Danıştay, Vakfı Gureba Hastanesi’nin SSK’ya devrini uygun gördü
Mayıs 31, 2002
Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, Bezm-i Alem Valide Sultan Vakfı’na ait Vakıf Gureba Hastanesi’nin 10 yıl süreyle Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SSK) tahsisine yönelik işlemleri iptaline ilişkin 10. Daire’nin kararını bozdu.Bu karar ile Vakıf Gureba Hastanesi’nin SSK’ya devrine ilişkin kararlar yeniden geçerli hale geldi. Davacı Gureba Hastanesi Klinikleri Yardım Vakfı, bu karara karşı “karar düzeltme” isteminde bulunabilecek. Bu istemi de Genel Kurul görüşecek. Eğer Genel Kurul, “karar düzeltme” istemini de reddederse, bozma kararı kesinleşmiş olacak. Bu durumda Gureba Hastanesi’nin SSK’ya devri de kesinleşmiş olacak.
Meslek Yüksek Okulları ders programları silbaştan
Mayıs 31, 2002
Meslek yüksekokullarında en fazla talep gören 15 program yeniden yapılandırıldı. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) ortaklaşa yürüttüğü “Meslek Yüksekokulları Program Geliştirme Projesi” kapsamında Bilgisayar Programcılığı, Endüstriyel Elektronik, Elektronik Haberleşme, Elektrik, Kontrol Sistemleri Teknolojisi, Makine, İklimlendirme-Soğutma, İnşaat, Otomotiv, Tekstil, İşletmecilik, Bilgisayarlı Muhasebe ve Vergi Uygulama, Turizm-Otelcilik, Büro Yönetimi ve Sekreterlik ile Pazarlama programları, sınavsız geçişte devamlılığı sağlayacak şekilde geliştirildi.
2003 yılı, Japonda’da Türk yılı
Mayıs 31, 2002
Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Shigeo Takenaka, 2003 yılının Japonya’da Türk yılı ilan edildiğini belirterek, “Eğer Türk hükümeti iyi bir delegasyon gönderir, güzel tanıtım yaparsa, Türkiye’nin Japonya’daki imajı artabilir ve bu, Türk işadamlarına Japonya’da ürünlerini tanıtmak için iyi bir fırsat verebilir” dedi.
Türkeş, partisi ile BBP’ye katılıyor
Mayıs 31, 2002
BBP ve ATP, bu pazar, aynı saatte, yan yana salonlarda kongre yapacak. Genel başkanlar da birbirlerine, aynı çiçekçiden çiçek gönderecek. Kongreler sonunda her iki parti de bir deklarasyon yayınlayarak birleşmenin ilk adımını atacak.
MHP’nin merhum lideri Alparslan Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş’in, partisiyle birlikte BBP’ye katılacağı öğrenildi. Alınan bilgiye göre bu pazar aynı saatte, yan yana salonlarda kongrelerini gerçekleştirecek olan Büyük Birlik Partisi (BBP) ve Aydınlık Türkiye Partisi (ATP) birleşecek. Pazar günü yapılacak kongre sonrasında, Tuğrul Türkeş’in başında olduğu ATP, BBP’ye katılma kararını bir deklarasyonla kamuoyuna duyuracak. Buna BBP de karşı bir deklarasyonla cevap verip, katılım kararından duyduğu memnuniyeti dile getirecek. Her iki partide de birleşme yönünde müzakereler devam ederken, parti liderleri birleşme iddialarını yalanlamadı.
KKTC karasuları 12 deniz miline çıkarılıyor
Mayıs 31, 2002
KKTC karasuları 12 deniz miline çıkarılıyor. KKTC Bakanlar Kurulu dün Başbakan Derviş Eroğlu başkanlığında yaptığı toplantıda, KKTC karasularının 3 deniz milinden 12 deniz miline çıkarılmasını öngören yasa tasarısını ivedilikle Meclis’e sevk etti. Konuyla ilgili olarak Bakanlar Kurulu’ndan yapılan açıklamada ilgili bakanlığın gerekli çalışmayı yaptığı ve hukuki görüşlerin de ilgili dairelerden aldıktan sonra yasa tasarısının hazırlanarak Bakanlar Kurulu kararıyla meclise sevk edilmesine karar verildiği belirtildi. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin karasularının 12 mile çıkarıldığı da hatırlatılarak, olayın hakkaniyet ve adalet çerçevesi içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi.
Rauf Denktaş’a çirkin saldırı
Mayıs 31, 2002
Yıllardır kangrene dönen Kıbrıs sorununda, tarafların buluşması, BM’nin devreye girmesi ve iki tarafın temsilcilerinin ilk defa birbirlerinin bölgelerine kadar gitmesi dahi çözümsüzlüğü gideremiyor. Ancak AB’ye girme süreci hızlandırılan ve çok kısa bir süre sonra birliğe alınacağına kesin gözüyle bakılan Kıbrıs Rum Kesimi’nin adanın tek sözcüsü olma yönündeki girişimlerini tamamlayamaması nedeni ile KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş üzerindeki baskılar çoğalmaya başladı.
Kıbrıs Rum Kesimi’nin Avrupa Birliği’ne tam üyelik süreci hızlanırken, Denktaş’a yapılan baskıların şekli de değişti. Öyle ki dünkü Sabah gazetesinin dünkü manşeti tamamen Rauf Denktaş’ın alacağı emekli tazminatının miktarına odaklanmış ve “Rauf Bey’in çiftliği” başlığı kullanılmıştı.
Teoman Turan imzalı haberde, KKTC’de Türkiye’ye nispet yaparcasına bir “kıyak emeklilik” yasasının çıkarıldığı ve yasayla Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve 18 milletvekilinin 1 trilyon 627 milyar lira emeklilik ikramiyesini cebe indirdiği yazıldı.
Haberde, Türkiye’den yılda 200 milyon dolar alarak ekonomisini ayakta tutan KKTC’de bu olayın büyük tepki çektiği belirtilerek, yasa ile Denktaş’ın 174 milyar, Başbakan Eroğlu’nun 118 milyar alacağı TKP’li Akıncı’nın ise ikramiyeyi almadığı kaydedildi.
Adanın Türk kesiminin bu yasa nedeniyle çalkalandığının iddia edildiği haberde şöyle denildi: “Denktaş 174 milyar lira ile en yüksek tutarda ikramiye alırken, Başbakan Eroğlu’nun cebine 118 milyar lira girdi. Böylece, memur maaşlarını ödeyebilmek için Türkiye’den yılda ortalama 200 milyon dolar alan KKTC’deki siyasetçiler, Türk vatandaşlarının ödediği vergilerle durup dururken küçük birer servet edindiler.”
“Bu noktaya kadar yapılan düzenlemeler “Yavru Vatan’daki siyasi ahlak seviyesi Ana Vatan’ın üzerine çıkmış” dedirtecek cinsten. Ancak yasanın sonuna eklenen bir Geçici Madde var ki, geçmiş yıllarda TBMM’de gece yarıları ilgisiz yasa maddelerine eklenen “kıyak emeklilik” düzenlemelerine bile taş çıkartır” denilen haberde, yeni yasayla bundan sonraki siyasi görevlilerin, hizmet birleştirip ikramiye alma hakkını kaldıran KKTC Meclisi’nin, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte siyasi görev yapanlara tüm hizmetlerini birleştirip ikramiye alma hakkını sağladığı ve basit bir matematik oyunu yaptığı belirtiliyor.
Siyasi çevreler, Kıbrıs konusunda Türkiye ve KKTC’ye baskı yapan Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler’e karşı KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın geri adım atmadığını dolayısıyla bu tür baskı oluşturabilecek haberlerle Denktaş’ın pes ettirilmek istendiğini ifade ediyorlar.
Yabancı dille eğitim kaldırılıyor
Mayıs 31, 2002
Milli Eğitim Bakanlığı, ‘yabancı dille eğitimi’ kaldırma kararı aldı. Bakanlık Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Bircan başkanlığında toplanan Müdürler Kurulu, Anadolu liselerinde matematik, fizik, kimya ve biyoloji derslerinin İngilizce olarak okutulması zorunluluğunu kaldırdı.
Uygulamaya 2002-2003 eğitim döneminde geçilecek. Zorunlu olmasına rağmen İngilizce öğretmeni olmadığı için öğrencilere bu dersler halen Türkçe olarak okutuluyordu. Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu, matematik ve fen grubu derslerini İngilizce öğretecek öğretmen bulamadıklarını hatırlatarak, “Önce dilimizi çok iyi öğreteceğiz. Daha sonra amacımız yabancı dille eğitim değil, yabancı dil eğitimi.” dedi. Yabancı dille eğitime karşı ülke genelinde imza kampanyası düzenleyen Eğitim Hakkını Savunma Komitesi Başkanı Zeki Sarıhan, kararın olumlu bir adım olduğunu açıkladı.
Liselerdeki alan sayısı 2’ye inecek
Mayıs 31, 2002
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), liselerdeki alan sayısını 6’dan 2’ye indirmek için harekete geçti. Halen fen, sosyal bilgiler, Türkçe–matematik, sanat (resim–müzik), spor ve yabancı dil olan alan isimleri, yeni düzenlemeyle fen ve sosyal bilimler çatısı altında toplanacak.
Alan sayısının 2’ye indirilmesi 2002–2003 öğretim yılından itibaren başlayacak. Ayrıca liselerdeki haftalık ders saatleri azaltılarak, Avrupa Birliği ülkelerindeki seviyeye çekilecek. Karar, üniversiteye girişte (ÖSS) çok önemli değişiklikleri de beraberinde getirecek.
MEB Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Bircan başkanlığında bir araya gelen bakanlık üst düzey bürokratları, liselerin 4 yıla çıkarılması konusunu masaya yatırdı. Toplantıda lise müfredatında yer alan 6 alanın fiili olarak 2 olduğuna işaret edilerek, öğrencilerin çok önemli bir kısmının fen, matematik ve Türkçe alanlarında eğitim gördüğü belirtildi. Üniversite sınavında ise lise alanlarına göre dar bir çerçeve çizildiği vurgulandı. Alan sayısının 2’ye indirilmesi ile öğrencilerin üniversite sınavında daha fazla fakülteyi kendi alanı olarak seçebileceği kaydedildi. Toplantıda, ÖSS sınavında ‘sözel’ , ‘sayısal’ ve ‘eşit ağırlık’ın olduğu, bu sebeple lisede de 3 alanın olması gerektiği teklif edildi. Üyeler, “Biz YÖK’e veya ÖSS’ye uymak zorunda değiliz, onlar bize uysun.” görüşünde birleşti. MEB Müdürler Kurulu’nda alınan kararlar, daha sonra Talim ve Terbiye Kurulu tarafından incelenerek yönetmelik ve müfredata konulacak.
Liseler 4 yıl oluyor
Öğrencilerin lisedeki alanlarına göre, fakülte ve yüksekokul seçmesini; alanı dışında tercih yaptığı takdirde de adaydan puan kırılmasını öngören ÖSS sisteminin, yeni düzenleme çerçevesinde yeniden şekillenmesi gerekiyor. Lise alanlarında yapılacak bir değişiklik ÖSS’ye, öğrencilerin mezun olacağı 2007 yılında yansıyacak. Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun ÖSS’deki ortaöğretim başarı puanı uygulamasının düzeltilmesi için YÖK’e yazı yazdığı; ancak bugüne kadar bir gelişme olmadığı bildirildi.
Diğer yandan toplantıda liselerin önümüzdeki öğretim yılından itibaren 9. sınıftan başlamak üzere kademeli olarak 4 yıla çıkarılması kararı oybirliğiyle alındı. Buna göre, liselerdeki hazırlık sınıfları kaldırılacak, yabancı dil eğitiminin aksamaması için de bu liselerdeki yabancı dil ders saatleri 9. sınıfta ağırlıklı olmak üzere 10, 11 ve 12. sınıflara yaygınlaştırılacak. Liselerdeki haftalık ders saatleri azaltılarak, Avrupa Birliği ülkelerindeki seviyeye çekilecek. Türk dili ve edebiyatı dersi yeni öğretim yılından itibaren, “edebiyat” ve “Türk dili ve anlatımı” olarak ikiye ayrılacak. Genel liselerle mesleki liselerin 9. sınıflarında ders çizelgelerinde genel kültür dersleri ortak olacak. Öğrencilerin lise ve bölümler arasında yatay ve dikey geçişleri sağlanacak.
Avrupa, göçe karşı sınır polisi oluşturuyor
Mayıs 31, 2002
İtalya’nın başkenti Roma’da dün Avrupa Birliği (AB) ve AB’ye aday ülkelerin içişleri bakanlarının katılımıyla ‘Yeni Avrupa Sınırlarına Doğru–Avrupa Sınır Polisi Teşkilatı Fizibilitesi’ konulu bir toplantı yapıldı.
Toplantı ile AB sınırlarının güvenliği ve bu çerçevede aynı formasyona sahip bir Avrupa Sınır Polis Gücü’nün temellerinin atılması konusu masaya yatırıldı. Bu proje ile AB, gittikçe artan kaçak göçmen sorununa bir çözüm bulmayı amaçlıyor. Türkiye’yi temsilen toplantıya katılan İçişleri Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, yaptığı konuşmada çeşitli göç olaylarına maruz kalan Türkiye’nin birçok suç ve terör örgütlerinin faaliyet alanı olmaktan dolayı rahatsız olduğunu söyledi. Yücelen, Türkiye’nin sınır güvenliğiyle ilgili her türlü faaliyet içinde yer aldığını ve bu yönde uluslararası işbirliğine büyük önem verdiğini kaydetti. Suç örgütlerinin yüksek kazanç, terör örgütlerinin ise rant elde etmek amacıyla insan kaçakçılığını organize ettiklerini vurgulayan Bakan Yücelen, zaman zaman bazı ülkelerin siyasi amaçları gereği iltica ve yasadışı göçü teşvik ettiklerinin altını çizdi. Öte yandan Bakan Yücelen, dün İtalya İçişleri Bakanı Claudio Scajola ile ikili bir görüşme yaptı.
Ünlüler ‘çürük’ çıktı
Mayıs 31, 2002
Milli Savunma Bakanlığı, Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Cem Özer’in geçirmiş oldukları ameliyatlar sebebiyle ‘çürük’e ayrıldıklarını açıkladı.
Milli Savunma Bakanlığı Genel Sekreteri Kara Pilot Kurmay Albay Tamer Büyükkantarcıoğlu, vatandaşların askerlik yükümlülüğüne ilişkin işlemlerinin kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak titizlik ve hassasiyetle yürütüldüğünü bildirdi.
Büyükkantarcıoğlu, yazı ve haberlerde konu edilen Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Cem Özer hakkında farklı hastalık ve arızaları ile geçirmiş oldukları ameliyatları sebebiyle, TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliği’ndeki kriterler ve somut klinik bulgulara istinaden, ‘askerliğe elverişli değildir’ kararı verildiğini hatırlattı. Hakkında, ‘askerliğe elverişli değildir’ kararı verilen Orhan Aslıtürk için de Askerlik Kanunu gereğince 1998′de kontrol muayenesi yapıldığını belirten Büyükkantarcıoğlu, “Yurtdışında olması nedeniyle kontrol muayenesine sevki mümkün olamayan adı geçen, ele geçtiğinde veya müracaatında, kontrol muayenesi için yeniden asker hastanesine sevkedilecektir” dedi. Büyükkantarcıoğlu, Erol Evcil’in de bedelli askerlik için başvurduğunu belirtti
Kara teslim oldular: 19 ölü
Mayıs 31, 2002
VAN- Türkiye üzerinden, ölümü bile göze alarak, Avrupa ülkelerine gitmeye çalışan kaçakların dramlarına hergün bir yenisi ekleniyor. Bu dramların en ağırı dün Van’da yaşandı. Van’ın Çaldıran İlçesi yakınlarında, sınırdan kaçak yollarla yurda girmeye çalışan kaçaklardan, ilk belirlemelere göre 19’i donarak öldü. Çaldıran’ın İran sınırına yakın olan ve halen kar kalınlığının 3-4 metre civarında bulunduğu yüksek kesimlerinden, Aşağı Güldere Köyü yakınlarından Türkiye’ye kaçak yollarla girmeye çalışan çok sayıda yabancı uyruklu donarak hayatını kaybetti.
Afganistan’dan gelmişler
Açıklama yapan Van Valisi Durmuş Koç, olayın Çaldıran’ın Gülderen Köyü Doğuvan mezrası yakınındaki 209 nolu sınır taşı bölgesinde meydana geldiğini açıkladı. Vali Koç, Jandarma Komutanlığı ekiplerince başlatılan arama çalışmaları sonucu çıkan cesetlerin, bir-iki aylık olduğunu ve karların erimesiyle birlikte ortaya çıktığını bildirdi. Cesetlerin 7’sinin sabah, 12’sinin de öğlenden sonra bulunduğunu açıklayan Vali Koç, yabancı uyrukluların muhtemelen Afganistanlı olduğunu kaydetti.
Kaçakların önü kesilemiyor
Vali Koç, “Cesetlerin 9’u çocuk, 12’si ise erkek ve kadınlardan oluşuyor. Kimlik belirleme çalışmaları da devam ediyor. Bunların uzun süre önce sınırdan kaçak yollarla giriş yaptıktan sonra donmuş olabileceklerini tahmin ediyoruz” dedi. Bölgede karların 8-9 ay yerde kaldığını da hayırlatan Vali Koç, sınırdan kaçak girişlerin organize bir şekilde yapıldığını, insan kaçakçılığıyla ilgili çalışmaların devam ettiğini kaydetti. Bu arada Vali Durmuş Koç dün de, Çaldıran’da şüphe üzerine durdurulan bir tankerin aranması sonucunda, yurda kaçak yollarla giriş yapmış 22 Iraklının bulunduğunu bildirdi. Koç, yakalananların sınır dışı işlemlerinin sürdürüldüğünü belirtti.
Tavuk katliamı
Mayıs 31, 2002
BERLİN - Almanya’da hayvan yeminde ortaya çıkan zehirli Nitrofen sebebiyle Mecklenburg-Vorpommern eyaletinde 63 bin tavuğun öldürüleceği bildirildi. Eyaletin Tarım Bakanlığı sözcüsü Marion Zinke, eyalet hükümetinin tavukların öldürülmesi yönünde talimatı olmadığını, ancak kapatılan işletmelerdeki çiftçilerin hayvanları öldürmekten başka çareleri bulunmadığını söyledi. Brandenburg eyaletinden geldiği tahmin edilen ve hayvan yemi olarak kullanılan yaklaşık 550 ton buğdayda, yabani otların yok edilmesinde kullanılan Nitrofen adlı zehirli bir maddeye rastlanmıştı. Bu maddenin buğdaya nasıl karıştığı hâlâ bilinmiyor. Başşehir Berlin dahil olmak üzere, Almanya’nın bazı şehirlerinde belirli yerlerde tavuk ve yumurta satışının da durdurulduğu bildirildi.
Ecevit gelemedi…
Mayıs 31, 2002
Doktorlar, ‘Katılmasanız iyi olur’ dedi, Ecevit de Sezer’i arayıp, ‘MGK’ya gelemeyeceğim’ dedi
24 saat hemşire gözetiminde tutulan Başbakan, dün sabah ilk olarak doktorlara muayene oldu. Doktorlar, “Uzun süreli bir toplantıya katılmanız riskli olur” gerekçesiyle MGK toplantısına katılmamasını istediler. Ecevit de bunun üzerine önce Cumhurbaşkanı Sezer’i aradı ve gelemeyeceğini söyledi. Ardından da, Ecevit’in Basın Müşaviri Cem Avcı, “MGK, Başbakan Ecevit’siz olarak toplanacak” açıklamasını yaptı.
MGK, AB, OHAL ve Kıbrıs’ı görüştü
MGK’da AB ile ilişkiler, Kıbrıs konusundaki son gelişmeler ele alındı. Olağanüstü Hal Uygulaması`nın Hakkari ve Tunceli’de kaldırılması, Diyarbakır ve Şırnak’ta ise son defa uzatılması tavsiye edildi.
Yugoslav federasyonunda sona doğru
Mayıs 31, 2002
Belgrad’daki Yugoslavya parlamentosu federasyona son verilip, Sırbistan ve Karadağ arasında çok yakın olmayan birlik oluşturmayı görüşüyor. Her iki cumhuriyetin hükümetleri ortak savunma ve dış politika ile diğer alanlarda özerklik öngören anlaşmayı onaylamış durumda.
Taraflar üç yıl sonra birlikten de ayrılabilecek. Belgrad’daki muhabirimiz haftalar süren siyasi çekişmeler ardından Yugoslavya parlamentosunun anlaşmayı onaylamasının beklendiğini belirtiyor.
Avrupa’da göçe karşı bir adım daha
Mayıs 31, 2002
Avrupa Birliği yasadışı göçe karşı yeni önlemleri hayata geçirecek. Birlik üyesi on beş ülkenin içişleri bakanları ve bir dizi komşu ülkeden temsilciler, Roma’da yaptıkları toplantıda, Avrupa’nın en çok kullanılan havaalanı ve limanlarında geçici olarak görev yapacak bir özel güç oluşturma kararı aldı.
Tasarı önümüzdeki ay İspanya’da yapılacak Avrupa Birliği zirvesinde onaylanırsa, kurulacak özel güç yasadışı girişleri önlemeye yönelik görev yapacak. Öneriler göç sorunu ve Avrupa çapında aşırı sağın yükselişinin yarattığı kaygıları yansıtıyor.
İspanya ve Almanya gibi ülkeler ise Birlik çapında ortak sınır polisi oluşturulmasının yakın gelecekte mümkün olmadığını belirtiyor.
Türkiye`nin doğusunda ise yetkililer polisin İran`dan kaçak olarak ülkeye girmeye calışan ve donarak oldükleri anlaşılan ondokuz kişinin cesedini bulduğunu açıkladı.
Van Valisi Durmus Koç sınıra yakın dağlık bölgede bulunan cesetlerden dokuzunun çocuklara ait olduğunu söyledi. Van Valisi bu kişilerin bir kac ay önce olmuş olduğunun tahmin edildiğini belirtti. Yılın büyük bölümü karlarla kaplı olan bu bölgeden binlerce kişi İran-Türkiye sınırını aşarak Batı Avrupa’ya gitmeye çalışıyor.
Keşmir krizinde nükleer savaş tehlikesi
Mayıs 31, 2002
Pakistan ile Hindistan arasındaki Keşmir krizi iki komşunun nükleer güce sahip olması açısından bölgesel bir krizin ötesinde tehlike yaratıyor. Üstelik taraflar bu konuda çekimser davranmaya niyetli değiller. Pakistan’ın BM nezdindeki Büyükelçisi Münir Ekrem dün nükleer silahları kullanmaktan vazgeçmeyeceklerini, aksi takdirde Hindistan’a öldürme lisansı vermiş olacaklarını söyledi.
Kohl, Türkiye’de din özgürlüğünün olmadığını söyledi
Mayıs 31, 2002
Eski Almanya Başbakanı Helmut Kohl, Türkiye’de din özgürlüğünün bulunmadığını, Türkiye’nin AB’ye üye olmaması gerektiğini söyledi.
Beytlaham’da Yine Eşkıya Baskınları
Mayıs 30, 2002
Hz. İsa (a.s.)’nın doğum yeri olarak bilinen Beytlaham’da işgalci saldırganların eşkıya baskınları ve esir alma işlemleri bugün de devam etti. Saldırganlar bu şehirde baskınlarını dört günden beridir sürdürüyorlar. Saldırganların bugünkü baskınlarında çok sayıda polis köpeği de kullandıkları bildirildi. Saldırganlar şehirdeki evlerin bazılarının etrafındaki bahçe duvarlarını yıktılar. Bunun yanı sıra bazı caddelerdeki duvarları ve dükkanların kapılarını tahrip ettiler. İşgalciler gerek Beytlaham’dan, gerekse yanı başında bulunan Beyti Sahur kasabasından ve Dehişe mülteci kampından onlarca Filistinliyi tutukladılar. Saldırganlar tutuklananları, caddelerde ve birtakım sosyal tesislerde kurulan askeri merkezlerde sorgulamaya tabi tutuyorlar. Saldırganlar dün bir ara kaldırdıkları sokağa çıkma yasağını da yeniden uygulamaya başladılar. İşgalcilerin dün sokağa çıkma yasağını kaldırdıkları sırada insanları belli yolları ve caddeleri kullanmaya zorladıkları ve bu uygulamayı da bazı kişileri tutuklamak için değerlendirdikleri bildirildi. Saldırganlar düzenledikleri eşkıya baskınları esnasında kadınlara karşı da çirkin muamelelerde bulunarak onları rencide ettiler. Devam eden eşkıya baskınları sebebiyle Beytlaham’da ve civarındaki mülteci kamplarıyla kasabalarda dört günden beridir tüm sosyal faaliyetler ve eğitim durmuş bulunuyor.
Kaynak: www.vahdet.com.tr
el-Halil’de Vahşi Saldırılar ve Tutuklamalar Bugün de Devam Etti
Mayıs 30, 2002
Siyonist saldırganların Batı Yaka’nın el-Halil şehrinde dün sabahın erken saatlerinden itibaren başlattıkları vahşi saldırılar ve tutuklamalar bugün de devam etti. İşgalcilerin bugün el-Halil’in bütün mahallerine girdikleri ve evlere baskınlar düzenledikleri bildirildi. Verilen haberlere göre el-Halil’e eşkıya baskını düzenleyen siyonist saldırganlara 40 adet tank, birçok zırhlı araç ve havadan da helikopterler destek verdi. Saldırganlar baskınlar esnasında evlere doğru ateş ederek çeşitli şekillerde zarar verdiler. Girdikleri evlerin eşyalarına da ciddi şekilde zarar verdiler. Haberlerde bildirildiğine göre el-Halil’de gerçekleştirilen vahşi baskınlarda onlarca Filistinli tutuklandı. Ancak tutuklananların kesin sayısı hakkında bir tespit yapılamadı. Saldırganlar bugün öğle saatlerinde şehrin kenar semtlerine doğru çekildiler.
Kaynak: www.vahdet.com.tr
İşgalci Cellatlardan Filistinli Kadına Çirkin Saldırı
Mayıs 30, 2002
Çağdaş emperyalizmin desteğinden, uluslararası kurumların aymazlığından ve dünya kamuoyunun sessizliğinden iyice cesaret alan işgalci saldırganlar gittikçe azıtmaya başladılar. Daha önce Filistinli kadınları çeşitli şekillerde rahatsız eden vahşi saldırganlar bu kez ırz ve hayalarını hedef alan çirkin saldırılara teşebbüs etmeye başladılar. Verilen bilgilere göre evvelki gün (28 Mayıs 2002 Salı), Nefha çöl hapishanesinde tutulan kocasını ziyaret etmek isteyen Filistinli bir bayan hapishane görevlilerden üç celladın vahşi saldırı ve muamelelerine maruz kaldı. Zindanda tutulan HAMAS mücahitlerinden birinin eşi olan bayan, cellatlar tarafından sıkıştırılarak elbiselerini çıkarması için kendisine şiddet ve baskı uygulandı. Üç celladın bu çirkin hareketi siyonist bayan polislerin gözlerinin önünde yaptıkları bildirildi. HAMAS, konuyla ilgili bir açıklama yaparak, söz konusu muameleyi yapan üç celladın isim ve kimliklerinin tespit edildiğini ve er ya da geç mutlaka cezalandırılacaklarını duyurdu. HAMAS açıklamasında söz konusu vahşi saldırıyı ve muameleyi yapan cellatların isimlerini de açıklayarak, bu kişilerin kanlarının akıtılması için mücahitlere çağrıda bulundu. HAMAS, söz konusu açıklamasında işgalci siyonistlerin kırmızı ışığı artık iyice geçtiklerine dikkat çekerek söz konusu cellatları, bu muameleye yönelten işgal devletinin ve onun görevlilerinin de suça ortak olduklarını dolayısıyla yaptıklarının karşılığını en ağır şekilde ödemek zorunda kalacaklarını bildirdi. HAMAS dünya Müslümanlarını da bu saldırılar karşısında sessiz kalmamaya, tepkilerini ortaya koymaya çağırdı ve bu tepkilerin Filistin’deki kardeşlerinin ırz ve namuslarının korunması mücadelesine bir destek mahiyeti taşıyacağını dile getirdi.
Kaynak: www.vahdet.com.tr
