacağımı şu an için bilmiyorum. 7 yıllık görevim süresince futbol için çalıştım. Bundan sonra bu çalışmalara devam edeceğim. Ancak sizlerden son bir şey istiyorum. Ben sizlere hakkımı helal ettim, sizler de bana helal edin” diye konuştu.
Konuşmanın sonunda salondaki tüm delegeler Haluk Ulusoy’u ayağa kalkarak alkışladılar. Ulusoy’un da bu ilgiden dolayı gözlerinin dolduğu ve duygulu anlar yaşadığı
haber7
Eyüp’e dev alışveriş merkezi
Temmuz 23, 2004
Eyüp’te üçüncü dönemini yaşayan Belediye Başkanı Ahmet Genç, ilçenin çehresini değiştirmek ve yeni bir Eyüp kurmak için kolları sıvadı. Genç’in ilk dev projesi, tarihi Rami Kışlası’nı Türkiye’nin en büyük alış-veriş merkezi haline getirmek.
Genç, sözkonusu merkezin içinde, otelden alış-veriş merkezine, tiyatrodan sinemaya, kültür merkezinden sosyal tesislere kadar herşeyin olacağını söyledi. Başkan Genç, “Bu dev projeyi İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile koordineli olarak yap-işlet-devret modeliyle hayata geçireceğiz” dedi. İstanbul’un kabusu olan trafik sorununu Eyüp ilçesinde tamamen çözdüklerini belirten Başkan Genç, bu konuda da şunları söyledi: “Tophane ve Eyüp Camii arasındaki kat otoparkı, bu yılın sonunda tamamlanacak.Piyer Loti’ye çok güzel tesisler kurduk. Piyer Loti ile Eyüp Camii’ni birbirine bağlayacak olan kuş uçuşu 550 millik teleferik inşaatı da önümüzdeki günlerde bitecek. Haliç kıyısından Eyüp’e Alibeyköy’e, hatta Gazi Mahallesi’ne kadar gidecek olan raylı sistem projesi gerçekleştiğinde ise çevredeki ulaşım tamamen rahatlayacak. “Genç, Eyüp’e üniversite kurulması için de harıl harıl çalışıyor.
İSTİHBARAT SERVİSİ/İSTANBUL
yenişafak
Beyti Hanun Yanıyor Neredesiniz?
Temmuz 23, 2004
Gazze’de, Güney Lübnan’dakine benzer ağır bir yenilgi alan ve bu bölgeden çekilmeye zorlanan işgalci Siyonistler, çekilme öncesinde bölgeyi tam bir harabeye çevirme amacına yönelik iğrenç saldırılarını sürdürüyorlar. Son dönemde hedef aldıkları mıntıkalardan biri de Rafah yakınındaki Beyti Hanun kasabası. Bu kasaba günlerden beridir işgalci saldırganların kuşatması altında tutuluyor ve insanların dünyayla irtibatı kesilmiş durumda. İşgalciler kuşatmayla beraber vahşi saldırılar gerçekleştiriyorlar. Yani Beyti Hanun bugünlerde, geçmişte Cenin ahalisinin yaşadığına benzer bir manzarayla karşı karşıya. Ama ne yazık ki dünyanın burada yaşananlardan haberi bile olmuyor. Bu sebeple Filistin İslâmi Direniş Hareketi (HAMAS), tüm Arap dünyasına, İslâm âlemine ve bütün insanlığa bir çağrı yönelterek Beyti Hanun’da vahşi bir şekilde kıskaca alınan mazlum insanlara el uzatılmasını, onların imdat çağrılarına kulak verilmesini istedi. HAMAS’ın bildirisinde, Beyti Hanun’da kundaktaki bebeklerden yataklarından kalkamayan yaşlı hastalara kadar herkesin kuşatmaya maruz kaldığı, dışarıdan yardım almalarının engellendiği, işgalcilerin ağaç, sebze, hayvan, ev ne olursa olsun önlerine çıkanı tahrip ettikleri, kasabanın bütün altyapısının tahrip edildiği dolayısıyla kıskaca alınan binlerce insanın oldukça zor günler yaşadığı dile getirildi. Bildiride, orada işgale karşı direnen gençlerin bütün ümmet adına mücadele ettikleri ve sadece kendi insanlarını değil aynı zamanda tüm ümmetin onurunu savundukları, ümmetin de o insanların çağrılarına kulak vermesi gerektiği vurgulandı.
vakit
Coca Cola’nın ilkokullarda satışı yasaklandı
Temmuz 23, 2004
Avustralya’nın en büyük meşrubat üreticisi ve pazarlamacısı Coca Cola, artan kamuoyu baskılarına hükümetin olumsuz tavrına dayanamayarak tüm ülkedeki ilkokullardan standart ürünlerini kaldıracağını açıkladı. Coca-Cola Amatil’in bu kararı çocuk obezitesi hakkında büyük endişeleri olan sağlık uzmanlarını sevindirdi.Standart kola, Fanta, Sprite ve Lift ürünlerini ilkokullardan kaldırmak zorunda kalan şirketin müdürü Alec Wagstaff, “Obezite konusunda bir sorun bulunduğunu biliyoruz. Bunun karışık bir konu olduğu hakkında güçlü kanılarımız var. Bizce bunun asıl nedeni fiziksel aktivite yetersizliği. Ancak bir şirket olarak biz sorumluluğumuzun farkındayız ve okullardan bu ürünleri kaldırıyoruz” dedi. Orta okul ve yüksek okullardaki kantinlerden içecek makinelerini kaldırmayacaklarını söyleyen Wagstaff, o yaştaki çocukların kendi sorumlulukları taşıyabileceklerini belirtti. İlkokul Müdürleri Birliği Başkanı Leonie Trimper, Coca-Cola’nın kararını onaylayarak, “Böyle bir karar çocuklarımızın sağlığı ve refahı konusunda gösterilmiş büyük bir sorumluluk örneğidir. Bu hareket umarım diğer şirketlere örnek olur” şeklinde konuştu.
vakit
FACİA 36 ÖLÜ
Temmuz 23, 2004
Tren kazasında ölenlerin ilk iki vagonda bulunduğuna işaret eden yetkililer, üçüncü ve dördüncü vagonda ölenin olmadığını belirtti. Yetkililer, hafif yan yatan bu vagonlardaki yolcuların kendi imkânlarıyla trenden çıktığını bildirdiler. Bölgeye çok sayıda kurtarma ekibi ve Sakarya’dan 15, Bilecik’ten 4, Ankara’dan 15 ambulans gönderildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi de, olay yerine kurtarma ekibi, ambulans, jeneratör ve sağlık malzemeleri gönderdi.
Sakarya’nın Pamukova İlçesi’ne bağlı Mekece Köyü’nde, İstanbul-Ankara seferini yapmakta Yakup Kadri Karaosmanoğlu isimli hızlandırılmış yolcu treninin raydan çıkarak devrilmesi sonucu 141 kişinin öldüğü, çok sayıda kişinin de yaralandığı bildirildi. Bölgedeki bütün hastaneler alarm durumuna geçirilerek, eldeki bütün ambulanslar kaza mahalline sevk edildi.
TCDD Genel Müdür Vekili Ali Kemal Ergüleç, kazayla ilgili detaylı bilgiler almaya çalıştıklarını belirterek, “Tren İstanbul’dan saat 18.00’da hareket etmişti. Kazanın nasıl olduğunu şu anda bilemiyoruz. Ancak, 6 vagonunun yoldan çıkarak devrildiği şeklinde bilgi aldık. Tren hızlandırılmış olmasına rağmen, kaza bölgesinde daha önce yapılan seferlerin hızıyla aynı hızda ilerliyordu. Çünkü, biz hızlandırma çalışmalarını daha çok Eskişehir-Ankara arasında yapmıştık. Bize gelen bilgilere göre, maalesef ölü var ve çok sayıda yaralı olduğunu da biliyoruz. Lakin, kesin sayı söylememiz şimdilik mümkün değil.” ifadelerini kullandı.
VAGONLAR ÜST ÜSTE
Raydan çıkan hızlandırılmış trenin üst üste yığılan vagonlarından uzun süre ölü ve yaralı çıkarıldı. Mekece Köyü’nde raydan çıkan ve vagonları üst üste yığıldı. Bu arada, Ulaştırma Bakanlığı tarafından kriz masası oluşturuldu. Kızılay, bölgeye 160 ünite kan, 5 ambulans, 5 doktor, 5 Hemşire ve 1 vinç gönderdi.
ÖLÜ SAYISI 139 MU, 36 MI?
Öte yandan, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Necdet Ünüvar, tren kazasında toplam 139 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Daha sonra iki ağır yaralının da hayatını kaybettiği bildirildi. Olayda, 74 vatandaş da yaralandı. Ulaştırma Bakanlığı ise dün saat 23.00 itibarıyla ölü sayısını 36, yaralı sayısının 60 olduğunu açıkladı. Bakanlık 45 kişinin sağ kurtulduğunu bildirdi. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Trenin başına hızlı sıfatını koymak yetmez. Herhangi bir ülkede böylesine sorumsuz bir hareket ve neden olduğu facia, hükümetlerin çekilmesine neden olur” dedi.
Erdoğan Bosna’ya gitmiyor
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya’daki tren kazasının boyut itibariyle çok büyük bir olay olduğunu söyledi. Başbakan Erdoğan, Ali Babacan’ın Aktif Metropolitan Oteli’ndeki baldızının nişan yemeğinden ayrılarak Sakarya’ya gitti. Erdoğan daha sonra olay mahallinde incelemelerde bulundu ve yetkililerden bilgi aldıktan sonra hastanelerde yaralıları ziyaret etti. Erdoğan, olay nedeniyle çok büyük üzüntü duyduğunu belirterek, ‘’Kaza, boyutu itibariyle çok çok büyük bir olay. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum’’ dedi. Kaza nedeniyle bugün yapacağı Bosna Hersek ziyaretini iptal ettiğini bildiren Erdoğan, kazanın nedeninin henüz belli olmadığını, bugünkü çalışmalardan sonra öğrenilebileceğini söyledi.
Ölenler, ilk iki vagonda
Hızlandırılmış trenin raydan çıkmasıyla Sakarya’da meydana gelen kazanın ardından TCDD’nin dün akşamki üç seferinin iptal edildiği bildirildi. Seferler bugün de yapılmayacak.
Dün akşam gerçekleştirilecek Anadolu Ekspresi’nin 22.00, Ankara Ekspresi’nin 22.30 ve Fatih Ekspresi’nin 23.30 seferleri karşılıklı olarak iptal edildi. Yolcuların biletlerinin başka seferlerle değiştirilebileceği ya da paralarının iade edilebileceği kaydedildi.
Vatandaşların TCDD’de Müsteşar Yardımcısı Muammer Türker’in başkanlığında oluşturulan kriz masasına ait ‘’0312 311 30 88’’ ve ‘’0312 324 43 64’’ numaralı telefonlardan bilgi alabileceği de belirtildi.
234 YOLCU VARDI
TCDD yetkilileri, kazada ölenlerin ilk iki vagonda bulunduğunu, üçüncü ve dördüncü vagonlarda ölenin olmadığını bildirdi.
Hızlandırılmış trenin kazanın olduğu bölgede hızının 75-80 kilometre olması gerektiğini kaydeden yetkililer, Yakup Kadri Karaosmanoğlu adını taşıyan trenin 234 yolcuyla sefere çıktığını ifade etti.
Yetkililer, trende 1’i kondüktör, 1’i tren şefi, 2’si makinist ve 4’ü yemek vagonu görevlisi olmak üzere 8 personelin bulunduğunu da kaydetti.
Tren kazasında ölenlerin ilk iki vagonda bulunduğuna işaret eden yetkililer, üçüncü ve dördüncü vagonda ölenin olmadığını belirtti. Yetkililer, hafif yan yatan bu vagonlardaki yolcuların kendi imkânlarıyla trenden çıktığını bildirdi.
Bu arada, İçişleri Bakanlığı’ndan alınan bilgiye göre, Sakarya’dan10 savunma uzmanı, 2 kurtarma aracı, Bilecik’ten 8 savunma, arama-kurtarma personeli, 1 kurtarma aracı olay yerinde çalıştılar.
İstanbul, Kocaeli ve Bursa’dan ise birer kurtarma aracı bölgede görev yaptı.
Sabotaj şüphesi
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Vekili ve Kriz Masası Başkanı Muammer Türker ise; “Bulunulan yer, hızlandırılmış olmayan trenler hangi hızda gidiyorsa hızlandırılmış trenlerin de o hızda gitmesine müsaittir… Şu anki bilgilerin ışığında trenin hızlandırılmış olmasının kazayla ilgili olmadığını düşünüyoruz” dedi.
Ulaştırma Bakanlığı Müsteşar Vekili ve Kriz Masası Başkanı Muammer Türker, TCDD Genel Müdürlüğü’nde yaptığı açıklamada, çok acı bir olayın yaşandığını söyledi. İstanbul-Ankara seferini yapan Yakup Kadri Karaosmanoğlu Ekspresi’nin saat 18.00’de Haydarpaşa Garı’ndan yola çıktığını belirten Türker, saat 19.45 sıralarında Sakarya sınırlarında Mekece-Osmaneli arası 183. kilometrede kaza yaptığını ifade etti.
‘’TEKNİK ÇALIŞMA YAPMADAN BİRŞEY SÖYLEYEMEYİZ’’
Hızlandırılmış trenin 234 yolcu, 9 personel olmak üzere 243 kişi taşıdığını belirten Türker, kazanın sebebine ilişkin çeşitli spekülasyonların yapıldığını, ancak teknik çalışma yapmadan birşey söylemenin mümkün olmadığını söyledi.
Ölü ve yaralı sayısı hakkında olay yerinden net bilgi alamadıklarını vurgulayan Muammer Türker, yaralıların acilen hastaneye kaldırıldığını bildirdi.
Türker, olay yerinden gelen bilgilerin ışığında ölü ve yaralı sayısına ilişkin açıklama yapılacağını sözlerine ekledi.
Türker, bir gazetecinin, sabotaj ihtimali olup olmadığına ilişkin sorusu üzerine, bütün ihtimalleri değerlendirdiklerini, ancak henüz kazanın nedenine ilişkin bilgi veremediklerini kaydetti.
Muammer Türker, bir başka soru üzerine de, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da kaza yerine helikopterle hareket ettiğini bildirdi. Türker, ‘’Hızlı tren seferleri kaldırılacak mı?’’ şeklindeki soruya da, ‘’Şu an öyle birşey söylemem mümkün değil. Öyle birşey doğru da olmaz’’ cevabını verdi.
Sabotaj ihtimalinden söz edenler, “tren raylarına kaynak yapıldığını” iddia ediyorlar.
Makinist: Birden ne olduğunu anlayamadık
Hızlandırılmış trenin Sakarya yakınlarındaki kazasının ardından Ankara ve İstanbul’dan kaza inceleme ekipleri bölgeye gitti.
TCCD Genel Müdürü Süleyman Karaman, kazanın ardından İzmir’den karayoluyla kaza yerine hareket ettiğini bildirdi.
Kazanın nedeninin henüz bilinmediğini vurgulayan Karaman, Ankara ve İstanbul’dan inceleme ekiplerinin bölgeye hareket ettiğini, kısa süre sonra bölgeye ulaşmalarının beklendiğini söyledi.
Hızlandırılmış trenin o bölgeden 80 kilometre hızla geçmesi gerektiğini belirten Karaman, lokomotifin raydan çıkmadığını, ancak vagonların raydan çıkarak devrildiğini ifade etti.
Karaman, hızlandırılmış ekspresi kullanan makinistlerin hayatta olduğunu ve kendileriyle telefonla görüştüğünü belirtti. Karaman, ‘’Makinist, ‘normal hızımızla gidiyorduk. Birden ne olduğunu anlayamadık’ dedi’’ şeklinde konuştu.
Süleyman Karaman, İstanbul-Ankara seferini yaparken Sakarya Mekece yakınlarında meydana gelen tren kazasıyla ilgili olarak, ‘’Bu bölgede trenlerin hızını artırmamıştık. Bu hızla bu kazanın olmaması lazım. Bu normal bir durum değil’’ dedi.
MÜRETTEBATIN KİMLİKLERİ
4 Haziran’da hizmete giren ve dün raydan çıkan Yakup Kadri Karaosmanoğlu ekspresindeki TCDD görevlilerinin kimlikleri şöyle: Kondüktör: İhsan Karadağ, Tren Şefi: Köksal Coşkun, makinistler: Fikret Karabulut ve Recep Sönmez, Tren Odacısı: Ümit Şengüler. Bu görevlilerin yanı sıra yemekli vagonda çalışan özel yemek şirketine bağlı 6 personel bulunduğu öğrenildi.
HIZ BANDI İNCELEMEDE
Öte yandan, lokomotifin kaza öncesi hızını gösteren hız bandının incelemeye alındığı bildirildi.
vakit
