Bir Eylemin Analizi

Kasım 30, 2002

HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensup bir mücahit Ramazan’ın 17’sinde (22 Kasım 2002′de) Gazze’nin Deyru’l-Belah mıntıkasında yer alan el-Bereke bölgesinde önemli bir eylem gerçekleştirerek işgalci askerlerden üçünü öldürdü.

Eylem bir şehadet eylemi olarak planlanıyor. Mücahit, silahlı çatışma için çok fazla bir hazırlığı olmadığından eylemi ancak canını feda ederek gerçekleştirebileceğini dolayısıyla bir süre sonra şehadet şerbeti içeceğini düşünüyor. Eylem öncesinde kameranın karşısına geçerek son konuşmasını yapıyor. Vasiyetini yazıp, hareket içindeki kardeşlerine teslim ediyor. Cihad elbisesini giyiyor, eylem için gerekli hazırlıklarını yapıyor ve İzzettin Kassam Birlikleri’nin kendisi için belirlediği hedefe doğru ilerliyor.

Ancak eylemle ilgili keşif yapan gözcü grup söz konusu mücahidin bağlı bulunduğu grubun komutanına, işgalcilerin Goş Katif yahudi yerleşim merkezine ulaşmak için koruma altında tuttukları yola paralel olarak ikinci bir yol daha açtıklarını, işgalcilerin bu yolda arama yapmak amacıyla her sabah 06.00′dan itibaren üç kişilik askerle devriye çıkardıklarını ve oradan giriş yapmanın zor olduğunu haber veriyor.

Gözcü grubun bu bilgileri vermesi üzerine, eylemi gerçekleştirecek mücahidin bağlı olduğu grubun komutanı askerlerin devriye gezdiği yerlerin görüntüsünü aldırıyor ve dolaştıkları noktaları tespit ediyor. Sonra adamlarıyla oturup yeni bir plan hazırlıyor. Sonra gruptaki mücahitler eylemi gerçekleştirecek elemanlarını özel eğitimden geçiriyorlar, ona gideceği yerleri uzaktan gösteriyor ve yapması gereken her şeyi inceden inceye anlatıyorlar.

Olayın bundan sonrasını eylemi gerçekleştiren mücahitten dinleyelim:

“Ramazan’ın 16’sı akşamı çıkıp pusuya yattım. Eylemi gerçekleştireceğim anı beklerken bir yandan da Yüce Allah’a sığınıyor, ısrarla beni niyetlendiğim şeye muvaffak kılması için dua ediyordum. Derken sabah 06.05′te devriyeye çıkan üç asker önüme geldi. Biri önde ikisi arkada yürüyordu. Öndekini yoluna devam etsin diye bırakıp arkadaki iki askere doğru ateş ettim. Her ikisinin de bağırarak kanlar içinde yere uzandıklarını gözlerimle gördüm. Sonra önde tek başına yürüyen askere doğru yöneldim. Onun da yaralandığını gördüm ve ona doğru ateş etmeye başladım. Askerler şaşkınlık içinde ve şiddetle bağırarak sadece üç el ateş edebildiler. Her üçünün de öldüğüne kesin şahit oldum ve bundan şüphe etmiyorum. Benimle askerlerin arasındaki mesafe 5 metreden fazla değildi. Üçünün de öldüğünü anlayınca silahlarını almak için yanlarına yaklaştım. Fakat birincinin yanına yaklaştığımda uzaktan bir askeri aracın ve tankın göründüğünü fark ettim, dolayısıyla kaçmaya karar verdim. Sonrasında ne olduğunu bilmiyorum.”

İşgal devletinin radyosu bu eylemde kendi askerlerinden sadece birinin öldüğünü iddia etti. Eylemci bu iddianın doğru olmadığını şu şekilde dile getirdi: “Bir kere işgalcilerden tek askerin devriyeye çıkması mümkün değil. Onlar herhangi bir yere asker gönderdiklerinde en az üç asker gönderiyorlar. Sonra eğer o üç askerden biri sağ kalmış olsaydı kesinlikle bana doğru ateş ederdi.” İşgalci saldırgan devlet, askerleri üzerindeki olumsuz tesirlerinden dolayı askeri kayıplarıyla ilgili gerçek bilgileri çoğunlukla gizliyor.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI YILMAZ: KADİR GECESİ, BİN AYDAN DAHA HAYIRLIDIR

Kasım 30, 2002

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, insanlık değerlerinin deforme edildiği günümüzde kalpleri iman esasları üzerine sabitlemek gerektiğini vurguladı.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, insanlık değerlerinin deforme edildiği günümüzde kalpleri iman esasları üzerine sabitlemek gerektiğini vurguladı.

Diyanet İşleri Başkanı Yılmaz, yarın gece idrak edilecek olan Kadir Gecesi münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Kadir Gecesi’nin, Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle ‘bin aydan daha hayırlı’ olan mübarek bir gece olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu geceyi yücelten en önemli sebebin, Kur’an-ı Kerim’in Cibril-i Emin vasıtasıyla Hz. Muhammed’e indirilmeye ve beşeriyetin ufkunu aydınlatmaya başlamasını ifade etmesi olduğunu kaydetti.

Yılmaz mesajında şu ifadelere yer verdi: “İnsanlık değerlerinin sık sık deforme edildiği, düşünce ve niyetlerin bulandırıldığı, dostlukların çıkar ve menfaate endekslendiği, vicdanlarda bütün insanlığı kucaklayacak umumi merhamet duygularının zayıfladığı, fertlerin çözülmeye ve mutsuzluğa doğru sürüklendiği günümüzde kalpleri iman esasları üzerine sabitlemek, niyetleri salih amellere yönlendirmek ve ahlakı sevgi, güleryüz, anlayış ve kardeşlikle bütünleştirmek önem arzetmektedir”.

Bu gecede dargınlıklar, kırgınlıklar, kin ve nefretin sona ermesi, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve kardeşliğin öne çıkması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, ebeveynlerin ziyaret edilmesi, komşuların ve dostların gecelerinin tebrik edilmesi gerektiğini kaydetti.

FLAŞ…FLAŞ…FLAŞ NECMETTİN ERBAKAN ABDULLAH GÜL’Ü TELEVİZYONDA NASIL GEÇTİ ?

Kasım 30, 2002

RP’nin yasaklı lideri Necmettin Erbakan ve Başbakan Abdullah Gül dün gece ayrı kanallarda canlı yayındaydı.



Kanal D’de Arena, Atv’de Siyaset Meydanı aynı saatte yayına girdi. Necmettin Erbakan’ın konuk olduğu Arena 15.3 izlenme payı alırken, Başbakan Abdullah Gül’ün canlı yayına katıldığı Siyaset Meydanı 14.7 oranında izlendi.

‘Türban en öncelikli meseledir’

Kasım 30, 2002

Kapatılan Refah Partisi’nin Genel Başkanı Necmettin Erbakan, türban sorununun, milletin en öncelikli meselelerinden biri olduğunu ve hemen çözülmesi gerektiğini savundu.

Erbakan, Ankara’ya giderken Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Bir gazetecinin, “Hükümet, türbanın öncelikli sorunları arasında olmadığını söylüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Erbakan, “Milletin en öncelikli meselelerinden biridir, hemen çözülmesi lazım. Onlara Milli Görüş tabanı oy verdi. Bunları çözmezlerse, bir daha oy alamazlar, orada da oturamazlar” dedi.

Kutan’ın ev alacak parası yok

Kasım 30, 2002

Lojmandaki evini boşaltacak olan Kutan, şimdi kara kara nerede oturacağını düşünüyor. Or - An’da ev fiyatlarının 200 bin dolar olduğundan yakınan ve Kutan kirada oturmaya hazırlanıyor.

200 bin dolarlık evi nasıl alayım?

200 bin dolarlık ev alacak birikimi olmadığını belirterek, ev fiyatlarının çok pahalı olduğundan yakınan Kutan, “Aylık kazanıp neredeyse aylık yiyoruz. Yani şimdi rakamlar büyük” dedi.





Milletvekili seçilemediği için lojmanlardan taşınmaya hazırlanan SP Genel Başkanı Recai Kutan, Ankara’da kiralık ev aramaya başladı. Başkentte iki evi olduğunu, ancak bunlarda oturamayacağını belirten Kutan, “Bizim öyle fazla bir birikimimiz yok. Olsa olsa biraz zorlanıp bazı şeyleri satarak, mütevazı bir ev alabiliriz. Ama şimdilik kiraya çıkmayı düşünüyoruz” dedi.

‘HER TARAF İŞYERİ’

Milli Görüş’ü SP ile 3.5 yıl TBMM’de temsil eden Kutan, 3 Kasım’da partisinin yüzde 2.5’te kalması nedeniyle Meclis’e girme hakkını kaybetti. TBMM lojmanlarındaki evi boşaltmak için hazırlıklara girişen Kutan, siyaset dışı uğraşlarına da yanıt verebilecek bir ev aramaya başladı. Kutan içinde bulunduğu durumu şöyle anlattı: “Karanfil Sokak’ta bir evimiz var. Ama orası artık oturulacak gibi değil. Çünkü 17 dairenin ikisi mesken, 15 tanesi işyeri oldu. Bir diğer problemi de, saat 10.00 - 18.00 arası araba girişi yok. Yani yayaya açıldı. Genellikle ulaşım bakımından, park yeri bulma bakımından çok problemli. Kiraya da veremedik.”

Beysukent’te de bir yazlık yerlerinin olduğunu, onu da boş tuttuklarını ifade eden Kutan, bu evde sadece yaz mevsiminde kaldıklarını belirterek, “Kiraya çıkmak için Yıldız’dan ev bakıyoruz. Çoğu milletvekili arkadaşların büyük ölçüde girdikleri Çukurambar’da bir kooperatif yeri var. Şimdi oraya bakıyorum” dedi. Ev fiyatlarının çok pahalı olduğunu söyleyen Kutan, “Aylık kazanıp neredeyse aylık yiyoruz. Yani şimdi rakamlar büyük” diye yakındı. Or-An’daki evlerin “200 bin dolar” olduğunu vurgulayan Kutan, “Bizim öyle fazla bir birikimimiz yok. Olsa olsa biraz zorlanıp bazı şeyleri satarak mütevazı bir ev alabiliriz” diye konuştu.

ERDOĞAN AÇIK ARA ÖNDE

SP’deki yenilikçilerle beraber AKP’yi kuran ve 3 Kasım’da tek başına iktidara gelen Recep Tayyip Erdoğan’ın tam dört yıl önce, 1 Aralık 1998’de verdiği malvarlığı bildirimiyse, Kutan’ın ne kadar önünde olduğunu ortaya koyuyor. Erdoğan’ın malvarlığı listesinde Bolluca’da 376 metrekare arsa, İstanbul Samandıra’da 1800 metrekare arsa, Rize Güneysu’da 2000 metrekare arsa, 40 milyar lira değerinde yüzde 20 şirket hissesi (1998 değeri), 1998 model Passat araba, 9.5 milyar lira değerinde arsa (1998 değeri) ve eşi üzerine kayıtlı altın bilezikle bir adet beşibirlik altın bulunuyor.

Bülent Arınç’ın acı günü

Kasım 30, 2002

TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın Antalya’nın Alanya İlçesi’nde yaşayan dayısının oğlu Kazım Yönet (41) kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Bülent Arınç’ın dayısının oğlu Kazım Yönet, önceki gün geçirdiği ani kalp krizi sonucu, kalfa olarak çalıştığı berberde hayatını kaybetti. İskele Caddesi üzerindeki Kuyularönü Camii karşısı Orta Çarşı mevkiinde bulunan Berber Ali’de kalfa olarak çalışan Kazım Yönet’in ölüm haberi, başta Bülent Arınç olmak üzere tüm yakınlarını üzüntüye boğdu.

17 yıldır aynı berberde kalfa olarak çalışan ve bekar olduğu öğrenilen Kazım Yönet’in önceki gün annesine, “Kalbimin üstünde sızı var” diyerek yakındığı ve evlerinin altındaki eczaneye inip tansiyonunu ölçtürdüğü belirtildi. Mesai arkadaşlarına kalp sızısı nedeniyle geceyi uykusuz geçirdiğini söylediği öğrenilen Kazım Yönet’in hayatını kaybetmeden 10 dakika önce, çalıştığı berber salonunun yanındaki butikte gazete okuduğu, bir anda ayağa kalkarak berber salonuna doğru geldiği, işyerine girer girmez de arkadaşlarının gözleri önünde yere yığılıp hayatını kaybettiği belirtildi.

Çalışma arkadaşları ise Kazım Yönet’in içine kapanık bir insan olduğunu belirterek, “Pek fazla konuşmazdı. İçine kapanık bir hali vardı. Sürekli Orhan Gencebay dinlerdi. Genç yaşta aramızdan ayrılışı tek kelimeyle bizi yıktı” dediler.

Kazım Yönet’in cenazesi Belediye Mezarlığı’na defnedilirken, TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın da Yönet Ailesi’ne taziye mesajı gönderdiği öğrenildi.

İşgalcilerden Yine Baskın ve Arazi Tahribatı

Kasım 25, 2002

İşgalci saldırganlar dün (24 Kasım 2002 Pazar) akşam Gazze bölgesindeki Deyru’l-Belah kasabasına baskın düzenleyerek bir genci yaraladılar. Saldırganlar bu kasabaya düzenledikleri baskında evlerin üzerine de otomatik silahlarla ateş etti, ayrıca kasaba çevresindeki ekili arazilere zarar verdiler. İşgalci saldırganlar o bölgedeki ekili arazilere dünden önceki iki gün de büyük ölçüde zarar vermişlerdi. Olaylara şahit olanların verdiği bilgilere göre bir tank ve çok sayıda silahlı asker tarafından korunan bir zırhlı araç el-Bereke adı verilen bölgedeki ekili arazilere girerek yüzlerce metre ilerleyerek sebzeleri ve meyve fidanlarını tahrip etti. Tahrip esnasında ahalinin arazilerine sahip çıkmalarını engelleyebilmek için de işgalci askerler sürekli etrafa ve meskun evlere doğru ateş ettiler. Saldırganlar hedef aldıkları arazilerdeki zeytin ve hurma ağaçlarını da söküp attılar. Tahrip işleminin 80 dönüm kadar araziye zarar verdiği bildirildi.

İşgalcilerin bu tahribat işlemleriyle ilgili bilgi veren ahali, siyonistlerin bu arazileri gasp ve yahudi yerleşim merkezlerine ilhak etmek amacıyla tahrip ettiklerini ancak kendilerinin onlara fırsat vermemek için buraları yeniden ekeceklerini ve topraklarını sonuna kadar savunacaklarını ifade ettiler.

İşgalci saldırganlar bundan önce de benzer uygulamalarla Filistinlilerin arazilerini zorla gasp etti, sonra da Filistinlilerin kendi topraklarını kendilerinin sattıklarını ileri sürerek İslam coğrafyasında onlara karşı bir antipati ve aleyhlerine kamuoyu oluşturmaya çalıştılar. Filistinlilerin kendi topraklarını kendilerinin sattıklarına dair tarihi yalanların tamamının arkasında siyonist propaganda mekanizmaları vardır.

Gazze bölgesine kurulan yahudi yerleşim merkezlerinin tamamı stratejik ve askeri amaçlı olarak tesis edilmiştir. İşgal devleti buraları himaye ettiği iddiasıyla söz konusu yahudi yerleşim merkezlerinin etrafına içeride ikamet edenlerin on katı kadar asker yerleştirmektedir. Ayrıca yerleşim birimlerinin belli bir bölgeye toplanmayıp belli mesafelerle tüm Akdeniz kıyısına dağıtılmış olması askeri ve stratejik amaçlı olarak tesis edilmiş olduklarını ispat etmektedir. İşgal devleti bu yerleşim merkezlerini bahane ederek Gazze’nin deniz kıyısını sıkı bir askeri kontrol altında tuttuğu gibi aynı zamanda buralara bağlantı yolları açtığı iddiasıyla 400 km2′lik Gazze bölgesini enine ve boyuna bölerek parçalara ayırmıştır. Söz konusu bağlantı yolları işgalci saldırganların askeri denetimi altında olduğundan Gazze ahalisinin birbirleriyle irtibatları da zorlaştırılmakta hatta bazen tümüyle engellenmektedir. Bütün bu gerçekler, Filistinlilerden şiddet yoluyla gasp edilen araziler üzerine kurulan söz konusu yerleşim birimlerinin iskan amaçlı değil askeri ve stratejik amaçlı tesis edildiğini gözler önüne sermektedir. Orada oturan yerleşimciler de bu gerçeklerin farkındadırlar ve fakat kendilerini oralara getirip iskan eden işgalci devletlerinin stratejik hesaplarının yürümesi için ona yardım amacıyla birtakım hayati risklerin söz konusu olmasına rağmen oralarda kalmakta ısrar etmektedirler. Bu siyaseti ve stratejiyi benimsemeyenler yahut söz konusu riskleri göze almak istemeyenler oraları terk ederek tersine göçü tercih etmektedirler. Bu sebeple oralarda ikamet eden yerleşimcilerin masum olduklarını ve işgalci saldırgan devletin şiddet ve gasp politikasının dışında olduklarını hiç kimse iddia edemez.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Direnişçilerden Silahlı Eylemler

Kasım 24, 2002

Gazze bölgesinde, Filistinli direnişçiler işgalci saldırganlara karşı muhtelif eylemler gerçekleştirdiler. Verilen bilgilere göre, Filistinlilerden zorla gasp edilen araziler üzerine kurulan ve stratejik amaçlı olarak kullanılan Goş Katif yahudi yerleşim merkezine doğru giden yerleşimcilere ait bir aracın üzerine Filistinli bir genç molotof kokteyli attı. İşgal devleti bu eylemi doğruladı ve bu olayda iki yerleşimcinin yaralandığını açıkladı. Goş Katif yahudi yerleşim merkezi Han Yunus’un batısında Akdeniz kıyısında bulunuyor ve işgalci saldırgan devlet burayı askeri amaçlı olarak değerlendiriyor.

Bir başka eylem Gazze’nin kuzeyinde sınır bölgede gerçekleştirildi. Burada Filistinli direnişçiler işgalcilerin üzerine havan topu saldırısı gerçekleştirdiler. İşgal devleti bu olayda herhangi bir kişinin isabet almadığını iddia etti.

İşgal devletinin askeri kaynakları ayrıca Rafah şehrinde askeri devriyenin üzerine yanıcı madde atıldığını açıkladı.

Yine işgal devleti kaynakları tarafından yapılan açıklamada Goş Katif yahudi yerleşim merkezinin kuzeyinde Filistinli direnişçilerle işgalci askerler arasında silahlı çatışmalar olduğu bildirildi. Bu haber İsrail radyosu tarafından yayınlandı. İşgal devleti bu çatışmada kendi tarafında herhangi bir ölüm ya da yaralanma olmadığını iddia etti. Ancak işgalci saldırgan devlet askerleri üzerindeki olumsuz etkisi sebebiyle bu tür çatışmalardaki kayıplarını genellikle gizlemektedir.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Rafah’ta İki Ev Daha

Kasım 24, 2002

İşgalci saldırganlar dün akşam iftara çok kısa bir süre kala Rafah’ın Brezilya mahallesine girerek iki evi yıktılar. Evlerin sakinleri ise iftar yemeklerini hazırlamış iftarı bekliyorlardı. Olaya şahit olanların verdiği bilgilere göre işgalci saldırganlar dört tankla, söz konusu evlere doğru ilerledi ve 200 m kadar yaklaştıktan sonra evlere doğru ateş etmeye başladılar. Bu tank ateşinden dolayı ikamet edenlerin evlerini terk etmesinin ardından evlere kadar yanaşıp dinamit yerleştirdi sonra da uzaktan kumandayla patlatarak yıktılar. Yıkım işleminden civardaki birçok ev de büyük ölçüde zarar gördü. Yıkılan evlerden birinin Halil Musa, diğerinin ise Muhammed el-Aciz adlı şahsa ait olduğu bildirildi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Mülteci Kamplarına Baskınlar

Kasım 24, 2002

İşgalci saldırganlar, sabaha doğru düzenledikleri vahşi baskınlarını dün gece de sürdürdüler. Dün gece sabaha doğru baskın düzenledikleri Filistin beldelerinden bazıları ed-Dehişe, el-Ayide ve el-Izze mülteci kamplarıydı. Saldırganlar buralarda insanların sahura hazırlandıkları sırada birçok eve baskın düzenleyerek dehşet saçtılar. Siyonist işgalciler gerçekleştirdikleri bazı baskınlarda evlerin kapılarını kırdılar. Baskınlarda bazı kişileri de tutukladılar.

el-Ayide’de de Cami Kuşatması

Tubas’ta içinde arananlar bulunduğu iddiasıyla gece boyunca bir camiyi kuşatma altında tutan işgalci saldırganlar el-Ayide mülteci kampında da dün gece bir camiyi insanların içinde teravih namazlarını kıldığı sırada kuşatmaya aldılar. Kuşatmayı birkaç saat sürdüren saldırganlar bu süre içinde, içerideki insanları camiye hapsederek dışarı çıkmalarını engellediler.

Saldırganlar el-Ayide kampında bazı kamu binalarına da baskınlar düzenleyerek buraları adeta askeri merkezler haline getirdiler.

Olağanüstü Haller Ulusal İslami Komitesi, Filistinlileri işgalcilerin taşkınlıkları karşısında direnmeye ve zayıflık göstermemeye çağırdı. Komite tarafından yapılan açıklamada bu baskınların, işgalcilerin Filistin halkının direnişini bastırma konusunda acziyete düştüğünün bir göstergesi olduğuna dikkat çekti ve halktan bütün zorluklara rağmen direnmelerini istedi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Tubas’ta Cami Kuşatması

Kasım 24, 2002

İşgalci saldırganlar dün gece yarısından itibaren Batı Yaka’nın Cenin vilayetine bağlı Tubas kasabasında, içerisinde İslami Cihad ve HAMAS mensuplarının bulunduğu iddiasıyla bir camiyi kuşatma altına aldılar. Kuşatma bugün kuşluk vakitlerine kadar sürdü ve içeride aranan kişilerin bulunmadığı anlaşılınca sona erdirildi. Ancak işgalci saldırganlar caminin imamını tutuklayarak sorgulamak için götürdüler.

Dün gece çok sayıda askeri araç ve 200 işgalci askerle Tubas kasabasına giren saldırganlar Tubas Büyük Camisi’ni içinde aranan kişiler bulunduğu iddiasıyla kalabalık bir komando ekibiyle kuşatmaya aldılar ve camiye doğru ateş etmeye başladılar. Cami etrafında yerel saatle gece 23.00 sıralarında başlayan kuşatma sabah 09.00′a kadar devam etti. Kuşatma esnasında ellerindeki megafonlarla, normalde bir başka camide müezzin olarak görev yapan Muhammed el-Kilani’nin dışarı çıkmasını isteyen çağrılar yaptılar. Sabah caminin içinde kimsenin bulunmadığının kesinlik kazanması üzerine kuşatmaya son verildi.

Tubas’ta Aramalar Sürüyor

Tubas Büyük Camisi’ni birtakım ihbarları değerlendirdikleri iddiasıyla on saat süreyle kuşatma altında tutan işgalci saldırganların kasabadaki evlere baskınlar düzenlemeye sabah da devam ettikleri bildirildi. Saldırganların gece baskınlarında kasabada 10 kişiyi tutukladıkları haber verildi. Gündüz de başta, HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensup olduğuna dair ihbar aldıklarını söyledikleri Muhammed el-Kiylani olmak üzere bazı kişileri esir almak amacıyla evlere baskınlar düzenlemeye ve aramalar yapmaya devam ettiler.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Siyonist Askerlerin % 10′u Psikolojik Sorunlar Yüzünden Muaf Tutuldu

Kasım 23, 2002

İsrail işgal devletinin, askerlerdeki moral kaybını ve psikolojik sorunları halletmek için oldukça yoğun bir çaba sarf etmesine rağmen askerler arasında psikolojik sorunlar gittikçe artıyor ve yaygınlaşıyor. Askerlerin sürekli ölüm korkusuyla yaşamaları onlardaki psikolojik sorunların artmasına sebep oluyor. Alınan bilgilere göre son bir yıl içinde askerlerin % 10′u psikolojik sorunlardan dolayı muaf tutuldu.

Askerlerin psikolojik sorunlardan dolayı askeri yükümlülükten muaf tutulmaları hakkında değişik bilgiler var. İddialara göre, askerlerden bazıları doktorlara rüşvet vermek suretiyle muafiyet hakkı kazanıyorlar. Rüşvet yoluyla muafiyet hakkı kazanmak ise firarın bir başka şekli. Fakat söz konusu % 10′luk nispete giren gençlerin önemli bir kesimini gerçekten psikolojik sorunlar yaşayanlar oluşturuyor.

Bazı İsrail kaynaklarında, psikolojik sorunlar yaşayan gençlerin İsrail toplumu açısından saatli bomba gibi olduklarına dikkat çekildi. Çünkü onların maruz kaldıkları psikolojik sorunlar ailelerin fertleri için tehdit oluşturuyor. İç dünyalarında yaşadıkları problemleri dışarıya nasıl yansıtacakları bilinemiyor. Bu yüzden rahatsızlıklarını, herhangi bir vakitte aile fertlerine karşı şiddete dönüştürmelerinden emin olunamıyor.

Psikolojik sorunlardan dolayı askeri görevlerini bırakanlar arasında çok sayıda subay da var. Bunların içinde albay rütbesine kadar yükselmiş olanlar bile bulunuyor.

Psikolojik sorunlar yaşayanların geneli içkiye ve uyuşturucuya müptela oluyor. Bazıları sorunlarını beklenmedik suçlar işlemek suretiyle dışa yansıtıyorlar. Bazıları ise intihar ederek dünya hayatına veda etmeyi tercih ediyorlar.

İşgal devleti askerler arasında psikolojik sorunların artmasını engellemek amacıyla acil müdahale merkezleri oluşturdu. Bu acil müdahale merkezleri tamamen askeri mekanizmanın kontrolünde ve herhangi bir askerde istisnai haller görüldüğünde derhal oraya götürülüp tedaviye alınıyor. Bazıları buralarda uzun süren rehabilitasyona tabi tutuluyorlar.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Mescidi Aksa Çevresinde Askeri Abluka

Kasım 23, 2002

İşgalci saldırganlar dün Mescidi Aksa çevresinde sıkı bir askeri abluka oluşturarak yüz binlerce Müslümanın bu kutsal mabedde namaz kılmasını engellediler. Askeri abluka sebebiyle dün Cuma namazına gelen en az beş yüz bin kişinin Mescidi Aksa’ya girmesinin engellendiği bildirildi.

İşgalci saldırganların, Müslümanların Mescidi Aksa’ya ulaşmalarını engelleme çalışmaları daha Kudüs şehrinin giriş kapılarında başladı. Bu amaçla Kudüs şehri adeta bir askeri üs haline getirildi. Şehrin bütün giriş kapılarına özellikle de Batı Yaka bölgesine açılan kapılarına on binlerce asker yerleştirildi ve Batı Yaka bölgesinden gelen Müslümanların şehre girmesi engellendi. Ayrıca bütün geçiş noktalarına askeri barikatlar kurularak Müslümanların Mescidi Aksa’ya ulaşmaları engellendi. Ayrıca Kudüs civarındaki köylerde ve yerleşim birimlerinde de askeri barikatlar oluşturuldu.

Bütün bu engellemelere rağmen 100 bin kadar Müslüman Mescidi Aksa’ya ulaşarak içinde Cuma namazı kılmayı başardı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Cibaliya’da HAMAS’ın Yürüyüşü

Kasım 23, 2002

Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS) dün (22 Kasım 2002 Cuma) Cuma namazından sonra Gazze’nin en büyük mülteci kampı durumundaki Cibaliya mülteci kampında büyük bir gösteri düzenledi. Gösterinin Kudüs eylemine destek ve işgale karşı cihad, direniş ve şehadet eylemleri metodunun sürdürüleceğinin ilanı amacıyla düzenlendiği bildirildi. Cuma namazından sonra Hulefayi Raşidin Camisi’nden başlayan gösteriye on binlerce insan katıldı. Gösteriye Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi ve Dr. Nezzar Reyyan başta olmak üzere HAMAS’ın birçok ileri geleni katıldı. Göstericiler işgalcilere karşı şehadet eylemlerinin artırılması yönünde çağrılar yaptı ve: “İntikam! İntikam! Ya Ketaibe’l-Kassam!” diye slogan attılar.

Gösteride HAMAS’ın Gazze’deki ileri gelenlerinden ve sözcülerinden Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi bir konuşma yaptı. Rantisi konuşmasında: “Kassam Birlikleri dün el-Halil’de bugün Kudüs’te ve Deyru’l-Belah’ta darbe vurdu. Yarın Hayfa’da, Yafa’da, el-Afule’de, el-Hudayra’da ve gasp edilmiş temiz Filistin topraklarımızın her tarafında darbeler vuracak” dedi ve işgalci siyonistlere şöyle seslendi: “Bizim toprağımızda, mülteci kamplarımızda size bir karış da olsa mekan yok! Filistin’in bir yeri ile diğer yeri arasında fark yoktur. Topraklarımızın her tarafı gasp edilmiştir ve mücahitlerimiz istedikleri yerinde darbe vurma hakkına sahiptirler.” Rantisi, HAMAS’ın Filistin’in tamamı işgalden kurtarılıncaya kadar direniş ve şehadet yolunda devam etme konusunda Allah’a söz verdiğini vurguladı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İşgalcilerin Saldırıları ve Kuşatmaları Sürüyor

Kasım 23, 2002

Siyonist işgalcilerin Batı Yaka ve Gazze’deki saldırıları, kuşatmaları, tutuklamaları ve ev yıkma işlemleri sürüyor. Dün Batı Yaka’nın birçok şehrine baskın düzenleyen işgalciler Nablus şehrinde ve el-Ayn mülteci kampında biri el-Fetih diğeri HAMAS mensubu iki şehadet eylemcisinin ailesine ait evleri yıktılar.

Verilen bilgilere göre işgalciler Nablus’un el-Mahfiyye mahallesinde, HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensup şehadet eylemcisi Emced Derviş el-Kutb’un ailesine ait evi yıktılar. Yıkılan ev iki kattan meydana geliyordu ve içinde 16 kişi ikamet ediyordu. İşgalciler evi tamamen yerle bir ettiler. Emced Derviş, el-Gavr bölgesindeki askeri geçit noktasında bir şehadet eylemi gerçekleştirmişti.

Saldırganlar Nablus’un batı kapısının yakınında bulunan el-Ayn mülteci kampında da, el-Fetih’in askeri kanadı durumundaki el-Aksa Şehitleri Birlikleri’ne mensup şehadet eylemcisi Anad Reşid Şukeyrat’ın ailesine ait evi yıktılar. Burada yıkılan ev 200 m2′den oluşuyordu ve içinde 14 kişi ikamet ediyordu. Bu evin yıkılması işleminden civardaki birçok ev de zarar gördü.

İşgalci saldırganlar aynı zamanda Nablus ve civarında birçok Filistinliyi tutukladılar. İşgalci saldırganlar, tutuklananların arasında Kefar Saba’da gerçekleştirilen şehadet eylemini planlayan kişinin de bulunduğunu ve bu kişinin ikinci bir kişiyi benzer bir eylem için göndermek üzere olduğunu iddia ettiler.

İşgal devletinin saldırgan başbakanı dün öğle saatlerinde Kudüs’ün güneyinde Beytlaham yakınında bulunan Cilo yahudi yerleşim merkezini bizzat ziyaret ederek oradaki yerleşimcileri rahatlatmaya çalıştı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Gazze’de Üç İşgalci Asker Öldürüldü

Kasım 22, 2002

İşgalci saldırganlar Filistinlileri yıldırmak amacıyla her tarafta insanlık dışı saldırılar gerçekleştirirken Filistinliler işgale karşı direnişlerini ısrarla sürdürüyorlar. Bu sabah (22-11-2002) Gazze’nin Deyru’l-Belah mıntıkasında, HAMAS’ın askeri kanadına mensup bir Filistinli işgalcilerin askeri devriyelerini pusuya düşürerek üç askeri öldürdü. HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri olaydan sonra bir açıklama yaparak eylemi üstlendi ve eylem hakkında ayrıntılı bilgiler verdi. Açıklamada bu eylemin, HAMAS’ın askeri komutanlarından İyad Feyyad’ın evi başta olmak üzere şehadet eylemi gerçekleştiren veya organize eden Filistinlilerin evlerinin tahrip edilmesinin intikamı için planlandığı bildirildi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İşgalcilerden Yeni Saldırılar

Kasım 22, 2002

Siyonist işgal devletine ait saldırgan güçler bu sabah erken saatlerden itibaren Batı Yaka ve Gazze’nin değişik şehirlerine ve beldelerine yönelik yeni bir işgal ve saldırı hareketi başlattılar. Saldırganlar işgalle birlikte birçok evi de yıktılar.

Geçtiğimiz 19 günlük süre içinde işgalci saldırganlar Filistinlilerden 42 kişiyi şehit etmişlerdi. Filistinliler de bütün bu cinayetlerin intikamı amacıyla değişik yerlerde eylemler gerçekleştirdiler. Bunların en çok duyulanı Batı Yaka bölgesinin kuzey kesiminde yer alan bir kibbutzda, el-Halil’de ve son olarak da Kudüs’te gerçekleştirilen üç eylem oldu. Kibbutz eyleminde işgalcilerden 5 kişi, el-Halil’de işgalci askerlerden 13 kişi öldürüldü. Bunların içinde el-Halil bölgesi işgal güçlerinin komutanı da vardı. Dün (21 Kasım) Kudüs’te gerçekleştirilen şehadet eyleminde ise en son alınan haberlere göre 12 kişi öldü 8′i ağır 48 kişi yaralandı. Bunun yanı sıra Gazze bölgesinde de değişik yerlerde gerçekleştirilen eylemlerde işgalcilerden 5′ten fazla asker öldürüldü, birçok asker de yaralandı. Fakat işgal devleti Gazze bölgesinde gerçekleştirilen eylemleri pek kamuoyuna yansıtmadı. Bütün bu eylemler işgal kuvvetlerinin saldırgan tutumlarının kendilerine belli bir maliyetinin olduğunu ve şiddet politikasının kendilerini de sıkıntıya soktuğunu ortaya koyuyor.

Ariel Şaron, her şeye rağmen şiddet ve saldırı politikasında ısrar ederek, dün akşam Kudüs eylemine mukabil yeni bir saldırı hareketi başlatılması için hazırlıklar yapılmasını istedi. Bu sabahın erken saatlerinden itibaren de Batı Yaka ve Gazze’ye yönelik saldırılar başlattılar. İşgalciler Batı Yaka’da Beytlaham, Cenin ve el-Hıdr bölgeleri başta olmak üzere muhtelif şehirlere ve mıntıkalara saldırı düzenlediler. Gazze bölgesinde de Gazze’nin kuzeyindeki el-Karara beldesi başta olmak üzere değişik beldelere saldırı düzenlediler. Bu arada Gazze’de Filistinli direnişçilerin gerçekleştirdiği bir eylemde işgalci saldırganlardan üç asker öldürüldü.

Saldırganlar, Gazze’de el-Karara beldesine bu sabah 40 kadar tank ve zırhlı araçla ve ellerindeki otomatik silahlarla etrafa ateş ederek girdiler. Buradaki saldırıya havadan da üç adet ABD ikramı Apaçi helikopteri iştirak etti. Siyonist saldırganlar buradan etrafa açılan tüm yolları ve kavşakları kapatarak beldenin ve civarındaki meskun yerlerin etrafla irtibatlarını kestiler.

Saldırganlar Gazze’deki bu kuşatmanın ardından, bundan kısa bir süre önce şehit olan Emced Abdu Feyyad’ın ailesinin evini kuşatmaya aldı ve aile efradından 10 dakika içinde evi boşaltmalarını istediler. Ardından da evi dinamitlerle tahrip ederek enkaza çevirdiler. Ne yazık ki siyonist saldırganların Türkiye’de sözcülüğünü yapan birtakım haber kaynakları, bu olayı: “HAMAS militanının evi bombalandı” şeklinde vererek işgalci saldırganların vahşi uygulamalarını “meşru” göstermeye çalıştılar. Gerçekte kastettikleri kişi bir süre önce şehit olmuştu ve ev de onun kendine değil amcasına aitti. Ailesi o evde ikamet ediyordu. İşgalci saldırganlar Filistinlileri yıldırmak amacıyla, vatanlarının işgalden kurtarılması için mücadele ederken şehit olanların ailelerinin ikamet ettikleri evleri bu şekilde tahrip ediyorlar. Ancak onların bu vahşi uygulamaları Filistinlilerin mücadele konusundaki kararlılıklarını etkileyemiyor.

İşgalci saldırganlar el-Karare’yi işgal ettikten sonra belediye binasını da gasp ederek bazı bölümlerini ve teçhizatlarını tahrip ettiler. Saldırganlar beldede birçok eve de baskın düzenleyerek aramalar yaptılar.

Saldırganlar yine aynı beldede, HAMAS’ın lider kadrosundan olduğunu iddia ettikleri Prof. Dr. Yunus el-Estal’ın evini havaya uçurdular. Yunus el-Estal, Gazze İslam Üniversitesi’nin öğretim görevlilerinden.

Siyonist saldırganlar bütün bu baskınları ve saldırıları gerçekleştirirken ambulansların ve hastane araçlarının kuşatma altına alınan yerlere girmesine de engel oldular.

İşgalci saldırganların Gazze bölgesinde hedef aldıkları mıntıkalardan biri de Rafah bölgesindeki bazı meskun yerlerdi. Bu bölgede de bazı evleri tahrip ettiler.

Dün gece de Gazze şehrinde bazı meskun yerleri hedef alarak bombaladılar. Gazze şehrine yönelik saldırılar bu sabah da devam etti ve bu sabah gerçekleştirilen saldırılarda özerk yönetim güvenlik teşkilatında çalışan polislerden biri şehit oldu. Saldırganlar bu sabah Gazze’nin güneyinde HAMAS’ın askeri komutanlarından Iyad Feyyad’a ait bir evi de tahrip ettiler.

Saldırganlar Gazze bölgesinde gerçekleştirdikleri vahşi saldırılarında onlarca dönüm ekili araziyi de tahrip ettiler.

Batı Yaka bölgesinde ise sabahın erken saatlerinden itibaren Beytlaham şehrine yönelik saldırı düzenlediler. Saldırganlar bu şehri kuşatmaya aldıktan sonra sokağa çıkma yasağı uygulamaya başladılar. Sonra evlere baskınlar düzenleyerek insanları dışarı çıkmaya ve üstlerini çıkarmaya zorladı, sonra da onları saatlerce dışarıda soğukta beklettiler. Bu şehirde, şehrin simgesi olarak tanınan el-Mehd (Doğuş) Kilisesi’ne ve Ömer ibnu’l-Hattab camisine baskın düzenlediler. Bunların dışında da birçok kültürel ve dini merkeze baskınlar gerçekleştirdiler.

Batı Yaka’da saldırganların kuşatmaya aldıkları mıntıkalardan biri de, dün Kudüs’te eylem gerçekleştiren gencin ailesinin ikamet ettiği el-Hıdr beldesiydi. Saldırganlar burada, eylemi gerçekleştiren Nail Ebu Helil’nin ailesinin ikamet ettiği evi tamamen tahrip ettiler.

Batı Yaka’da hedef aldıkları mıntıkalardan biri de ed-Dehişe mülteci kampıydı. Beytlaham yakınında bulunan bu kampta birçok kişiyi tutukladılar.

Saldırganlar Batı Yaka bölgesinde Beytlaham’ın yanı sıra Beytu Sahur, Beytu Cala, el-Hıdr, ed-Devha, ed-Dehişe, Ayide ve el-Izze’de de sokağa çıkma yasağı uyguladılar.

Saldırganlar bugün öğle saatlerinden itibaren de Batı Yaka bölgesinde bulunan Cenin’deki mülteci kamplarına saldırı düzenlediler. Cenin’e yönelik vahşi saldırıya çok sayıda askeri araç ve tankın iştirak ettiği bildirildi. Saldırıya havadan da çok sayıda askeri helikopter destek verdi. İşgalciler buradaki vahşi saldırılarında evlerin ve insanların üzerine otomatik silahlarla ateş ettiler. Saldırıda bir çocuk isabet aldı ve Şehid Halil Süleyman hastanesine kaldırıldı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Kudüs Eylemini HAMAS Üstlendi

Kasım 21, 2002

Bu sabah Kudüs’ün batı kesiminde Mexico Caddesi üzerinde bir otobüste gerçekleştirilen şehadet eylemini HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri üstlendi. Eylemi gerçekleştiren kişinin ise el-Halil şehrinin Devra kasabasından 26 yaşındaki Nail Ebu Helil olduğu bildirildi. Eylemde işgalcilerden ölenlerin sayısının ise 12′ye ulaştığı haber verildi.

HAMAS ve İslami Cihad Hareketi, yaptıkları açıklamalarda eylemden takdirle söz etti ve eylemin işgal devletinin Filistin halkına karşı son dönemde gerçekleştirdiği cinayetlere bir cevap niteliği taşıdığını vurguladılar. İslami Cihad Hareketi’nin ileri gelenlerinden Muhammed el-Hindi yaptığı açıklamada bu eylemin işgale ve cinayetlerine karşı bir cevap niteliği taşıdığını vurguladı ve: “Filistin halkı haklarına kavuşmadığı ve güvenliği garanti edilmediği sürece, hareketimiz bölgedeki işgalcilerden hiç kimseye güvenlik garantisi vermeyecektir” dedi. el-Hindi, işgal devam ettiği sürece direnişin de süreceğini vurguladı.

Eylemcinin Babası: “Allah’a Hamd Ettim”

Kudüs eylemini gerçekleştiren Nail Ebu Helil adlı gencin babası Azmi Ebu Helil olayla ilgili açıklamasında, oğlunun Allah yolunda ve vatan uğrunda şehit olmasından dolayı Allah’a hamd ve şükrettiğini ifade etti. Eski Beytlaham pazarında sebze satıcılığı yapan baba Azmi Ebu Helil: “Oğlumla son olarak dün Ömer ibnu’l-Hattab camisinde öğle namazını kıldıktan sonra görüşmüştük. Sonra bir arkadaşıyla görüşmek için izin istedi. Ondan sonra kendisinden haber alamadım. Gece cep telefonundan ulaşmaya çalıştım ama ulaşamadım” dedi. Gazetecilerin oğlunun hangi örgüte mensup olduğuna dair sorular sorması üzerine, bu konuda bir bilgisi olmadığını, ancak kendisinin bu konuda herhangi bir fark gözetmediğini çünkü siyonist işgale karşı verilen mücadelenin bir inanç mücadelesi olduğunu vurguladı.


Verilen bilgilere göre Kudüs’te son şehadet eylemini gerçekleştiren Nail Ebu Helil’in ailesi altı ay öncesine kadar el-Halil’in Devra kasabasında ikamet ediyordu. Ancak altı ay önce el-Hıdr beldesine taşındı. Nail, babasının 13 çocuğunun beşincisiydi.

Nail’in annesi de yaptığı açıklamada, işgalcilerin peş peşe cinayetler işlemelerinin ve ardarda şehitler verilmesinin oğlunu böyle bir eylem gerçekleştirmeye yönelttiğini ifade etti.

BM Güvenlik Konseyi’ne Çağrı

Kudüs eylemini kınamakta gecikmeyen özerk yönetim, BM Güvenlik Konseyi’ne çağrı yaparak İsrail ile Filistinliler arasında acilen ateşkes gerçekleştirilmesi için olağanüstü toplantı yapılmasını teklif etti. Özerk yönetim adına açıklama yapan bakan Saib Arikat, Ariel Şaron hükümetine de tepki göstererek onun yaklaşık yirmi ay önce iş başına gelmesiyle barışın önündeki bütün yolların tıkandığını vurguladı.

İşgalcilerden Baskınlar

İşgalci saldırganlar, Kudüs eyleminin gerçekleştirilmesinden birkaç saat önce gece sabaha doğru, Batı Yaka’nın Beytlaham şehrinde bazı evlere baskınlar düzenleyerek tutuklamalar gerçekleştirdiler. İşgalcilerin baskınlarını bir tank ve birçok zırhlı araç eşliğinde gerçekleştirdikleri bildirildi.

Saldırganlar Kudüs eyleminden sonra da el-Halil’de bazı yerlere baskınlar düzenleyerek tutuklamalar gerçekleştirdiler. İşgalciler eylemi gerçekleştiren gencin kardeşiyle amcasının oğlunu da tutukladılar.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Kudüs’te Şehadet Eylemi

Kasım 21, 2002

Kudüs’te bu sabah saat 07.15 sıralarında etkili bir eylem gerçekleştirildi. Haber kaynaklarının verdiği bilgilere göre Kudüs’ün Kiryat Menahim olarak adlandırılan mahallesinde Mexico Caddesi üzerinde 20 nolu otobüste bir patlama gerçekleştirildi. Alınan ilk bilgilere göre eylemde İsraillilerden en az 10 kişi ölürken 8′i ağır olmak üzere 45 kişi de yaralandı. Olayda eylemi gerçekleştiren kişi de hayatını kaybetti. Ölü ve yaralı sayısı ile ilgili bilgiler kurtarma faaliyetlerini yürüten Kızıl Davud Yıldızı (Kızılhaç, Kızılay gibi çalışan İsrail kuruluşu) tarafından verildi.

Olaydan sonra İsrail işgal kuvvetleri bölgeyi kapalı güvenlik bölgesi ilan ederek giriş çıkışları kapattılar. Ölüler ve yaralılar Kudüs’teki Hedasa Ayni Karim Hastanesi’ne kaldırıldı. İşgal devleti polisi eylemden sonra olay yerinde patlamamış ikinci bir bomba bulunduğunu ve onun da polisler tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Olaydan sonra eylemi gerçekleştiren kişiye yardımcı olanları bulmak amacıyla, işgal devletine ait helikopterler havada uçuşmaya başladı. Ancak herhangi birinin bulunup bulunamadığına dair açıklama yapılmadı. İşgal güçleri olaydan sonra eylemin gerçekleştirildiği bölgede sıkı bir arama çalışması başlattı.

İsrail işgal devletinin polis genel müfettişi Şolomo Ehronişki olayla ilgili olarak yaptığı açıklamada eylem esnasında otobüsün yolcu ile dolu olduğunu ve bombanın otobüsün ön tarafında patlatıldığını ifade etti. Ehronişki, polisin eylemle ilgili olarak önceden herhangi bir uyarı ya da bilgi almadığını söyledi. Bu açıklama eylemin oldukça dikkatli bir şekilde planlanıp gerçekleştirildiğini gösteriyor.

Kudüs belediyesi başkanı Ehud Olmert de yaptığı açıklamada: “Bu eylem son dönemde gerçekleştirilen eylemlerin en zorlusudur” ifadesini kullandı. Olmert, Arafat’ın bu eylemden doğrudan sorumlu olduğunu iddia etti.

Kudüs’te en son şehadet eylemi bundan dört ay önce İbrani Üniversitesi’ne ait Frank Snatra kafeteryasında gerçekleştirilmişti.

İsrail işgal devleti son Kudüs eyleminden sonra yaptığı ilk açıklamasında bu eylemden sonra dörtlü grup (BM, AB, ABD ve Rusya) tarafından verilen ve “Yol Haritası” olarak adlandırılan barış planının görüşülmesinin söz konusu olamayacağını bildirdi. 17 Eylül 2002′de sunulan söz konusu planda, birkaç merhaleden sonra 2005 yılında Filistin devletinin kurulması öngörülüyor.

Prof. Rantisi: “Eylemler Sürmeli”

Kudüs’te gerçekleştirilen eylemin sorumluluğunu henüz üstlenen olmadı. Ancak HAMAS’ın Gazze’deki sözcülerinden Prof. Abdülaziz Rantisi yaptığı ilk açıklamada, İsrail işgal devletine karşı eylemlerin sürmesi gerektiğini ifade etti. Rantisi bu eylemlerin Filistinliler arasında bölünmelere yol açtığı iddialarını kabul etmediğini belirtti ve Filistin halkının büyük bir çoğunluğunun da bu tür eylemlerin devam ettirilmesinden yana olduğunu dile getirdi. Rantisi, el-Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada: “Sadece Filistin halkının evlatları öldürülecek değil. Her siyonist mücrimin de öldürülmesi gerekir” dedi.

Prof. Rantisi açıklamasında ayrıca şunları söyledi: “Bu gibi eylemler, bazı İsrailli sorumluları işgal kuvvetlerinin Batı Yaka ve Gazze bölgelerinden çıkarılmasını talep etmeye zorlamaktadır. İşgalcilerin Filistinlilere karşı gerçekleştirdikleri cinayetlerin intikamlarının alınması için bu tür eylemlerin sürdürülmesi gerekmektedir. Çünkü kınamalar ve protestolar İsrail’in cinayetlerine karşı bir yarar sağlamamaktadır.”

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Gazze’de Siyonistlere Yeni Bir Darbe

Kasım 20, 2002

Filistin’in Gazze bölgesinde, siyonistlerin Filistinlilerden zorla gasp ettikleri arazilerin üzerine stratejik amaçlı olarak kurulmuş yahudi yerleşim merkezlerinden Kefar Darom’a sızarak eylem gerçekleştiren Filistinli iki genç işgalci siyonistler tarafından şehit edildi. Şehit edilen gençlerden birinin el-Bureyc yerleşim merkezinden Hasan Fethi İsa, diğerinin ise Gazze şehrinden İyad Cemal Zeydan olduğu bildirildi. Eylemi Halk Direnişi Komiteleri’ne bağlı Nasır Salahuddin Tugayları üstlendi. Eylemi üstlenen örgüt tarafından yapılan açıklamada şu bilgiler verildi: İsa ve Zeydan dün akşam (19 Kasım 2002) karanlık çöktükten sonra, işgal kuvvetleri tarafından çok sıkı bir şekilde korunan Kefar Darom yahudi yerleşim merkezine sızmaya çalıştılar. Ancak işgalci askerlerin müdahale etmeleri üzerine, eylemi gözetleyen diğer mücahitler de devreye girdiler ve karşılıklı silahlı çatışmalar ve roket atışları oldu. Sonra da işgal güçleri havadan helikopterlerle saldırı düzenlediler. Bütün bu gelişmelere rağmen iki mücahit Filistinlilerden zorla gasp edilerek askeri amaçla kullanılan bir binaya girmeyi başardı ve bazı askerleri öldürdüler, binaya da tevhid bayrağını ve direniş bayrağını astılar. Bu esnada yaklaşık iki saat süren bir çatışma oldu. İşgal güçleri binanın içinde kalan askerlerin hayatlarından tamamen ümit kesince ve kendileriyle irtibat kuramayınca binayı füze yağmuruna tutarak yerle bir etti. İki mücahit de bu yıkımda hayatını kaybetti.

Açıklamada Kefar Darom eyleminin Tulkerem’de şehit edilen Filistinlilerin ve Filistin’in daha başka bölgelerinde hayatlarını kaybeden şehitlerin intikamı ve işgalci saldırganlara Filistinlilerin direnişi tek yol olarak seçtiklerinin gösterilmesi için gerçekleştirildiği vurgulandı.

İşgal devleti eylemle ilgili gerçek bilgileri gizledi ve özellikle kendi kamuoyundan gelecek tepkileri bertaraf etmek amacıyla olayı tamamen çarpıtarak yansıttı. İşgal devletinin açıklamasında Filistinlilerden iki kişinin Kefar Darom yahudi yerleşim merkezine yaklaştıkları, askerler tarafından fark edilmeleri üzerine de yerleşim merkezinin doğusunda bir binaya sığındıkları ve binanın bombalanarak yıkılması suretiyle öldürüldükleri ileri sürüldü. İşgal devleti bombalanan binanın içinde kendi askerlerinin de bulunduğunu ve binanın daha önce gasp edilmiş askeri amaçla kullanılan bir mekan olduğunu açıklamaktan kaçındı. İşgal devleti olayı çarpıtarak verdiğinden öldürülen askerlerinin sayısı hakkında da net bir bilgi alınamadı.

Kefar Darom yahudi yerleşim merkezi Akdeniz kıyısındaki Gazze bölgesinin ortalarına düşen Deyru’l-Belah mıntıkasına inşa edilmiş durumda. Kıyı şeridinde bulunan bu yerleşim merkezleri vasıtasıyla işgalci saldırganlar bir yandan Akdeniz kıyısını ve deniz sahasını kontrol ederken bir yandan da Filistinlilerin hareket alanlarını daraltmaya ve onları sıkı bir denetim altında tutmaya çalışıyorlar. Gazze’de kıyı şeridine kurulan her bir yerleşim merkezinin etrafına buraları korumak amacıyla konuşlandırıldıkları iddia edilen askerlerin sayısı içeride ikamet edenlerin en az on katını buluyor. Bu durum o yerleşim merkezlerinin tamamen askeri amaçlı tesis edildiklerini açıkça gözler önüne sermektedir.

Dün gece bir eylem de Gazze’nin Rafah şehrinde gerçekleştirildi. Bu şehirde askeri bir jeepin altına bırakılan el bombası şiddetli bir sesle patladı. Jeepte bulunan askerler etrafı kontrol ediyorlardı ve civarlarında daha başka askeri araçlar da vardı. Patlamadan sonra olay yerindeki askerler histeriye kapılarak ellerindeki silahlarla her tarafa ateş etmeye başladılar.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Sonraki Sayfa »