İsrail’in Katliamlarının Bilançosu

Eylül 30, 2002

Aksa İntifadası iki yılını tamamladı. İsrail işgal devleti bu süre içinde Filistinlilere karşı vahşet ve zulmün her çeşidini uyguladı. Bu zulüm uygulamaları ve saldırıları sebebiyle isimleri resmi kayıtlara geçen 2530 kişi hayatını kaybetti, 40.095 kişi de yaralandı. Bunlara isimleri kayıtlara geçmeyen, İsrail işgal devleti tarafından cesetleri toplu mezarlara gömülenler de dahil edilince en az 2700 kişinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 50.000 kişinin de yaralandığı tahmin ediliyor. Bu ölüm ve yaralanmaların bazıları keskin nişancılar olarak nitelendirilen saldırganların hedef almalarıyla gerçekleşti. Ancak birçoklarının ölüm ve yaralanmalarının sebebi toplu katliamlar. Biz de bu raporumuzda İsrail işgal devletinin Aksa İntifadası’nın iki yıllık süreci içinde gerçekleştirdiği katliamlar hakkında özet bilgiler vereceğiz:

  • Filistin İnsan Hakları İzleme Komitesi’nin verdiği bilgilere göre işgalcilerin gerçekleştirdiği toplu katliamlarda ve planlı cinayetlerde intifadanın birinci yılında 685 kişi, ikinci yılında ise 1224 kişi hayatını kaybetti.

  • İşgalcilerin intifada sürecinde gerçekleştirdiği en büyük katliam Cenin katliamı oldu. Bu katliamda ölenlerin birçoğu işgalci saldırganlar tarafından toplu mezarlara gömüldüğünden ve BM de olayın araştırılması için ciddi bir gayret sarf etmediğinden öldürülenlerin sayısı tam olarak ortaya çıkarılamadı. Ancak bu katliamda 1000′e yakın Filistinlinin işgalci saldırganlar tarafından şehit edildiği tahmin ediliyor.

  • Saldırganların katliamları intifadanın patlak verdiği ilk günden itibaren başladı. Filistinlilerin, Şaron’un Mescidi Aksa’ya provokatif baskın düzenlemesini engellemek istemeleri üzerine işgalci askerlerin saldırı gerçekleştirmeleri sebebiyle intifadanın ilk gününde 7 kişi hayatını kaybederken 200 kişi de yaralandı.

  • İntifadanın başlamasından sadece 18 gün sonra 16 Ekim 2000 tarihinde gerçekleştirilen vahşi saldırılar yüzünden iki Filistinli şehit oldu, 247 Filistinli de yaralandı. Yaralılardan 6’sının durumu ağırdı.

  • 29 Ekim 2000 tarihinde gerçekleştirilen saldırılarda Filistinlilerden 4 kişi hayatını kaybederken çok sayıda da yaralanan oldu. İşgal güçleri bu saldırılarda Filistinlilerin üzerine tanklardan ateş etti.

  • İşgalciler 28 Mart 2001 tarihinde Gazze’nin elektriklerini keserek bölgeye üç yönden saldırı başlattılar. Saldırıdan sonra özerk yönetime ait bölgelerde bulunan hastaneler yaralılarla ve saldırının yol açtığı dehşet sebebiyle sinir krizleri geçirenlerle doldu.

  • İşgalciler 17 Temmuz 2001′de Batı Yaka’daki Beytlaham şehrinin Cebelu’l-Mevalih semtinde Halid Suade adlı bir Filistinliye ait evi havadan bombaladılar. Saldırıda 5 kişi öldü, 14 kişi de yaralandı.

  • 17 Temmuz 2001′de Beytlaham’da gerçekleştirilen vahşi katliamın kanları kurumadan 19 Temmuz 2001′de de, kendisini “Yolların Güvenliği Örgütü” olarak adlandıran bir yahudi terör örgütüne mensup yahudi yerleşimciler bir ticari taksiyi otomatik silahlarla tarayarak aynı aileden üç kişinin ölümüne üç kişinin de yaralanmasına sebep oldular. Öldürülenlerden biri otuz günlük bir bebekti.

  • Siyonist eşkıyalar 25 Temmuz 2001 tarihinde HAMAS’ın Batı Yaka’daki ileri gelenlerinden Salahuddin Derveze’yi arabasına havadan roket fırlatarak şehit ettiler. Bu saldırıda araba ve Derveze’nin cesedi tamamen parçalandı. Salahuddin Derveze, Filistin’in zengin ve ileri gelen bir ailesine mensup olduğundan mağdur durumdaki Filistinlilere büyük yardımları oluyordu. Bu yüzden ona karşı işlenen vahşi cinayeti de burada zikretmeden geçemiyoruz.

  • İşgalciler 29 Temmuz 2001 tarihinde Batı Yaka’nın Nablus vilayetinde bulunan el-Fari’a mülteci kampında el-Fetih örgütünün askeri kanadı durumundaki Aksa Şehitleri Birlikleri’ne mensup altı kişiyi arabalarının garajına yerleştirdikleri bombayı uzaktan kumandalı olarak patlatmak suretiyle şehit ettiler.

  • İşgalciler 31 Temmuz 2001 tarihinde HAMAS’ın Nablus bürosuna roket saldırısı düzenleyerek 8 kişinin ölümüne sebep oldular. Bunlardan biri de Filistin Alimler Birliği’nin genel başkan yardımcısı Cemal Selim’di. Vahşi saldırıya hedef olanların ikisi de çocuktu.

  • İşgalciler 27 Ağustos 2001 tarihinde Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin genel sekreteri Ebu Ali Mustafa’nın bürosuna havadan roket fırlatarak onun ölümüne, 3 kişinin de yaralanmasına sebep oldular.

  • İşgal devletinin 16 Eylül 2001 Pazar günü Batı Yaka’nın Ramallah şehrinin güneyindeki Ummu’ş-Şerayit mahallesine düzenlediği vahşi saldırıda 2 Filistinli şehit edilirken 13 Filistinli de yaralandı

  • İşgalci saldırganlar 23 Kasım 2001 gecesi Batı Yaka’nın Nablus şehri yakınındaki Yasayd beldesinde Mahmud Ebu Henud ile iki arkadaşının bindiği arabaya havadan ABD yapımı Apaçi helikopterleriyle birkaç roket fırlattılar. Bu vahşi saldırıda araba tamamen dağıldığı gibi içinde bulunan kişilerin cesetleri de parçalandı.

  • İşgalciler 22 Ocak 2002 tarihinde Nablus’ta bir eve girerek HAMAS’ın askeri kanadına mensup dört kişiyi şehit ettiler.

  • Siyonistler, 3 Mart 2002 tarihinde, HAMAS’ın askeri kanadına mensup Hüseyin Ebu Kuveyk’in hanımının kullandığı arabaya tanklarla saldırı düzenlediler. Saldırıda Ebu Kuveyk’in hanımı ile üç çocuğu hayatını kaybetti. Saldırı esnasında Ebu Kuveyk’in hanımı çocuklarını okuldan almış evine götürüyordu. Saldırıda tankların saçtığı şarapnel parçaları yoldan geçen bir adamla çocuğunun hayatını kaybetmesine sebep oldu. Böylece söz konusu katliamda 6 kişi hayatını kaybetti.

  • 7 Mart 2002 tarihinde Batı Yaka’nın Cenin şehrine bağlı köylere düzenlenen baskınlarda ve saldırılarda on kişi şehit edilirken birçok kişi de yaralandı.

  • İşgalciler 11 Mart 2002 gecesi yerel saatle 23.00′ten itibaren Gazze’deki Cibaliya mülteci kampını ve Gazze bölgesinin kuzey kesimlerini işgal ederek insanlık dışı saldırılar gerçekleştirdiler. Sabah saatlerine kadar süren vahşi saldırılarda 18 masum insanın ölümüne, 15′i ağır olmak üzere 50 masum insanın da yaralanmasına sebep oldular. Saldırıda 10′dan fazla tank Filistinlilerin meskun mahallelerine yönelik olarak yoğun şekilde bomba yağdırdı. Vahşi saldırıya 2 adet ABD yapımı Apaçi helikopteri de havadan destek verdi.

  • İşgal devleti 15 Mart 2002 tarihinde akşama doğru Gazze’nin güneyindeki Bureyc mülteci kampında, el-Avavide ailesinden bir anne ile üç çocuğunun ve çocukların amcalarının çocuğu olan bir dördüncü çocuğun yani toplam beş kişinin şehit olmasına sebep oldu. Bu beş kişinin ölümüne işgalci askerlerin çekilirken yerleştirdikleri mayının patlaması sebep oldu.

  • 7 Nisan 2002 sabahı işgalci siyonist askerler Cenin’deki mülteci kamplarından birinde, üçü yaşlı beş Filistinliyi aile fertlerinin önünde vahşice katlettiler.

  • 8 Nisan 2002 tarihinde Gazze’de ikisi çocuk altı şehidin cenaze merasimleri vardı. Bunlar 6 yaşındaki Semiyye Nacih Hassan, 12 yaşındaki Selva Hamdan, 21 yaşındaki Şadi Fevzi Ebu Gali, 23 yaşındaki Halid Ebu Tayr ve 26 yaşındaki Sa’di Muhammed Ebu Hasene idi. Bunlardan üçü Tellu’s-Sultan mahallesini işgalcilerin hedef gözetmeden ateş yağmuruna tutmaları neticesinde, ikisi ise işgalcilerle çarpışma esnasında şehit olmuşlardı.

  • İşgalcilerin “Koruyucu Duvar” adını verdikleri ve Nisan 2002′de başlattıkları operasyonda Nablus’ta evlere düzenlenen baskınlarda ve saldırılarda 70′ten fazla Filistinli şehit edildi.

  • İşgal kuvvetleri 29 Nisan 2002 sabahının erken saatlerinden itibaren çok sayıda tank, helikopter ve askeri teçhizat eşliğinde normalde özerk yönetim kontrolünde olması gereken el-Halil’e girdi ve şehirde ikamet edenlere karşı sokağa çıkma yasağı ilan ettiler. Gerçekleştirilen ilk saldırılarda 8 kişi hayatını kaybederken, 25 kişi yaralandı, 60 kişi de esir alındı.

  • İşgalciler 30 Nisan 2002 gecesi Gazze’nin Rafah şehrinde beş Filistinlinin şehit edildiği 14′ünün de yaralandığı bir katliam gerçekleştirdiler.

  • 9 Haziran 2002 gecesi Filistin’in Gazze bölgesinin kuzey kesiminde yer alan Cibaliya mülteci kampında, Filistinlilerin ikamet ettiği bir binada büyük bir patlama meydana geldi. Binanın tamamen çöktüğü patlamada birçoğu ağır olmak üzere 30 Filistinli yaralandı. Yaralıların arasında birçok kadın ve çocuk da bulunuyordu. Bu patlamanın işgalcilerin yerleştirdiği bir bombadan kaynaklandığı kesindi.

  • İşgalci saldırganlar, 24 Haziran 2002 sabahı Gazze’nin Rafah bölgesinde havadan helikopterlerle gerçekleştirdikleri vahşi saldırıda aralarında HAMAS’ın askeri kanadı mensuplarının da bulunduğu 6 kişiyi öldürdü, on kişiyi de yaraladılar. Saldırıda ABD’nin İsrail’e özel ikramı Apaçi helikopterleri kullanıldı.

  • İşgalci saldırganlar 22 Temmuz 2002 gecesi ABD’den aldıkları F-16 uçaklarını ve füzeleri kullanarak Gazze’nin Han Yunus şehrindeki bir mahalleye havadan saldırı düzenleyerek büyük bir katliama imza attılar. HAMAS’ın askeri kanadının lideri Salah Şehade’nin hedef alındığı ileri sürülen saldırıda 17 kişi şehit olurken 150 kişi de yaralandı. Şehit olanlar arasında Salah Şehade ile üç çocuğu ve hanımı da bulunuyordu. Bu olayda şehit edilenlerin 9′u çocuk 3′ü kadındı.

  • İşgalciler 21 Eylül 2002′de Gazze’de gerçekleştirdikleri bir katliamda, 9 kişilik bir ailenin tamamen yok olmasına sebep oldular.

  • İşgalci saldırganlar 25 Eylül 2002 tarihinde HAMAS’ın askeri kanadının ileri gelenlerinden olan ve işgalci saldırganları da birçok yerde zor durumda bırakan Muhammed Dayf’ı yakın takibe almışlardı. Fakat Dayf onların tuzaklarından kurtulmayı başardı. İşgalci saldırganlar ise normalde Muhammed Dayf’a ait olan fakat saldırı esnasında onun içinde bulunmadığı bir aracın üzerine Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde dolaştığı sırada iki füze fırlattılar. Atılan füzeler yüzünden tamamen paramparça olan araçta bulunan 3 kişi şehit oldu. Atılan füzeler sadece hedef alınan araca değil çevreye de büyük zarar verdi. Bu yüzden 15′i çocuk 40 kişi de yaralandı.

    Bunlar İsrail işgal devletinin Aksa İntifadası’nın iki yıllık süresi içinde gerçekleştirdiği toplu katliamların bazıları. Hepsi bu kadar değil tabii ki.

    Kaynak: www.vahdet.com.tr

    İntifadanın Ölü ve Yaralı Bilançosu: 513’ü Çocuk 2530 Ölü, 11.486’sı Çocuk 40.095 Yaralı

    Eylül 29, 2002

    Filistin’deki Aksa intifadasının iki yılını doldurup üçüncü yılına girmesi münasebetiyle Filistin özerk yönetimine bağlı Sağlık bakanlığı, intifadada ölen ve yaralanan Filistinlilerin bilançolarını veren bir rapor yayınladı. Biz de bu raporda yer alan bilgileri özetleyerek sizlere aktarıyoruz.

    İşgalci saldırgan İsrail devletinin bugünkü başbakanı Ariel Şaron’un Mescidi Aksa’ya provokatif baskın düzenleme girişimiyle birlikte 28 Eylül 2000 tarihinde patlak veren Aksa İntifadası’nın başladığı tarihten 28 Eylül 2002 tarihine kadarki iki yıllık süresi içinde 2530 Filistinli hayatını kaybetti, 40.095 Filistinli de yaralandı. Ölenlerin 513′ü, yaralananların da 11.486’sı 18 yaşın altındaki çocuklar. Fakat bu rakamlar sadece sağlık kurumlarının tespit ve tescil ettiği ölüm ve yaralanma olaylarını kapsıyor. Bir de işgalci siyonistlerin ailelerine teslim etmeden defnettiği ölüler var ki Cenin katliamında bu şekilde birçok kişi defnedildi. Ayrıca yaralandıkları halde işgalci siyonistlerden korkutları için hastanelere gidemeyenler var. Bunlar da hesaba katıldığında gerçek rakamların daha fazla olduğu anlaşılıyor.

    Yaralıların birçoğu hastaneye kaldırılamadan, yaralandıkları yerlerde tedavi edildi. Çünkü işgal güçleri birçok yerde yaralıların hastanelere nakledilmelerini engelledi. Bu engellemeler yüzünden bazı yaralılar hastanelere kaldırılamadıklarından hayatlarını kaybettiler. İşgalciler yaralıların hastanelere naklini engellemek için ambulanslara ve sağlık görevlilerine de saldırdılar. Bu saldırılarda 18 sağlık görevlisi hayatını kaybetti. Bunlardan biri de Batı Yaka şehirlerinden Beytlaham’da bulunan Yemame Hastanesi’nin müdürü. Yine Cenin’deki hastanenin Acil Müdahale bölümünün müdürü de böyle bir saldırıda hayatını kaybetti. İşgalcilerin saldırıları sebebiyle hayatlarını kaybedenler arasında başka doktorlar da mevcut. İşgalcilerin saldırılarında sağlık kurumlarına ait 35 ambulans ve sağlık aracı tamamen tahrip edildi, 370 sağlık görevlisi de yaralandı.

    İşgalciler sadece yaralıları hastaneye nakleden araçlara ve görevlilere saldırmakla yetinmedi ayrıca sağlık kurumlarına da baskınlar ve saldırılar düzenlediler. Rapora göre işgalciler geçen iki yıllık süre içinde Filistin hastanelerine ve sağlık kurumlarına 215 saldırı ve baskın gerçekleştirdiler. Bunların içinde roketli saldırılar da var. Bu saldırılarda hastane binaları, su depoları, elektrik jeneratörleri, ameliyat odaları ve özel bakım merkezleri büyük zarar gördüğünden sağlık hizmetlerinde önemli aksamalar oldu. Bütün bu baskınlar ve saldırılar, hastanelerde tedaviye alınan bazı hastaların ölümüne de sebep oldu ki bu şekilde hayatlarını kaybeden hasta sayısı 75′i buldu. Bunların arasında kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da var. Baskınlar sebebiyle hayatlarını kaybeden hastalar arasında kalp, böbrek ve kanser hastalıklarına maruz kalanlar büyük bir yekün oluşturuyorlar. Yine işgalcilerin yollara barikat kurmaları sebebiyle geçen iki yıllık süre içinde 46 hamile kadın barikat noktalarında doğum yaptı. Bu doğumlarda 27 bebek doğar doğmaz hayatını kaybetti. Ayrıca barikat noktalarında doğum yapan annelerin de birçoğu aşırı kan kaybı sebebiyle hayati risk yaşadı.

    Rapora göre işgal devleti, Filistinlilere karşı uluslararası anlaşmalarla yasak edilmiş silahları kullandı. Kullanılan savaş malzemeleri içinde füzeler, roketler, büyük tahribata yol açan tank mermileri, zararlı gazlar ve kuvvetli bir ihtimalle uranyum bulunuyor. İsrail bu malzemelerin birçoğunu ABD’den temin ediyor. Ölüm ve yaralanma olayları genellikle kasıtlı hedef almalar, yıkımlar, ABD’nin verdiği Apaçi helikopterleri ile gerçekleştirilen ve nokta operasyonları adı verilen vahşi saldırılar sebebiyle gerçekleşti.

    İsrail işgal devleti Filistinlilere karşı sadece askeri savaş vermekle yetinmedi aynı zamanda ekonomik savaş da verdi. Kalabalık kitleleri günlerce evlere kapatarak dışarıdan gıda maddesi temin etmelerini engelledi. Bu ise Filistinlilerde beslenme imkanlarının azalmasına ve açlık problemlerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Verilen bilgilere göre işgal devletinin uyguladığı ambargo ve kuşatma sebebiyle zorunlu gıda maddelerini alabilenlerin oranı % 95′ten % 65′e düştü. Özellikle muhasara altına alınan köylerde kötü beslenme ve zorunlu gıda maddelerinin temin edilememesi problemi daha da yaygınlaştı. Kötü beslenme problemi en çok da 5 yaşın altındaki çocukları etkiledi. Kötü beslenme yüzünden Filistin topraklarında yaşayan ve 5 yaşın altında toplam yarım milyon çocuğun yarısında yani 250 bin çocukta ileri derecede kansızlık problemi ortaya çıktı. Kansızlık problemi doğum çağındaki kadınları da büyük oranda etkiledi ve bu çağdaki kadınlarda bu probleme maruz kalanların oranı % 40′a ulaştı. Bu durum ise tüm Filistin genelinde sağlık ve beslenme yönünden tehlike çanlarının çalması anlamına geliyor. Bu yüzden özerk yönetim Sağlık bakanlığı beslenme ve sağlık problemlerinin çözülmesi için tüm Filistin bölgelerinde olağanüstü çaba sarf edilmesini talep etti. Fakat bu çabaların fayda verebilmesi için işgalci siyonistlerin Filistin şehirleri ve köyleri üzerindeki ablukayı kaldırması ve dışarıdan gıda yardımı yapılması gerekiyor. Ancak ne yazık ki İsrail ablukayı sürdürmekte ısrarlı davrandığı gibi çağımızın hakim güçleri de bir halkın topluca yok edilmesini amaçlayan bu uygulamaya son verilmesi için İsrail’e herhangi bir baskı yapmaya bile yanaşmıyor, bilakis işgalci siyonistleri silah, teçhizat ve para yönünden desteklemeye çalışıyorlar.

    Kaynak: www.vahdet.com.tr

    İntifadanın Esir Bilançosu: 30 Bin Kişi Tutuklandı, 45’i Kız, 250’si Çocuk 8 Bin Kişi Halen Zindanda

    Eylül 28, 2002

    İsrail işgal devletinin vahşi uygulamalarına karşı 29 Eylül 2000 tarihinde başlatılan intifadanın üzerinde iki yıl geçti. Bu süre içinde Filistin halkı siyonist saldırganların çeşitli vahşi uygulamalarına maruz kaldılar. Yarıdan fazlası çocuk olmak üzere 2700 kadar Filistinli hayatını kaybetti. Yüzlerce ev işgalcilerin attığı roketlerle, füzelerle, bombalarla, top ve tank mermileriyle yahut bina içlerine yerleştirilen dinamitlerin patlatılması suretiyle yıkıldı. Yüz binlerce insanın yaşadığı şehirlerde günlerce sokağa çıkma yasakları uygulanarak bu şehirler içlerinde ikamet edenler için zindan haline getirildi. İntifadanın en önemli zorluğu ise işgalci saldırganların gerçekleştirdiği tutuklamalar sebebiyle binlerce insanın zindana atılması oldu. Burada Aksa İntifadası’nın iki yıllık süresinin esir bilançosu hakkında özet bilgiler vermek istiyoruz.

    Filistin Esir Kulübü’nün Aksa İntifadası’nın üçüncü yılına girmesi münasebetiyle hazırladığı raporda verilen bilgilere göre işgal devleti Aksa İntifadası’nın başladığı günden buyana toplam 30 bin Filistinliyi tutukladı. Bunlardan 8 bin kişi halen zindanda tutuluyor. Bu 8 bin kişi de 21 ayrı zindana dağıtılmış halde. Tutukluların sayısının çok olması sebebiyle, işgal devleti başta en-Nakab çöl hapishanesi olmak üzere daha önce kapatılmış bazı zindanları yeniden açtı. Buralardaki esirler ise oldukça kötü şartlarda, tam anlamıyla savaşlarda kurulan esir kamplarındakine benzer hatta onlardan da kötü ortamlarda tutuluyorlar. Üstelik buralara çok sayıda esir doldurulmuş durumda.

    İşgal devleti bu esirlerin çoğunu oldukça iğrenç ve vahşi metotlara başvurarak tutukladı. Özellikle, geçtiğimiz Nisan ayının başından buyana tutuklananlar gece saat 03.00′ten sonra evlere düzenlenen askeri baskınlarla yataklarından kaldırılarak toplama kamplarına götürülür gibi evlerinden alınıp götürüldü. Bazı yerlerde bütün aile fertleri topluca tutuklanıp götürüldü. Bu dönemde tutuklananların sayısı ise 5 bini buldu. İşgalciler insanları esir almak amacıyla evlere baskın düzenledikleri sırada evlere ve içindeki eşyalara da büyük ölçüde zarar verdiler.

    Tutuklananların tamamı işgalci saldırganlar tarafından işkenceye veya kötü muameleye maruz bırakıldı. Uygulanan işkence metotlarının başta gelenleri ise uzun süre uykudan ve ihtiyacını giderme imkanından mahrum bırakma, aşağılama, hakaret, küfür, baskı ve tehdit amacıyla esirlerin eşlerinin ya da bayan yakınlarının yanlarına getirilip onlara şantaj yapılması, günlerce yemek yedirmeme, tedaviden mahrum bırakma, pis ve kokulu mekanlarda tutma, üzerlerinde sigara söndürme ve psikolojik baskılar.

    Saldırganlar bazı yerlerde sakatları ve yaralıları bile tutuklayarak itirafta bulunmaları için kendilerine karşı şiddet uyguladılar. Alınan bilgilere göre bu şekilde tutuklanan yaralıların sayısı 300′e ulaştı ve bunlar tutukluluk sürelerince her türlü tedavi imkanından ve ilaçtan mahrum bırakıldılar.

    İşgalcilerin vahşi esir alma metotlarından kadınlar da nasiplerini aldılar. İntifadanın başladığı tarihten buyana 60 kadın işgalciler tarafından esir alındı ve bunlardan 45 kişi halen zindanda tutuluyor.

    Siyonistlerin esir aldıkları arasında 250 de çocuk bulunuyor. Bunların içinde kız çocuklar da var.

    Kaynak: www.vahdet.com.tr

    Ahmed Yasin: “Filistin Direnişi Sürecek”

    Eylül 28, 2002

    HAMAS’ın kurucusu ve manevi lideri Şeyh Ahmed Yasin, Aksa İntifadası’nın üçüncü yılına girmesi münasebetiyle Gazze’de Takva Camisi’nde düzenlenen programda yaptığı konuşmada Filistin direnişinin bütün hızıyla devam ettirileceğini söyledi. Şeyh Yasin, intifadanın sadece halk gösterilerinden ibaret kalmasını isteyenlerin çağrılarına kulak asmayacaklarını ve işgalcilere darbe vuracak eylemler gerçekleştirmeye devam edeceklerini ifade etti. HAMAS’ın siyasi önderlerinden Prof. Abdülaziz Rantisi, İsmail Ebu Şenneb, İsmail Heniyye, Ahmed Bahr gibi birçok önemli ismin, şehit ailelerinin ve kalabalık bir halk kitlesinin katıldığı programda Şeyh Yasin, şehadet eylemlerinin ve silahlı direnişin durdurulmasını isteyenlere karşı şunları söyledi: “Şehadet eylemlerinin, siyonist kontrolü altındaki bölgelere havan toplarının ve Kassam füzelerinin atılmasının durdurulmasını kimin çıkarları için istiyoruz? Düşmanımız bizden beyaz bayrak kaldırmamızı ve kendisine teslim olmamızı istiyor. Ama o umduğunu bulamayacak. Ona silahlar ve patlayıcılar cevap verecek.” Şeyh Yasin, Filistinlilerin eylemlerinin ve direnişinin Filistin halkının yüksek çıkarlarına zarar verdiğini iddia edenlere de karşı çıktı ve: “Bu eylemlerden en büyük oranda ve birinci derecede zarar gören, bu eylemler sebebiyle saltanatı sarsılan, yenilgiye uğramış siyonist düşmandır. Bugün ailelerini onurlandırdığımız şehitlerimizin kanları yerde kalmayacak. Biz onların yollarından yürümeye devam edeceğiz. Bu yol da üzerinde şehit düştükleri direniş ve cihad yoludur” dedi.

    Şeyh Yasin, HAMAS’ın askeri kanadının önderlerinden Muhammed Dayf (Deif değil)’a yönelik başarısız suikast girişimiyle ilgili olarak da şunları söyledi: “Bu saldırı bizi cihad yolunda ilerleme kararlılığımızdan vazgeçiremeyecektir. Tüm Filistin toprakları işgalden kurtarılıncaya kadar direniş devam edecektir. Hareket eğer bir komutanını kaybederse bin yeni komutan çıkarır.”

    Kaynak: www.vahdet.com.tr

    Siyonist Vahşetin Bir Günlük Bilançosu

    Eylül 27, 2002

    ABD’nin Irak konusunu ısıtmasından yararlanarak, sisli havayı değerlendirip insanlık dışı saldırılarını artıran siyonist saldırganların dün (26 Eylül 2002 Perşembe) gerçekleştirdikleri vahşi saldırılarda birçok Filistinli hayatını kaybederken onlarcası da yaralandı.

    Gazze’de Üç Kişi Öldü 40 Kişi Yaralandı

    İşgalci saldırganlar dün HAMAS’ın askeri kanadının ileri gelenlerinden olan ve işgalci saldırganları da birçok yerde zor durumda bırakan Muhammed Dayf’ı yakın takibe almışlardı. Fakat Dayf onların tuzaklarından kurtulmayı başardı. İşgalci saldırganlar ise normalde Muhammed Dayf’a ait olan fakat saldırı esnasında onun içinde bulunmadığı bir aracın üzerine Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesinde dolaştığı sırada iki füze fırlattılar. Atılan füzeler yüzünden tamamen paramparça olan araçta bulunan 3 kişi şehit oldu. Atılan füzeler sadece hedef alınan araca değil çevreye de büyük zarar verdi. Bu yüzden 15′i çocuk 40 kişi de yaralandı.

    HAMAS’ın Gazze’deki sözcüsü Prof. Abdülaziz Rantisi basın mensuplarına yaptığı açıklamada, işgalci saldırganların hedef aldığı aracın Muhammed Dayf’ın kullandığı araç olduğunu, ancak saldırı esnasında aracın içinde bulunmadığını ifade etti. Rantisi’nin yaptığı açıklamaya göre saldırıya hedef olan araçta bulunan üç kişiden ikisi de HAMAS’ın askeri kanadına mensup mücahitlerdendi. Bunların birisi 40 yaşındaki Abdurrahman İsmail Hamdan, diğeri ise 35 yaşındaki İsa Atiyye Salim’di.

    HAMAS tarafından yapılan açıklamada bu saldırının intikamının mutlaka alınacağı bildirildi ve: “Filistin halkının kanı yerde kalmayacaktır. İşgale karşı verilecek cevap gayet acı ve sarsıcı olacaktır” denildi. İşgalci saldırganlar Muhammed Dayf’ı birinci derecede arananlar listesine koymuştu ve ona karşı suikast düzenleyebilmek için daha önce de birçok kez girişimde bulunmuştu.

    İşgalcilerin attığı füzeler, hedef alınan araçta bulunanların cesetlerinin tamamen parçalanmasına sebep olduğundan cesetler tanınamadı. Şifa hastanesinin Hasta Kabulü ve Acil Servis bölümü müdürü Dr. Muaviye Hasaneyn yaptığı açıklamada bu saldırıda üç kişinin öldüğünün, 15′i çocuk olmak üzere 40 kişinin de yaralandığının tespit edildiğini bildirdi. Dr. Hasaneyn yaralılardan 6’sının durumunun ağır olduğunu ifade etti.

    İşgalciler Mücahit Neşet Ebu Cebbare’yi Şehit Ettikten Sonra Evini Yıktılar

    Siyonist işgalciler dün HAMAS’ın askeri kanadına mensup Neşet Ebu Cebbare’yi tutuklamak istediler. Ancak o saldırganlara teslim olmayarak kendisini tutuklamak isteyen işgalci subayı öldürdü. Bunun üzerine işgalciler de ona saldırarak kendisini şehit ettiler. Aradan birkaç saat geçmeden de evini yıktılar.

    Verilen bilgilere göre, işgalciler dün (26 Eylül 2002) sabah Neşet Ebu Cebbare’nin kaldığı yeri tanklarla ve helikopterlerle kuşatmaya aldılar. Ancak Ebu Cebbare teslim olmayarak onlarla çatışmaya girdi. Çatışmada işgalci saldırganlardan bir subayı öldürdü. Dört saat süren çatışma neticesinde Ebu Cebbare de şehit oldu. Bunun ardından saldırganlar Ebu Cebbare’ye ait olan ve on kişinin ikamet ettiği evi yıktılar. Yıkım işleminde çevredeki on ev de zarar gördü.

    Bir Bebek Gaz Bombasıyla Öldürüldü

    Dün sabah, Garam Muhammed İbrahim Ganam adlı bir kız bebek işgalci saldırganların attığı gaz bombası yüzünden boğularak can verdi. Siyonist işgalcilerin gaz bombasıyla boğarak öldürdükleri bu bebek el-Halil’in batısındaki ez-Zahiriye kasabasındandı ve 16 aylıktı. Hastane yetkilileri küçük bebeğin aynı zamanda siyonist vahşilerin kurşunlarına da hedef olduğunu ve kafasına bir mermi isabet ettiğini ifade ettiler.

    İşgalci saldırganlar Batı Yaka’nın en büyük şehirlerinden olan el-Halil’de uzun süreden beridir sokağa çıkma yasağı uyguluyorlar.

    el-Aksa Şehitleri Birliği’nden Bir Kişi Şehit Oldu

    el-Fetih’in askeri kanadı durumundaki el-Aksa Şehitleri Birliği’nden bir genç işgalci saldırganlarla girdiği çatışma esnasında şehit oldu. Verilen bilgilere göre Gazze’nin Beyti Lahiya kasabasının batısındaki İli Sinay yahudi yerleşim merkezine girme girişiminde bulunan Ebu Sultan adlı eylemci işgalcilerle çatışmaya girdi ve şehit oldu.

    İşgalciler bunun dışında da değişik bölgelerde saldırılar gerçekleştirdiler. Bazı bölgelerde tutuklamalar gerçekleştirdiler. Tutuklananlar arasında el-Aksa Şehitleri Birlikleri’nin komutanlarından bir kişinin de bulunduğu bildirildi. İşgalci saldırganlar bu sabah (27 Eylül 2002 Cuma) da Gazze’nin bazı bölgelerine kalabalık askeri güçlerle girdiler. Saldırganların Gazze kasabalarına kalabalık tanklarla giriş yaptıkları ve bu tanklara havadan da Apaçi tipi askeri helikopterlerin destek verdiği bildirildi. Siyonistlerin vahşi saldırılarına rağmen Filistinliler direniş konusundaki kararlılıklarını sürdürüyorlar.

    Ne yazık ki Amerikan emperyalizminin sürekli Irak konusunu gündemde tutması, başta BM olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşların da sessiz kalması İsrail işgal devletine cüret ve cesaret kazandırıyor. İslam dünyasından yeterince destek olmadığından da Filistinliler varlık mücadelelerini kendi başlarına ve kendi imkanlarıyla yürütmek zorunda kalıyorlar.

    Kaynak: www.vahdet.com.tr

    İnguş Cumhuriyeti’nde Rus askeri helikopteri düşürüldü

    Eylül 26, 2002

    Rusya’nın özerk İnguş Cumhuriyeti’nin Çeçenistan sınırında, sabah erken saatlerde bir Rus askeri helikopterinin düşürüldüğü bildirildi.

    Rus Savunma Bakanlığı basın bürosu, bir askeri helikopterin düşürüldüğünü duyururken, Interfaks ajansı, helikopterin Mi-24 tipinde olduğunu ve İnguş Cumhuriyeti’nde Galaşki köyü yakınında el bombası fırlatıcısıyla düşürüldüğünü haber verdi.

    Ajans, bir grup Çeçen ile Rus birlikleri arasındaki çatışma sırasında düşürülen helikopterdeki iki kişilik mürettebatın hayatını kaybettiği bildirdi.

    İsrail’in kullandığı gözyaşartıcı bomba, 1 bebeğin ölümüne neden oldu

    Eylül 26, 2002

    Batı Şeria’nın El Halil kentinde, İsrail’in kullandığı göz yaşartıcı bombayı soluyan 14 aylık Filistinli bir bebek öldü.

    Doktorların ve görgü tanıklarının açıklamalarına göre, El Halil’de yeniden sokağa çıkma yasağı ilan eden İsrail askerlerinin kalabalık bir pazaryerinde göz yaşartıcı bomba attığı sırada, bebek de büyükannesiyle birlikte pazaryerinde bulunuyordu.

    Büyükannenin bebeği hemen bir battaniyeye sararak bir ambulansa götürdüğü, ancak hastaneye vardıklarında bebeğin öldüğü bildirildi.

    Şaron MOSSAD’ın Başına Kendisi Gibi Bir İnsan Kasabını Getirdi

    Eylül 26, 2002

    İsrail işgal devletinin insan kasabı olarak ün kazanmış başbakanı Ariel Şaron, kısa adı MOSSAD olan istihbarat, cinayet ve terör örgütünün başına kendisini gibi bir insan kasabı olarak bilinen Meir Doğan’ı getirdi. Ariel Şaron’un aynı zamanda eski bir dostu ve görev arkadaşı olan Meir Doğan, Efraim Hlifi’nin yerine MOSSAD başkanlığına tayin edildi.

    Pek çok cinayette, vahşi saldırıda ve katliamda imzası olan yeni MOSSAD başkanı 55 yaşındaki Meir Doğan’ın Ariel Şaron’la dostluğu 1970′li yılların başlangıcında, Şaron’un Batı Yaka bölgesi askeri güçlerinin komutanları arasında yer aldığı sırada başlamıştı. Mizaçları ve anlayışları uyuştuğundan dolayı bundan sonra da sürekli devam etti.

    Doğan’ın biyografisinden alınan bilgilere göre o, İsrail askeri mekanizmasının Filistinlilere karşı en gaddar ve en vahşi davranan elemanları arasında yer aldı. Yüzlerce Filistinlinin evinin yıktırılmasında ve o evlerin sahiplerinin göçe zorlanmasında onun birinci derecede rolü oldu.

    Şaron, Batı Yaka bölgesindeki askeri güçlerin komutanı olduğu sırada, Meir Doğan’ı, Filistinli direnişçilerin önderlerine karşı suikastlar düzenlenmesi amacıyla oluşturulan Raymon birliğinin başına getirdi. Doğan, Lübnan’a karşı yürütülen savaşta ve 1982′de Beyrut’un işgalinde birinci derecede rol oynadı. O zaman Şaron da, Menahem Begin hükümetinde Savaş bakanı olarak görev yapıyordu ve aynı zamanda Lübnan’ı işgal eden İsrail güçlerinin baş komutanıydı. Sabra ve Şatilla katliamı da işte bu işgal esnasında gerçekleştirilmiştir.

    Son zamanlarda bazı basın yayın organlarına yansıyan bilgilere göre, Şaron’un geçtiğimiz Nisan ayından itibaren Filistin bölgelerine yönelik olarak başlattığı saldırı, kuşatma ve işgal faaliyetinin planlaması önceden yapılmıştı ve bu plan Şaron’un talebiyle Meir Doğan tarafından hazırlanmıştı. Hatta bazı basın organlarının iddialarına göre Şaron, böyle bir savaşın planını Doğan’a İsrail başbakanlık seçimleri gerçekleştirilmeden ve kendisi iktidarı ele almadan önce hazırlatmıştı. Bu bilgiler, bir yandan Meir Doğan’ın vahşette Şaron’la aynı mizaca sahip olduğunu ortaya koyduğu gibi, bir yandan da Şaron son işgal faaliyetinin Filistinlilerin direniş başlatmalarıyla ilgili olmadığını, onlar daha bu direnişi başlatmadan önce hesapların, planların yapıldığını gösteriyor. Belki Filistinlilerin direnişleri Şaron’un hesaplarının ve planlarının istediği gibi yürümemesine, saldırıların kendi açısından da önemli kayıplar doğurmasına yol açmıştır.

    Şaron gibi insan kasabı olan yeni MOSSAD lideri, İzak Şamir zamanında Likud Partisi’ne katılmıştı. Onun başbakanlığı döneminde de İsrail genelkurmayına bağlı Operasyonlar Dairesi’nin başına getirilmişti. Likud Partisi’nin Şamir’den sonraki liderlerinden Netanyahu, Meir Doğan’ı “teröre karşı savaş” biriminin genel komutanlığına getirdi. O, bu görevlerini yürüttüğü sıralarda pek çok cinayete, vahşi saldırıya ve insanlık dışı operasyonlara imza attı. Son başbakanlık seçimlerinde Doğan, Likud saflarında bilfiil çalıştı ve Şaron’a yardımcı oldu.

    Kaynak: www.vahdet.com.tr

    FBI, Bin Ladin’in adamlarının uçuş eğitimi aldığını biliyormuş

    Eylül 25, 2002

    Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) yetkililerinin, 11 Eylül saldırılarından önce, terörist Usame Bin Ladin’in adamlarının uçuş eğitimi aldığını bildiği, ancak bu kişilerin amaçlarının Afganistan’da taşımacılık olduğunu zannettiği ortaya çıktı.

    Kongre araştırmacısı Eleanor Hill’e göre, Bin Ladin, Amerika’dan uçak da satın almış.

    Ates bacayi sardi…Yılmaz: Olumsuz sonuçların önlenmesi için, seçim ertelenebilir

    Eylül 25, 2002

    ANAP Genel Başkanı, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, kamuoyunda küskünler hareketi olarak bilinen girişimler konusunda partisinin grup kararı almayı düşünmediğini açıkladı.

    Yılmaz, özel bir haber kanalında gündemdeki soruları cevaplandırdı.

    Seçim tarihi konusunda şimdiye kadar en net tavır alan partinin ANAP olduğunu savunan yılmaz, seçim takvimi ile AB takviminin birbiriyle çatışır hale geldiğini kaydetti. Yılmaz, bu seçimlerde, “seçmenlerin yarıdan fazlasının Meclis’te temsil edilememesi” endişesi bulunduğunu hatırlatarak, “Eğer böyle bir durum gündeme gelirse, siyasi istikrarı yakalamak için yaptığımız 3 Kasım seçimlerinden, tersine siyasi istikrarsızlık çıkarabilir” dedi.

    Bunun önlenmesi için Seçim Kanunu’nda bazı değişiklikler yapılması gerektiğini ifade eden Yılmaz, seçim kanunlarındaki değişikliğe seçim kararı alınmadan önce destek verdiklerini hatırlattı. Yılmaz, son gelişmelerle seçim kanunlarında değişiklik yapacak bir çoğunluğun sağlanması imkanının ortaya çıktığını bildirerek, “Dolayısıyla bu iki durumu birlikte değerlendirip seçim tarihini yeniden gözden geçirilmesi gündeme gelebilir. Bundan çekinmemek gerekir” diye konuştu.

    Yılmaz, neden kurumsal olarak küskünlere destek vermediklerinin sorulması üzerine de şunları söyledi: “Biz hala yeterli çoğunluğun sağlanıp sağlanmadığından emin değiliz. Meseleye sadece küskünler meselesi olarak bakılmaması gerekir. Olağanüstü toplantı çağrısında çok az listeye giremeyen milletvekili var. Biz şimdiye kadar bu konularda grup kararı almadık. Bu sefer de grup kararı almayı düşünmüyoruz.

    Parti olarak tavrımızı belirlerken bütün faktörleri gözönünde tutmak zorundayız. Biz daha bu noktaya gelmedik. Biraz daha bu gelişmelere bakacağız ondan sonra parti olarak tavrımızı belirleyeceğiz.”

    Yılmaz, geçmişte parti disiplini nedeniyle kişisel olarak farklı tavır koyamayanların, şimdi sorunu sağduyu ile değerlendireceklerini belirterek, “Meclis’in toplam kompozisyonunda farklı bir durum ortaya çıkabilir” dedi.

    Çoğunluk sağlanacağına dair bir işaret alıp almadıklarının sorulması üzerine de Yılmaz, “O yönde bazı işaretler var, ama izlemek gerekir” diye konuştu.


    HÜKÜMET


    Seçim ertelenmesi kararının çıkması durumunda, Hükümet’in nasıl etkileneceği sorusu üzerine Yılmaz, şöyle konuştu:

    “Hükümet meselesi bundan ayrı bir mesele. Önemli olan seçimin yaratacağı olumsuz sonuçların önlenmesidir. Bu arada seçim kanunlarının değişmesi de birinci gündem maddesidir. Bizim gündeme getirdiğimiz öneriler var, bunlar gündeme gelecektir. Seçim kanunlarında yapılacak değişiklikler, seçimlerden sonra Türkiye’de bir meşruiyet sorunun ortaya çıkmasını ortadan kaldırmaya yönelik olmalıdır.

    İkinci olarak da bu Kopenhag’a giden yolda Türkiye’nin çıkardığı yasaları uygulamaya geçirmesi ve lobi faaliyetlerini artırması ihtiyacı vardır.

    Seçimlerin bir süre ertelenmesi bu iki alanda mesafe alma imkanını sağlayacaktır.

    Hiç kimse ANAP’tan Türkiye’yi siyasi boşluğa ve istikrarsızlığa düşürmesini beklememelidir.”

    İsrailli yolcular, Atatürk Havaalanı’nda ayin yaptı

    Eylül 25, 2002

    “Çardak Bayramı” kutlamaları için İstanbul aktarmalı olarak İsrail’den ABD’ye giden bir grup, Atatürk Havalimanı’nda dini tören yaptı.

    Tel Aviv’den New York’a gitmek üzere İstanbul’a gelen bir grup Yahudi, Atatürk Havalimanı otoparkı yanında küçük bir çardak kurarak, açık havada oruçlarını açtı.

    Dini kıyafetleriyle dikkat çeken İsrailli kafile, daha sonra otoparkın duvarını da temsili ağlama duvarına çevirerek ayin yaptı.

    Alman meclisine 2 soydaş vekil girdi

    Eylül 23, 2002

    Almanya’da yapılan genel seçimlerde Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) Lale Akgün ve Birlik 90/Yeşiller Partisi’nden Ekin Deligöz milletvekili seçildi. SPD’nin Köln bölgesinde hem doğrudan, hem de 10. sırada bulunan adayı Lale Akgün, oyların yüzde 46’sını alarak milletvekili seçildi.

    Yeşiller Partisi’nden milletvekili adayı olan Ekin Deligöz de Bavyera’dan milletvekili oldu. Hıristiyan Demokrat Partisi Berlin milletvekili adayı Emine Demirbüken ise seçilemedi.

    Genel seçimlerde Birlik 90/Yeşiller Partisi’nden yeniden miletvekili seçilen Cem Özdemir, “Milletvekilliğini kabul etmek istemiyorum” dedi. Özdemir, verilmiş olan bir sözü olduğunu belirterek, “Sözümü geri almam mümkün değil” dedi. Özdemir, milletvekilleri ve bakanlara sunulan “iş için bedava uçuş hakkından” özel uçuşlar için faydalandığının ortaya çıkmasından sonra, yeniden milletvekili seçildiği takdirde bunu kabul etmeyeceğini açıklamıştı.



    Almanya’daki genel seçimlerin erken resmi sonuçları açıklandı

    Eylül 23, 2002

    Almanya’da dün yapılan genel seçimlerin ilk resmi sonuçlarına göre, Sosyal Demokratlar oy kaybına rağmen yeniden iktidara oturma hakkını elde ettiler. Federal seçim Bürosu’nun açıkladığı erken resmi sonuçlarına göre partilerin oy ve sandalye dağılımları şöyle:

    Sosyal Demokrat Parti (SPD) oyların yüzde 38.5’ini alarak 251, SPD’nin koalisyon ortağı Yeşiller Partisi oyların yüzde 8.6’sını alarak 55 sandalye kazandı. Koalisyon, Meclis’teki 603 sandalyenin 306’sına sahip oldu.

    Birlik partileri (CDU/CSU) oyların yüzde 38.5’unu alarak 248 sandalye kazanırken, Hür Demokrat Parti yüzde 7.4 oy ile 47 sandalye kazandı.

    Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) yüzde 4 oy alarak yüzde 5’lik baraja takıldı, ancak 299 seçim bölgesinin 2’sini tamamen alarak Meclis’e 2 milletvekili gönderme hakkı kazandı.

    Öğretmen standartları belirlendi

    Eylül 23, 2002

    Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerde bulunması gereken nitelikleri belirleyerek, eğitim fakültelerinden bu niteliklere uygun öğretmen adayı yetiştirilmesini istedi. MEB yetkilileri, devlet memurluğu sınavlarında, öğretmen adaylarına, belirlenen niteliklere uygun yetişip yetişmediklerini saptamaya dönük sorular yöneltilmesinin planlandığını bildirdiler.

    ÖĞRETMEN NASIL OLMALI?


    Kitapçığa göre bir öğretmenin, eğitim-öğretim açısından taşıdığı nitelikler, “Öğrenciyi tanıma”, “Öğretimi planlama”, “Materyal geliştirme”, “Öğretim yapma”, “Öğretimi yönetme”, Başarıyı ölçme ve değerlendirme“, “Rehberlik yapma“, “Özel eğitime gereksinim duyan öğrencilere hizmet etme“, “Yetişkinleri eğitme“, “Ders dışı etkinliklerde bulunma, “Kendini geliştirme”, “Okulu geliştirme”, “Okul-çevre ilişkilerini geliştirme” başlıkları altında ayrı ayrı tespit edildi.

    Buna göre, bir öğretmenin eğitim ile ilgili her türlü teknolojiyi kullanabilmesi gerekiyor. Ayrıca, öğrencilerin entelektüel, sosyal ve kişisel gelişimlerini destekleyecek etkinlikler düzenlemeleri ve dersi anlatırken gerekli tüm eğitim materyaller ile yöntemleri kullanmaları istendi.

    Öğretmenin dersi işlerken, beyin fırtınası, tartışma, buluş, deney, oyun ve gezi-gözlem ile sınıfa uzman çağırma yöntemlerini mümkün olduğu kadar çok kullanmaları istendi.

    Almanya’da Türk oyuyla ‘Türkiye koalisyonu’ kazandı

    Eylül 23, 2002

    Almanya’da dün yapılan genel seçimlerin kesinleşmeyen sonuçlarına göre, Türkiye’nin AB üyeliğine sıcak bakan Başbakan Gerhard Schröder liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti (SPD), seçimi burun farkıyla Birlik partilerinin ardında ikinci sırada tamamladı; ancak Schröder–Yeşiller ittifakı, parlamentoda çoğunluğu az farkla ele geçirdi. 61 milyondan fazla seçmenin bulunduğu ülkede, sandığa yoğun ilgi gösteren 480 bin Türk asıllı seçmen, kıran kırana geçen yarışta Schröder’in koltuğunu korumasını sağladı.

    Türkler 40 yıldır bulundukları Almanya’da ilk kez bu seçimde varlıklarını gözle görülür şekilde hissettirdi. 598 sandalyeli mecliste SPD ile Yeşiller ittifakı, Alman televizyonlarının gece yarısı projeksiyonlarına göre “en kötü ihtimalle 3, en iyi ihtimalle 14 vekil farkıyla” salt çoğunluğu sağlıyordu.

    Kesin olmayan ilk sonuçlara göre ise, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemeyen muhafazakar Birlik partilerinin oy oranı (CDU/CSU) yüzde 40′a yaklaşırken, SPD yüzde 38′lerde kaldı. İktidar ortağı Yeşiller oylarını artırarak yüzde 8,8; Hür Demokrat Parti (FDP) ise yüzde 7,2 oy aldı. Demokratik Sosyalizm Partisi (PDS) ise yüzde 4,1’de kaldığı için seçim barajını aşamadı. Bu oy tablosuna göre SPD 253, CDU 249 milletvekili çıkarıyor. Ancak Yeşiller FDP’yi geride bıraktığı için Başbakan Schröder ve SPD/Yeşiller koalisyonu iktidarını koruyor. Bu sonuçlara göre Yeşiller’in 57, FDP’nin ise 47 milletvekili oluyor. SPD ile Yeşiller’in toplam milletvekili sayısı 310′u bulduğu için mevcut iktidar, kıl payı ile durumunu kurtarıyor. Demokratik Sosyalizm Partisi 2 doğrudan milletvekili çıkardı. Bu parti, yüzde barajını aşamama veya 3. bir milletvekili çıkaramama durumunda meclise giremeyecek.

    61 milyon 200 bin seçmenden yaklaşık yüzde 80’i seçime katıldı. 480 bin Türk de oy vermek için sandığa çağrıldı. Sabah 8.00’de açılan 80 bin sandık, Türk kökenli Alman seçmenlerin yoğun ilgisine mazhar oldu. Türkler 40 yıldır bulundukları Almanya’da ilk kez bu seçimde varlıklarını gözle görülür şekilde hissettirdiler. Türklerin genel eğilimi ise tahmin edildiği gibi SPD’ye yöneldi. Soydaşların çoğunun, yani en az yüzde 65’inin öteden beri SPD’yi seçtiği ve yüzde 15 kadar bir bölümünün Yeşiller’i seçtiği düşünülürse Almanya’da iktidarı bir anlamda Türklerin belirlediği de söylenebilir. Seçim günü sandık başına giden Türk asıllı seçmenler oldukça heyecanlıydı. Görüşmelerimizde Türk asıllı seçmenlerin yaklaşık yüzde 70’inin SPD’ yi tercih ettiği ortaya çıktı.

    Seçimden önce Sosyal Demokrat Başbakan Gerhard Schröder, Yeşiller ile 1998 yılında kurulan koalisyonu devam ettirmek istediğini vurgularken, muhafazakar Hıristiyan Demokrat ve Hıristiyan Sosyal Birlik partilerinin ortak adayı Edmund Stoiber, Guido Westerwelle’nin yönetimindeki Hür Demokratlar ile koalisyon yapabileceği yönünde açıklamalar yapmıştı. Hür Demokratlar da, Sosyal Demokratlar ile de koalisyon yapabileceklerinin sinyalini vermişti.

    Koalisyona devam

    Seçimin ilk sonuçlarının alınmasından sonra bir açıklama yapan Schröder, amaçlarının kesinlikle Birlik 90/Yeşiller Partisi ile koalisyonu sürdürmek olduğunu belirtti. Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer de, partisi Yeşiller’in seçimlerde büyük bir başarı sağladığını belirterek, “Koalisyonu, SPD ile 4 yıl daha sürdürmek istiyoruz” dedi. Stoiber ise Schröder’in Irak konusundaki tutumunun SPD’ye oy kaybettirdiğini savundu; ancak birinci parti olduklarını belirtmeyi de ihmal etmedi.

    Oldukça sessiz geçen oy verme işlemlerinde herhangi bir olay yaşanmadı. 1998 seçimlerine göre SPD yüzde 3 civarında oy kaybederken CDU/CSU da aynı oranda oy kazandı. Seçimin ikinci galibi olarak iktidarın küçük ortağı Yeşiller görünüyor. Seçimin gerçek anlamdaki mağlubu olarak ise Liberal FDP… Yüzde 18’i hedefleyen FDP yüzde 7,5 oy oranı ile dördüncü parti konumunda.



    Tayyip Erdoğan, YSK kararı konusunda AİHM’e gitme kararı verdiklerini açıkladı.

    Eylül 22, 2002

    AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) milletvekili olamayacağı yönündeki kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) götürmeye karar verdiklerini belirterek, “Bu konuda hukukumuzu son noktasına kadar arama hakkını kullanacağız” dedi.

    Detaylar hakkında arkadaşlarıyla görüşeceğini belirten Erdoğan, “Atılacak adımlar neyse bu adımları atacağız. Bu, Tayyip Erdoğan’ın özgürlük veya demokrasi mücadelesi olmaktan çıkmıştır. Bu, milletimizin özgürlük mücadelesidir. Bu konuda hukukumuzu son noktasına kadar arama hakkını kullanacağız.” dedi.

    Bir gazetecinin, “AİHM’den ne bekliyorsunuz, yasal düzenleme mi istiyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, “Öncelikle bu karara tedbir konulması talebi vardı. O, Pazartesi gündeme alınıyor. Gelen yazı öyle. Bununla ilgili gerekli çalışmaları yapacağız” diye konuştu.

    “Seçimlerden AK Parti’nin birinci çıkması halinde Başbakan kim olacak?” sorusuna karşılık da Erdoğan, “Şu anda bunları konuşmak için çok erken. Vakti, saati gelince bunlar da konuşulur” yanıtını verdi.

    AA

    İşadamı Fadıl Akgündüz’ün adaylığı kabul edildi

    Eylül 22, 2002

    Yüksek Seçim Kurulu, adaylara yönelik incelemesini sürdürüyor. Siirt’ten bağımsız aday olan işadamı Fadıl Akgündüz’ün adaylığı kabul edildi.

    Alınan bilgiye göre, YSK, milletvekili adaylarının adaylıklarına engel bir durum olup olmadığına ilişkin incelemesini bugün de sürdürdü.

    Yetkililer, şu ana kadar yaklaşık 60 kişinin milletvekili adayı olamayacağına karar verdiklerini, ancak bu sayının incelemelerin sonucunda artabileceğini söylediler.

    Adaylığı uygun bulunmayanların, sonradan getirdikleri belgeler karşısında adaylıklarının kabulü yönünde de karar verilebileceğini ifade eden yetkililer, bu incelemelerin yanı sıra siyasi partilerin eksilen adayların yerine yeni adaylar bildirmesinin, 25 Eylül 2002 tarihine kadar devam edebileceğini kaydettiler.

    Bu arada, işadamı Fadıl Akgündüz’ün Siirt’ten bağımsız milletvekili adaylığı başvurusu kabul edildi. Akgündüz’ün avukatı tarafından vekalet bildirilerek yapılan adaylık başvurusu üzerine, adaylığına engel bir durumun olmadığı tespit edildi.

    Eski Haklar ve Özgürlükler Partisi Genel Başkanı Abdülmelik Fırat’ın Diyarbakır’dan bağımsız milletvekili adayı olup olmayacağına yönelik inceleme ise devam ediyor.



    96 kiloda Mehmet Özal adını finale yazdırdı

    Eylül 22, 2002

    Rusya’nın başkenti Moskova’da süren 47. Dünya Büyükler Grekoromen Güreş Şampiyonası’nda, Türk Milli Takımı’ndan 96 kiloda Mehmet Özal finale yükseldi. Şampiyonanın 3. ve son gününde sabah seansında yarı finalde Kübalı rakibi Ernesto Pera ile karşılaşan Mehmet Özal, müsabakaya oldukça iyi başladı ve ilk 30 saniyede üst üste yaptığı oyunlarla 5 puan topladı.

    İsrail askerleri Filistinliler’e ateş açtı: 4 ölü

    Eylül 22, 2002

    Filistin lideri Yaser Arafat’ın karargahının İsrail ordusunca kuşatılmasını protesto etmek amacıyla, sokağa çıkma yasağına rağmen Filistin kentlerinin caddelerini dolduran göstericilerin üzerine ateş açan İsrail askerleri, 4 Filistinliyi öldürdü.

    Filistinli doktorlar, Arafat’ın lideri olduğu Fetih hareketi tarafından Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki birçok kentte düzenlenen protestolara katılan Filistinlilerden Ramallah’da 2, Nablus ve Tulkarim’de ise birer kişinin öldüğünü, 15 kişinin de yaralandığını söylediler.

    Almanya’da seçim heyecanı dorukta. Top şimdi seçmende. 62 milyon seçmen bugün sandık başında.

    Eylül 22, 2002

    Almanya’da bugün yapılan seçimlerde yaklaşık 62 milyon Alman vatandaşının seçme hakkı bulunuyor. Yarısı Türk olmak üzere yaklaşık 900 bin yabancı kökenli Alman vatandaşının oy vereceği seçimlere 24 parti katılıyor. Yapılan son kamuoyu yoklamaları Sosyal Demokratlar’ı işaret ederken, seçim sonuçlarını kararsız seçmenin belirlemesi bekleniyor. Almanya’da seçimlere girmeye hazırlanan 5 parti, Sosyal Demokrat Parti, Hristiyan Birlik Partileri, Hür Demokratlar ve Demokratik Sosyalizm Partisi seçim kampanyalarını dün tamamladı. Seçim heyecanının en çok yaşadığı yer ise partilerin başkent Berlin’deki merkezleri. İktidardaki Sosyal Demokratlar ve Yeşiller’in, bu seçimi kazanacaklarına kesin gözüyle baktıkları ve seçim sonrası hesaplarına başladıkları dikkatlerden kaçmıyor. Buna karşılık muhafazakar Hristiyan Demokratlar, aylarca korudukları sükunetlerini yavaş yavaş kaybetmeye başladı. Hristiyan Demokrat Birlik yöneticileri, pazar akşamı saat 18.00′de seçim sandıklarının açılacağı anı gergin bir şekilde bekliyor. 630 bin görevlinin denetiminde 80 bin sandıkta toplanan oyların tasnifi ise Türkiye Saatiyle 19.00′da başlayacak.

    Schröder’e destek

    Almanya Başbakanı Schröder’e, Irak’ta askeri bir harekattan yana olduğu bilinen Sosyal Demokrat İngiliz Başbakanı Tony Blair’den gelen destek dolu açıklamalar muhafazakar muhalefet politikacıları arasında öfke yarattı. Başbakan’a ve iktidar partilerine bir destek de Almanya Türk Toplumu’ndan geldi. Örgüt başkanı Hakkı Keskin, iktidar partileriyle aralarındaki tüm görüş ayrılıklarına rağmen, bu partilerin göçmenlerin çıkarlarına en yakın görüşleri savunduğunu söyledi ve seçme hakkı bulunan Türkler’i koalisyon partilerine oy vermeye çağırdı. Öte yandan merkezi Almanya’nın Essen kentinde bulunan Türkiye Araştırmalar Merkezi (TAM) Direktörü Faruk Şen de Türk kökenli seçmenin Sosyal Demokrat Parti’den (SPD) vazgeçmediğini söyledi.

    Alman seçimi Türk oylarına bağlı

    Yarın sandık başına gitmeye hazırlanan Almanya’da Türk oyları şimdiye kadar hiç olmadık kadar çok kıymete bindi. Türk oylarının kazandığı önem ABD basınına bile konu olurken, The Wall Street Journal Gazetesi, baş sayfasında, “Türk oyları Alman seçimlerinin sonucunu belirleyebilir” dedi. Gazete, Almanya Başbakanı Gerhard Schröder ile rakibi Edmund Stoiber arasında süren çekişmeli yarışta birden bire küçük bir oy potansiyeline sahip Türkler’in büyük önem kazandığına işaret etti. Gazeteye göre yeni vatandaşlık yasası sayesinde Alman vatandaşlığına geçiş kolaylaştı ve bu sayede Türk seçmen sayısı hızla arttı. Türk seçmen sayısı, bir önceki seçimlere göre üçe katlandı, 2006 seçimlerine kadar ise ikiye katlanacağı hesaplanıyor.


    Sonraki Sayfa »