BM, Cenin’deki katliamın raporunu açıklıyor

Temmuz 31, 2002

İsrail’in Filistinli militanları aramak bahanesiyle girdiği Cenin mülteci kampındaki katliam iddialarına ilişkin BM raporu yarın kamuoyuna duyurulacak.

BM’deki diplomatik kaynaklar, raporun yarın kamuoyuna açıklanmasının ardından 7 Mayıs’ta ezici çoğunluğun talep ettiği gibi BM genel kurulunun olağanüstü toplanmasının öngörüldüğünü belirtirken, Filistin’in BM nezdindeki temsilcisi Nasır El Kidva, “Umarım toplantı daveti yarın için yapılır, ancak büyük olasılıkla Cuma’ya kalacak” dedi.

El Kidva, raporda ne olduğunu bilmediğini, ancak raporun sonuçlarına göre bir kararın genel kurulun olağanüstü toplantısına sunulmasını beklediğini kaydetti.

İsrail hükümetinin işbirliğine yanaşmaması üzerine rapor, BM Genel Sekreter Kofi Annan’ın Cenin kampına girebilen çalışma arkadaşları tarafından şahısların tanıklığına dayanılarak hazırlandı.

“FİLİSTİN KATLİAM DİYOR”

Raporda, olay yerinde incelemelerde bulunan ve tanıkların ifadelerini dinleyen İnsan Hakları İzleme Komisyonu (Human Rights Watch) gibi insan hakları örgütlerinin hazırladığı farklı raporların da yer alması bekleniyor.

Filistinliler, 3-12 Nisan arasında İsraillileri bu kampta katliam yapmakla suçlarken, İsrail tarafı bu suçlamaları reddediyor.

Kudüs’teki saldırıyı Hamas üstlendi

Temmuz 31, 2002

İsrail’in başkenti Kudüs’teki Hebrew Üniversitesi’nde düzenlenen bombalı saldırıyı radikal İslamcı Filistin örgütü Hamas üstlenirken, Filistin yönetimi saldırıyı şiddetle kınadı.

Üniversitenin kafeteryasında meydana gelen patlamada 7 kişi ölmüş, 9′u ağır 50′den fazla kişi yaralanmıştı.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El Kasım’ın açıklamasında, saldırının Hamas askeri kanat lideri Salah Şehada’nın öldürülmesine misilleme olarak gerçekleştirildiği belirtildi.

ÖTV’li hayat başlıyor !

Temmuz 31, 2002

Türk vergi sisteminin ana gelir kalemlerinden birisi olacak olan özel tüketim vergisi, yarın uygulamaya giriyor. Gelirler Genel Müdürü Akif Hamzaçebi, “ÖTV ile birlikte dolaylı vergi alanında önemli bir adım atıldı. Sıra dolaysız vergilerde yapılacak düzenlemelere geldi” dedi. Çok sayıda vergi ve fonu kaldıran ve böylece vergi sistemini basitleştiren ÖTV, 210 değişik ürüne bir kez uygulanacak. ÖTV, sadece imalat ve ithalat aşamasında alınacak ve bin 500 dolayında mükellefi bulunacak.

ÖTV’li mallar, 4 ayrı liste halinde düzenlenirken, 1 sayılı listede akaryakıt, doğalgaz, madeni yağlar ve solvent türevleri, 2 sayılı listede otomobil, motosiklet, uçak, helikopter, yat ve kotra yeralacak. 3 sayılı liste alkollü içkiler, sigara ve tütün mamulleri ile kolalı gazozlardan, 4 sayılı liste ise KDV’nin lüks tüketim malları grubuna giren ürünlerden oluşacak.

Akaryakıt ürünlerinde, Akaryakıt Tüketim Vergisi ile Akaryakıt Fiyat İstikrar Fonu Payı kaldırılarak, bunun yerine ÖTV gelecek.

Kudüs İbrani Üniversitesi’nde Eylem

Temmuz 31, 2002

İsrail işgal devleti bugün öğle saatlerinde Kudüs’teki İbrani Üniversitesi’nde gerçekleştirilen eylemle sarsıldı. Eylem yerel saatle tam 13.45′te gerçekleştirildi. İlk alınan haberlere göre eylemde yedi kişi ölürken en az 50 kişi de yaralandı. Bazı kaynaklarda yaralıların sayısının 70 civarında olduğu da belirtiliyor. Yaralıların çoğunun durumunun ağır olduğu, dolayısıyla ölü sayısının artması ihtimali bulunduğu bildirildi.

Eylem, İbrani Üniversitesi’nin Doğu Kudüs tarafındaki Zeytun tepesinde bulunan kampüsü içinde yer alan yemekhanelerinden birinde gerçekleşti. Yemekhanenin İbrani Üniversitesi’ne bağlı Hukuk Fakültesi’ne ait olduğu bildirildi. Eylemin gerçekleştirildiği ve Minza adı verilen yemekhane İbrani Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne ait Frank Sinatra adı verilen binası için yer alıyor.

İsrail işgal devleti polisinin verdiği bilgilere göre bir Filistinli söz konusu yemekhaneye sızarak üzerindeki bombayı patlatmak suretiyle eylemi gerçekleştirildi. Ancak eylemin bu şekilde mi gerçekleştirildiği yoksa saatli bomba konulması suretiyle mi gerçekleştirildiği henüz kesinlik kazanmış değil.

Eylemden sonra olay yerine çok sayıda ambulans, sağlık ve güvenlik görevlisi gönderildi. Yaralananlar olay yerine en yakın hastane durumundaki Hedasa Hastanesi’ne kaldırıldılar. İşgal devleti yetkilileri, doktorlara ve hemşirelere çağrı yaparak müsait olanların derhal Hedasa Hastanesi’ne gidip acil müdahale işlemlerine yardımcı olmalarını istedi. Olay yeri tamamen giriş ve çıkışlara kapatıldı. Güvenlik ve istihbarat görevlileri olay yerinin yakınlarında arama çalışmaları başlattılar.

Bu arada, söz konusu olaydan sonra doktorlara ve hemşirelere çağrı yaparak acil müdahaleye yardımcı olmalarını isteyen işgalcilerin, Filistinli yaralıların hastaneye bile taşınmasına engel olduklarını, Filistinli yaralıları taşıyan birçok ambulansı vurduklarını, çok sayıda doktoru ve sağlık görevlisini Filistinli yaralılara acil müdahale işlemlerine yardımcı olduklarından dolayı mermilerine hedef yaptıklarını ve bunların birçoğunun da hayatlarını kaybettiğini, bazı yerlerde askerlerin saldırılarıyla ölmeyip yaralanan Filistinlilerin yanlarına giderek üzerlerine kurşun sıkıp öldürdüklerini, birçok hastane ve sağlık merkezini çalışamaz hale getirdiklerini hatırlatalım.

(Türkçe’deki haber kaynaklarında eylemin gerçekleştirildiği üniversitenin adı Yahudi Üniversitesi olarak geçiyor. Doğrusu İbrani Üniversitesi’dir.)

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Halid Meşal: “Gazze Katliamı İsrail’in İzlediği Çizgiden Kaynaklanmaktadır”

Temmuz 31, 2002

HAMAS’ın Siyasi Birim başkanı Halid Meş’al, işgalci siyonistlerin Gazze’de şehit ettikleri Filistinliler için Suriye’nin başkenti Şam’da düzenlenen törende bir konuşma yaptı. Meş’al, Yermük mülteci kampında Filistin Arap Kulübü’nde düzenlenen törende yaptığı konuşma Gazze katliamının İsrail işgal devletinin izlediği metot ve çizgiden kaynaklandığını yoksa, bazılarının iddia ettikleri gibi, Filistin-İsrail görüşmelerini sabote etme gibi bir amaç taşımadığını söyledi. Meş’al siyonist düşmanın cinayet ve saldırılarının hiç durmadığını, her gün cinayetlerine yenilerini eklediğini vurguladı ve son Gazze katliamının da onun anlayışını ve izlediği çizgiyi yansıttığını ifade etti. Meş’al, tüm Filistin halkından birlik ve bütünlük içinde işgalci düşmana karşı direnmesini, mücadeleyi sürdürmesini istedi. Meş’al, Gazze katliamına karşı da oldukça ağır ve sert cevaplar verileceğini ve bu cevapları başta Şaron olmak üzere işgal devletinin bütün ileri gelen canilerinin göreceklerini söyledi. Halid Meş’al, Arap dünyasının ABD güdümünde bir politika izlemelerini de sert bir şekilde tenkit etti ve: “Eğer ki bu tutum Filistin halkının haklarının geri alınması konusunda doğru bir tutum olsaydı, Filistin’deki bütün güçler onu benimserdi. Ama ne yazık ki bu tutumda ısrar edilmesi durumunda kaybeden taraf sadece Araplar olacaktır” dedi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

HAMAS, Arafat’ın Teklifini Kabul Etmedi: İntikam Alınacak

Temmuz 31, 2002

Filistin İslami Direniş Hareketi (HAMAS) özerk yönetim lideri Arafat’ın İsrail işgal devletiyle ateşkese gidilmesi yönündeki teklifini kabul etmedi. HAMAS’ın Gazze temsilcisi Dr. Mahmud Zehhar, merkezi Katar’da bulunan el-Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada Filistin tarafından işgal devletine herhangi bir ateşkes teklifinin götürülmesi durumunda bunun işgal devletinin başbakanı Ariel Şaron’un iştahını daha da kabartacağını ve onun yeni darbeler vurmaya hazırlanacağını vurguladı ve: “Allah’ın izniyle ateş kes söz konusu olmayacaktır” dedi. Dr. Zehhar: “Filistinliler arası bir diyalog söz konusu olacaksa bunun ürününün işgalin devamına zemin hazırlamamak olmaması gerekir” dedi.

Dr. Zehhar yaptığı açıklamada ayrıca şu ifadelere yer verdi: “Bugün bütün dünyada neden işgal kuvvetlerinin çekilmesi, onun saldırılarını durdurması, kuşatmaları kaldırması ve en azından bizim çocuklarımıza karşı işlediği cinayetlerini durdurması konuları konuşulmuyor? İşgalcilere ağır darbe indirecek ve Gazze’de bizim kadınlarımızın ve çocuklarımızın ceset parçalarının yollara savrulduklarını görmekten dolayı yürekleri burkulan mü’minlerin kalplerini serinletecek bir cevabın mutlaka verilmesi gerekmektedir. Zamanı gelince gerekli cevaplar da verilecektir. Bizim için zamanlama o kadar önemli değildir. Önemli olan doğuracağı sonuçlardır.”

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Kudüs’te Şehadet Eylemi ve Çatışmalar

Temmuz 30, 2002

İşgal devletinin 22 Temmuz 2002 Pazartesi gecesi, Gazze’de meskun evlerin üzerine havadan bomba ve füze yağdırması sonucu gerçekleştirdiği katliam işgalci saldırganlara yönelik eylemlerde de beklenmeyen bir artışa sebep oldu. Son olarak da biri Kudüs’te ikisi Nablus’ta olmak üzere üç ayrı eylem gerçekleştirildi.

Kudüs’teki eylemde bir direnişçi, Peygamberler Caddesi üzerinde bulunan ve işgalcilerin itinayla korudukları emniyet merkezine çok yakın bir yere girerek bomba patlattı. İşgal devleti buradaki patlamada yedi kişinin yaralandığını açıkladı. Ancak bu eylemin işgalcileri en çok düşündüren tarafı eylemcinin bombayı oraya sokabilmesi ve eylemi gerçekleştirebilmesi. Dolayısıyla bu gelişme işgal devletini ve onun kendilerini korumaktan aciz kaldığı için sürekli güvenlik endişesi taşıyan yerleşimcilerini telaşa sürükledi.

Kudüs’teki eylemin ardından işgalci polisler Filistinlilerin üzerine saldırdılar. Verilen bilgilere göre eylemin ardından işgal devletinin polisleri derhal şehre açılan tüm kapıları kapattı. Evlerine gitmek isteyen Filistinlilere engel olmak istediler ve bazı gençlere fiilen saldırdılar. Filistinliler işgalcilerin bu vahşi saldırılarını protesto edince de bazı gençleri tutukladılar. Polislerin bu tutuklamaları ve saldırıları Filistinli halkla polisler arasında çatışmaya sebep oldu. Çatışmada Filistinlilerden birçok kişi yaralandı. İşgalci polislerden de ikisinin kafalarından yara aldıkları görüldü. Bu çatışmalardan sonra işgalci polisler bazı kapıları açmak zorunda kaldılar. Ancak gençlerden tutuklananlar Salahuddin Caddesi’ndeki polis merkezine götürüldüler.

Nablus’ta bir eylemi Itamar yahudi yerleşim merkezine giren bir genç tarafından gerçekleştirildi. Bu sabah Batı Yaka’nın Nablus şehrinin doğusunda bulunan Itamar yahudi yerleşim merkezine girmeyi başaran bir genç, yerleşimcilerden birinin evine girip onu bıçaklayarak yaraladı. Bunun üzerine yerleşim merkezini koruyan işgalci askerler olay yerine koşarak Filistinli gencin üzerine ateş ederek onu şehit ettiler. Ancak bu olay işgalciler açısından önemli bir endişe sebebi. Çünkü son Gazze katliamından sonra Filistinli direniş grupları yaptıkları açıklamada: “İşgalciler bizi evlerimizde öldürüyorlar, onlar da artık evlerinde bile kendilerini güven içinde hissedemeyecekler” demişlerdi. İşte bu olay işgalcilerin evlerinde de güven içinde olamayacakları konusunda bir sinyal vermesi açısından işgalcileri telaşlandıran bir gelişme oldu.

Nablus’ta bir başka eylemde ise HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensup mücahitler iki yahudi yerleşimciyi öldürdüler. Bu eylem Nablus’un Cemain beldesi yakınındaki bir taş atölyesi yakınında gerçekleştirildi. Yerleşimciler, inşaatta kullanılan taşların bolca bulunduğu mıntıkaya giderken eylemciler tarafından pusuya düşürülüp öldürüldü. Olaydan sonra İzzuddin Kassam Birlikleri tarafından açıklama yapıldı ve bu eylemin Gazze katliamına ilk cevap olduğu bildirildi. Yerleşimciler tarafından ise Tabivah yahudi yerleşim merkezi adına açıklama yapan bir kişi öldürülen iki kişinin, kendi yerleşim birimlerinde oturduklarını bildirdi. İki yerleşimcinin öldürüldüğünü İsrail ordu radyosu da doğruladı.

Filistinliler işgal devletine ve işgalci yerleşimcilere yönelik olarak bu sabah ve dün de birçok eylem gerçekleştirmişlerdi. Öte yandan Gazze katliamından sonra Filistinlilerin eylemlerinde % 300 oranında bir artış olduğu bildiriliyor. Bütün bu gelişmeler işgalcilerin Filistin topraklarında kendilerini rahat hissetmelerinin pek mümkün olamayacağını ve Gazze katliamının işgalcilere epey pahalıya mal olacağını gösteriyor.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İzzettin Kassam Birlikleri’nden İsrail Hedeflerine Füze Saldırıları: Dört İsrail Askeri Öldürüldü

Temmuz 30, 2002

HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri tarafından dün gece işgal devletinin bazı askeri hedeflerine yönelik olarak çeşitli füze saldırıları gerçekleştirildi. Bunun yanı sıra bazı bölgelerde işgalci askerlerle mücahitler arasında silahlı çatışmalar meydana geldi. Haberlerde bu saldırılarda ve çatışmalarda en az dört İsrail askerinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ancak İsrail işgal devletinin, askerlerdeki moral kaybı ve onların Filistinliler karşısında savaştırılması konusunda yaşanan zorluklar sebebiyle kayıplarını gizlemesi sebebiyle dün ve bugün gerçekleştirilen eylemlerdeki askeri kayıplarını doğrulamadı.

HAMAS’ın askeri kanadı tarafından yapılan açıklamada, İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensup mücahitlerin dün Gazze’nin kuzeyinde Filistinlilere ait arazide tahribat yapan bir İsrail zırhlısının geçeceği yere gizli bomba yerleştirildiği ve zırhlının geçmesi sırasında bombanın patlatıldığı, ardından etrafta pusu kuran mücahitlerin otomatik silahlarla işgalcilerin üzerine ateş ettikleri ve işgalcilerin hiçbir tarafa kaçma fırsatı bulamadıkları bildirildi. Dolayısıyla buradaki eylemde hedef alınan işgalcilerin öldüğü ya da ağır şekilde yaralandığı tahmin ediliyor. Bir başka eylem ise yine Gazze bölgesinde yer alan Goş Katif yahudi yerleşim birimlerine bağlı Nefiye Dekalim yerleşim birimine yönelik olarak gerçekleştirildi. Buraya Kassam-1 adı verilen füzelerle saldırı gerçekleştirildi. İşgal devleti buradaki saldırıda bir elektrik dağıtım santralının ve iki arabanın isabet aldığını ve tahrip olduğunu itiraf etti. Yine bir başka saldırı Dogit yerleşim birimine yönelik olarak gerçekleştirildi. Gazze’nin kuzeyinde yer alan bu yerleşim birimine de iki adet Kassam-1 füzesi fırlatıldı. Ayrıca 1948′de işgal edilmiş topraklardaki bir kasabaya da Kassam-2 adlı füzeler fırlatıldı. Bu füzelerin işgalciler tarafında nasıl bir zayiata yol açtığı konusunda ise herhangi bir açıklama yapılmadı.

Bir eylem de Mısır-Filistin sınırında yer alan Rafah kentinde gerçekleştirildi ve burada 4 işgalci asker öldürüldü. Burada Filistinlilerden de iki mücahit şehit oldu. Fakat işgal devleti belirttiğimiz politikası sebebiyle burada askerlerinin öldürüldüğüne dair haberleri yalanladı. Ancak verilen haberlere göre burada mücahitler, işgalcilerin bir devriyesini pusuya düşürerek üzerlerine otomatik silahlarla ateş etti ve dört askeri öldürdüler. Salahuddin kapısı yakınında meydana gelen bu olayda mücahitlerle işgalciler arasında çatışma meydana geldi ve çatışmada iki mücahit de şehit oldu.

Filistinliler bu sabah erken saatlerde de işgalcilerin Eretz bölgesinde sanayi sitelerine yönelik olarak füze saldırısı gerçekleştirdiler. Eretz, Gazze ile 1948′de işgal edilmiş bölge arasındaki geçiş noktasında yer alıyor. İşgal devleti saldırıyı doğruladı ancak herhangi bir zararın meydana gelmediğini iddia etti. Bir başka eylem de yine Eretz yakınlarında askeri devriyelere ateş edilmesi suretiyle gerçekleştirildi. İşgal devleti buradaki saldırıda da askerlerinin isabet almadığını iddia etti. Bugün bir eylem de Rafah’ta işgalci askerlerin üzerine el bombası atılması suretiyle gerçekleştirildi. Bu eylemle ilgili haberi yayınlayan işgal devleti radyosu sınır koruma askerlerinin el bombasını atanların tarafına otomatik silahlarla ateş ettiklerini haber verdi. Radyo saldırının askerlerde herhangi bir ölüm ya da yaralanmaya yol açmadığını da iddia etti. Bu arada işgal yönetimi Neysanit ve İli Sinay yahudi yerleşim birimlerine giden yol üzerinde iki adet mayın bulunduğunu da haber verdi. Daha önce bir otobüsün geçeceği yola bomba yerleştirilmesinin ardından, otobüsten inenlerin üzerine etrafta pusu kuran mücahitlerin otomatik silahlarla ateş etmeleri ve işgalcilerin büyük bir kayıp vermeleri sebebiyle, yollara döşenen mayınlar ve bombalar işgalcileri artık bayağı korkutuyor.

Bu arada işgalcilerin gerçekleştirmiş oldukları son Gazze katliamından sonra Filistinlilerin, işgalcilerin hedeflerine yönelik eylemlerinde % 300 oranında bir artış olduğu haber verildi. Son birkaç gün içinde gerek Batı Yaka, gerekse Gazze bölgelerinde birçok İsrail askeri ve yerleşimci Filistinliler tarafından pusuya düşürülerek öldürüldü veya yaralandı.

Filistinliler işgalci saldırganlara karşı eylemlerini yaygınlaştırırken işgal güçleri de saldırılarına devam ediyorlar. Bugün Gazze bölgesinde İsrail F-16′larının uçuş yapması bölgedeki Filistinlilerde endişeye sebep oldu. Bunun yanı sıra muhtelif bölgelerde de tanklarla ve silahlarla saldırılar gerçekleştirildi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Siyonistler Filistin’in Her Tarafında Saldırılarını Sürdürüyorlar

Temmuz 27, 2002

İsrail işgal kuvvetleri dün Batı Yaka’nın Kalkiliya şehrinde bir Filistinliyi şehit ettiler. İşgalci saldırganlar aynı zamanda Batı Yaka’nın Cenin şehri yakınındaki Yamun köyünü de işgal ettiler. Bunun yanı sıra Gazze şehrine birkaç tankla girerek bazı sanayi tesislerini tahrip ettiler. Batı Yaka şehirlerinde ve mülteci kamplarında sokağa çıkma yasağı da devam etti. Bu yasak sebebiyle bir milyondan fazla Filistinli kendi evlerine hapsedilmiş durumdalar.

Kalkiliya’da şehit edilen Filistinlinin 33 yaşındaki Ziyad Teysir Ahmed olduğu bildirildi. Verilen haberlere göre bu genç Kalkiliya’nın Gıyaze mıntıkasındaki evinde bulunduğu sırada işgalci saldırganların üzerine ateş etmeleri neticesinde başına kurşunların isabet etmesi sebebiyle hayatını kaybetti. Şehit edilen gencin ailesinin verdiği bilgilere göre işgalciler adı geçen gencin evinde olduğu sırada işgalci saldırganlar eve doğru yoğun bir şekilde ateş ettiler. Bu saldırıda başından yara alan genç derhal Kalkiliya’daki el-Vukale hastanesine kaldırıldı. Ancak durumunun ağır olması sebebiyle Belinson Hastanesi’ne nakledilmesine karar verildi. Ne var ki yolda hayatını kaybetti.

Bu saldırının gerçekleştirildiği Gıyaze’de ve Hulletu Yasin mıntıkasında işgalci saldırganlar evlere baskınlar düzenleyerek aramalar yaptılar. Saldırganlar daha sonra bu iki mıntıkada kendilerine verilen krokiye göre bazı evleri yıkacakları gerekçesiyle oralarda oturan ahaliyi tamamen dışarı çıkardılar. İşgalciler bölgede Filistinlilere ait bazı arazileri de tahrip ettiler.

Saldırganlar dün Cenin’in Yamun beldesini yeniden işgal ettiler. İşgalci saldırganlar bu beldeye bazı tanklarla ve zırhlı araçlarla girdi ve evlerin üzerine gerek tank namlularıyla gerekse ellerindeki otomatik silahlarla ateş ettiler. Saldırıda beldenin Spor Kulübü tamamen yerle bir edilirken üç ev de atılan tank mermileriyle büyük miktarda zarar gördü. İşgalciler dün Cenin civarındaki Kabatiye beldesine de girdiler. Burada da insanlara sokağa çıkma yasağı uygulayarak evlerin üzerine ağır silahlarla ateş ettiler. Cenin’in merkezinde ve mülteci kampında ise yarım saat süreyle sokağa çıkma yasağı kaldırıldıktan sonra yeniden uygulamaya konuldu. Normalde işgalciler yasağın birkaç saatliğine kaldırıldığını açıklamışlardı. Ancak yarım saat sonra ellerinde hoparlörlerle yasağın tekrar uygulamaya konduğunu duyurdu, bu duyurunun hemen ardından da evlerin ve dükkanların üzerine doğru ağır silahlarla ateş etmeye başladılar. Kızılay teşkilatının verdiği bilgilere göre işgalcilerin bu saldırısında bir taksi şoförü yaralandı ve hemen tedavi için hastaneye kaldırıldı.

Bu arada Gazze’nin Han Yunus mıntıkasında gerçekleştirilen bir saldırıda, bir emzikli kadın ağır şekilde yaralandı.

İşgalcilerin saldırıları Filistin’in diğer bölgelerinde ve şehirlerinde devam etti. Göründüğü kadarıyla dünyanın duyarsızlığı ve sessizliği işgalci saldırganların daha da azgınlaşmasına ve vahşetin dairesini iyice genişletmelerine sebep oluyor.

el-Halil Yakınında Dört İşgalci Öldürüldü

İşgalci saldırganların Filistinlilere yönelik vahşi saldırılarına karşı Filistinliler de muhtelif eylemleriyle cevap veriyorlar. Evvelki gün bir hahamın öldürülmesinin ardından dün de el-Halil yakınında Filistinli eylemciler tarafından pusuya düşürülen dört işgalci öldürüldü, beş işgalci de yaralandı.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Hindistan’ın Müslüman cumhurbaşkanı göreve başladı

Temmuz 26, 2002

Hindistan’da A.P.J Abdülkelam ülkenin 12. Cumhurbaşkanı olarak yemin etti. Başkent Yeni Delhi’deki parlamento binasında yapılan, Abdülkelam’ın eski Cumhurbaşkanı Koçeril Raman Narayanan ile birlikte geldiği yemin törenine Başbakan Atal Behari Vajpayii, Kabine üyeleri, milletvekilleri ve diplomatlar katıldı.

Millet meclisi ve eyalet millevekillerinin katıldığı geçen haftaki seçimde oyların çoğunluğunu alan 70 yaşındaki Abdülkelam, ülkenin füze programının babası sayılıyor.

40 yıldan uzun süredir savunma laboratuvarlarında görev yapan Abdülkelam, Hindistan’ın Mayıs 1998’de yaptığı ve tüm dünyanın tepkisini çeken, ülkeyi ekonomik yaptırımlara maruz bırakan ve nükleer rakibi Pakistan’ın karşılık vermesine neden olan 5 füze denemesini yapan ekipte yer almıştı.

Nükleer savaş korkusunun Hindistan–Pakistan savaşını engellediği görüşünü savunan Abdülkelam, hem Başbakan Atal Behari Vajpayii’nin koalisyon hükümeti, hem de anamuhalefet Kongre Partisi tarafından desteklenmişti. Yeni Delhi, aa



Yeni bir yağışlı hava dalgası geliyor

Temmuz 26, 2002

Türkiye’nin bir bölümünü günlerdir etkisi altına alan yağışlı hava bugün yurdu terk ederken, ülke Balkanlar’dan gelen yeni bir yağışlı hava dalgasının etkisine giriyor.

Yurdun batı bölgeleri, dün geceden itibaren Balkanlar ve Yunanistan üzerinden gelen yeni bir yağışlı hava dalgasının etkisine girdi. Hafif şiddette başlayacak yağmurun, hafta sonu şiddetini artırarak, Marmara, Ege ve Batı Akdeniz bölgelerinde etkili olacağı bildirildi. Yağış alan bölgelerdeki sıcaklıklarda da, 4–5 derecelik düşüşler bekleniyor. Balkanlar üzerinden gelecek yağışlı hava dalgasının önümüzdeki hafta ortasına kadar yurdun batı ve iç kesimlerinde etkisini sürdürmesi bekleniyor.

Yetkililer, Trakya ve Ege bölgelerinde meydana gelebilecek su baskınlarına karşı önlem alınması yönünde uyarılar yaptı.

Diğer yandan Batı Karadeniz’i günlerdir etkisi altına alan ve Rize’de sel felaketine yol açan bölgedeki yağışlı hava dalgası ise yurdu terk ediyor. Meteorolojiden sorumlu Devlet Bakanı Ramazan Mirzaoğlu, sel felaketine uğrayan bölgelerde etkili olan yağışlı havanın bugünden itibaren yurdu terk edeceğini açıkladı. Ankara, aa



Türkiye, içkiye günde 1,6 trilyon lira harcıyor

Temmuz 26, 2002

Türkiye’de her gün 1,6 trilyon lira harcanarak 2,37 milyon litre içki tüketiliyor. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) verilerine göre tüketilen içkinin yüzde 88’ini bira oluşturuyor.

Yapılan bir araştırmada, gençlerin yüzde 85’inin bira içtikleri, alkoliklerin yüzde 85’inin de içkiye ilk defa bira içerek başladıkları ortaya çıktı. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alparslan Özyazıcı’nın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye’de içki tüketimi katlanarak artıyor. 1980 yılında 238 milyon litre içki tüketilirken, bu rakamın 1990′da 448 milyon, 2000′de ise 868 milyon litreye ulaştığını DİE verileri ile ortaya koyan Prof. Özyazıcı, tüketilen içkilerin yüzde 88′ni biranın oluşturduğunu bildirdi. Her gün 1,6 trilyon lira harcanarak 2,37 milyon litre içki tüketildiğini aktaran Özyazıcı, bu paranın et, süt, peynir, yumurta gibi zaruri gıda maddelerine harcanmasının sağlık açısından önemine işaret etti. Özyazıcı, 2000 yılında nüfusun 69 milyon 694 bine çıktığını, içki tüketiminin ise 867 milyon 717 bin 158 litreye ulaştığını vurguladı.

DHKP/C’yi bir dış istihbarat servisi bilgilendiriyor

Temmuz 26, 2002

Güvenlik birimleri, Yunanistan’da olduğu iddia edilen DHKP/C elebaşısı Dursun Karataş’ın örgütün üst düzey sorumluları için yazdığı ilginç bir belgeyi ele geçirdi.

“Elinizdeki yazılar okunup değerlendirildikten sonra imha edilecektir.” uyarısıyla başlayan belgede, “Bu kuralların dışına çıkan her arkadaş örgüt suçu işlemiş kabul edilecektir. Sorunu öğrenen, vakıf olan her arkadaş gerek kendi alt ilişkilerine, gerekse genelde olayı sorumlu insanlar dışında yansıtma girişimlerine karşı duyarlı olmalı, anında tedbir almalıdır.” deniliyor. Karataş, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Emniyet’in teknik takip yöntemleriyle ilgili detaylı bilgiler veriyor. Uzmanlar, DHKP/C elebaşısının istihbarat faaliyetleri ile ilgili bu kadar donanıma sahip olmasını, örgütün bir dış istihbarat servisi tarafından desteklendiği şeklinde yorumluyor. Altmış sayfadan oluşan dokümanın, örgütün içinde bulunduğu sorunları sağlıklı bir şekilde çözebilmek için hazırlandığı belirtildi. Dokümanın, örgütün merkez karar, Türkiye sorumlusu, Avrupa sorumlusu ve merkezi yazı–yayın ilişkilerinden sorumlu örgüt üyelerine gönderildiği öğrenildi. 1993 yılında örgüte yapılan baskınların perde arkasının anlatıldığı belgede, DHKP/C’nin özellikle telefon dinleme, teknik takip gibi konularda son derece derin bilgilere sahip olduğunu gün yüzüne çıkaran anlatımlara yer veriliyor. Örgüt üyelerinin telefon görüşmelerine çok dikkat etmesi gerektiği vurgulanan dokümanda şu ifadeler dikkat çekiyor:

“Diğer yandan teknik gelişmeler sonucu araç telefonlarını dinlemek neredeyse çocuk oyuncağı haline gelmiştir. Hemen her yerde satılan elektronik aletler sayesinde en fazla 2–3 dakika içinde tüm bir araç frekans boyları taranıp konuşma yapılan hatlar tespit edilmekte, istenildiğinde alet oraya sabitlenip dinlenilmektedir. Gazetelere de yansıdığı gibi sıradan vatandaşlar, amatör telsizciler, gazeteciler canı sıkıldığında veya merak güdüsüyle ellerindeki bu türden aletlerle araç telefonlarını dinleyebiliyor.”

Dokümanda MİT ve Emniyet İstihbaratı’nın örgüte yönelik gerçekleştirdiği teknik takip yöntemlerinden de geniş ölçüde bahsediliyor. Özellikle MİT’in yürüttüğü dinleme ve teknik takip faaliyetlerinin adım adım, tüm yönleriyle anlatılmış olması örgütün devlet içindeki unsurlarından ya da bir başka ülkenin istihbarat servisi tarafından bilgilendirildiği şeklinde yorumlanıyor. 1993 yılında hazırlandığı tahmin edilen örgüt belgesinde MİT ile ilgili şöyle deniliyor:

“Telefon dinleme ve taramaları Tahtakale Telefon Müdürlüğü tarafından, bizzat MİT tarafından yürütülüyor. Çalışanların çoğu MİT ile ilişkili veya görevli. İşleyiş şöyle: MİT, Tahtakale’de şüpheli gördüğü telefonları dinlemeye alıyor. Dinleme Serencebey’deki MİT merkezinde yürütülüyor. Tahtakale ile Serencebey arasında bu konuda direkt bir ilişki var. Telefon taramaları, dinlemeleri özel aletlerle yapılıyor. Bu özel cihazlar 1990 başında geldi. Şüphe çekenlerin başında uzun konuşmalar geliyor. Sadece Kadıköy’de 76 telefon sürekli dinleniyor. Araç telefonları sürekli denetimde. Nedeni bilinmiyor. Fakslar da denetime alınabiliyor. 1993 başında yeni cihazlar gelecek. Bunlar dinleme ve tarama işlemini daha da kolaylaştıracak ve çok farklı işlevleri de olacak.”

İstihbarat birimleri, DHKP/C liderinin istihbarat faaliyetleri ile ilgili bu kadar bilgiye sahip olmasını, bir dış istihbarat servisi tarafından desteklendiği şeklinde yorumluyor. Karataş’ın yazdıklarından, DHKP/C’nin de telefon dinleyebilecek donanıma sahip olduğuna işaret ediliyor. Güvenlik çevreleri, DHKP/C’nin lider kadrosuna yönelik çemberin gittikçe daraldığına dikkat çekerek, örgütün özellikle Yeni Türkiye Partisi Genel Başkanı İsmail Cem’e ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz’a yönelik Avrupa’da gerçekleştirdiği protesto eylemlerinin, çemberin daralması sürecini daha da hızlandırdığını kaydetti.

zaman

21. yüzyılda kanalizasyonsuz Türkiye

Temmuz 26, 2002

Türkiye son birkaç gündür yine sel, enkaz, can kaybı gibi felaket haberleriyle yatıp kalkıyor. Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sel şimdiye dek 24 kişinin ölmesine neden oldu. Kimbilir kaçıncı kez izlediğimiz bu acı tablo, felaketlere neden olan afetler mi, ihmaller mi sorusunu bir kez daha gündeme getirdi.

Türkiye, yaz ortasında yağan yağmurla birçok kentini sele teslim etti. Evler, sokaklar sular altında kaldı, yollar ikiye ayrıldı. Rize, Yozgat, Çorum, Tokat ve Kars’ta ölenlerin sayısı 24 yükseldi. Sel felaketinin neden olduğu heyelan nedeniyle çöken binaların altında da onlarca insan kaldı.

Kısıtlı olanaklarla yürütülen, mazotsuzluk nedeniyle iş makinelerinin dahi kullanılamadığı enkaz kaldırma çalışmaları sonrası, can kaybının çok daha yüksek rakamlara ulaşması bekleniyor. Ve Türkiye, deprem ya da sel, her felaket sonrası sorulan aynı soruya yanıt arıyor: Canları alan afet mi, yoksa altyapı felaketi mi?

21. yüzyılda kanalizasyonsuz Türkiye

Anadolu Ajansı’nın resmi verilere dayanarak 2001 yılı sonunda servise koyduğu bir haber, sel felaketleri konusunda bu sorunun yanıtının hangi yönde olacağını gösterir nitelikte: “Ülkemizde 873 il ve ilçe merkezinin sadece 166’sı yani 5′te 1′i kanalizasyon ağına sahip. Kentlerimiz, mevcut altyapılarıyla sel ve diğer felaketler karşısında savunmasız durumda…”

Bu istatistik, Türkiye’de 25 ilin kanalizasyon sistemi bulunmadığını gösteriyor. Genelde sel haberlerine alışkın olduğumuz Antakya bölgesi ve bazı Karadeniz illeri de bu listenin içinde.

Çarpık yapılaşma tehdidi

Sel felaketlerinin verdiği ağır hasarın bir başka nedeni ise altyapı eksikliği ile birleştiğinde ağır sonuçlar doğuran çarpık yapılaşma. Şehir planlama uzmanları, benzer felaketlerin meydana gelme nedenlerinin neredeyse tamamının planlama hataları olduğunu vurguluyor.

Örneğin Mimarlar Odası Genel Başkanlığı’nın 2001 Mayıs’ında Antakya’da yaşanan sel felaketi üzerine hazırladığı “Doğa olaylarının afete dönüşmesi doğal değildir” başlıklı raporda, sel felaketlerinin nedenleri, “su toplama havzalarının, nehir yataklarının yapılanmaya açılması, nehirlerin dar kanal haline getirilmesi, kıyılarda yapılaşma yasağına uyulmaması, dere ve nehirlerin ıslah edilmemesi…” şeklinde sıralanıyor.

Hep aynı senaryo, hep aynı vaatler

Sel felaketi ile ilgili istatistikler de Türkiye’nin, yaşanan acı tablolardan önlemleri artıracak dersleri alamadığını ortaya koyuyor. Rakamlar, şu günlerde sele teslim olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, 1929 yılından beri Haziran ve Temmuz aylarında yaşanan sel felaketleri ve heyelanlar nedeniyle, 424 kişinin hayatını kaybettiğini gösteriyor. İstatistikler, en fazla can ve mal kaybının olduğu afetin ise 1929 yılında Trabzon’un Of ilçesinde meydana geldiğini gösteriyor. Bu afetin bilançosu 146 ölü ve yıkılan 2 bin 539 konut…

Şimdi Türkiye’nin umudu, daha önce benzer durumlarda yaşandığı gibi, felaketinin boyutlarının sadece bir siyasi rant malzemesi yapılmaması, aynı tabloyu bir kez daha izlememek için alınması gereken tüm önlemlerin alınması.

dwelle/Şebnem Aksoy İstanbul

Yeni Türkiye partisi Milletvekili Hasan Fehmi Konyalı, ikinci adam partinin başında. Değişen hiçbirşey yok.

Temmuz 26, 2002

DSP’den istifa ederek Yeni Türkiye’ye katılan Ordu Milletvekili Hasan Fehmi Konyalı, bugün yeni partisinden de istifa edecek. Konyalı, ‘Bize sıkıntı yaratan ekibin tamamı bu partide. Özkan orada da ikinci adamdı, burada da yine ikinci adam ve partinin başında. Değişen hiçbirşey yok’ dedi. Konyalı, Yeni Türkiye’nin ‘Hizip partisi’ olarak doğduğunu söyledi ve istifasını bugün vereceğini açıkladı.

Önce sel, sonra çaresizlik vurdu…

Temmuz 26, 2002

Rize’de belediye parasızlık yüzünden iş makinelerine mazot koyamadığı için vatandaşlar yakınlarını kendi çabaları ile enkaz altından çıkartmaya çalışıyor.


Rize’nin Çayeli ve Güneysu ilçelerinde etkili olan sel felaketinde, vatandaşlar enkaz altında kalan yakınlarını çıkarmak için köylüler, elleriyle kazma ve küreklerle çalışma yapıyor. Güneysu Belediye Başkanı Ahmet Binler, ilçelerinde çok büyük bir afet yaşandığını belirterek, “Belediyemizin, iş makinelerini çalıştıracak mazotu yok. Maddi yardım bekliyoruz” dedi.

İKİ CESET DAHA ÇIKARILDI

Selamet Köyü’nde heyelan altında kalan evden, sivil savunma ekipleri tarafından Zeynep Özgür, Rukiye Özdemir ve Tayyip Özdemir’in cesetlerinin çıkarılması ile ölü sayısı 23′e ulaştı. 16 kişi de kayıp. Çayeli ve Güneysu’da 96 köy yolu ulaşıma kapalı, 20 ev yıkıldı, 200 ev boşaltıldı. Rize merkeze su, 25 köye de elektrik verilemezken, 45 köyle telefon bağlantısı sağlanamıyor.

BİR MAHALLE BOŞALTILDI

Çayeli ve Güneysu ilçelerinde 80 köy heyelandan etkilenirken, önceki gece yarısı, Çayeli Limanköy Merkez Mahallesi’nde yeni bir heyelan tehlikesine karşı, tüm evler boşaltıldı ve 115 kişi, Çayeli İlçesi Kur’an Kursu Yurdu’na yerleştirildi. Öte yandan, Rize Valiliği, su şebekelerinin hasar gördüğü belirtilerek, vatandaşlar olası bir salgın hastalık konusunda uyarıldı.

MUŞ, BİTLİS VE ÇANKIRI DA SELDEN ETKİLENDİ

Muş’ta dere suyuna kapılan 2 kardeşten Vedat Toksun, 300 metre ileride vatandaşlar tarafından kurtarılırken, Önder Toksun’un (6) cesedi, 2 kilometre uzakta bulundu. Bitlis Adilcevaz’da meydana gelen selde de 150 küçükbaş hayvanın telef olduğu, ekili alanların su altında kaldığı bildirildi. Trafiğe kapalı tutulan Bitlis-Van Karayolu ise ulaşıma açıldı. Muş’un Bulanık İlçesi’nde devrilen traktörün altında kalan Celal Çıplak (33) olay yerinde öldü. Konya’da yıldırım düşmesi sonucu yaralanan Emine Tunç da hayati tehlikeyi atlatamadı.

Çankırı’nın Çerkeş ve Atkaracalar ilçelerinde sel sonucu 580 hindi telef olurken, ekili alanlar su altında kaldı. Atkaracalar İlçesi’ne bağlı Üyük Köyü’nde Muharrem Çatak’a ait 580 hindi sel sonucu telef oldu. Kızılıbrık ve Kükürt köylerinde 53 çiftçinin 950 dekar arpa, bin 250 dekar buğday ve 300 dekar fiğ ekili arazilerinde yüzde 70-100 arasında zarar meydana geldi. Çerkeş’te 12 köyde 253 çiftçinin 10 bin 300 dekar hububat alanında yüzde 20-80 arasında, bir köyde de 10 bin dekarlık sebze ekili alanında yüzde 50 oranında zarar oluştu.


Cemal Ebu’l-Heyca’nın Dilinden Salah Şuhade

Temmuz 25, 2002

Cemal Ebu’l-Heyca, HAMAS’ın askeri kanadı durumundaki İzzettin Kassam Birlikleri’nin Cenin sorumlusudur. İşgalci saldırganların Cenin kuşatması karşısında direnen mücahitlerin komutanlığını yaptı ve oğlunu bu direnişte şehit verdi. Bu direnişte mücahitler her taraftan kuşatmaya alındıkları halde 6 gün boyunca işgalcileri mülteci kamplarına sokmamayı başardılar. Bu süre içinde işgalcilere büyük kayıplar verdirdiler. Öyle ki işgalcilerin bizzat kendi itiraflarına göre Cenin kuşatması esnasında verdikleri kayıp 1967 Haziran Savaşı’nda verdikleri kayıptan fazlaydı. Aslında kendilerine silah ve mermi takviyesi yapılsaydı Cemal Ebu’l-Heyca’nın komutasındaki mücahitler, işgalcileri daha uzun süre sokmamayı ve onlara büyük kayıplar verdirmeyi başaracaklardı. Ne var ki Arap ülkelerinin ihaneti sebebiyle her türlü yardım ve takviyeden mahrum bırakılan mücahitler mermileri bitince direnişi durdurmak zorunda kalmışlardı. İşgalci saldırganlar da işte bundan sonra meşhur Cenin katliamını gerçekleştirmeyi başardılar. Orada işgalcilere karşı verilen güçlü direnişi komuta eden bugünlerde de işgalci saldırganlar tarafından her yerde aranan Cemal Ebu’l-Heyca, İzzettin Kassam Birlikleri’nin lideri Şeyh Salah Şuhade’yi yakından tanıyan bir kişidir. Onunla uzun bir süre zindanda beraber kaldı. Şimdi onun dilinden Şeyh Salah Şuhade (Ebu Mustafa)’yı tanıyalım:

“Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır.” Şüphesiz Allah’a karşı kimseyi tezkiye etmiyoruz ama inanıyorum ki, eğitici komutan Ebu Mustafa bu ayette sözü edilen adamlardandı. Onlar Allah’a davet yolunu seçtikten ve bu yolun yükünü yüklendikten sonra artık hayatlarına doğruluk şekil vermiştir. Bu yolda sebat etmenin bedelini ödemeye de her zaman hazır olmuşlardır. İlkeleri hayatlarının bir realitesi olarak canlı hale getirmişlerdir. Sadece dillerle: “Yolumuz cihad, Allah yolunda ölmek en büyük temennimizdir” demek kolaydır. Fakat bu sözleri canlı hale getirip hayata geçirmek o kadar kolay değildir. Ancak kalplerini imanla, Allah yolunda cihad ve Allah’ın mücahitler için hazırladıklarının sevgisiyle imar edenler için bu kolay olmaktadır. Ben işgal devletinin zindanlarında bu mücahitle buluşma ve sohbet şerefine ermiştim. İşgal yönetimi 1998′de Talmund Hücreli Hapishanesi’nde beni eğitici önder Salah Şuhade ile aynı hücreye kapatmıştı. Hayatımın en kıymetli ve en güzel saatleri mücahitlerle birlikte olduğum, onlarla sohbet ettiğim ve birlikte yaşadığım vakitlerdir. Zindandaki o yalnızlığa ve karanlığa rağmen onlarla birlikte hayat tat ve lezzet kazanmaktadır… Zindanın acılığına rağmen onlarla birlikte, biz hiç farketmeden zamanın hızla geçtiğini söylersem mübalağa etmiş olmam. O zaman bir hücrede bulunanların sayısı bir elin parmaklarının sayısı kadar değildi. İslami Cihad Hareketi’nden şehit olan kardeşimiz Eymen Derağime de bizimle birlikteydi. Çok sevdiğimiz bu kardeşimiz komutan Salah Şuhade’den davet alanında eğitim aldı. Onun önünde hafızlığını tamamladı…

Eğitici komutan Salah Şuhade’nin zindandaki hayatı İmam İbnu Teymiyye’nin: “Benim zindanda kalışım Allah’la halvetimdir (baş başa kalmamdır)” sözünde ifade edilen mananın bir canlı örneğiydi. Ne zaman kendisi görsem Allah’ın kitabından veya tefsir kitaplarından ya da muhtelif İslami kitaplardan bir şeyler okuduğuna, yahut Rabbinin önünde tam bir gönül huzuru içinde ibadet ettiğine şahit olurdum. Allah kendisine rahmet eylesin, şeyh çokça nafile namaz kılar, oruç tutardı. Boş vakitlerinde de genellikle şehit Eymen ile gezinir, onunla Allah’ın kitabını okurlardı. Kendisinin günlük düzenli bir spor programı vardı. Bedensel performansını korumak için bu programına devam ederdi. Allah’ın habibi Peygamber (s.a.s.)’in şu sözünü sıkça tekrar ederdi: “Güçlü mü’min zayıf mü’minden daha hayırlı ve Allah nazarında daha sevimlidir.”

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Yağışlar yarına kadar sürebilir, ölü sayısı 21

Temmuz 24, 2002

Dün öğle saatlerinde Anadolu’nun kuzeyinde geniş bir alanı etkisi altına alan şiddetli yağışlarda hayatını kaybedenlerin sayısı 21′i buldu. Meteoroloji, yağışların Karadeniz Bölgesi’nde yarına kadar devam edeceğini bildirdi.

Rize’nin iki ilçesinde meydana gelen seller sonucu ölenlerin sayısının artmasından endişe ediliyor. Rize ve çevresine son 24 saatte metrekareye 32 metreküp yağış düştü. Çayeli ve Güneysu ilçelerinde meydana gelen sellerde 9 kişi hayatını kaybetti. Rize Valiliği’nce yapılan açıklamada iki ilçede su altında kalan evlerde en az 14 kişinin ölmüş olabileceği bildirildi. Bölgede şiddetli yağış alan birçok köyün merkezle bağlantısı hala sağlanamadı. Telefon hatları da kesik olduğu için köylerden haber alınamıyor.

Rize, Yozgat, Çorum ve Kars’ta dün yaşanan sel felaketlerinde ölenlerin sayısı 17′ye yükseldi. Tokat, Sakarya ve Sivas’ta ise 4 kişi yıldırım çarpması sonucu hayatını kaybetti. Kaybolan 3 kişiyi arama çalışmaları sürüyor.

Rize Emniyet Müdürü Osman Öztürk’ten alınan bilgiye göre, yörede meydana gelen sel felaketi sonucu şu ana kadar Güneysu Yenicami mevkiinde Yunus Emre Abdullah (8), Adacamii Köyü’nde Selma Usta (30), Selamet Köyü’nde Şehnaz Sevinç, İslahiye Köyü’nde Sancaktutan soyadlı 10 yaşında bir çocuk ile Çayeli’nin Liman, Selamet ve Yenihisar köylerinde yıkılan evlerin altında kalan Erdem Genç, Mustafa Topçu ve Coşkun Pehlivan (2), Bedri Aydın (55), Bahriya Aydın (2) hayatlarını kaybetti. Güneysu ilçesi İslahiye Köyü’nde Ramazan Şahin, Selamet Köyü’nde ise Ahmet Kasap sel sularına kapılarak kayboldu.

ÇORUM’DA İKİ ÖLÜ

Çorum’un Sungurlu İlçesi’nde sağanak yağış ve fırtına sonucu ilçe merkezinde pek çok evi su bastı. Sungurlu’ya bağlı Kışla Köyü’nde de 53 yaşındaki Mehmet Yardımcı, yıldırım düşmesi sonucu hayatını kaybetti. 14 yaşındaki Murat Küçülmez de sel sularına kapılarak boğuldu. Örenkaya Köyü’nde ise odun toplamaya giden kimliği henüz belirlenemeyen bir kişi kayboldu. İlçede 4 caminin minaresi yıkıldı. Araçlar doludan zarar gördü. Sel nedeniyle trafiğe kapanan Çorum- Ankara karoyolu ise 7 saatte açılabildi.

KARS’TA 1 ÖLÜ 3 YARALI

Kars’ta dün şiddetli yağmur nedeniyle çöken evin altında kalan 1 kişi ölmüş, 3 kişi de yaralanmıştı. Merkeze bağlı Ocaklı Köyü’nde geç saatlerde başlayan ve aralıksız süren şiddetli yağmur sonucu Hayrettin Kara’ya ait ev çöktü.

Kars Vali Vekili Elifnur Bozkurt, şiddetli yağış nedeniyle evi çöken Kara Ailesi’ne Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nca 500 milyon lira yardım yapıldığını belirterek, hasar tespit çalışmalarının başlatıldığını söyledi.

SELİN FATURASI AĞIR

KONYA’nın Derbent İlçesi’nde yağmur 4 bin dekar ekili alana zarar verdi, 20 evi su bastı. İlçe merkezinde 20 evi su basarken, açık alanda yakınına yıldırım düşen Emine Tunç ağır yaralandı. Kanalizasyon şebekesi önemli zarara uğradı.

KAYSERİ‘de önceki gece 3 saat süren şiddetli yağmurun faturası ağır oldu. Erkilet sırtlarından gelen sel ile yağmur suları yüzünden, 15 mahallede bine yakın ev zarar gördü. 2 elektrik trafosu patladı. Elektrik kontağından 5 yangın çıktı, yollar tahrip oldu, kanalizasyon şebekesi patladı, evlerin bahçe duvarları çöktü.

ADAPAZARI‘nda dün öğle saatlerinde başlayan sağanak yağış, hayatı olumsuz yönde etkildi. Deprem sonrası altyapı sorunu çözülemeyen Adapazarı’nda 100′ü aşkın ev ve işyerini su bastı. Otomobiller yolda kaldı.

İZMİT kent merkezi yarım saat süren yağmura teslim olurken, yüzlerce araç yollarda kaldı, çok sayıda ev ve işyerininin alt katlarını sel suları bastı. Şiddetli yağmurla birlikte kentin yüksek kesimlerden kopan seller, çukur semtleri göle çevirdi. Yağmur suyu kolektör çalışmalarının henüz tamamlanamaması nedeniyle İzmit’te D-100 karayolunun bir bölümünü, eski demiryolu caddesini ve Halkevi Meydanı’nı, nehir gibi akan sel suları kapladı. Cadde ve sokaklarda çok sayıda araç yolda kaldı. Sürücüler, ayakkabılarını çıkarıp suya girerek, birbirlerine yardım edip sel suları içindeki araçlarını uygun yerlere çekmeye çalıştı. Kaynak: AA

ABD politikalarına destek vermeyen genelkurmay başkanını erken emekli ediyor

Temmuz 24, 2002

İngiltere sadece 26 aydır görev başında olan Genelkurmay Başkanı Amiral Sir Michael Boyce’u, ABD politikalarını onaylamadığı için görevden alıyor.

şarkıcı George Michael, son video klibinde, animasyon teknolojisini kullanarak Blair’i Bush’un ‘köpeği’ şeklinde karikatürize etmiş ve tepki çekmişti. Bugün, İngiltere: İngiliz Genelkurmay Başkanı’nın görev süresinin bir yıl daha uzatılması yönünde yaptığı başvuru, reddedildi. Kendisinden önceki genelkurmay başkanı 3 yıl görev yaparken, ABD’nin Afganistan politikalarına açıkça muhalefet eden Amiral Boyce, erken emekli edilecek. Boyce, daha önce, ABD’yi “vahşi batıdaki yöntemlerle hareket etmek”le suçlamış ve İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nin imkanlarının, kısa süreli bir emirle dünyanın dört bir yanına dağıtılmasının sakıncalarına dikkat çekmişti. Yeni Genelkurmay Başkanı, Kara Kuvvetleri Komutanı General Sir Michael Walker olacak.

Paşabahçe işçileri fabrikayı boşaltmaya ikna olmadı.

Temmuz 24, 2002

Dün üretimi durdurulup işçileri izne çıkarılan Paşabahçe Fabrikası’nda çalışanların eylemi sürüyor. Sabah saatlerinde İstanbul Valisi Erol Çakır’la görüşen işçiler henüz fabrikayı boşaltmaya ikna edilemedi.

Bu arada bir açıklama yapan Kristal-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Bağçeci, üretimi durdurulan Paşabahçe Fabrikası’nda “işgal değil, kanunsuz lokavt” olduğunu savundu. Bağçeci, yaptığı yazılı açıklamada, “tek taraflı bir kararla 15 gün ücretli izne çıkarılan Paşabahçe işçilerinin, fabrikanın geleceğinin ne olacağını endişeyle beklediklerini” ifade etti. Kristal İş Sendikası Başkanı Bağçeci firma tarafından yapılan açıklamada, “işyerinde yasadışı eylem ve işgal olduğunun iddia edildiğini” belirti ve şöyle devam etti:

“Bu iddiaları şiddetle reddetmekteyiz. İşyerinde hiçbir yasadışı eylem söz konusu değildir. Bir işgal bulunduğu iddiası ise gerçek dışı ve kamuoyunu yanıltmayı amaçlayan bir iddiadır. İşyeri giriş-çıkışında hiçbir engelleme söz konusu değildir. Üyelerimiz, barışçı ve yasalara saygılı bir biçimde gelişmeleri izlemektedir.”

Bağçeci, üyelerinin üretimi durdurmadığını ve işletmeye hiçbir zarar vermediğini vurgulayarak, fabrika yönetiminin sorumsuz bir biçimde işyerini terk ettiğini ve işletmeyi tehlikeye attığını öne sürdü.

İşyeri yönetimini görev başına çağırdıklarını ifade eden Bağçeci, fabrika yönetiminin işyerini terk etmesinin maddi ve manevi zararlara ve risklere davetiye çıkardığını savundu. Mustafa Bahçeci, açıklamasında şunları kaydetti:

“İşyerinde kanunsuz bir eylemden söz edilecekse bu, işverenin yaptığı yasadışı lokavt uygulamasıdır. İşverenin 22 Temmuz 2002 günü başlattığı uygulama, 2822 sayılı yasayı ihlal eden kanunsuz bir lokavt uygulamasıdır. Bu kanunsuz lokavt uygulamasının bir an önce sona erdirilmesini talep etmekteyiz.

Sendikamız, sorunun diyalog yoluyla çözümü için elinden geleni yapmaya devam edecektir. Sendikamız ve üyelerimiz, sorunun çözümü ve işletmenin devamlılığı için her türlü fedakarlığa hazırdır. Şişecam yönetimini, ülkemizin üretime ihtiyacı olduğu bir dönemde Paşabahçe’yi arsa spekülasyonuna feda etmemeye çağırıyoruz.”

Sonraki Sayfa »