New York Times, Türkiye’nin komutası ABD açısından bir zafer oldu.

Nisan 30, 2002

Türkiye’nin, Afgan barış gücü ISAF’ın komutasını devralmasının, ABD açısından bir zafer olduğu bildirildi. New York Times gazetesi, ABD’nin, Türkiye’ye masrafları karşılama ve güvenlik gücünün rolünü sınırlı tutma konularında güvence verdiğine dikkati çekti. Haberde, ABD’nin haftalar süren müzakereler sırasında Türkiye’ye çeşitli teşviklerde bulunduğu da kaydedildi.

Başkan Yardımcısı Dick Cheney’in Ankara ziyareti sırasında ABD’nin katkı amacıyla 228 milyon dolar vereceği, buna karşılık Türkiye’nin Afganistan’a 1,000 asker daha göndereceği söylenmişti.

Anlaşmaya göre Türkiye, Kabil ve çevresinde asayişi sağlayacak olan 5.000 kişilik gücün komutasını 6 ay süreyle üstlenecek. Türk hükümeti, görevin ne zaman devralınacağının BM ve diğer ülkelerle yürütülecek müzakereler sonunda belirleneceğini duyurdu.

İngiliz kaynakları ise Türkiye’nin görevi hazirandan önce devralmayacağını tahmin ediyorlar. Görev değişiminin haziran ortasındaki Loya Jirga toplantısından sonra yapılacağı bildiriliyor. Loya jirga, halen işbaşında bulunan geçici Hamid Karzai yönetiminin desteklenmesini ya da yeni bir yönetim seçilmesini kararlaştıracak.



Sırp işkenceci tazminat ödemeye mahkum oldu.

Nisan 30, 2002

Bosna-Hersek”te 1998 yılında Boşnaklara işkence yaptıktan sonra ABD”ye kaçan bir Sırp, hakkında açılan dava sonunda 140 milyon dolar tazminat ödemeye mahkum oldu.

Amerikalı yargıç Marvin Shoob, işkenceci Sırp Nikola Vukovic”in, Kemal Mehinovic, Muhammed Bicic, Saffet Hacialiyagic ve Hasan Subasic”e 35”er milyon dolar tazminat ödemesini kararlaştırdı.

Ancak Vukovic”in mahkeme kararından önce ortadan kaybolduğu, bu nedenle tazminatın tahsil edilmesinin zor olduğu bildirildi. Yakınları, Vukovic”in hasta olan annesini görmek için Sırbistan”a gittiğini iddia ederken, merkezi San Fransisco”da bulunan Sorumluluk ve Adalet Merkezi adlı kuruluş, Vukovic”in yaşadığı Atlanta bölgesinde görüldüğünü saptadı.

Vukovic aleyhine dava açan işkence kurbanlarından Kemal Mehinovic, ””Sonuçtan memnunum. Bu davayı Vukovic tarafından işkence edilen ve öldürülenler için açmıştım. Para mühim değil. Bu karardan sonra o artık Amerika”da rahat olmayacak”” diye konuştu.

Yargıç Shoob, kararında, ””Vukovic”in yaptıklarının, yaygın ve sistematik işkence ve etnik temizlik kampanyası tarifine tıpa tıp uyduğunun”” altını çizdi.

Çeçenler: Şamil yaşıyor…

Nisan 30, 2002

Çeçen kaynaklar, Rus general Anatoliy Kvaşnin’in ortaya attığı Şamil Basayev’in öldüğü haberini yalanladı. Basayev’e yakın olan Kavkaz-Center, Basayev’in sağ olduğunu bildirdi. Kavkaz-Center, son olarak Basayev ile 25 Nisan’da telefon bağlantısı kurduklarını kaydetti.

Rumsfeld:Arkanızdayız.

Nisan 30, 2002

ANKARA (İHA) - ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, Başbakan Bülent Ecevit ile Milli Savunma Bakanı Sabahattin Çakmakoğlu’na birer mektup göndererek Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik ve Destek Gücü’nün (ISAF) komutasını üstlenecek Türkiye’ye her konuda destek olma sözü verdi. Edinilen bilgiye göre, mektubunda Türkiye’nin terörizme karşı verdiği mücadede ve destekten ötürü teşekkürlerini ileten Rumsfeld, ABD’nin ISAF komutası konusunda Türkiye’ye her türlü desteği vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Mesut Yılmaz: ‘Genç kızların hayatı karardı’…

Nisan 30, 2002

ANKARA- Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz, başörtüsü sorununun Türkiye’de yasal ve idari tedbirlerle çözümünün mümkün olmadığını belirterek, “Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi kesin gibi olan bir yasa düzenlemesine gitmenin, sorunun çözümüne hiçbir katkı sağlamayacağı ortadadır” dedi. Yılmaz, SP Ankara Milletvekili Zeki Çelik’in soru önergesine verdiği cevapta, YÖK’ün idare içerisinde yer almakla birlikte Hükümet dışında bir kurum olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Tüm dünyada, geçmişte ve günümüzde üniversiteler özgür düşüncenin ve bilimin merkezi olmuştur. Türkiye’deki üniversitelerimizden de aynı görevi beklemek hakkımızdır. Özgür düşüncenin ve bilimin merkezleri olması gereken üniversitelerin kılık kıyafet, saç sakal gibi biçime ilişkin hususlarda, diğer kurumlara göre her zaman daha esnek bir yapıda olmalarından tabii bir şey yoktur.”

Hayatlar karartılamaz

Yılmaz, yasaların, kuralların doğruluğu ya da yanlışlığının ayrı bir tartışma konusu olduğunu ifade ederek, “Ancak, beğenilse de beğenilmese de meri kanunlara uyulmasını sağlamak devletin başta gelen görevlerindendir. Çağdaş ülkelerde de aynı anlayış geçerlidir. Ancak hiçbir mülahaza gençlerimizin hayatını karartan uygulamaları haklı gösteremez” dedi. Yılmaz, orta ve yüksek öğretim kurumlarında yaşanan başörtüsü ile olaylara müdahale etmekle mükellef İçişleri Bakanlığı’na yüklemenin çok kolay ama doğru ve çözüme katkı sağlayan bir yöntem olmadığını da sözlerine ekledi.

iha

Türkiye/Yurtdışı telefon görüşme ücretlerinde indirim

Nisan 30, 2002

Ankara - Türk Telekom Genel Müdürü İbrahim Hakkı Alptürk, bazı ülkelerle yapılan telefon görüşme ücretlerinde, yüzde 32 ile 42 arasında indirim yapıldığını bildirdi.

Alptürk, yaptığı yazılı açıklamada, ABD, Kanada, İsrail ve Kazakistan ile yapılan 1 dakikalık görüşmelerin yüzde 32′lik indirimle 1 milyon 250 bin liradan 850 bin liraya, Gürcistan, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan ile yapılan 1 dakikalık görüşmelerin yüzde 35′lik indirimle 850 bin liradan 550 bin liraya, Japonya, Suudi Arabistan ve Irak ile yapılan görüşmelerin ise yüzde 42′lik indirimle 2 milyon 150 bin liradan 1 milyon 250 bin liraya indirildiğini bildirdi. Ayrıca, Alptürk, ücretlere katma değer, Hazine ve haberleşme vergilerinin dahil olduğunu kaydetti.

Eski kral Zahir Şah Paktia sorununu çözmeye çalışıyor….

Nisan 30, 2002

Kabil - Afganistan’ın eski kralı Muhammed Zahir Şah, ülkenin doğusundaki Paktia eyaletindeki kanlı çatışmalara son verebilmek amacıyla yerel liderlerle görüştü. İtalya’da 29 yıl sürgünde yaşadıktan sonra 18 Nisan’da ülkesine dönen 87 yaşındaki Zahir Şah, olaylardan duyduğunu üzüntüyü dile getirerek, “Bu bölgedeki aşiret liderleriyle temaslarda bulundum ve durumu sakinleştirmek ve aralarındaki anlaşmazlığa son vermek için elimden geleni yaptım” dedi.

Eski krala göre, bölgedeki sorunların kaynağında “insanların farklı düşünce yapısı ve farklı anlayış tarzlarına” sahip olmaları yatıyor. Bölge valisi Tac Muhammed Vardak, Şubat ayında Paktia bölgesi valiliğinden devrilen Padşah Han Zadran’a bağlı güçlerin saldırıya geçtiğini duyurmuş, çatışmalarda yaralanan ve ölenlerin sayısı en az 115′i bulmuş, Pazar günü geçici ateşkes ilan edilmişti.

İngiltere’nin ‘Türkiye’ raporu: ‘İnsan haklarında çok az ilerleme var’

Nisan 30, 2002

İngiltere Parlamentosu’nun 11 milletvekilinden oluşan Dış İlişkiler Komisyonu tarafından hazırlanan 2001-2002 yılı ‘Türkiye’ raporunda, ‘Türkiye bölgesinde ana güç olup, İslam dünyasındaki işleyen tek laik demokrasidir’ denildi.

125 sayfalık raporun önsözünde, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda hem AB’den, hem de Türkiye’den kaynaklanan bazı önyargıların bulunduğu belirtildi. Raporu yazan milletvekilleri, bunların aşılabilmesi için kültürel, dini ve tarihi düşmanlıkların bir yana bırakılmasını istediler.

‘Kritik komşular endişe yaratıyor’

Türk tarafının Avrupa’ya olan güvensizliğini aşması ve AB’yi daha iyi anlaması gerektiği görüşünün savunulduğu raporda, Türkiye’nin büyüklüğü ve nüfus yoğunluğu ile ‘kritik komşularının’ AB cenahında tereddütlere yol açtığı kaydedildi.

Ankara’nın AB ile tam üyelik müzakerelerine başlamadan önce siyasi kriterleri yerine getirmesi gerektiğine dikkat çekilen raporda, yapılan birçok yasal reforma karşın insan hakları alanında çok az ilerleme kaydedildiği belirtildi ve reformların devam etmesi istendi.

AB’nin Türkiye’ye yaptığı yardımlara da değinilen raporda, AB’nin diğer aday ülkelere kıyasla Türkiye’ye çok daha az yardım yaptığı tespitinde bulunuldu ve bu durumun gözden geçirilmesi istendi.

‘Ege’deki diyalog önemli’

İngiltere Parlamentosu Dış İlişkiler Komisyonu tarafından hazırlanan ‘Türkiye’ raporunda, Türk-Yunan ilişkileri konusuna değinilerek, Ege’de sorunların çözümü için başlatılan görüşmelerin Türkiye’nin AB üyeliği açısından da faydalı olacağı belirtildi.

Raporu yazan milletvekilleri, Yunanistan ile Türkiye arasındaki sorunların çözümü konusunda atılan adımların olumlu olduğuna dikkat çekerken, Kıbrıs sorununa da değindi. Raporda, ‘Kıbrıs konusundaki uyuşmazlık çözülse de, çözülmese de Kıbrıs’ın (Rum kesimi) 2002 Aralık ayında Kopenhag’da toplanacak AB zirvesinde AB’ye üye olarak kabul edilmesi neredeyse kaçınılmaz gibi görünüyor. Bu siyasi bir gerçektir ve Türkiye bunu görmelidir’ denildi.

Irak konusuna da değinilen raporda, Türkiye’nin Irak ile ilgili operasyon konusunda endişeleri bulunduğuna dikkat çekildi. Raporda, ‘eğer Türkiye Saddam’ın devrilmesinden ekonomik ve siyasi fayda sağlayacağına dair garantiler alırsa, Türk Ordusu Irak’a karşı operasyonu desteklemeye hazır. Ama şu anki şartlar altında Türkiye’nin ABD’nin Irak’a karşı yapacağı operasyonu destekleyip desteklemeyeceği belirsizliğini koruyor’ denildi.

A.A.

Ecevit: Çok şey yapmışız, kıvanç duydum.

Nisan 30, 2002

Başbakan Bülent Ecevit, 57. hükümet döneminde çok şey başarıldığını belirterek, “Geçen gün Hükümet Programı’na yeniden göz attım, Hükümet Protokolü’nü yeniden inceledim. O kadar çok şeyi söylemiş ve söylediklerimizin sonuçlarını almışız ki, ben de kıvanç duydum.” dedi.

Çin’den gelen ilk turist kafilesi İstanbul’u gezdi…

Nisan 30, 2002

Çin hükümetinin Türkiye’yi turizmde hedef ülkeler listesine almasının ardından, “ilk 25 kişilik Çinli turist kafilesi” dün sabah Türkiye’ye geldi. Çinli turistler dün istanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezdi. Turistler akşam saatlerinde İstanbuldan ayrıldı.

İsrail, BM heyetine izin vermiyor.

Nisan 30, 2002

İsrail hükümeti Cenin mülteci kampında inceleme yapmak üzere bölgeye hareket etmek üzere kendilerinden haber bekleyen BM heyetinin gelişine izin vermeyerek tavrını sürdürme kararı aldı. İsrail devlet radyosu, bu sabah toplanan güvenlik kabinesinin, Batı Şeria’daki Cenin Filistin mülteci kampında olanları gün ışığına çıkarmak üzere bölgede incelemelerde bulunmak isteyen BM heyetinin gelişine izin vermeme tavrının devamına karar verdiğini duyurdu.

Heyet, Cenevre’de bölgeye hareket etmek üzere İsrail’den haber bekliyordu.



Benazir Butto politikaya dönüyor

Nisan 30, 2002

Pakistan’ın eski başbakanlarından Benazir Butto, politikaya döneceğini açıkladı. Halen yurdışında yaşayan Butto, Devlet Başkanı Pervez Müşeref’in devlet başkanlığı süresini uzatma yolunu açacak referandumun yapıldığı bugün The News gazetesinde yayınlanan açıklamasında, “tutuklansa da, hapse atılsa da, Ekim’de yapılacak seçimlerde aday olacağını” söyledi.



ABD askerleri Gürcistan’da “terörle” mücadele eğitimi veriyor…

Nisan 30, 2002

Gürcistan ordusuna terörizme mücadele alanında eğitim vermek üzere, bu ülkeye 20 kadar Amerikan askerinin geldiği bildirildi. Amerikan Savunma Bakanlığı (Pentagon) sözcüsü Binbaşı Tim Blair, askerlerin, Gürcü askerler ve yetkililere askeri taktikler öğretmek üzere bu ülkeye gelecek 150 ile 200 Amerikan özel harekat askerinin ilk grubunu oluşturduğunu belirtti.

İsrail tankları, Batı Şeria’a bir köyü işgal etti

Nisan 30, 2002

İşgal ordusunun, tanklar ve zırhlı araçlarla birlikte, Batı Şeria’nın Beytüllahim kenti yakınlarındaki Şavara Köyü’ne girdikleri bildirildi.İsgal ordusu, birliklerin, “terörist faaliyetlere engel olmak” için Beytüllahim’in doğusundaki Şavara köyüne girdiğini belirtti.

Görgü tanıkları da işgal askerlerinin, köyde sokağa çıkma yasağı uyguladıklarını, evleri aradıklarını ve bazı kişileri tutukladıklarını söylediler.

İşgal birliklerinin, Şavara köyüne iki hafta içinde ikinci kez girdikleri belirtildi.

zaman

Yüksel, Erdoğan’ın serbest bırakılmasına itiraz etti

Nisan 30, 2002

Ankara DGM Cumhuriyet Savcısı Nuh Mete Yüksel, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yedek hakimlikte serbest bırakılması kararına itiraz etti. Yüksel, yürüttüğü soruşturma kapsamında geçen hafta ifadesini aldıktan sonra tutuklama istemiyle yedek hakimliğe sevkettiği Recep Tayyip Erdoğan’ın, serbest bırakılması kararına bugün itiraz etti.

Yüksel, itiraz dilekçesini Ankara 2 No’lu DGM’ye verdi.

Ankara 2 No’lu DGM, Savcı Yüksel’in itirazını karara bağlayacak.


İnşaatı bile bitmeyen 94 kültür merkezinin çoğuna müdür atanmış!

Nisan 30, 2002

İnşaat halindeki 94 kültür merkezinden çoğuna müdür atandığı ortaya çıktı. Elazığ’daki merkeze ise proje aşamasında müdür atanmış. Yıllardır süren ihmale Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın el koyması bekleniyor.

Diplomatik Girişimler Sonuç Vermiyor Siyonistler İşgal ve Saldırılarını Sürdürüyorlar

Nisan 30, 2002

Ramallah’da özerk yönetimden bir heyetle ABD ve İngiltere’den gönderilen bazı temsilcilerden oluşan heyet arasında işgal devletinin son vahşi saldırısının sebep olduğu krizin çözümü ve Mehd kilisesi etrafındaki kuşatmanın kaldırılması konusunda görüşmeler devam ederken işgal devletinin özellikle el-Halil ve Nablus şehirlerine ve bu iki şehre bağlı yerleşim birimlerine yönelik insanlık dışı saldırıları ve muhasara uygulamaları devam ediyor. Verilen bilgilere göre işgal güçleri Nablus’un doğusundaki üç beldede sokağa çıkma yasağını oldukça katı bir şekilde sürdürüyorlar. Sokağa çıkma yasağının uygulandığı Azmut köyünden Raid Amir adlı bir şahsın verdiği bilgilere göre, Nablus’un doğusundaki Azmut, Salim ve Deyru’l-Hatab köyleri günlerden beridir oldukça katı bir sokağa çıkma yasağına ve muhasaraya tabi tutuluyor ve işgal güçleri sokakta dolaştıklarını tespit ettikleri her Filistinlinin üzerine vahşice ateş ediyorlar. Bu vahşi saldırgan tutum yüzünden muhasaranın devam ettiği günlerde bu köylerin ahalisinden bir kişi şehit olurken iki kişi de yaralandı. Uygulanan katı muhasara yüzünden bu köylerin ahalisi erzak ve temel ihtiyaç maddeleri yönünden sıkıntı çekiyor.

Bu arada işgal güçlerinin el-Halil’deki işgal ve saldırıları da devam ediyor. el-Halil’in belediye başkanı Mustafa en-Netişe yaptığı açıklamada işgal kuvvetlerinin şehrin her tarafına girdiklerini ve her tarafta sokağa çıkma yasağı uyguladıklarını bildirdi. Başkan en-Netişe, işgal güçlerinin şehirde adeta kuş uçurmamaya çalıştıklarına ve hareket ettiğini fark ettikleri her şeyin üzerine ateş ettiklerine dikkat çekti. Verilen bilgilere göre işgalciler el-Halil’de aynı zamanda özerk yönetime ait bütün kurumlara girerek herkesi teker teker kimlik kontrolünden geçirdi, istedikleri kişileri de gözetim altına aldılar. Şehrin gençlerini okullara toplayarak kimlik kontrolünden geçirdi ve onlardan da onlarcasını tutukladılar. Tutuklananların arasında vahşi saldırılar sebebiyle yaralananların da olduğu bildirildi. Bu arada işgal güçlerine ait tanklar şehrin giriş noktalarına yerleşerek giriş çıkışları kontrol etmeye başladılar.

el-Halil’de bu vahşi saldırılar ve sokağa çıkma yasağı devam ederken Beytlaham’daki Mehd (Doğuş) kilisesinde de muhasara ve saldırılar devam ediyor. Verilen bilgilere göre son olarak, kilisede muhasara altında tutulanlar arasında yer alan ve el-Fetih’in askeri kanadı durumundaki el-Aksa Şehitleri Birlikleri’ne mensup bir kişi kuşatmayı sürdüren işgalci askerlerin attığı mermilerle hayatını kaybetti. Öldürülen kişinin adının Nidal İsmail Uveyde el-Abiyyat olduğu bildirildi. Mehd kilisesi etrafındaki muhasara dördüncü haftasına girdi. Burada kuşatma altında tutulanlar, erzak stokları tükendiğinden meyve yapraklarını pişirerek hayatlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Burada oldukça zor şartlarda hayatlarını sürdürmelerine rağmen işgal güçlerine teslim olmayan 230 kadar Filistinlinin arasında hıristiyan din adamları da bulunuyor. Ancak ne yazık siyonist işgal devletiyle işbirliği yapan hıristiyan alemi Mehd kilisesinde mahsur kalan hıristiyan din adamlarının durumları karşısında sessizliği tercih ediyor. Bu konuyla ilgili olarak yürütülen masa başı görüşmeler ise sadece işgal güçlerine zaman kazandırıyor.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Filistinliler ABD Yardımı İstemiyor

Nisan 30, 2002

Batı Yaka bölgesindeki mülteci kamplarında ikamet eden Filistinlileri temsil eden halk komiteleri adına yapılan açıklamalarda gerek ABD adına gerekse onun bir yardım ajansı durumundaki USAID adına yapılan yardımların kabul edilmeyeceği bildirildi. Açıklamada söz konusu yardımların kabul edilmesinin Filistinli şehitlerin ruhlarına saygısızlık olacağı dile getirildi. Halk komiteleri Filistin’deki tüm gayri resmi kurumları ABD tarafından doğrudan veya dolaylı yollardan takdim edilecek tüm yardımları reddetmeye çağırdılar. Halk komiteleri tarafından yapılan açıklamada: “ABD bir şey yapmak istiyorsa, siyonist savaş suçlularını kendi ağızlarıyla itiraf ettikleri suçlarından, gerek Cenin’de ve gerekse Filistin’in diğer bölgelerinde halkımız ve tüm insanlık aleyhine işlemiş oldukları vahşi cinayetlerden dolayı savaş suçları mahkemelerine sevk etmesi gerekir” denildi.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

İşgalcilerden İtiraf: Cenin’e En Az 300 Füze Fırlatıldı

Nisan 30, 2002

Siyonist işgal devletinin yetkilileri Cenin’e yönelik vahşi saldırıda bu şehirdeki mülteci kamplarının üzerine en az 300 füze fırlatıldığını kendi ağızlarıyla dile getirdiler. Cenin katliamı aynı zamanda 21. yüzyılın ilk toplu kıyım ve imha saldırısı olarak tarihe geçti.

İşgal kuvvetleri bir yandan Cenin’e yönelik vahşi saldırılarıyla ilgili rakamları açığa çıkarırken bir yandan da kendilerinin kayıplarıyla ilgili bazı gerçekleri açığa vurmaya başladılar. İşgal devleti ordusunun hazırladığı ve Ha Aretz adlı İsrail gazetesinin yayınladığı bir dahili rapora göre Cenin mülteci kamplarına yönelik ilk saldırı merhalesinde saldırı birliğinin komutanı yaralandı. Askerleri onu kurtarmaya çalışırken direnişçi mücahitlerin yoğun ateşlerine maruz kaldılar ve bu esnada çok sayıda asker hayatını kaybetti. Yine aynı rapora göre saldırıda kullanılan yedek güçler direnişçiler karşısında başarısız oldular ve kendi aralarında bir koordinasyon birliği sağlayamadıklarından önemli sayıda ölü ve yaralı verdiler. Bu durum karşısında işgal devleti yedek kuvvetlerini arka plana çekerek özel timlerini sevk etme ihtiyacı duydu.

Cenin’de, çatışmaların devam ettiği altı gün içinde işgal güçleri ciddi şekilde zorlanmış ve önemli oranda kayıp vermişti. Fakat bu sürenin sonunda mücahitlerin mermilerinin bitmesi ve dışarıdan takviye alamamaları sebebiyle silahlarını bırakmak zorunda kalmaları mülteci kamplarının düşmesine yol açmıştı. İşgal güçleri de asıl katliam ve yıkımı bundan sonra gerçekleştirdiler. Nitekim muhtelif uluslararası kuruluşların hazırladığı raporlarda da bu gerçek tescil edilmekte ve kamplardaki direnişçilerin silahlarını bırakmalarından sonra da işgal güçlerinin saldırıları ve yıkım işlemlerini devam ettirdikleri dolayısıyla büyük bir katliama sebep oldukları dile getirilmektedir.

Bu arada, BM araştırma heyetinin Cenin’e girmesini uzun süre ertelettiren, dolayısıyla bu süre içinde katliamın izlerini ortadan kaldırmaya çalışan işgal devleti heyetin çalışmalarını serbestçe yürütmesini de engelliyor. Bu vahşi katliamının izlerini gizleme konusunda “barışçı” olarak lanse edilen Şimon Peres’in sürekli ön planda yer alması ise dikkatlerden kaçmıyor. Şimon Peres, BM heyetinin Cenin’e ulaşmasından sonra yaptığı açıklamada heyet üyelerinin istedikleri herkese soru sormalarına izin vermeyeceklerini ifade etti. Peres’in bu açıklaması ise işgal devletinin Cenin’de kendini gösteren vahşi yüzünün ortaya çıkması konusundaki endişeye delalet etmektedir.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Özerk Yönetimin Kararına HAMAS’tan ve FHKC’den Tepki

Nisan 30, 2002

HAMAS’tan bir yetkili, özerk yönetimin, İsrail eski Turizm bakanı Zwi’yi öldürmekle suçlanan kişilerin ABD ve İngiltere gözetiminde cezalandırılmalarının karşılığında Arafat çevresindeki muhasaranın kısmen kaldırılması yönündeki ABD teklifini kabul etmesine şiddetle tepki gösterdi. HAMAS yetkilisi konuyla ilgili açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “İsrail’in suçlu Turizm bakanının öldürülmesinden sorumlu tutulan Filistinli direnişçilerin yargılanması ve mahkum edilmesi esas itibariyle yanlış ve tenkit gerektiren bir hareketti. Bunun ardından Arafat’ın etrafındaki muhasaranın kaldırılması karşılığında söz konusu kişilerin ABD ve İngiltere askerlerinin gözetiminde hapse atılmalarının kabul edilmesi son derece hatalı bir adım olmuştur. Biz HAMAS hareketi olarak bu adımı reddediyor ve yadırgıyoruz. Çünkü siyonistlerin ve Amerikalıların taleplerine karşı yeni bir boyun eğme anlamı taşımaktadır. Bunun yanı sıra siyonist düşmana karşı birlikte direnme esası üzere oluşmuş olan Filistin birliğine de darbe vuracak bir girişimdir. Bunlara ek olarak bizim topraklarımız üzerindeki hakimiyetin Filistinli halkımıza değil işgalcilere ve ABD’ye ait olduğunu kabullenme gibi bir anlam taşımaktadır. Ayrıca bütün konunun Arafat’ın etrafındaki muhasara üzerinde yoğunlaştırılması ve dikkatlerin sadece bu yöne çekilmesi Filistin meselesinin asıl cihetinin, halkımızın önemli bir kesimini sıkboğaz eden büyük kuşatmanın dikkatlerden uzak tutulmasına yol açmaktadır. Oysa işgalcilerin kuşatmalarından etkilenen sadece sayın Arafat değil, onunla birlikte Filistin halkının bütün fertleridir.”

İşgal devletinin eski Turizm bakanı Rahabam Zwi’nin öldürülmesinden sorumlu tutulanların ABD ve İngiltere’den gönderilecek özel bir timin gözetiminde sorgulanmasının ve zindanda tutulmasının kabul edilmesine Filistin Halk kurtuluş Cephesi (FHKC) de şiddetle karşı çıktı. FHKC bu tür taleplerin kabul edilmesinin işgalcilerin iştahlarının daha da kabarmasına sebep olacağına dikkat çekti.

Kaynak: www.vahdet.com.tr

Sonraki Sayfa »