Yahudi Yerleşimciler Bir Kız Çocuğu Kaçırdılar

Aralık 31, 2002

İsrail’in sivilleri olarak tanıtılan ancak gerçekte askerlerden hiç de geri kalmayan, hatta saldırganlığı gönüllü olarak gerçekleştiren yahudi yerleşimciler Batı Yaka’nın Tulkerem şehrinde 8 yaşında bir Filistinli kız çocuğu kaçırdılar. Tulkerem’de ikamet eden el-Kermi ailesi, işgalcilerin şehirlerinde sokağa çıkma yasağı uyguladıkları sırada, yahudi yerleşimcilerle İsrail ordusu hesabına çalışan ajanların 8 yaşındaki Nuran Muhammed Halid el-Kermi adlı kızlarını kaçırdıklarını bildirdi. Küçük kızın halası Muna el-Kermi tarafından yapılan açıklamaya göre küçük Nuran, bir kadın yerleşimci tarafından kaçırıldı. Muna el-Kermi’nin verdiği bilgilere göre, Filistin özerk yönetimi güvenlik görevlileri küçük kızı bulabilmek için bölgede her tarafı arıyor, ev ev dolaşıyorlar. Ancak henüz hiçbir yerde izine rastlayamadılar.

Sekiz yaşındaki Nuran’ın kaçırılması yahudi yerleşimcilerin ilk çocuk kaçırma girişimleri değil. Bundan kısa süre önce de yine aynı şehirde bir küçük kız çocuğu daha kaçırmaya teşebbüs etmiş ancak başarılı olamamışlardı. Civardaki halk hemen hadiseye müdahale ederek küçük kızın kaçırılmasını engellemişlerdi. Ancak bu kez sokağa çıkma yasağının uygulanması sebebiyle sokakların boş olmasından yararlanan yerleşimciler ve işgal devleti ordusunun ajanları küçük Nuran’ı kaçırmayı başarabildiler. Yerleşimci teröristler, daha önce de değişik zamanlarda Filistinli çocukları kaçırmış veya kaçırma girişiminde bulunmuşlardı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İsrail Ordusu Çözülüyor mu?

Aralık 31, 2002

İsrail işgal devleti bir yandan Filistinlilere yönelik vahşi saldırıları ve cinayetleri bütün şiddetiyle sürdürürken bir yandan da kendi içinde ciddi problemler yaşıyor. İsrail Yüksek Mahkemesi, bazı subayların Filistin bölgelerinde (yani BM kararlarında Filistin olarak gösterilen bölgelerde) görev yapmama amacıyla açtıkları davayı reddetti. İsrail ordusunda görev yapan sekiz yedek subay işgal altında tutulan Filistin topraklarında görev yapmama haklarının ikrar edilmesi için daha önce dava açmışlardı. İsrail Yüksek Mahkemesi bu tür taleplerin İsrailliler arasındaki dayanışma bağlarını zayıflatacağı gerekçesiyle davayı reddetti. Dava açan subaylar ve onlara destek veren diğer subaylarla erler ise İsrail’in Filistin topraklarındaki askeri varlığının gayri meşru olduğunu, dolayısıyla kendilerinin buralarda görev yapmama haklarının bulunduğunu savunuyorlar. İsrail “Adalet (?)” bakanlığı adına açıklama yapan bir kişi davayla ilgili değerlendirmesinde, Batı’da hiçbir ülkede kişisel vicdanın kabullenmemesi sebebiyle bir görevin reddedilmesi hakkının ikrar edilmesi örneğinin bulunmadığını iddia etti.

Aslında bu hadise İsrail işgal devletinin ordusu içinde ciddi bir sıkıntının yaşandığını ortaya koyuyor ve ordu içinde bir çözülme sürecinin başlamasının sinyallerini veriyor. Bu dava işgal devleti ordusu içinde ilk değil. Ayrıca işgal ordusu içinde daha önce bazı erlerin ve subayların kendilerine verilen görevlere itiraz etmeleri sebebiyle birtakım karışıklıklar yaşanmıştı. İşgal devletini Güney Lübnan’da yenilgi bayrağı çekmeye zorlayan da kendi ordusu içinde yaşadığı benzer sıkıntılardı. Bu açıdan Filistin halkının haklı ve meşru direnişinin işgalci siyonist devleti, dışa çok fazla yansıtılmayan bir çıkmazın içine sürüklediği görülüyor.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İki Günde Beş Şehit

Aralık 31, 2002

İsrail işgal devletinin, dünya kamuoyunun dikkatlerinin Irak üzerine çekilmesinden yararlanarak gerçekleştirdiği vahşi saldırılarda Filistinlileri hedef alan cinayetler artıyor. Bu sabah (31 Aralık 2002) Gazze’nin Han Yunus kenti yakınlarında şehit edilen Filistinliyle birlikte son iki gün içinde (30 ve 31 Aralık tarihlerinde) şehit edilen Filistinlilerin sayısı 5′e çıktı. Filistin özerk yönetimi güvenlik teşkilatı kaynakları tarafından verilen bilgilere göre Han Yunus beldesi yakınında 40 yaşındaki Hasan Ebu Said adında bir Filistinli, yakındaki bir yahudi yerleşim merkezinden atılan mermilere hedef olarak hayatını kaybetti. Dün de Batı Yaka’nın Nablus şehrinde ve Gazze bölgesinde üç Filistinli, işgalci saldırganlar tarafından kurşunlanarak şehit edilmişti. Dün dördüncü Filistinli ise Batı Yaka’nın el-Halil şehrinde işgalci askerler tarafından dövülerek şehit edilmişti. İşgalci saldırgan askerler dün el-Halil’in el-Fahs mıntıkasında 16 yaşında Umran Abdulgani Gays Ebu Hamdiye adlı bir çocuğu öldürünceye kadar dövdüler. Sonra da cesedini Şahin yakıt istasyonunun yanına atarak gittiler. Adı geçen gencin aynı bölgedeki Tarık ibnu Ziyad okulunda öğrenci olduğu bildirildi. İşgalci saldırganlar son günlerde birkaç Filistinliyi tutukladıktan sonra döverek veya üzerine kurşun sıkarak öldürmüşlerdi. Dünya kamuoyunun dikkatlerinin Irak üzerine çekilmesi işgalci siyonistlerin bu tür cinayetler gerçekleştirmelerini kolaylaştırıyor.

İşgalcilerin son iki gün içinde gerçekleştirdikleri vahşi saldırılarda birkaç Filistinli de yaralandı. Filistin özerk yönetim güvenlik teşkilatı kaynakları dün (30 Aralık Pazartesi) Batı Yaka’nın Nablus şehrinde gerçekleştirilen saldırılarda 4 Filistinlinin yaralandığını, bunlardan birinin durumunun ağır olduğunu bildirdi. İki Filistinli de Gazze’deki Cibaliya mülteci kampına yönelik saldırıda yaralandı. İşgalciler dün Cibaliya mülteci kampına tanklarla ve zırhlı araçlarla saldırı düzenlemişlerdi.

İşgalci saldırganlar dün ve bugün birçok Filistinliyi de tutukladılar. Son iki gün içinde tutuklananların sayısının 15′i bulduğu tahmin ediliyor.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Siyonistlerin Amacı Filistinlileri Kovmak

Aralık 30, 2002

Siyonistlerin aşırı sağcı partilerinden olan ve liderliğini Abigdor Liberman adlı ırkçı bir yahudinin yaptığı Ehud Laumi adlı siyasi ittifakın adamları dün gece Ürdün’le Batı Yaka topraklarını birbirine bağlayan, Ürdün (Şeria) nehri üstündeki Kerame köprüsünün üzerine toplanarak buradan Ürdün’e yolculuk eden Filistinlilere bildiriler dağıttılar. Bildirilerinde Filistinlilere, kendilerinin asıl devletleri olan Ürdün’de yaşayabileceklerini belirterek işgal altında tutulan Filistin topraklarına geri dönmemelerini istediler. Bildiride: “Bu topraklardan göçünüzü kucaklıyor ve asıl devletiniz olan Ürdün’e iltihak etmenizi kutluyoruz” denildi. Bu bildirileri dağıtan siyonist ırkçıların mensup olduğu Ehud Laumi adlı siyasi hareket dört ırkçı siyonist partiyi bünyesinde barındırıyor. Aslında siyonistlerin dün akşamki girişimleri genel olarak İsrail işgal devletine hakim zihniyetin Filistinliler hakkında kurduğu planın bir yansımasıydı. ABD’nin Irak’ı işgal ederek, mülteci durumundaki Filistinlileri bu ülkenin topraklarına yerleştirme planlarının da siyonist işgalcilerin Filistinlileri göçe zorlama çabalarıyla irtibatının olduğu bilinmektedir.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İsrail Zindanlarında Vahşet

Aralık 30, 2002

İsrail işgal devletinin zindanlarına doldurulan Filistinli esirlere karşı tam anlamıyla vahşet uygulamalarına başvuruluyor. Bu insanlık dışı uygulamalar sebebiyle İsrail zindanlarında durumun oldukça gergin olduğu bildirildi.

Filistin Esir Kulübü tarafından yapılan açıklamada Askalan hapishanesinde tutulan esirlerin maruz kaldıkları uygulamaları protesto amacıyla açlık grevi başlattıkları bildirildi. Açıklamada zindan yönetiminin, esirlerin taleplerini yerine getirmemekte ve insanlık dışı uygulamalara devam etmekte direnmesi durumunda esirlerin yeni birtakım eylemlerle tepkilerini ortaya koyabilecekleri dile getirildi.

Filistin Esir Kulübü işgalcilerin sadece zindanlarda tutulan mahkumlara değil, sorgulama merkezlerinde tutulanlara da oldukça kötü muamelelerde bulunduklarını dile getirdi. Yapılan açıklamaya göre buralarda tutulanlar, yıkanma ve hatta ellerini yıkama imkanlarından mahrum tutuluyorlar, odalarındaki sular alınıyor, soğuk kış şartlarında kendilerine yeterince battaniye ve örtü verilmiyor, oldukça kötü yemekler veriliyor, bazen çok az miktarda soğan ile sütten başka bir şey verilmiyor. Yemekler vaktinde getirilmiyor; örneğin sabah kahvaltısı çoğu zaman saat 11.00′den sonra, öğle yemeği akşam 17.00′de akşam yemeği de gece yarısından sonra getiriliyor. Üstelik buralarda tutulanlar oldukça küçük odalara istifleme usulüyle dolduruluyorlar. Örneğin Kefar Atsabun tutukevinde betondan yapılma ve 13′er m2′lik altı oda bulunuyor ve bu odaların her birine 12 kişi doldurulmuş durumda. Yani 1 m2′lik alana 1 kişi sığdırılıyor ki bu kadarlık alan bir kişiye ayakta durmak için bile zor yeter.

Öte yandan özerk yönetime bağlı Esirler Dairesi müdürü Hişam Abdurrazık işgalci saldırganların zindanlarda tutulan Filistinlilere karşı polis köpeklerini kullandığını bildirdi. Abdurrazık’ın verdiği bilgilere göre işgalciler 240 esirin bulunduğu Hedarim zindanında ve 130 esirin bulunduğu Remle zindanında, mahkumların üzerinde cep telefonu gibi birtakım yasak aletlerin bulunup bulunmadığını araştırdıkları iddiasıyla köpeklerle birlikte zindan odalarına baskınlar düzenlediler. Abdurrazık bu uygulamaların bütün uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu hatırlatarak ilgili uluslararası kuruluşları harekete geçmeye çağırdı. Abdurrazık bazı tutukluların, aileleri tarafından ziyaret edilmelerine izin verilmediğine dikkat çekerek, Uluslararası Kızılhaç Örgütü’ne bu engellemenin kaldırılması için İsrail’e baskı yapması çağrısında bulundu.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Şaron Yeni Cinayetler Peşinde

Aralık 30, 2002

İsrail işgal devletinin başbakanı Ariel Şaron’un Filistinlilere karşı yeni suikastlar planlanması talebinde bulunduğu bildirildi. İşgal devletinin askeri kaynaklarına dayandırılan haberlere göre Batı Yaka’nın el-Halil şehri yakınlarında bir yahudi yerleşim merkezine yönelik olarak gerçekleştirilen ve dört işgalcinin ölümüyle sonuçlanan eylemden sonra siyonist başbakan Şaron, Filistinlilere karşı yeni suikastlar planlanmasını istedi ve bu isteğini Savaş bakanı Şaul Mofaz’a iletti. Şaul Mofaz da, askeri mekanizmalara yeni tutuklamalar gerçekleştirmeleri ve yeni suikast planları hazırlayıp uygulamaları için talimat verildiğini bildirdi. Bu arada Şaul Mofaz, Filistinlilerin eylemleri karşısında zorlanan ve bunalıma giren Kasap Şaron’u rahatlatmak için ona, son iki ay içinde Batı Yaka bölgesinde 1000 Filistinlinin tutuklandığını bildirdi. Mofaz, işgal devletinin haftalık Bakanlar kurulu toplantısında da Filistin halkına karşı başvurulacak yeni uygulamalar ve gerçekleştirilecek saldırılar hakkında bilgi verdi. Mofaz, ABD’nin Irak’a saldırması durumunda Batı Yaka ve Gazze bölgesindeki İsrail askeri hakimiyetinin daha da güçlendirileceğini ve Filistin özerk yönetimini tamamen işlemez hale getireceklerini söyledi. Bu açıklama işgalci siyonistlerin, ABD’nin Irak’a yönelik saldırı planını Filistinlilere yönelik yeni vahşi saldırılar ve katliamlar gerçekleştirmek için önemli bir fırsat olarak kolladıklarını ortaya koydu. İsrail hükümetinin haftalık toplantısında Şaron’un yeni cinayet planları hazırlanması ve uygulanması yönündeki teklifi de değerlendirildi ve bu konuda neler yapılabileceği tartışıldı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Akli Dengesi Bozuk Genci de Öldürdüler

Aralık 17, 2002

İşgalci siyonistlerin Filistin topraklarındaki vahşi saldırıları, cinayetleri ve ev yıkımları devam ediyor. Dün gece akli dengesi bozuk bir Filistinli genç, Mısır-Filistin sınırındaki Salahuddin geçiş kapısında işgalci saldırganların mermilerine hedef olarak hayatını kaybetti. Akli dengesi bozuk gencin işgalci askerlerin kurşunlarına hedef olarak hayatını kaybettiği İsrail işgal devletinin kaynakları tarafından teyit edildi. İşgalci saldırganlar gencin karanlıkta İsrail askeri birimlerine doğru yaklaştığı ve saldırı gerçekleştirmeye hazırlandığı için vurulduğunu ve öldürüldükten sonra da cesedinde bir bomba bulunduğunu iddia ettiler. Saldırganlar öldürülen gencin cesedinin tetkik için alındığını açıkladılar.

Olaya şahit olanlar, öldürülen gencin 16 yaşında, çevresinde akli dengesinin yerinde olmadığı bilinen İyd Ebu Hilal olduğunu ve Salahuddin kapısı civarında dolaşırken işgalci saldırganların mermilerine hedef olduğunu belirttiler. Olaya şahit olanların ifadelerine göre bu kurşunlamada genç yaralandı. Ancak işgalciler, genci kurşunladıktan sonra üç adet tankla etrafını kuşatıp herhangi birinin yanına yaklaşmasını engelledi ve son nefeslerini vermesine kadar o şekilde beklettiler. Saldırganların, gencin cesedinin üzerinden bomba çıktığına dair iddialarının asılsız olduğu ve kendi vahşi saldırılarını temize çıkarma amacı taşıdığı tahmin ediliyor.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Rafah’ta Ev Yıkımı Sürüyor

Aralık 17, 2002

Siyonist saldırganlar Gazze bölgesinde ev yıkımlarını ve meskun bölgelere yönelik saldırılarını sürdürüyorlar. Siyonist saldırganlar dün Gazze’nin güneyindeki Rafah bölgesinde toplam 16 evi tamamen yıktılar. Saldırganlar bu yıkımları yaptıktan sonra Rafah yakınındaki Han Yunus kasabasına bağlı el-Mevasi bölgesinde sokağa çıkma yasağı uyguladılar. Ayrıca el-Mevasi bölgesinin tek giriş kapısı olan et-Tuffah kapısını da tutarak bu bölgeye giriş çıkışları engellediler. Saldırganlar askeri araçlarla, el-Mevasi bölgesinde dolaşarak hoparlörlerle, ikinci bir bilgiye kadar sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini duyurdu ve hiç kimsenin evinden çıkmamasını istediler. İşgalci saldırganların bu sokağa çıkma yasağı uygulaması esnasında bölge ahalisine çok çirkin muamelelerde bulundukları ve insanların en zaruri ihtiyaçları için bile dışarı çıkmalarına fırsat vermedikleri bildirildi. Mıntıkaya girmek için et-Tuffah kapısına gelenleri de saatlerce oldukça kötü şartlarda ve çirkin muamelelere tabi tutarak beklettiler.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İsrail’in Kimyasal Tesisinde Yangın

Aralık 17, 2002

İsrail işgal devletine ait bir kimyasal tesiste bu sabah bir patlama sonucu yangın çıktı. Yangına sebep olan patlama, 1948′de işgal edilmiş bölgenin kuzeyinde yer alan Hayfa’da kimyasal ürünler üreten bir tesiste meydana geldi ve patlamanın sebebinin herhangi bir saldırı mı yoksa kaza mı olduğu konusunda henüz kesin bir açıklama yapılmadı. Bölge itfaiye müdürü radyoya yaptığı açıklamada yangının hızla büyüdüğünü ancak herhangi bir can kaybına veya yaralanmaya sebep olmadığını söyledi. İtfaiye müdürünün açıklamasını veren radyo, bölge polis teşkilatına dayandırdığı haberinde de patlamanın teknik bir hatadan meydana gelmiş olması ihtimalinin yüksek olduğunu duyurdu. Bölgedeki petrol arıtma tesislerini de tehdit eden yangının söndürülmesi için olay yerine kalabalık bir itfaiye ekibi sevk edildi. Polis de olay yerine toplananlardan derhal dağılmalarını istedi. Olayla ilgili bir haberde, yangının meydana geldiği tesisin İsrail’in en büyük petro-kimya tesisi olduğu bildirildi. Olaya şahit olanlar yangından çıkan dumanların oldukça geniş bir alanı kapladığına ve Hayfa’nın üzerini adeta bir kara duman bulutu sardığına dikkat çektiler.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İsrail Yargısının Irkçılığı Belgelendi

Aralık 17, 2002

Siyonizm ideolojisinin fikir babası durumundaki Teodor Hertzl’in bu ideolojinin fikirsel alt yapısını oluşturmasına ve Avrupa’da siyonist örgütlenmeyi başlatmasına sebep olan gelişme Fransa’da şahit olduğu bir yargılama olayıydı. Bu yargılamada bir yahudi suçlu olmadığı halde suçlu gösterilmişti ve bunda o dönemde Avrupa’yı saran anti-semitizm (yahudi ırkı düşmanlığı) anlayışının önemli rolü vardı. İsrail işgal devletinin ise ırkçılıkta söz konusu dönemde Avrupa’yı kuşatan anti-semitist ırkçı düşünceyi geride bıraktığına değişik vesilelerle şahit olunmuştur. Bu ırkçılık öyle bir noktaya varmıştır ki yahudileri bile soylarına göre tabakalara ayırmakta, bazılarını bazılarına üstün tutmaktadır. Hatta bu ayrımdan dolayı yahudilerin bazı kesimlerinin ekonomik ve sosyal şartlarının diğer bazı kesimlerine nispetle çok daha iyi olduğu bizzat yahudi araştırma kuruluşları tarafından ortaya konmuştur.

İsrail işgal devletinin, 1948′de işgal edilmiş bölgede yaşayan Filistinli Araplara yönelik ırkçı uygulamaları ise zaman zaman değişik vesilelerle gündeme gelmektedir. Son olarak da er-Remle mahkemesinin 10 Filistinli (bunlara İsrail vatandaşı kimliği verildiğinden işgalciler tarafından “İsrailli Araplar” denmektedir) genç aleyhine verdiği kararın haksız olmasına rağmen İsrail Yargıtayı tarafından hiçbir incelemeye tabi tutulmadan onaylanmasıyla bu gerçek gözler önüne serildi. Yargıtay, dava dosyasını yeniden inceleme kararını ancak, Vatandaş Hakları Derneği adlı bir insan hakları kuruluşunun ısrarla olayın üzerine gitmesinden sonra verebildi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İkisi HAMAS Mensubu Üç Filistinli Şehit Oldu

Aralık 16, 2002

Bu sabah Gazze bölgesinde, ikisi HAMAS’ın askeri kanadına mensup üç Filistinli şehit oldu. Verilen bilgilere göre HAMAS’ın askeri kanadına mensup iki genç, Gazze’deki Beyti Hanun kasabası civarında “yeşil hat” olarak bilinen ve 1948′de işgal edilmiş topraklarla 1967′de işgal edilmiş toprakları birbirinden ayıran sınır çizgisine yakın bir yerde işgalcilere karşı eylem hazırlığı içinde oldukları sırada şehit oldu. Bu iki gencin 24 yaşındaki Muhammed Mahmud Advan ile 20 yaşındaki Abdulkerim Şebat olduğu bildirildi. İşgalciler iki genci fark edince kendilerini yoğun bir şekilde top ateşine tuttular ve gençler orada hayatlarını kaybettiler. İşgalcilerin şehit edilen gençlerin cesetlerini aldıkları ve henüz ailelerine teslim etmedikleri bildirildi.

Bu sabah üçüncü bir genç de Gazze bölgesinin güneyinde işgalcilerin saldırılarına maruz kalarak hayatını kaybetti. Hasan Ferehat Şelule adlı bu gencin, Han Yunus kasabası civarında Nefiye Dekalim yahudi yerleşim merkezi yakınında işgalcilerin saldırılarına maruz kalarak şehit olduğu bildirildi. Şehit edilen genç Nefiye Dekalim yahudi yerleşim merkezine 70 metre yakınlıkta bulunan Han Yunus mülteci kampında ikamet ediyordu.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Rafah’ta Yine Vahşi Saldırı

Aralık 16, 2002

İşgalci saldırganlar dün akşam (15 Aralık 2002 Pazar akşamı) Gazze’nin güneyindeki Rafah şehrinde Filistinlilere karşı yine bir vahşi saldırı gerçekleştirdiler. Saldırıda 2’si kız çocuk, 8 Filistinli bayan yaralandı. Yaralanan iki kız çocuğun kardeş oldukları ve birinin durumunun ağır olduğu bildirildi. İşgalciler dün akşamki saldırılarında 13 adet evi de yıktılar.

Verilen bilgilere göre işgalci saldırganlara ait tanklar dün akşam saatlerinde ortada herhangi bir sebep veya hareketlenme olmaksızın, Mısır-Filistin sınırı yakınında yer alan Brezilya mahallesinde oturan Filistinlilerin evlerinin üzerine rastgele ateş etmeye başladılar. Buradaki saldırı 2 kız kardeşin yaralanmasına, birkaç evin de hasar görmesine sebep oldu. Saldırıda yaralananların kaldırıldığı Şehit Ebu Yusuf Neccar Hastanesi’nin müdürü Dr. Ali Musa yaptığı açıklamada Suzan Selame adlı 13 yaşındaki kız çocuğun göğsüne bir büyük merminin isabet ettiğini ve durumunun ağır olduğunu bildirdi. Suzan’ın tedavi için Gazze’ye göğüs ameliyatları bölümüne nakledildiğini belirten Dr. Musa, onun kız kardeşi 12 yaşındaki Yasemin’in de kafasına şarapnel parçalarının isabet ettiğini söyledi.

Dün akşam saatlerinde bir başka saldırı da Rafah’ın kuzey kesiminde gerçekleştirildi. Burada Moraj yahudi yerleşim merkezinden çıkan çok sayıda tank ve zırhlı araç içindeki işgalciler yoğun bir şekilde etrafa ateş ederek Filistinlilerin mahallelerine daldılar. Saldırganlar burada Filistinlilerin evlerinin eşyalarını toplamalarına bile fırsat vermeden adı geçen yerleşim merkezi yakınında bulunan birçok evi yıktılar. İşgalcilerin bu saldırıda 13 adet normal evi 3 adet de tarım arazilerine yapılmış prefabrike evi yıktıkları bildirildi. İşgalciler onlarca dönüm tarım arazisini ve çok sayıda zeytin ağacını da tahrip ettiler. Siyonist saldırganlar, arazilerinin tahrip edilmesini önlemek isteyen Filistinli kadınların da üzerine ateş etti ve 5 kadının yaralanmasına sebep oldular. Dr. Ali Musa, buradaki saldırıdan dolayı hastanelerine kimisi mermi isabet etmesiyle sebebiyle yaralanmış kimisi de bayılmış halde 5 kadının getirildiğini açıkladı. İşgalciler sadece Filistinli kadınlara saldırmakla yetinmedi olay yerine gelen basın mensuplarına da vahşi bir şekilde saldırdılar.

İşgalcilerin dün akşam bir başka saldırıları da Rafah’ta J Blok’ta oldu. Buradaki saldırıda da Fatıma Berhum adlı 24 yaşında bir kadının sağ eli şarapnel parçaları isabet etmesi sonucu yaralandı ve kadın tedavi için Ebu Yusuf Neccar hastanesine kaldırıldı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İslami Cihad Mensubu Bir Genç Şehit Oldu

Aralık 16, 2002

Geçtiğimiz Cuma günü şüpheli bir patlama sonucu yaralanmış olan İslami Cihad Hareketi mensubu bir genç dün akşam hayatını kaybetti. Muhammed Zuheyr Hasan adlı 18 yaşındaki gencin aldığı yaranın tesiriyle hayatını kaybettiği bildirildi. Gencin yaralanmasına yol açan patlamanın arkasında işgalci siyonist devletin istihbarat örgütünün olduğu tahmin ediliyor.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

HAMAS’ın 15. Yıl Törenleri Sürüyor

Aralık 16, 2002

İsrail işgal devletinin bütün engellemelerine rağmen Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS)’nin 15. yıl törenleri büyük coşkuyla ve geniş çaplı ilgiyle sürdürülüyor. Dün de muhtelif yerleşim birimlerinde ve mülteci kamplarında çeşitli törenler ve kültürel etkinlikler düzenlendi.

Kutlamalar sadece Filistin’in içinde değil Filistin dışındaki mülteci kamplarında da sürdürülüyor. Dün Lübnan’ın başkenti Beyrut’un güneyinde yer alan Burc el-Beracine mülteci kampında HAMAS’ın kadınlar kolu tarafından 15. yıl münasebetiyle geniş katılımlı bir yürüyüş tertip edildi. Kampın Şehitler Kabristanı’na kadar devam eden yürüyüşün bitiminde, kadınlar kolundan Ummu Usame bir konuşma yaptı. Ummu Usame Filistin topraklarının bağımsızlığına kavuşturulması ve işgale son verilmesi için tek geçerli yolun cihad ve direniş olduğunu vurgulayarak HAMAS’ın bu yolda ilerlemeye devam edeceğini belirtti. Ummu Usame Filistin direnişinde kadının rolüne de dikkat çekerek, Filistin direnişinin kararlılıkla sürdürülmesinde kadınların oldukça önemli rol oynadıklarını ifade etti.

Lübnan’da bir başka kutlama töreni de Sayda’daki Aynu’l-Halve mülteci kampında gerçekleştirildi. Buradaki törene de ilgi büyüktü ve gayet görkemli bir gösteri gerçekleştirildi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

HAMAS’ın 15. Yıl Törenleri ve İşgalcilerin Baskıları

Aralık 15, 2002

HAMAS’ın direniş sahasında 15 yılını doldurması münasebetiyle Filistin’in değişik bölgelerinde törenler ve etkinlikler düzenleniyor. Bu amaçla düzenlenen törenlere ve kültürel etkinliklere halkın yoğun ilgi gösterdiği müşahede ediliyor. İsrail işgal devleti ise halkın bu etkinliklere katılmasını önlemek amacıyla muhtelif engellemelere ve yasaklara başvuruyor.

İşgal devleti Batı Yaka’nın Nablus şehrinde ve civarındaki mülteci kamplarında HAMAS’ın 15. yıl törenlerini ve bu törenlere katılımı engellemek amacıyla dün (15 Aralık 2002) sabahtan itibaren sokağa çıkma yasağı ilan etti. İşgalciler yasağın katı bir şekilde uygulanabilmesi için şehrin bütün caddelerine, ara sokaklarına ve geçiş noktalarına keskin nişancılar yerleştirdiler. İşgalciler sokağa çıkma yasağı uygulandığı gerekçesiyle şehir girişlerinde de yüzlerce aracı bekleterek şehre girmelerini engellediler.

İşgalci saldırganlar yine HAMAS’ın 15. yıl etkinliklerini önlemek amacıyla dün (15 Aralık Pazar) Nablus’taki en-Necah Üniversitesi’ne baskın düzenleyerek bütün öğrencileri ve görevlileri dışarı çıkmaya zorladılar. Öğrencilere ve görevlilere üniversite kampusunu boşaltmaları için sadece yarım saat süre tanıdılar. Üniversiteyi de öğretime kapattıklarını ilan ederek giriş kapılarına askerler yerleştirdiler. en-Necah Üniversitesi Öğrenci Meclisi bu iğrenç olayla ilgili bir açıklama yaparak, işgalcilerin gerçekleştirdikleri baskının üniversitenin saygınlığına bir saldırı olduğu gibi eğitimle ilgili tüm uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu vurguladı. Öğrenci Meclisi’nin açıklamasında uluslararası kuruluşlardan bu iğrenç saldırıyı kınamaları istendi.

İşgal devleti bir yandan da yıldırma ve Filistinlilerin HAMAS’ın törenlerine rağbetlerini engelleme amacıyla özellikle Nablus çevresinde geniş çaplı tutuklamalar gerçekleştirdi. HAMAS’ın Nablus temsilcisi Adnan Usfur tutuklamalarla ilgili açıklamasında bu tutuklamaların, HAMAS’ın kararlığını ve mücadele azmini etkilemeyeceğini vurguladı.

İşgal devletinin bütün engellemelerine rağmen HAMAS’ın 15. yıl törenleri sürdürülüyor. Batı Yaka’nın Orta Bölge olarak adlandırılan mıntıkasında düzenlenen törenlerde konuşma yapan Muhammed Taha, HAMAS’ın cihad ve direniş yolunda kararlılığı sürdüreceğini ve Filistin’in tamamı işgal kirinden temizleninceye kadar mücadeleye devam edeceğini vurguladı. Taha, konuşmasında törene katılan esir ve tutuklu ailelerine de teşekkür ederek, sabır ve kararlılıklarını sürdürmeleri talebinde bulundu. Muhammed Taha, Filistin’deki tüm grupları tek saf halinde hareket etmeye çağırdı. Buradaki törenlerde İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensup mücahitler de bir askeri gösteri düzenlediler. İzzettin Kassam Birlikleri adına konuşma yapan bir genç, silahlarını sadece Filistin topraklarını ifsad eden, İslam ümmetinin saygınlığına saldıran siyonist işgalcilere çevireceklerini vurguladı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Suriye: “Güvenlik Konseyi Taraflı Davranıyor”

Aralık 15, 2002

Suriye, BM Güvenlik Konseyi’nin Kenya’da gerçekleştirilen saldırıları esas alarak İsrail’i hedef alan eylemleri kınayan 1450 sayılı kararında kullanılan üslubu tenkit etti ve Güvenlik Konseyi’nin taraflı davrandığını iddia etti. Söz konusu kararın oylanmasında Güvenlik Konseyi’ne üye ülkelerden sadece Suriye red oyu kullanırken 15 ülke kabul oyu kullandı. Suriye’nin BM Güvenlik Konseyi’ndeki daimi temsilcisi Mihail Vehbe oylamadan sonra yaptığı basın toplantısında kararda özellikle İsrail’e vurgu yapılmasının BM geleneklerine aykırı olduğunu ve taraflı bir tutum ortaya konduğunu ifade etti. Vehbe, Moskova’daki tiyatro olayıyla ve Endonezya’nın Bali adasında meydana gelen patlamayla ilgili kararda sadece olayların vuku bulduğu ülkelerden söz edildiği halde Kenya’daki olaylarla ilgili kararda bilhassa İsrail’e vurgu yapılarak ona taziyede bulunulduğuna ve onun çıkarlarının hedef alınmasının kınandığına dikkat çekti. Vehbe, normalde kararın amacının uluslararası teröre vurgu yapılması ve onun kınanması olduğunu dile getirdi. ABD’nin Güvenlik Konseyi temsilcisi ise Vehbe’nin açıklamalarına cevap olarak söz konusu saldırıların İsrail’in çıkarlarını hedef alması sebebiyle İsrail’e vurgu yapılması konusunda ısrar ettiklerini söyledi. Karar İsrail işgal devletini memnun etti. İşgal devletinin başbakanı adına açıklama yapan Afi Bazner kararla ilgili olarak şunları söyledi: “Bu önemli bir adımdır. Zira teröre karşı bu tür bir kararda ilk kez İsrail’in adından söz edilmiştir. Karar aynı zamanda bu felakete karşı savaşta olumlu bir gelişme sayılır. Biz, İsrail’e karşı gerçekleştirilen ve el-Kaide örgütünün eylemlerinden olmayan diğer terörist saldırıların da kınanmasını arzuluyoruz.”

BM, ne yazık ki işgal devletinin Filistinlilere karşı gerçekleştirdiği terör eylemleri ve vahşi katliamlar karşısında herhangi bir adım atmazken İsrail’in menfaatlerine en ufak bir zarar gelmesi durumunda derhal tavır koymaktadır. Bu tutumu BM’in taraflılığını bütün açıklığıyla gözler önüne sermektedir.

Bu arada Kenya polisi, Mombassa’da gerçekleştirilen eylemle ilgili olarak tutuklanan 6 Pakistanlı ile 3 Somalilinin olayla ilgisinin olmadığının anlaşıldığını açıkladı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Siyonist Vahşetin Bir Haftalık Bilançosu

Aralık 15, 2002

Siyonizm ve İsrail denince akla ilk gelen savaş, saldırı, yıkım, katliam, cinayet, kısacası şiddet, dehşet ve vahşettir. Burada siyonist vahşetin geçtiğimiz hafta içinde sergilediği saldırıların sebep olduğu neticelerin bilançosunu özet bilgilerle vermeye çalışacağız.

Geçtiğimiz bir hafta içinde siyonist vahşet 15 Filistinlinin canını aldı. Bunlardan 5 kişi aynı ailedendi. Bu beş kişinin şehit edilmesine yol açan saldırı ise 12 Aralık 2002 Perşembe günü gerçekleştirildi. Bu saldırı Gazze şehrinin doğusundaki bir mahallede oldu. İşgalciler bu mahalleye otomatik silahlarla ve top mermileriyle saldırı düzenleyerek söz konusu beş kişiyi şehit etti, üstelik cesetlerinin de olay yerinden alınmasına fırsat vermediler. Bu yüzden şehitlerin cesetleri iki gün boyunca olay yerinde açıkta bekletildi. İşgalci saldırganlar içlerindeki kin duygularını iyice dışa yansıtan vahşi saldırılarında şehitlerin cesetlerini paramparça etmiş, organlarının etrafa saçılmasına sebep olmuşlardı.

İşgalcilerin 13 Aralık Cuma günü gerçekleştirdikleri bir vahşi cinayette de iki Filistinli şehit oldu. Biri Batı Yaka’nın Beytlaham diğeri de Tulkerem şehrinde şehit edilen bu iki kişi HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensuptu.

Siyonist saldırganların geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirdikleri vahşi cinayetlerden biri de Cadullah Şevke’yi tutukladıktan sonra döverek ve işkence ederek şehit etmeleri oldu. İşgalci saldırganlar onu tutukladıktan sonra insanların gözleri önünde döverek kollarını ve bacaklarını kırdı, sonra da sırtına kurşun sıkarak şehit ettiler. Vahşi saldırganların Cadullah Şevke’nin sırtına sıktıkları mermiler karnından çıkmıştı.

Benzer bir cinayet de Gazze’nin Han Yunus kasabasında gerçekleştirildi. İşgalci saldırganlar burada da 10 Aralık 2002 tarihinde HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki Yasin el-Ağa’yı tutukladıktan sonra üzerine mermi sıkarak şehit ettiler.

Aynı türden bir başka cinayet de Nablus’a bağlı Belata mülteci kampında gerçekleştirildi. Burada da işgalci saldırganlar İslami Cihad Hareketi’nin askeri kanadı durumundaki Kudüs Seriyyeleri’ne mensup Hasan Bedre’yi tutukladıktan sonra üzerine kurşun sıkarak şehit ettiler.

Vahşi saldırganların geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirdikleri en iğrenç cinayetlerden biri de Gazze’nin güneyindeki Rafah şehrinin batısında bulunan Tellu’s-Sultan mahallesinde vuku buldu. Saldırganlar burada bir anne ile üç çocuğunun üzerine mermi yağdırdılar. Saldırıda anne şehit oldu, üç çocuğu da yaralandı. Saldırganlar aynı gün Rafah ve Han Yunus şehirlerinde daha birçok saldırı gerçekleştirdi ve birçok Filistinlinin yaralanmasına sebep oldular.

İşgalci saldırganlar geçtiğimiz hafta içinde ayrıca Filistinlilerin oturduğu pek çok meskun mahalleye ve evlerin içine silahlı baskınlar düzenledi, birçok evi de yıktılar.

10 Aralık tarihinde Han Yunus’un batı tepelerindeki evlere baskın düzenleyen saldırganlar evlerde oturan Filistinlileri yağmurlu ve soğuk havada dışarıya çıkararak teker teker aramadan geçirdiler. Saldırganlar sakinleri dışarı çıkardıktan sonra evlere girerek eşyaların altını üstüne getirmek suretiyle sözde aramalar yaptılar. İşgalcilerin bu tür arama ve baskınlarda hırsızlık yaptıkları bizzat kendi yetkililerinin ağızlarıyla itiraf edilmiş bir gerçektir.

Han Yunus yakınındaki el-Karare mıntıkasına baskın düzenleyen saldırganlar da bu bölgede birçok kişiyi tutukladılar. Ayrıca bölgede Filistinlilerin ekili arazilerine girerek büyük miktarda tahribat yaptılar.

Han Yunus’un kuzeyindeki Ebu Hevli kapısında işgalci saldırganlar yolları kapatarak yüzlerce arabayı saatlerce yolda beklettiler. Bu bekletme esnasında arabaları ve yolcuları teker teker aramadan geçirdi, kimlik kontrolleri yaptılar.

Saldırganların geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirdikleri vahşi saldırılardan biri de Rafah şehrinde beş evi yıkmaları oldu. Ayrıca Salahuddin kapısı civarında da bazı evlere otomatik silahlarla ateş ederek maddi hasara sebep oldular.

En önemli yıkım olaylarından biri de 13 Aralık tarihinde Batı Yaka’nın el-Halil ve Beytlaham şehirlerinde gerçekleştirildi. Siyonist saldırganlar belirtilen tarihte bu iki şehirde 12 evi yıktılar. el-Halil’de Hz. İbrahim Camisi’ne giden yol üzerinde bulunan 8 evi, Beytlaham’da da 3 evi yıktılar. Beytlaham’da yıkılan evler iki direnişçiye aitti.

Siyonist işgalciler, 11 Aralık tarihinde Batı Yaka’nın Nablus şehrine bağlı Belata mülteci kampına çok sayıda tank ve zırhlı araçla girerek onlarca eve silahlı baskın düzenlediler. Yukarıda sözünü ettiğimiz Hasan Bedre’nin şehit edilmesi de bu baskın esnasında oldu.

Siyonist vahşetin en önemli bir yanını da tutuklamalar oluşturmaktadır. Geçtiğimiz hafta içinde gerçekleştirilen vahşi baskınlarda pek çok tutuklama da oldu. Nablus’taki baskınlarda HAMAS mensubu onlarca genç işgalci saldırganlar tarafından tutuklandı. Batı Yaka’nın muhtelif köylerine ve kasabalarına yapılan baskınlarda da bir hafta içinde en az elli kişi tutuklandı.

Siyonist saldırganların bir hafta içinde sergiledikleri vahşi uygulamaların hepsi bu kadar değil. Bunlar sadece bazı dikkat çeken uygulamalar.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Siyonist Vahşet Saldırılarını Sürdürüyor

Aralık 12, 2002

Siyonist işgal devletinin askerleri dün gece de Gazze’de Filistinlilere saldırdılar ve biri çocuk beş kişi yaralandı. Verilen bilgilere göre işgalci saldırganlar Gazze’nin güneyinde bulunan Rafah’ın Salahuddin kapısı ile Kassa mıntıkalarında ve Han Yunus kasabasında ağır otomatik silahlarla meskun evlere ateş ettiler. Özerk yönetim güvenlik teşkilatının verdiği bilgilere göre işgalci saldırganlar meskun evlerin üzerine yoğun bir şekilde rastgele ateş ettiler. Saldırılarda biri 12 yaşındaki Ali Abdulal adlı çocuk olmak üzere beş kişi yaralandı. Yaralananların 2’sinin Salahuddin kapısı mıntıkasında 3′ünün de Han Yunus kasabasında oturdukları bildirildi. Saldırılar Brezilya mahallesinde oturan Cum’a el-Ca’feri adlı bir Filistinlinin de evinin yanmasına sebep oldu. İşgalci saldırganlar Han Yunus’un Değirmenler geçidi mıntıkasında arabaların üzerine de ateş ettiler. Siyonist işgalciler ayrıca dün gece boyunca Gazze’nin kuzeyi ile güneyini birbirine bağlayan Salahuddin yolunu trafiğe kapattılar. İşgalciler Ebu Hevli ve Değirmenler geçidi noktalarında yolları kapatarak geçenleri tek tek kimlik kontrolüne tabii tuttular. Bu iki geçit arasında bulunan araçları da bekleterek hepsinin içlerini aradılar.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Batı Yaka’da Tutuklamalar

Aralık 12, 2002

İşgalci saldırganlar dün Batı Yaka bölgesinde gerçekleştirdikleri baskınlarda toplam 32 Filistinliyi tutukladılar. Tutuklananlar arasında Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin iki ileri geleni de bulunuyor. Ayrıca işgalci saldırganların dün Batı Yaka bölgesinde gerçekleştirdikleri saldırılarda aralarında kadınlar da olmak üzere birçok kişi yaralandı.

İşgalciler dün öğle saatlerinde Batı Yaka’nın Ramallah şehrinde Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin merkezinin bulunduğu bir binaya yoğun silahlı ateş arasında ve kalabalık bir askeri güçle baskın düzenleyerek örgütün iki ileri gelenini tutukladılar. Baskın esnasında hareketin elemanlarından 3′ü kadın, 8 kişi yaralandı. Kadın yaralılardan birinin kafasına mermi isabet ettiği ve durumunun ağır olduğu bildirildi. İşgalci saldırganların FHKC merkezine girmek için çalışmaları yaklaşık 40 dakika sürdü ve baskını başarıyla gerçekleştirebilmek için takviye güç istediler.

Saldırganlar Batı Yaka’nın Beytlaham şehri yakınlarında bulunan el-Ayide mülteci kampında da Muhammed Teysir el-Cevariş adlı genci tutukladılar. Saldırganlar bu gencin o bölgede birinci derecede aradıkları kişi olduğunu iddia ettiler. Saldırganlar adı geçen mülteci kampında ve Beytlaham şehrinde arama yaptıkları iddiasıyla birçok eve silahlı baskın gerçekleştirdiler. Beytlaham şehrinde yaptıkları baskınlarda, muhtelif eylemlerden sorumlu tuttukları Ali Alan ile irtibatlı kişileri aradıklarını ileri sürdüler. Saldırganlar Ali Alan’ın evini birkaç ay önce yıkmış, hanımını da tutuklamışlardı. Hanımı halen Kudüs yakınındaki el-Meskubiye zindanında tutuluyor. Saldırganlar ayrıca ed-Dehişe mülteci kampına da girerek çeşitli evlere baskınlar düzenlediler.

Verilen bilgilere göre Beytlaham bölgesinde son askeri operasyonun başlamasından buyana 150 kişi tutuklandı ve bunlardan 60 kişi halen gözetim altında tutuluyor.

İşgal devletinin yaptığı açıklamaya göre dün Batı Yaka’nın Tulkerem şehrinde gerçekleştirilen silahlı ev baskınlarında da İslami Cihad Hareketi’ne mensup olduğu iddia edilen bir kişi tutuklandı. İşgal devleti yetkilileri bu kişinin yeşil hat içinde kalan bölgede bir eylem gerçekleştirmeyi planladığını iddia ettiler. Tulkerem’deki baskınlarda daha başka kişiler de tutuklandı. İşgal devleti yetkilileri Ramallah’ta da el-Fetih mensubu bir kişinin geçen Şubat ayında 6 işgalci askerin öldürülmesi olayıyla irtibatının olduğu şüphesiyle tutuklandığını iddia ettiler. Saldırganlar Ramallah’ta yaptıkları aramalarda birçok eve silahlı baskınlar düzenlediler.

Saldırgan askerler arama amacıyla gerçekleştirdikleri ev baskınlarında aile fertlerini çeşitli şekillerde rencide ettikleri gibi evlere de büyük miktarlarda maddi zarar veriyorlar. Ayrıca bazı askerler hırsızlık yaparak evlerde buldukları bazı eşyaları çalıyorlar. Bu tür hırsızlık olaylarının olduğunu daha önce işgal devletinin yetkilileri de itiraf etmişlerdi. Hatta işgal devletinin itirafında bazı subayların da hırsızlık yaptıkları belirtilmişti.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Hizbullah’a Karşı Tedbirler

Aralık 12, 2002

İşgal altındaki Filistin topraklarının güneyinde yer alan bölgelere kurulan yahudi yerleşim merkezlerine iskan edilen yahudi göçmenler sürekli “Hizbullah saldırıları” korkusuyla yaşıyorlar. Hatta bu korku birçoklarında histeri haline gelmiş durumda. Bu korku ve histeri işgal devletini bayağı sıkıntıya sokuyor ve bu bölgelerin normalde Filistinli direnişçilerin eylemlerine pek hedef olmamasına rağmen “tersine göç” hadisesi buraları da bayağı etkiliyor. Bu yüzden işgal devleti Hizbullah’ın saldırılarına hedef olabilecekleri histerisiyle yaşayan yahudi göçmenleri rahatlatmak amacıyla güneyde, Lübnan sınırına yakın bölgelerde bulunan yahudi yerleşim merkezleri etrafındaki güvenlik tedbirlerini artırma kararı aldı. Bu kararın alınmasında bu haftanın başında Lübnan sınırında iki işgalci askerin bir bombaya hedef olarak ağır şekilde yaralanmasının da önemli etkisi oldu. İşgalci devlet Filistinlilere yönelik saldırılarını takviye için bölgeden aldığı askerlerini yeniden o bölgeye gönderecek.

İşgal devletinin askeri ve siyasi yetkilileri konuyla ilgili açıklamalarında Hizbullah ile yeni bir cephe açma niyeti taşımadıklarını, sadece “nefsi müdafaa” imkanlarını genişletme düşüncesinde olduklarını vurguladılar. Açıklamada Aksa İntifadası’nın devam ettiği şartlarda Hizbullah’a karşı bir cephe açılmasının “İsrail’de kan akışı”nın artmasına sebep olacağı dile getirildi.

İşgalci saldırganlar bir yandan haksız baskınlarını ve katliamlarını sürdürürken öte yandan kendileri de kayıp vermeye devam ediyorlar. Dün gece Gazze’nin güneyindeki Rafah mıntıkasında işgalcilere ait bir zırhlı aracın yere yerleştirilmiş bir bombaya çarpması sebebiyle zırhlı araç tahrip oldu, en az iki işgalci asker yaralandı.

Bu arada işgalci saldırgan devlet, 1948′de işgal edilmiş bölgelerde ikamet eden yani kendisine “İsrail vatandaşı” kimliği verilen bir Filistinliyi Hizbullah’a bilgi aktardığı iddiasıyla 6 yıl hapis cezasına mahkum etti. Verilen bilgilere göre Tel Aviv Merkezi Mahkemesi, Nesim Nasır adlı Filistinliyi “düşmana” bilgi aktarmakla suçlayarak cezalandırdı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Sonraki Sayfa »