İşgal Güçlerine Darbe

Haziran 26, 2003

HAMAS’ın askeri kanadının el-Halil bölgesi komutanı Abdullah el-Kavasime’nin şehid edilmesinin intikamı için dün gerçekleştirilen eylemde birçok İsrail askerinin öldürüldüğü veya yaralandığı bildirildi. Eylem Gazze’nin Beyti Hanun mıntıkasında gerçekleştirildi. Eylemin sorumluluğunu HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri üstlendi. Eylemi Beyti Lahiya’dan 23 yaşındaki İyad Hamdi el-Mısri ile Cibaliya mülteci kampından 20 yaşındaki Abdülcevad Muheysin gerçekleştirdi. Eylemcilerin her ikisi de işgalcilerle çatışmaya girerek şehit oldu.

Eylemle ilgili olarak verilen bilgilere göre iki mücahit önce bir işgal jeepine RBG tipi roket fırlattı. Bu saldırıda jeep isabet aldı ve içindeki askerler öldü ya da yaralandı. Daha sonra bölgedeki bir askeri noktaya otomatik silahlarla ateş etmeye başladılar. Bu saldırıda da askeri noktadaki askerlerin birçoğu öldü ya da yaralandı. Eylemin hemen ardından kurtarma araçlarının ve helikopterlerinin olay yerine gelerek isabet alan askerleri kurtarma çalışmaları yaptıkları gözlendi.

HAMAS’ın askeri kanadı tarafından eylemle ilgili olarak yayınlanan bildiride: “İzzettin Kassam Birlikleri eylemi gerçekleştiren iki kahraman şehidini Allah’a uğurlarken, işgal son buluncaya kadar cihad ve direniş bayrağını yüksekte tutma konusunda Allah’a söz vermektedir” denildi.

İsrail işgal devleti askeri kayıplarını gizlediğinden bu eylemdeki kayıplarını açıklamaktan da kaçındı. Ancak olaya şahit olanlar birçok askerin kanları akar halde olay yerinden uzaklaştırıldığını gözleriyle gördüler.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

İsrail Hedeflerine Saldırılar

Haziran 26, 2003

HAMAS’ın askeri kanadı İsrail hedeflerine yönelik olarak dün muhtelif saldırılar gerçekleştirdi. HAMAS’ın askeri kanadı tarafından bu sabah yayınlanan bildiride dün gerçekleştirilen saldırıların bir listesi verildi. Bunlar:

Bir: Gece 02.25′te Sderot yahudi yerleşim merkezine 2 adet Kassam tipi füze fırlatılması.

İki: Gece 03.30′da yine Sderot yerleşim merkezine 2 adet Kassam füzesi fırlatılması.

Üç: Sabah 04.00′te Halk Direnişi komiteleriyle işbirliği yapılarak Nefiye Dekalim yerleşim merkezine havan topu saldırısı gerçekleştirilmesi.

Dört: Sabah 05.50′de Karni-Netzarim yolunda askeri jeepe roket fırlatılması.

Eylemler bu sabah da devam etti. İsrail işgal devleti tarafından yapılan açıklamaya göre bu sabah Gazze’nin güneyindeki Goş Katif yahudi yerleşim merkezine havan topu saldırısı gerçekleştirildi. İşgal devleti yetkilileri bu saldırıların herhangi bir zarara yol açmadığını iddia ettiler.

İşgal devleti yetkilileri dört adet havan topunun da Gadid yerleşim merkezinin içine düştüğünü itiraf ettiler.

Bunun yanı sıra Mısır-Filistin sınırında Filistinli mücahitler işgalci askerlerin üzerine ateş ettiler. İşgal güçleri bu saldırıda da herhangi bir ölüm ya da yaralanma olmadığını iddia ettiler.

İşgal güçleri bir adet Kassam füzesinin Sderot yerleşim merkezindeki umumi çiftliğe ait bir tarlaya düştüğünü itiraf etti ancak patlamadığını dolayısıyla herhangi bir zarara sebep olmadığını ileri sürdüler.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Nevin Ebu Rahile’nin Cenazesinde Büyük Kalabalık

Haziran 26, 2003

İşgal devletinin dün gerçekleştirdiği bir saldırıda şehit olan 19 yaşındaki genç kız Nevin Ebu Rahile’nin Han Yunus’ta düzenlenen cenaze merasiminde büyük bir kalabalık toplandı. Nevin Ebu Rahile, işgalcilerin dün HAMAS’ın askeri kanadı mensuplarından Muhammed Sayyam’a yönelik olarak düzenledikleri saldırıda hayatını kaybetmiş, ancak Sayyam sol ayağından yaralanarak kurtulmuştu. Saldırıda Ekrem Ali Abdulkadir Ferhan adlı 28 yaşında bir genç de hayatını kaybetmişti.

HAMAS tarafından işgalcilerin bu cinayetleriyle ilgili olarak yayınlanan bildiride şu ifadelere yer verildi: “Suçlu düşman, barışı sağlamak için çalıştığı yalanlarıyla ve saptırmalarıyla dünya kamuoyunu yanıltmaya çalışırken ABD yapımı Apaçi helikopterleriyle sivil araçları hedef almaya ve yoldan geçen sivil insanları öldürmeye devam ediyor. İzzettin Kassam mücahitlerinden Muhammed Naim Sayyam’a yönelik saldırısında da yoldan geçen iki sivil insanı öldürdü, yirmi kişiyi de şarapnel parçalarıyla yaraladı.

Öncelikle kardeşimiz mücahit Muhammed Naim Sayyam’a yönelik başarısız suikast girişimi siyonist düşmanın ortamın durulmasını istemediğinin kesin delilidir. Dünya kamuoyunun önünde böyle bir amaç içinde olduğunu söylerken öte yanda öldürmeye, tutuklamaya, cinayet işlemeye, işgaller gerçekleştirmeye, yıkmaya, düşmanca tutumunu sürdürmeye, mücahit halkımıza yönelik suçlarını artırmaya devam ediyor.

Halkımıza ve ümmetimize yönelik bu düşmanlıklar karşısında Şehit İzzettin Kassam Birlikleri ellerini bağlayıp duracak değildir. Bilakis Allah’ın izniyle işgalcilerin cinayetlerine karşılık verecektir.”

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Yine Ev Yıkımı

Haziran 26, 2003

İşgal güçleri Filistinlilerin evlerini yıkmaya devam ediyorlar. Dün gündüz Gazze’de dört evi yıktıktan sonra, gece de Batı Yaka’nın el-Halil şehrinde HAMAS mensubu bir kişinin ailesine ait evi yıktılar. İşgal güçleri dün gece el-Halil’de Nadir Rıdvan Abdulhakim Ebu Turki’nin ailesine ait evi yıktılar. İşgalciler bu kişinin çeşitli şehadet eylemlerinin planlanmasından ve işgal güçlerinin araçlarının önüne bomba yerleştirilmesi gibi eylemlerden sorumlu olduğunu iddia ediyorlar.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Raid Salah İddiaları Reddetti

Haziran 25, 2003

1948′de işgal edilmiş bölgelerde faaliyet yürüten İslami Hareket’in lideri ve Ummu’l-Fahm belediyesinin eski belediye başkanı Raid Salah, işgal devletinin kendisi aleyhindeki tüm suçlamaları reddetti. Salah basın yayın organlarına yaptığı açıklamada İsrail polisinin kendisine karşı başvurduğu uygulamaların dini ve siyasi baskı niteliği taşıdığını ifade etti.

İşgal devleti polisi tarafından 12 Mayıs 2003 gecesi gerçekleştirilen bir gece yarısı baskınında birçok arkadaşıyla birlikte tutuklanan Raid Salah ve arkadaşları, hakkındaki iddialardan yargılanmak üzere dün (24 Haziran 2003) Hayfa Merkezi Mahkemesi’ne çıkarıldılar. Salah suçlamalarla ilgili açıklamasında şunları söyledi: “İddianameleri inceledim. İddianamelerde yer alan iddiaların tamamı yalan ve uydurmadır. Bize karşı yapılan soruşturmayla iddianamelerin içeriği arasında çok büyük farklılıklar var. Bize yapılan soruşturmalarda daha çok İslam’ın itikad ve ibadet konularıyla, namaz, oruç, hacc, umre gibi konularla ilgili sorular soruldu. Ayrıca bizim özellikle kutsal Mescidi Aksa’yla ilgili çalışmalarımız hakkında sorular soruldu. Savcılık ve polis bu iddianameleri hazırlayarak, yargıyı, mahkemeyi ve yahudi kamuoyunu yanıltmayı hedefliyor… İslami Hareket’in ileri gelenlerine yönelik baskılar, tutuklamalar, sorgulamalar esas itibariyle Arap kitleye darbe vurmayı ve bu kesimi susturmayı hedeflemektedir.”

Savunma heyetinden Av. Muhammed Ebu Ubeyd de Şeyh Raid Salah ve arkadaşlarına yönelik yargılamanın tamamen siyasi amaçlı bir yargılama olduğunu ve soruşturmanın başlangıcından iddianamenin hazırlanıp sunulmasına kadar siyasi müdahalenin çok bariz bir şekilde kendini gösterdiğini ifade etti.

İslami Hareket adına yayınlanan bildiride de hareketlerine ait hayır kurumlarının Batı Yaka ve Gazze bölgesindeki ihtiyaç sahiplerine yaptığı yardımlardan dolayı uzun süreden beridir murakabe altında olduğu ve İsrail’in de işte bu yardım çalışmalarından rahatsız olduğu vurgulandı. Açıklamada, yardım kurumlarının Batı Yaka ve Gazze’de 12 binden fazla yetime ve binlerce yoksula, ihtiyaç sahibine yardım ettiği vurgulanarak: “Bütün bu takiplere ve baskılara rağmen biz yardım çalışmalarımızı sürdüreceğiz. İhtiyaç içindeki dullara ve yetimlere yardım edeceğiz. İslami hareket imani ve dini ilkelerinden taviz vermeyecektir. Bütün projelerindeki gayretli çabalarını kesintisiz bir şekilde sürdürecektir.”

İsrail işgal devleti, 1948′de işgal edilmiş bölgelerde yaşayan ve kendilerine “İsrail vatandaşı Araplar” sıfatı verilen Filistinliler arasında faaliyet yürüten, aynı zamanda Müslüman Kardeşler cemaatinin bu bölgedeki kanadı olarak bilinen İslami Hareket’in özellikle Mescidi Aksa’nın ayakta tutulması için yürüttüğü çalışmalardan ve mağdur Filistinlilere yaptığı yardımlardan rahatsız oluyordu. Bu yüzden de 12 Mayıs 2003 tarihinde gece yarısından sonra 800 kişilik bir kalabalık polis ve asker gücüyle başta hareketin lideri Şeyh Raid Salah olmak üzere, hareketin ileri gelenlerinin evlerine baskınlar düzenleyip lider kadrodan 15 kişiyi tutuklattı. Bu kişiler uzun süren polis soruşturmasından sonra dün mahkeme önüne çıkarıldılar. Haklarındaki iddianamede yasal olmayan yollardan HAMAS’ın hesaplarına para transfer ettikleri ileri sürülüyor. Bu doğrultuda çeşitli bağlantılar vs. ile ilgili iddialardan söz ediliyor.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Amerika’dan AB’ne Baskı

Haziran 25, 2003

ABD şimdi de AB’ne Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)’ı terör listesine alması için baskı yapıyor. ABD adına açıklama yapan bir kişi bugün Vaşington’da düzenlenecek Atlantik zirvesinde gündeme gelecek konulardan birinin de HAMAS’ın AB’nin terör listesine alınması talebi olduğunu söyledi. Söz konusu yetkili kişi yaptığı açıklamada Amerika’nın AB’nden bundan önce aynı konuda birçok kez talepte bulunduğuna ancak Fransa’nın muhalefeti sebebiyle kabul edilmediğine dikkat çekti ve Amerika’nın bu kez Fransa’ya baskı yapacağını ifade etti. AB, HAMAS’ın askeri faaliyetleriyle siyasi faaliyetlerinin birbirinden ayrı tutulması gerektiğini söylüyor.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Yerleşim Merkezine Füze Saldırısı

Haziran 25, 2003

İsrail işgal devleti, bu sabah Gazze’deki Sderot yahudi yerleşim merkezine Kassam tipi füze düştüğünü açıkladı. Açıklamada füzenin eğitim kampı yakınına düştüğü ve bir arabaya zarar verdiği ancak füzenin erken saatlerde (sabah 07.30) düşmesi sebebiyle herhangi bir can kaybı olmadığı ifade edildi. Füzenin HAMAS’ın askeri kanadına mensup mücahitler tarafından atıldığı tahmin ediliyor.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Bir Yerleşimci Yaralandı

Haziran 25, 2003

Gazze’deki Nefiye Dekalim yahudi yerleşim merkezine yönelik bir havan topu saldırısında bir yahudi yerleşimcinin yaralandığı bildirildi. Eylemi HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri üstlendi. Saldırı eyleminin sabah 08.45′te gerçekleştirildiği ve Gazze’nin batısındaki Goş Katif yahudi yerleşim merkezinin girişinde bulunan Nefiye Dekalim yerleşim merkezine 4 adet havan topu atıldığı bildirildi. İsrail işgal devleti adına yapılan açıklamada da eylem ve bir kişinin yaralandığı doğrulandı. Açıklamada atılan top mermilerinin bir sanayi atölyesine düştüğü ve yaralanan kişinin bacaklarına şarapnel parçalarının sıçradığı ifade edildi.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Rafah’a İşgalci Saldırısı

Haziran 25, 2003

İsrail işgal güçleri bu sabah yeniden Gazze’nin Rafah şehrinin Selam mahallesine girerek saldırı düzenlediler. İşgalcilerin birkaç zırhlı araçla etrafa rasgele ateş ederek 200 m içeriye girdikleri bildirildi. Saldırıya havadan da helikopterler destek verdi. Saldırının özellikle çocuklarda ve kadınlarda büyük korkuya ve telaşa sebep olduğu müşahede edildi.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

el-Halil’de Yüz Kişi Tutuklandı

Haziran 24, 2003

İsrail işgal devleti, HAMAS’ın askeri kanadının el-Halil komutanı Abdullah el-Kavasime’ye suikast düzenledikten sonra dün geceden itibaren de yine el-Halil şehrinde geniş çaplı bir tutuklama kampanyası başlattı. İşgalciler tutuklama operasyonunda el-Halil’de onlarca eve baskın düzenledi ve çoğu el-Kavasime ailesine mensup yüzden fazla Filistinliyi tutukladılar.

Verilen bilgilere işgal güçlerinin el-Halil’deki tutuklama operasyonları dün gece yarısından itibaren başladı. Dün gece yarısı çok sayıda işgalci asker el-Halil şehrinde onlarca evi muhasaraya aldı. Muhasaraya alınan evler arasında şehit Abdullah el-Kavasime’nin eşinin ve çocuklarının kaldığı ev de vardı. Daha sonra muhasara altına aldıkları evlere girerek aramalar yapmaya başladılar. Aramalar esnasında evlere ve içlerindeki eşyalara da büyük zarar verdiler. el-Kavasime’nin eşi Ummu Eymen’in evine de girerek her tarafının altını üstüne getirdiler. Bu baskınlar esnasında çoğu el-Kavasime ailesine mensup yüzden fazla insanı tutukladılar.

Alınan bilgilere göre tutuklananlar arasında Abdullah el-Kavasime’nin ağabeyi 55 yaşındaki Şefik el-Kavasime, onun oğulları 23 yaşındaki Hatem ile küçük oğlu Hasan ve hanımı Ummu Hasan da var. Dün gece tutuklanan 23 yaşındaki Hatem el-Kavasime, 15 yaşında işgal devletinin zindanına atılmış ve sekiz yıl zindanda kaldıktan sonra bu yılın başında serbest bırakılmıştı. Onun dün geceki operasyonda tutuklanan annesi Ummu Hasan’ın ise muhtelif hastalıklara maruz olduğu ve dün geceki baskın sebebiyle durumunun ağırlaştığı ancak işgal güçlerinin hastaneye kaldırılmasına izin vermedikleri bildirildi.

İşgal güçleri dün gece, şehit el-Kavasime’nin diğer kardeşleri Muhammed ve Mahmud el-Kavasime’yi de tutukladılar. Kız kardeşinin oğlu Sa’d da dün geceki baskında tutuklananlar arasında yer aldı.

İşgal güçleri gece yarısı bu baskınları ve tutuklamaları gerçekleştirdikten sonra sabah saatlerinde tekrar geri dönerek baskınlar düzenledi ve ev eşyalarına yeniden zarar verdiler.

İşgal devleti yetkilileri yaptıkları açıklamalarda, dün gece ve bu sabah gerçekleştirilen baskınlarda HAMAS’ın bölgedeki alt yapısının hedef alındığını iddia ettiler. Ancak olaylara şahit olanlar, tutuklananlar arasında HAMAS’ın bölgedeki etkin elemanları bulunmakla beraber ağırlıklı olarak el-Kavasime ailesi mensuplarının hedef alındığını dile getirdiler. Ailenin en etkili elemanlarından olan ve HAMAS’ın askeri kanadının el-Halil bölgesi komutanı Abdullah el-Kavasime 21 Haziran 2003 Cumartesi akşamı yani üç gün önce el-Halil’deki Vadi’t-Tuffah’ta Ensar camisinde yatsı namazını kılıp çıktığı sırada özel tim elemanları tarafından saldırıya uğrayarak şehit edilmişti.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Nablus’a Saldırı

Haziran 24, 2003

İsrail işgal güçleri dün gece yarısından sonra Batı Yaka’nın Nablus şehrine yeniden saldırı gerçekleştirdiler. Saldırıya havadan da helikopterlerin destek verdiği bildirildi. İşgal güçleri şehrin muhtelif kapılarından merkezine doğru ilerleyerek etrafa ateş ettiler. Baskında otomatik silahlarla ve toplarla ateş edildi. Saldırıya uğrayan bazı binalardan dumanlar yükseldiği görüldü.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi Başkanı: “İsrail’in Cinayetleri Savaş Suçudur”

Haziran 24, 2003

Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi birinci başkanı Prof. Antonyo Kasisi, İsrail işgal devletinin Filistinlilere yönelik olarak gerçekleştirdiği, yargı düzeninden uzak cinayetlerinin savaş suçları kapsamına girdiğini ifade etti. Kasisi bu yöndeki görüşün, Filistin Kanun Cemiyeti’nin ve İsrail’de İşkenceye Karşı Genel Komite’nin yaptığı müracaat üzerine, 18 Haziran 2003′te İsrail Yüksek Mahkemesi’ne iletildiğini ifade etti ve 8 Temmuz 2003′te İsrail’in Filistinli hareket önderlerine ve siyasilere karşı gerçekleştirdiği cinayetlerle ilgili davaya bakılacağını bildirdi.

Prof. Antonio Kasisi, İsrail Yüksek Mahkemesi’ne gönderdiği 20 sayfalık açıklamada Filistin bölgelerinde düzenlenen planlı cinayetlerde öldürülenlerin herhangi bir çatışma veya bir düşmanca eylem sebebiyle değil, kasıtlı bir şekilde önceden planlanan cinayetlerle öldürüldüklerini, bunların da savaş suçları kapsamına girdiğini dile getirdi.

Filistin Kanun Cemiyeti adına yapılan açıklamada da, söz konusu cinayetler hakkında Ocak 2002′de, Av. Afigdor Flidman ve Av. Mihail Sefarad tarafından İsrail Yüksek Mahkemesi nezdinde dava açıldığı ve davaya önümüzdeki günlerde bakılacağı ifade edildi. Verilen bilgiye göre, İsrail hükümeti mahkemeye, cinayetlerin yasal olduğuna dair bir açıklama gönderdi, ancak mahkeme bu açıklamayı kabul etmeyerek davayı gündeme almayı kararlaştırdı. Mahkeme davayı şimdiye kadar sürekli erteliyordu.

Verilen bilgilere göre Aksa İntifadası’nın başladığı tarihten buyana, İsrail işgal devletinin özel cinayet timleri veya saldırı güçleri planlı bir şekilde 230 Filistinliyi şehit ettiler. Bunların 80′ini çocuk yaştakiler, kadınlar veya Filistin direnişiyle İsrail işgal devleti arasındaki çatışmalarla doğrudan irtibatlı olmayanlar oluşturuyor. Bunlar sadece planlı cinayetlerde öldürülenler. Çatışmalarda ya da toplu saldırılarda öldürülenler bunlara dahil değil.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

HAMAS: “el-Kavasime’nin İntikamı Alınacak”

Haziran 23, 2003

HAMAS’ın askeri kanadının Batı Yaka bölgesindeki komutanlarından Abdullah el-Kavasime’nin şehit edilmesiyle ilgili olarak İzzettin Kassam Birlikleri tarafından yayınlanan bildiride siyonistlerin bu cinayetin sonuçlarını kabullenmek zorunda olacakları vurgulandı. İzzettin Kassam Birlikleri tarafından yayınlanan bildiride şöyle denildi:

” ‘Barış girişimi’ diye adlandırılan şeye fırsat verilmesi isteğiyle mücahit direniş gruplarına yüklenilmesi için Filistin’e heyetlerin akın ettiği bir vakitte ve AB’nin hareketimizden ateşkes talebinde bulunduğu bir sırada, siyonistlerin hükümeti 21 Haziran 2003 Cumartesi akşamı yeni bir cinayet gerçekleştirdi. Bu cinayette İzzettin Kassam Birlikleri’nin Halilurrahman şehrindeki komutanı, 43 yaşındaki mücahit Abdullah Abdülkadir el-Kavasime şehit edildi. Şehit İzzettin Kassam Birlikleri, kendini Allah’a satmış büyük mücahit komutanı Allah’a uğurlarken şu hususları vurgulamaktadır:

Birinci olarak: Korkakça gerçekleştirilen cinayete karşı sarsıcı cevap Allah’ın izniyle gelecektir ve siyonistler komutan Abdullah el-Kavasime’ye yönelik cinayetleri yüzünden kendilerini bin kere lanetleyeceklerdir.

İkinci olarak: Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS) ve onun askeri kanadı İzzettin Kassam Birlikleri, toprağı işgal edilmiş, beldeleri ve bütün mal varlıkları gasp edilmiş Filistin halkını savunmaktadır. İşgalcilerden istenen ise sadece işgallerine son vermeleridir. Topraklarımızda işgal devam ettiği sürece bizim onlara cevabımız da gayet tabiidir. Eğer topraklarımızdan çekip giderlerse artık onlarla savaşmamıza da gerek olmayacaktır.

Üçüncü olarak: Uluslararası toplumun yapması gereken siyonist işgalcilerden işgallerine son vermelerini istemesidir; Filistin halkını savunan meşru direnişten işgalcilerin cinayetlerine karşı tabii bir şekilde verdiği cevaplarını durdurması değil.

Dördüncü olarak: Halkımızın mücahitlerini ve direniş güçlerini, düşmanın gerçekleştirdiği ve sonuncusu komutan Abdullah el-Kavasime’ye yönelik olan cinayetlerine verilecek ve onların temellerini sarsacak, saltanatlarını sallayacak hızlı cevaplara hazır olmaya çağırıyoruz.

Bu öyle bir cihaddır ki ya zafer ya da şehadetle son bulur.”


Abdullah el-Kavasime Kimdir?

HAMAS’ın askeri kanadının el-Halil komutanı olan, işgal güçlerinin cinayetlerine verilen hızlı cevaplardaki rolünden dolayı “hızlı cevap komutanı” unvanıyla anılan Abdullah Abdülkair el-Kavasime 1960′ta Batı Yaka’nın el-Halil şehrinde dünyaya geldi. Liseyi bitirdikten sonra 1982′de el-Halil Üniversitesi’nin İslami İlimler bölümüne girdi. Ancak ekonomik ve sosyal sebeplerden dolayı üniversite eğitimini tamamlayamadı. Aslen Nabluslu olan ve el-Halil Üniversitesi’nden mezun, halen de el-Halil’de İslami Hayır Kurumu’na bağlı bir şer’i okulun müdireliğini yapan Fethiye el-Kavasime ile evliydi. Altı oğulları ve bir kızları var.

Abdullah el-Kavasime 1992′de işgalciler tarafından Güney Lübnan’ın Mercu’z-Zuhur bölgesine sürgün edilen 417 kişi arasında yer aldı. Bu sürgün sebebiyle bir yıl süreyle Mercu’z-Zuhur’da kaldı.

İlk kez 1988′de işgalciler tarafından tutuklanarak zindana atıldı. Bu tutuklamadan sonra iki ay zindanda kaldı. İkinci olarak 1992′de tutuklandı, sonra da Mercu’z-Zuhur sürgününe gönderildi. Bir yıl sonra işgal devleti bu kişilerin yurtlarına dönmelerini kabul etmek zorunda kalınca, el-Kavasime’nin evine gitmesine izin verilmedi ve tutuklanıp zindana atıldı. Hakkında da 12 ay hapis cezası hükmü verildi. İşgalcilerin zindanından çıktıktan sonra da özerk yönetimin zulmüne maruz kaldı. 1994′te iş başına gelen özerk yönetimin istihbaratı, 14 Ocak 1998′de onu başta Mahmud Ebu Henud olmak üzere aranan bazı Filistinlilere yardım ettiği gerekçesiyle tutuklayarak Eriha Merkezi Hapishanesi’ne attı. Onun Eriha zindanına atılması ikinci bir Mercu’z-Zuhur sürgünü gibi olmuştu. Çünkü özerk yönetimle ilgili anlaşmalar Batı Yaka bölgesini gettolara böldüğünden ailesinin el-Halil’den Eriha’ya onu ziyarete gitmesi çok zor oluyordu. Özerk yönetimin zindanında oldukça kötü işkencelere de maruz kaldı. Bunların içinde psikolojik işkenceler de vardı. Özerk yönetim istihbaratı ve Koruyucu Güvenlik birimi onu aynı zamanda 130 gün süreyle tek kişilik hücreye yani bizim anlayacağımız uygulama tarzıyla F tipine attı. Uzun süre ailesi tarafından ziyaret edilmesine de izin verilmedi. İnsan hakları örgütlerinin ve muhtelif sivil kuruluşların uzun süren çabalarından sonra ancak ailesi tarafından ziyaret edilmesine izin verildi. Fakat sadece aile fertleri tarafından, üstelik sadece yarım saat süreyle ve güvenlik görevlilerinin gözetimi altında ziyaret edilmesine fırsat verildi. Ailesine ve kendisine çektirilen bu eziyetin sona erdirilmesi için el-Halil cezaevine nakledilmesi amacıyla muhtelif sivil kuruluşlar tarafından girişimlerde bulunuldu. Özerk yönetim ancak uzun çabalar sonunda bunu kabul etti. Sonra da evinde murakabe altında tutulmasına karar verildi.

Geçtiğimiz Nisan (Nisan 2003) ayından buyana işgal güçleri tarafından birinci derecede aranan kişi olarak ilan edildi. İşgal güçleri kendisini ele geçirebilmek için muhtelif girişimlerde bulundular. Eşi Ummu Eymen’in verdiği bilgilere göre işgalci askerler bazen onun evini günlerce murakabe altında tutuyor, eve girerek eşyaları dağıtıyor, saklanabileceğini iddia ettikleri şeyleri kırıyorlardı. Bu muamele karşısında Ummu Eymen’in evinin eşyasını dağınık ve çocuklarının elbiselerini de etrafa savrulmuş halde bırakması üzerine işgalci askerler: “Bu şartlarda hayata devam etmektense onu teslim olması için ikna etmen daha iyidir” dediler. İşgal güçleri sadece hanımının evine değil, akrabalarının evlerine de birçok kez baskınlar düzenlediler. Onun bulunabileceği bölgelere baskınlar düzenleyerek insanları kalabalık gruplar halinde gözetim altına alıp saatlerce beklettiler.

İsrail işgal devleti onun birçok eylemi planladığını iddia etti. İşgal devleti bu eylemlerin planlanmasında Ahmed Osman Bedr adlı bir başka şahsın ona yardım ettiğini ve bu kişinin halen hayatta olduğunu iddia ediyor. Şehit edilen Abdullah el-Kavasime’nin planladığı ve büyük bir başarıyla gerçekleştirilmesini sağladığı eylemlerden bazıları şunlar:

21 Kasım 2002: el-Halil’in kazası Beyti Avva’dan mücahit Nail Azmi Ebu Helil’in Kudüs’te bir otobüste gerçekleştirdiği şehadet eylemi. Bu eylemde işgalcilerden 11 kişi öldü, 46 kişi yaralandı.

12 Aralık 2002: Eski el-Halil’de bir işgalci askerle bir silahlı siyonistin öldürülmesi. Bu eylemi gerçekleştiren kişi kaçmayı başarmıştı.

17 Ocak 2003: Ivad el-Kavasimi ile Tarık Ebu Sinine’nin Harsina yahudi yerleşim merkezine girerek gerçekleştirdikleri eylem. Burada aşırı saldırgan görüşleriyle tanınan bir yerleşimci öldürülmüş, dört yerleşimci de yaralanmıştı.

23 Ocak 2003: Yata beldesi yakınında üç işgalci askerin öldürülmesi.

5 Mart 2003: Kudüs’ün Moria caddesinde bir otobüste gerçekleştirilen şehadet eylemi. Mahmud Umran el-Kavasime’nin gerçekleştirdiği bu eylemde işgalcilerden 16 kişi öldürüldü.

7 Mart 2003: el-Halil’in güneyindeki Nafagut yahudi yerleşim merkezine girmeye çalışan iki mücahidin eylemi. Sufyan Ahriz ve Fadi el-Fahuri adlı bu eylemciler yerleşim merkezine giremeden işgalci askerler tarafından şehit edildiler.

10 Mart 2003: Hafız er-Recbi’nin Hz. İbrahim Camisi etrafındaki işgalci askerlere yönelik olarak gerçekleştirdiği eylem. Bu eylemde işgalci askerlerden biri öldürüldü, dördü yaralandı.

5 Nisan 2003: el-Halil’in merkezindeki Kiryat Arba yahudi yerleşim merkezine giren Ala en-Netişe’nin eylemi. İşgalci askerler en-Netişe’yi tespit ettiler ve çıkan silahlı çatışmada şehit edildi.

17 Mayıs 2003: Fuad Cevad Ebu Sinine’nin bir yerleşimcinin ölümüne, dört yerleşimcinin de yaralanmasına sebep olan eylemi.

18 Mayıs 2003: Basim et-Tekruri ile el-Ca’beri’nin Kudüs’te Fransız tepesi yakınında gerçekleştirdikleri şehadet eylemi. Bu eylemde işgalcilerden 6 kişi öldü, onlarcası da yaralandı.

8 Haziran 2003: Velid Ubeydo ile Alauddin el-Fahuri’nin gerçekleştirdiği ve bir işgalci askerin öldürülmesine birinin de yaralanmasına sebep olan şehadet eylemi.

11 Haziran 2003: el-Halil’de 19 yaşındaki Abdulmu’ti Muhammed Salih Şubane’nin gerçekleştirdiği ve 17 işgalci askerin ölümüne 100 askerin de yaralanmasına sebep olan şehadet eylemi.

Bu eylemlerin tamamını HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri üstlendi. el-Kavasime’nin bunların dışında da birçok eylemi planladığı tahmin ediliyor. el-Kavasime özellikle işgalcilerin cinayetlerine cevap amacıyla gerçekleştirilen eylemleri planlamada ve uygulamaya koymada kendini gösteriyordu. Ayrıca el-Kavasime zaman ayarlı bombalar geliştirmesiyle tanınmıştı ve ABD istihbaratı onu bu özelliğiyle tanıyordu. Bütün bu eylemler sebebiyle işgal güçlerinin korkulu rüyası haline gelen el-Kavasime’nin yerinin tespit edilmesi amacıyla son günlerde yoğun bir faaliyet başlatılmıştı. İşgal devleti bu amaçla Batı Yaka bölgesini sürekli havadan tetkik etmeye çalışıyordu.

21 Haziran 2003 tarihinde, Araplara ait olduğu anlaşılan üç arabaya saklanan bir özel işgalci timi akşam saat 21.20′de l-Halil’deki Vadi’t-Tuffah bölgesinde bulunan Ensar camisine geldi. Cami yakınında saklanan özel tim, Abdullah el-Kavasime’nin yatsı namazından çıktıktan sonra bindiği arabaya ateş etti. Hedef alınan arabada sadece el-Kavasime bulunuyordu ve ilk ateşte yaralandı. Ancak özel tim mensupları hedef alınan kişinin o olduğunu kesin anlayınca yoğun şekilde ateş ettiler. Bir süre sonra kalabalık bir işgalci birliği, el-Kavasime ile birlikte olduğunu iddia ettikleri Ahmed Bedr’i arama gerekçesiyle camiyi muhasaraya aldı.

Kaynak:www.vahdet.com.tr

Gazeten com yenileniyor…!

Haziran 16, 2003

Gazeten com icerik ve design konusunda yenileniyor bu süre zarfinda yayin akisimizda aksakliklar meydana gelecektir.Tüm okuyucalarimizdan anlayis bekliyoruz.

gazeten.com yayin ekibi-nrw/almanya

Bedava süt devamsızlığı azalttı

Haziran 11, 2003

Ankara, İstanbul, İzmir ve Diyarbakır’da geçtiğimiz yıl başlatılan ilköğretim okullarında süt içme projesi kapsamında, bugüne kadar 1 milyon 100 bin öğrenciye 17 trilyon lira tutarında süt içirildi.

İzmir Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, süt projesi başladığı tarihten bu yana öğrenci devamsızlıklarında azalmalar görüldüğünü söyledi.

Okul sütü programının eğitim ve tanıtım çalışmalarını yürüten Türkiye Süt, Et ve Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SET-BİR) ile Tetra Pak firması tarafından basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Tetra Pak Türkiye Genel Müdürü Thomas Körmendi, okullarda süt içme programlarının gelişmiş ülkelerde 50-60 yıl öncesinden başladığını anlattı. Bu yıl süt projesinin 17 trilyon liraya mal olduğunu aktaran Körmendi, “Türkiye bu projede gecikti, ama önemli olan bunun istikrarlı şekilde devam etmesidir.” dedi.

İzmir Vali Yardımcısı Hikmet Dinç de, İzmir’de 6 trilyon liraya mal olan proje kapsamında 189 okulda her gün 180 bin öğrenciye 200 cc’lik süt verildiğini kaydetti. İzmir Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan ise projenin uygulandığı okullardaki öğrencilerin, süte karşı ilgilerinin arttığına dikkat çekerek, “Öğrenciler bu sayede süt tüketimi alışkanlığını kazandı. Ayrıca süt kutularının geri dönüşümü de tasarruf bilincini geliştirdi. Süt projesi başladığı tarihten bu yana öğrenci devamsızlıklarında azalmalar görüldü.” dedi. Süt kutularının geri dönüşüm adı altında sıra, dolap, öğretmen masası yapıldığını belirten Aydoğan, iki yıl içinde 3 bin sıra ve benzeri ders aracı yapabilecek levha elde edildiğini ve bu geri dönüşümlerden 300 milyar liralık ek katkı sağlandığını kaydetti. SETBİR Başkanı Olgun Ergüz de, her gün bir bardak süt içilmesi halinde 1 milyon kişiye iş imkanı sağlanacağını söyledi. İdriz Çokal, Ömer Oruç, İzmir

Sırtında çuvalla para tasıyan bakan kim?

Haziran 11, 2003

TBMM eski Hayali İhracatı Araştırma Komisyonu Başkanı DYP’li Mahmut Öztürk’ten şok iddia: “Üç çuval parayı sırtına vurup götüren kişi partimde devlet bakanıydı.”


TBMM’nin eski Hayali İhracatı Araştırma Komisyonu Başkanı Mahmut Öztürk, bir döneme ışık tutacak şok iddialarda bulundu. Öztürk, yaptığı çalışmanın dönemin bakanları tarafından 66 ay sümen altında bekletilerek, zamanaşımına uğratıldığını belirterek, “Üç çuval parayı bir devlet bakanı sırtına vurup götürdü” dedi.

Gazeteci Emin Pazarcı’nın TV 8′deki Bakış Programı’na katılan DYP Aksaray eski Milletvekili Mahmut Öztürk, kendisinin 10 yıl evvel yaptığı çalışmaların bugün yeniden başlatıldığını söyledi. TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu Başkanı Azmi Ateş’i “Yolsuzluk yapanlar, yasalardaki boşlukları çok iyi biliyorlar. Bunlar, tabir-i caizse iğnenin deliğinden deveyi geçiriyorlar” sözleriyle uyaran Öztürk, şu açıklamalarda bulundu: “Bugün yapılanlar, benim 10 sene önce yaptıklarımın izdüşümü. Ben 10 sene önce 51 milyar dolarlık hayali ihracat dosyası hazırladım. 1995 seçimine giderken, bu dosyaları alelacele kapattılar. Yaptığım çalışma, ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı ile Maliye Bakanı’nın önünde tam 66 ay bekletildi. Beş yıllık zaman aşımı süresi dolduruldu. Bana da açıkça bir daha milletvekili olamayacağım söylendi”.

Komisyon başkanı olarak tüyler ürpertici olaylarla karşılaştığını belirten Öztürk, “Benim üzerine gittiğim işadamları ve siyasiler ya bakan yapıldı, ya da bakanların evlerinde gece misafir edildi. Çok net konuşuyorum, üç çuval parayı sırtına vurup götüren kişi devlet bakanı idi. Bunun üzerine giden bürokratlar da yurt dışına sürülmüştü. Hepsi benim partimdendi. Hırsızın partisi mi olur” dedi.

Öztürk şöyle devam etti: “Devlette büyük bir direnişle karşılaştım. Türkiye’de yolsuzlukların ortaya çıkmaması için her türlü kesimde çok büyük bir direniş var. Komisyonlara bilgi verilmiyor, verilse de geç ve yanlış bilgi veriliyor. Başlangıçta bana gaz verip, ‘olayların üzerine git’ diyenler, daha sonra bana, ’sen milletvekili olamayacaksın’ dediler”. Öztürk, ayrıca Meclis Komisyonu’nun aylarca üzerinde çalışarak hazırladığı Hayali İhracat Raporu’nun da, hukuk fakültesinden bir profesörden alınan “Türkiye’de hayali ihracat yoktur” mütalaası üzerine kapatıldığını açıkladı. Öztürk’ün bu sözleri üzerine, programa katılan AK Parti’li Emin Şirin, cumhuriyet savcılarını göreve çağırdı. TBMM Meclisi Hayali İhracatı Araştırma Komisyonu, 1991′de hazırladığı raporda 1984-1991 tarihleri arasında çıkarılan 17 mevzuat ve yazışmanın hayali ihracatı kolaylaştırdığını belirlemişti.

Bıyıktan vazgeçerim kumandamdan asla !

Haziran 11, 2003

Fazla kilolardan şikayet edip ‘ekmek’ten vazgeçmiyoruz. Gerekli gereksiz birçok konuyu tartışıp, kitaplardan uzak duruyoruz. Teknolojiye karşı ise büyük bir direnç gösteriyoruz


Değişen karakterleri tespit etmek, halkın hassasiyetlerini belirlemek ve yaşam tarzındaki farklılıkları öğrenmek amacıyla ülkemizde nadir yapılan anketlerden birini Taylor Nelson Piar şirketi gerçekleştirdi. Şirketin belirli aralıklarla yaptığı araştırmada 20′nin üzerinde merkezde ve kırsalda yaşayan nüfusa yönelik önemli bilgiler elde edildi. Türk insanının fiziki yapısından evlilik yaşına, sağlığına verdiği önemden haftalık traşına kadar birçok konuda rakamların ortaya konduğu araştırmayla önemli veriler elde edildi. İşte Türk insanının vazgeçemediği alışkanlıkları:

Fazla kiloluyuz

Fazla kilolarından şikayetçi olan Türler, rejim yapmayı sevmiyor. Ülke nüfusunun yüzde 85′i rejim yapmak istemiyor. Kahvaltıda en çok peynir ve zeytin yenirken, yemeklerde ekmek, ‘olmazsa olmaz’.

Dişlerimiz çürük

Nüfusun yüzde 63′ü sağlık muayenesinden geçmediği halde kendini sağlıklı sanıyor. Toplumun yüzde 63′ü ilaç da kullanmıyor. Türk insanının en büyük sağlık sorunu çürük diş. Toplumun yüzde 78′i çürük dişten rahatsız.

Torpilsiz iş yok

Türk insanının yüzde 50’si bir yakını aracılığı ile iş bulabiliyor. Yüzde 35′i yaptığı işten memnun olduğunu ifade ederken, yüzde 5′i, işinden memnun değil. Araştırmada Türk insanı en çok doktor, mühendis ya da öğretmen olmak istiyor. Artist ve ses sanatçısı olmak isteyenlerin oranı ise hayli düşük.

% 90 pasaportsuz

Uluslararası geziler bir yana, Türkler, yurt içinde dahi seyahat etmiyor. Türk insanının yüzde 90′ının pasaportu yok. Yüzde 49′umuz tatillerde akrabalarının yanına gidiyor.

Kumanda erkeklerde

Ailede kumandayı en az kadınlar kullanıyor. Çünkü kumandayı yüzde 50 oranında erkekler, yüzde 27 oranında ise çocuklar kullanıyor.

Teknolojiye uzağız

Gerekli gereksiz birçok konuyu tartışmaktan büyük zevk alan toplumumuz şifahi kültürün sonucu olarak yazı ve kitapla bir türlü barışmıyor. Araştırmada bir gerçek daha ortaya çıkıyor: Türk toplumu modernleşmeye karşı büyük bir direnç içinde. Bilgisayar kullanım oranı yüzde 10 iken, bu kullanıcıların sadece yüzde 4′ü ancak internet teknolojisinden faydalanıyor. Türkler bankalardan uzak duruyor. Faizlerden, kredi kartlarından canı yanan toplumun yüzde 71′i bankalarla çalışmamakta ısrar ediyor.

Evlenme yaşı 25

Toplumun yüzde 36,5′i hiç tanışmadan görücü usulü ile evleniyor. Evlenme yaşı ise ortalama 25.

KAMİL OĞUZ İSTANBUL

Türk erkeği bir tek bıyığından vazgeçti

Türk insanının fiziki profilinin ortalama değerlerine bakıldığında yüzde 70′inin kahverengi ve siyah gözlü, yüzde 47’sinin ten renginin ise buğday ve kumral olduğu ortaya çıkıyor. Saç rengi de siyah ağırlıklı. Bıyık bırakanların oranı 1993′te yüzde 77 iken bu oran yüzde 40′a düştü. Erkeklerin yüzde 40′ı bıyık bırakmayı tercih ederken, yüzde 15′i sakal bırakıyor. Bıyıklıların çoğunluğu Doğu ve Güneydoğu’da yaşıyor. Büyükşehirlerde bıyık bırakma oranında düşüş gözlenirken, sakal bırakanların sayısında artış var. Top sakal modası bu oranın yükselmesine sebep olarak görülüyor. Türklerin yüzde 44′ünün saçı dökülüyor. Genelde ayda 3-4 kez berbere gidenlerin oranı 4,6 iken, 1-2 kez gidenlerin oranı 23, hiç gitmeyenlerin oranı ise 20 olarak belirlendi. Ekonomik sebeplerle orantılı görülen tıraş olma sıklığı şöyle gerçekleşti: 1993 yılında her gün tıraş olanların oranı yüzde 13,5 iken bu rakam şimdilerde yüzde 10,5′ e düştü. Türk erkeği kendisi tıraş oluyor. Berberde sakal tıraşı olanların oranı yüzde 13 iken, evde kendisi tıraş olanların oranı yüzde 87 olarak belirlendi.

Vekilleri İzleme Komitesi: CIA’den de para alırız MOSSAD’dan da

Haziran 11, 2003

Milletvekillerini İzleme Komitesi, Amerikan Ulusal Demokrasi Enstitüsü’nden para yardımı aldığını doğruladı. “Dış bağlantılı örgütlerden finansman sağlamanın yanlış olmadığını” savunan Komite Sözcüsü Mustafa Durna, “sponsorlarının KGB veya MOSSAD bağlantılı olmasının kendilerini rahatsız etmeyeceğini” vurguladı.

Parlamenterlerin faaliyetlerini denetlemek üzere kurulan Türkiye Milletvekillerini İzleme Komitesi’nin, Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’yla (CIA) ilişkisi olduğu ileri sürülen Ulusal Demokrasi Enstitüsü’nden parasal destek aldığı ortaya çıktı. Komitenin dönem sözcülüğünü yapan Mustafa Durna, dış kaynaklı örgütlerden maddi yardım almanın yanlış olmadığını savundu. Durna, “İster CIA bağlantılı, ister KGB veya MOSSAD bağlantılı olsun, sponsorun kim olduğu bizi ilgilendirmiyor, amacımızın dışında bir şey yaptırmadıkları sürece.” dedi.

1996’da ilk defa Muğla’da kurulan Milletvekillerini İzleme Komitesi, daha sonra 44 ile yayıldı. Sivil toplum örgütü kimliğini taşıyan komiteler, önceki günlerde İstanbul’da bir araya gelmek istedi. Şile Kaymakamlığı’na yapılan başvuru ‘komitelerin tüzel kişilik sıfatı taşımadığı’ gerekçesiyle reddedildi.

Ancak, Türkiye Milletvekillerini İzleme Komitesi (TÜMİKOM) izin alamamasına rağmen 6. zirvesini İstanbul’da gerçekleştirdi. Komitenin finans kaynakları konusundaki tartışmalar İstanbul’daki toplantının ardından yeniden gündeme geldi. TÜMİKOM’un, Amerikan Ulusal Demokrasi Enstitüsü’nden (NDI) yardım aldığı ileri sürüldü. Amerikan Merkezi Haberalma Teşkilatı’nın (CIA) sınır ötesi operasyonlarının dünya kamuoyundan tepki alması sebebiyle 20 yıl önce kurulan NDI’nin, CIA fonlarını kullandığı savunuluyor.

Zaman’ın sorularını cevaplayan TÜMİKOM dönem sözcüsü Mustafa Durna, NDI’den yardım aldıklarını doğruladı. Kendi imkanları ile toplantıyı finanse edemedikleri için NDI’den destek aldıklarını anlatan Durna, şöyle konuştu: “Projeyi kendilerine sunduk. Olumlu karşıladılar. Gerekli yardımı yaptılar. Bu yardım içinde toplantıda kullanılan kırtasiye malzemesi ve otel giderleri var. Bizim projemiz ortada. Biz onlara ne sunduysak kabul edildi. İster CIA bağlantılı ister KGB veya MOSSAD bağlantılı olsun kimin sponsor olduğu bizi ilgilendirmiyor. Amacımızın dışında bir şey yaptırmadıktan sonra bunu bir sorun olarak görmüyorum.”

31 Mayıs–1 Haziran tarihlerinde Şile’de yaptıkları toplantıda, bilgi ve organizasyon eksikliklerini gidererek merkezi bir hareket haline geldiklerini belirten Durna, “amaç ve fikir birliğine ulaştıklarını” söyledi. Demokrasinin “gözbebeği” Meclis’i izledikleri için yaptıkları işin “çok hassas” olduğunu ifade eden Durna, objektif davrandıklarını ve belgelerle çalıştıklarını dile getirdi.

NDI, 20 yıldır faaliyette

NDI 1983’te kuruldu. Amerikan Başkanı Ronald Reagan döneminde, CIA’in başka ülkelerin içişlerine karışmasının önüne geçilmesi için “Ulusal Demokrasi Fonu Yasası’’ Kongre’den geçirildi. Bu fonda biriken paranın dört enstitü tarafından kullanılması kararlaştırıldı. Bunlardan biri de Demokrat Parti’yle bağlantısı olan Ulusal Demokrasi Enstitüsü (NDI). Azerbaycan ve Özbekistan başta olmak üzere Avrasya ülkelerinde faaliyet gösteren NDI, Türkiye’deki ilk bürosunu 1998’de İstanbul’da açtı. Siyasi süreci yakından izlemek isteyen büro 1999’da Ankara’ya taşındı. NDI çalışma amaçlarını şöyle özetliyor: “Dünya çapında, demokrat nitelikli siyasi partilerin yeni dünyaya ayak uydurmalarını sağlamak. Yeni ortaya çıkan dünyadaki bu demokrasilerde sivil toplum çalışmalarına yardımcı olmak.”



Ercan Gün / İstanbul

Irak’ta Amerikan askerlerine saldırı düzenlendi

Haziran 6, 2003

Irak’taki Amerikan askerlerine kimliği belirsiz kişilerce ateş açıldı.

Askeri kaynaklar, saldırganların, başkent Bağdat’ın batısındaki Haldiye’de bulunan askerlere karşı fırlatıcılı el bombaları ve hafif silahlar kullandıklarını bildirdi.

Askerlerin ateşe karşılık verdiği, olayda her iki taraftan da ölen ya da yaralanan olmadığı kaydedildi.

Erdoğan, Amerikan Musevi Konseyi Başkanı’nı kabul etti

Haziran 6, 2003

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Amerikan Musevi Konseyi Başkanı Harold Tanner ile beraberindeki heyeti kabul ederek bir süre görüştü.

Başbakanlık Merkez Binası’nda basına kapalı olarak gerçekleşen görüşme, yaklaşık 1 saat sürdü.

Görüşmede Başbakanlık Müsteşarı Fikret Üçcan, milletvekilleri Ömer Çelik ile Egemen Bağış, Başbakan Erdoğan’ın Dışişleri Başdanışmanı Ender Arat ile ABD’nin Ankara Büyükelçisi Robert Pearson da hazır bulundu.

Sonraki Sayfa »